neden canımız yanar

dr. frank vertosick'in yaşama ve ağrıya ilişkin analiz ve tespitlerini derlediği kitabı. epigrafları çok güzeldir, felsefe ve edebiyatı bir anda tıbbın hard konularına ustalıkla bağlayıverir. aklımda kalan bir cümlesi, "yaşam acılarla dolu"
bikağuz duyu almaçlarından dolayı.
herhalde en çok çaresizlikten. ben 12 yaşındayken yeni yapılan apartmanımızın altındaki dükkan boşluğuna bir sokak köpeği yavrulamıştı. 6 veya 7 tane yavru vardı. apartmanın bütün çocukları anne köpeği ve yavruları besledik bütün bir yaz. servisle okuldan döndüğümde üstüme atlayıp zıplayan, çantamı dişleyen, apartmana girdiğimde ağlamaya başlayan bebeler vardı artık.
bir gün okul çıkışı evden artmış tavuk kemiklerini yavrulara götürdüğümde beyaz bir araba yanaştı. içinden iki tane adam çıktı. zehirli tabancayla yavruları ağlayıp bağırmama rağmen gözümün önünde tek tek vurup arabaya taşıdılar. yapmayın, öldürmeyin derken biri "onlar hasta köpekler" dedi utanmadan. iki tanesini arkama alıp öldürtmedim. ve onlar çekip gittiğinde kalan 2 yavru birbirlerine sarılıp uyumaya başladılar. ve ben her gün pencereye yapışık yaşadım, her beyaz belediye arabasını gördüğümde soğuk soğuk terleyerek. 1-2 ay sonra kalan yavruları da zehirlenmiş kaldırımın kenarına çöp konteynırının yanına atılmış buldum.

bugüne dek ailemden kimseyi ölümle kaybetmedim derken hep aklıma o yavrular gelirdi, yalan söylemiş gibi hissederdim kendimi. dün annaneme kanser tanısı konmuş, bugün öğrendim ve çok korkuyorum. belki küçük yaşta öyle bir şey yaşadığıma karşılık ailemin ölümden korunacağına inandırdım kendimi komik ve çocukça.
yine elimden hiçbir şey gelmiyor, atlayıp eve bile gidemiyorum. kimseye söyleyemiyorum bile. çünkü düşünmek zorunda kalıcam ona bir şey olursa diye ama düşünmek istemiyorum. istemiyorum. istemiyorum.
canı çok yanmış ve artık yanmamasını gönülden isteyen, bunun için çareler arayan bir şahsın sorduğu soru olsa gerek.. cevabının çok karmaşık olduğunu düşünmüyorum. kişi canının yanmasına izin verirse yakarlar. başka bir açıklaması yok. insanlar bencildir, çıkarcıdır, fırsatçıdır. zayıf yönlerinizi, hassas olduğunuz konuları anlarlarsa elbet bir gün kullanırlar. siz ne kadar kendinizi açarsanız onların canınızı o kadar yakmalarına izin vermişsiniz demektir. sorunun cevabı bu zannımca..

ve ayrıca kişide merak uyandıran bir kitap ismi.. okunası duruyor.
vazgecmekten artık uğraşacak bir şey goremememekten
kitapta acı ve ıstırap arasındaki fark çok güzel ifade edilmiş.

-acı fiziksel olarak hissettiğimiz rahatsız edici, bedensel bir durumdur.
-ıstırap acı ve ağrıdan dolayı ruhsal açıdan ferah hissetmeme durumudur.

şöyle yazıyor kabaca kitabın bir bölümünde: insanlar acı çekerler ve bu oldukça kötüdür. fiziksel ve şiddetli bir ağrı yerinizde duramamanıza sebep olabilir. ancak bu değildir aslında huzursuz eden insanı. asıl altta yatan sebep, acı belirtisini kötüye yorma eğilimidir. "kolum ağrıyor kalbimle ilgili bir problem olabilir. " işte bu ıstıraptır.

içerik kuralları - iletişim