Peygamberin (sas.) güllerinden biri.

40 yıl yaşamış fakat binlerce insanın 400 yılda yapamayacağını samimiyetiyle (ihlas) yapmış.



Müslüman olmadan evvelki hayatı lüks içinde; mekkenin en zenginlerinden ve en yakışıklı delikanlılarından.



Müslüman olunca tüm bu lüks hayatı bırakıp, hayatını allah ve rasulüne adar. Müşrik olan ailesini elinin tersi ile iter.



Peygamber efendimiz kendisini medineye gönderir islamı anlatması için. Samimi olarak ölümü göze alıp gider (o devirde kimse dininden kolayca vazgeçmez) ve 1 yıl sonra geldiğinde; 'medine'de islamın girmediği hiçbir ev kalmadı' der.



Kendisini o zaman öldürmek isteyenler olur; onlara dediği 'önce beni dinle eğer kabul etmezsen yap ne istersen'

İhlas ile tüm kapıları açar.



Uhud savaşında kendisi ile beraber 70 kişi şehid olur. Üstünü örtecek kadar bile elbisesi yoktur. Başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açık kalır. Sonra peygamber emri ile ayakları otlar ile örtülecek ve defnedilecektir.



Bunları anlattıktan sonra sesleniyor bir alim; "peki şimdi islamı 3-5 konudan ibaret sayanların mus'ab'ı kim olacak ?"

Allah kendisinden razı olsun.
ah en sevdiklerimden.. o bir tanedir. müslüman olduktan sonra kimseden görmediği eziyeti annesi tarafından görmüştür..
Mus’ab bin Umeyr, Bedir Savaşı’na katılıp Uhud Savaşı’na da katıldı. Sancağı taşıdı. Bu savaşta Peygamberimizin ( s.a.v ) yanından ayrılmayarak saldıranlara karşı koyuyordu. İki zırh giyinmişti. Bu haliyle Peygamberimize ( a.s ) benziyordu. Müşrik ordusundan biri Peygamberimize ( a.s ) saldırırken Mus’ab bin Umeyr onun karşısına çıktı. Bu müşrik bir kılıç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr’in sağ kolunu kesti. Mus’ab bunun üzerine sancağı derhal sol eline aldı. Mus’ab o esnada Âli İmrân sûresi 144.“Muhammed ancak resûldür. Ondan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir” meâlindeki âyet-i kerîmeyi okuyordu. İkinci bir darbeyle sol kolu da kesilince sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne bastırdı ve yine aynı âyet-i kerîmeyi okudu. Bu haliyle kendini Peygamberimize ( a.s ) siper yapan Mus’ab bin Umeyr üzerine hücum eden I

Müşrik, vücuduna bir mızrak sapladı ve Mus’ab bin Umeyr yere yıkılıp şehîd oldu. Mus’ab bin Umeyr zırh giydiği zaman Peygamberimize benzediği için müşrikler onu şehîd edince Peygamberimizi öldürdüklerini zannetmişlerdi.



Hazret-i Mus’ab şehîd olunca: Hazreti Mus’ab’ın sûretinde bir melek sancağı aldı. Mus’ab’ın ( r.a) şehîd düştüğünden Resâlullah’ın henüz haberi olmadığından “İleri, ey Mus’ab, ileri! diye sesleniyordu. Bunun üzerine bayrağı elinde tutan melek, geri dönüp Resûlullah efendimiz’e ( s.a ) “Ben Mus’ab değilim” diye cevap verince, Resûlullah sancağı elinde tutanın melek olduğunu anladı. Bundan sonra Peygamberimiz sancağı Hazreti Ali’ye verdi.



Eshâh-ı kiramdan Ubeyd bin Umeyr anlatır: Resûlullah (s.a.v) Mus’ab bin Umeyr’i şehîd olmuş görünce başı ucuna dikilerek Ahzâb sûresinden “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allaha verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehîd oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehîd olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.” meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu ve sonra şöyle buyurdu: “Allah’ın Resûlü de şahittir ki, siz kıyâmet günü Allah’ın huzûrunda şehîd olarak haşr olunacaksınız” Daha sonra yanındakilere dönüp: “Bunları ziyâret ediniz. Kendilerine selâm veriniz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, kim bunlara bu dünyâda selâm verirse, kıyâmette bu azîz şehîdler kendilerine mukabil selâm vereceklerdir.”