ölmek – Tıbbiyeli Sözlük
somatik ve selüler olmak üzere ikiye ayrılan ve bir organizmanın canlılığını yitirdiği durum.

somatik ölüm için muayenede dolaşım, solunum ve santral sinir sistemi nin işlevini yiirdiğini göstermmiz gerekir.

selüler ölümde ise adı üzerinde çoğunlukla hipoksi ve diğer nedenler ile hücre içi fonksiyonların bozulma olayı meydana gelmektedir.



dolaşım ve solunum muayenesi basittir ve tahmin edebileceğiniz gibi nabız alma, göğüs oskülte etme gibi muayenelerle yapılıyor ama nörolojik muayenede işi uzatıp eeg takanlar varmış.. saçma yani. genelde beyin sapı ve serebral reflekslere bakıp beyin ölümü tanısı konuluyor.



bizim için en önemli olaylar ölümün tanısını koyma ve postmortem değişiklikleri bilme.. postmortem değişiklikler de başka bir başlık altında incelenir artık.
ölüm deyince nedensizce aklıma, zamanında bir yerde okuduğum şu hikaye geldi: bir gün lavoisier, ülkesinde yolsuzluğa karıştığı için bir süre engizisyonda yatar ve giyotinle kafası kesilmeye mahkum edilir. -kısa kesiyorum- gün gelir, cellat giyotinin başına geçer.

lavoisier: cellat kafam vurulduğunda gözlerime dikkat et, seninle bir deney yapalım, ben diyorum ki insanın kafası kopsa bile bir süre daha gözlerini kontrol edebilir. ben vurulduktan sonra sana bir gözümü kırparsam bil ki kontrol edebilmişimdir.

cellat:okay

bir süre sonra kafa kesilir, lavoisier iki gözünü birden cellata kırpmıştır ve ardından son deneyini de noktalayarak hayata veda etmiştir. (bkz:antoine lavoisier) hikayede adı geçen lavoisier, kimyaya kütlenin korunumu kanununu kazandırmıştır.
kimileri için her şeyin bitişini,kimileri içinse asıl hayatın başlayacağını müjdeler.dünya üzerindekiler için en büyük bilinmezdir aynı zamanda.
'ne ölümden korkmak ayıp ne de düşünmek ölümü' dizelerini hatırlatan bir son veya başlangıç.