her insanın yılda birkaç kere denk geldiği haberler veya kayıpları yüzünden düşündüğü şeydir.



aslında ölümü düşünmek iki konuyu gündeme getirir zihnimizde biz istesek de istemesek de. bazen kaygılanır bazen harekete geçirir bu düşünce bizi. hangisini seçeceğimize biz karar veririz aslında.



ölüm bize yegane gerçeği anlatan belki de tek şeydir ve sınırlı ömrümüzün olması da bizi üzse de sığdırabildiğimiz kadar varız aslında hayatta. bir de yaşayan ölüler var ki onu da söylemeyeyim.
Bilinçli nefes almaktır.

"...
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Soğuk camlara dayayarak yüzümü
Kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
Yaşayan ya da artık yaşamayan dostları..

Bugün oturdum ölümü düşündüm
Örterek yüreğime kara bir tülü.

Bugün oturdum ölümü düşündüm
Kapkara bir gece pencereme dalarken
Öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
Yiğitliğin, özverinin, sevginin
Arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.

Bugün oturdum ölümü düşündüm
Bir darağacında ya da yolda yürürken

Bugün oturdum ölümü düşündüm
Yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken"

(bkz:ahmet erhan)

Belki de bir kez daha almayacağız yeni bir nefes. Yineleyip durduklarımız yenilenecek, ertelediklerimiz açılış sahnesini oluşturacak film şeridinin.
"Hiç gürbüz,
hiç pembe yanaklı
sayfalarımız olmadı mı bizim?
Biz hiç mavi kalacak bir mevsime
çıkmamış mıydık yorgun yokuşlardan
kışın?"
(bkz:birhan keskin)

Henüz yirmi yaşına varamadım, hayat bu kadar güzel. Ölümü düşünmek, ölüyü düşünmenin aksine huzur veriyor. Bir gün tüm dert ettiklerim benimle birlikte gömülecek. Belki çekirdek gibi avcumda sıkı sıkı tuttuğum umutlarım yeşerecek.

"Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider."

Kaçınılmaz olana basıp onu incitmek mi istemiyoruz oysa
"Ölüm muhakkak
Ve ölüm mutlak
Tek kapısıdır ölümsüzlüğün"
(bkz:erdem bayazıt)

Mutlu öl yeter(*)