ders almamız gereken nedenlerdir.
ama önce osmanlı sisteminin çöküş safhalarında ortaya çıkan akımlara bir daha bakalım, bunlar ölümü kabullenme aşamalarına benzemektedir.
*inkar (1774-1876): osmanlıcılık- tüm osmanlıları birleştirebiliriz çünkü herkes padişaha bağlı. biz osmanlıyız hepimiz bir kere.
*öfke (1876-1908): ümmetçilik - tüm müslümanları birleştirebiliriz. öyle de birleştiririz ki öfkelendiğimiz batıyı bir elimize geçirirsek darmaduman ederiz.
*pazarlık ve depresyon (1880'ler-1921): sözde liberal, prens sabahattin gibilerinin başını çektiği adem-i merkeziyetçilik akımı. dost düşman herkese imtiyaz dağıtıp sistemi kendimiz imha edersek kurtuluruz, belki bize iyi de davranırlar. bu hal kurtuluş savaşı sırasında zirveye ulaşmış, işgalci "yunan ordusunun aslında halifenin ordusu olduğuna" dair propaganda bildirileri anadolu halkına vahdettin'in adamlarınca yayılmıştır. bu bir tür eziklik psikolojisidir. stockholm sendromundaki katiline aşık olmak durumu gibidir.
*kabul (1908-1923 ve sonrası): batılı anlamda türkçülük (ulusçuluk) - nihayet tek çıkar yol, önceki asırların gevşekliğinden kurtulmak ve medeniyetin berkittiği yüksek bir ulusçuluk akımı ile çalışkan bireylerin oluşturduğu yeni bir sistemin kurulmasıdır.
osmanlı sisteminin çöküş nedenleri ise şunlardır:
1- yalnızca fetih ve ganimet ekonomisine bağlı olan sistemin, askeriye bozulduğunda fetihlerin de durması ile ortaya çıkan ekonomik iflası kaldıracak altyapısı olmaması, üretimin durması ile dışa bağımlılığın had safhaya ulaşması: anadolu ve rumeli'de yaşayan ve ülkenin çekirdeğini oluşturan asıl halkın çalışıp üretememesi, yeni fikirlerin peydah olamaması
2- devri ve gelişmeleri istanbul'un yakından takip etmesine rağmen imparatorlukta yaşayan bütün halka ulaşmaması
3-osmanlı vatandaşlık sisteminin yunan, bulgar, sırp, arap ve diğerleri arasında yaygınlaşan ulusçuluk akımına cevap verecek güçte olmaması, bu toplulukların uluslaşması sonucu osmanlı uyruğu ile bağlarının kalmaması. sonuç olarak geniş toprak kayıplarının da ekonomik iflasa katkısı.
4-ulema sınıfının bu dünyaya kıymet verdirmeyen bir hezeyan içinde çalışıp çabalamayı, merak etmeyi kafirlik olarak görmesi ve halka böyle aşılaması. bunun sonucunda ülkede sokaklarındaki esnafların tabelaları hep yabancı iştiraklerin veya azınlıkların tabelaları olmuştur. çünkü ticaret ve ekonomi bu dogmatik anlayış yüzünden türklerin kendi vatanında ellerinden kayıp gitmiştir.
5-askeri sistemin bozulması. liyakatin bitirilmesi ile alaylı subaylar denen ve hiçbir askeri okula gitmeden er rütbesinden paşalığa padişah referansı ile yükselen bir grubun peydah olması. beceriksiz kumandanların 19. yüzyıldaki bütün savaşları ruslar'a karşı kaybetmesi.
6-unvan endüstrisi (bu başlığa tıklarsanız ne olduğu yazıyor)
ama önce osmanlı sisteminin çöküş safhalarında ortaya çıkan akımlara bir daha bakalım, bunlar ölümü kabullenme aşamalarına benzemektedir.
*inkar (1774-1876): osmanlıcılık- tüm osmanlıları birleştirebiliriz çünkü herkes padişaha bağlı. biz osmanlıyız hepimiz bir kere.
*öfke (1876-1908): ümmetçilik - tüm müslümanları birleştirebiliriz. öyle de birleştiririz ki öfkelendiğimiz batıyı bir elimize geçirirsek darmaduman ederiz.
*pazarlık ve depresyon (1880'ler-1921): sözde liberal, prens sabahattin gibilerinin başını çektiği adem-i merkeziyetçilik akımı. dost düşman herkese imtiyaz dağıtıp sistemi kendimiz imha edersek kurtuluruz, belki bize iyi de davranırlar. bu hal kurtuluş savaşı sırasında zirveye ulaşmış, işgalci "yunan ordusunun aslında halifenin ordusu olduğuna" dair propaganda bildirileri anadolu halkına vahdettin'in adamlarınca yayılmıştır. bu bir tür eziklik psikolojisidir. stockholm sendromundaki katiline aşık olmak durumu gibidir.
*kabul (1908-1923 ve sonrası): batılı anlamda türkçülük (ulusçuluk) - nihayet tek çıkar yol, önceki asırların gevşekliğinden kurtulmak ve medeniyetin berkittiği yüksek bir ulusçuluk akımı ile çalışkan bireylerin oluşturduğu yeni bir sistemin kurulmasıdır.
osmanlı sisteminin çöküş nedenleri ise şunlardır:
1- yalnızca fetih ve ganimet ekonomisine bağlı olan sistemin, askeriye bozulduğunda fetihlerin de durması ile ortaya çıkan ekonomik iflası kaldıracak altyapısı olmaması, üretimin durması ile dışa bağımlılığın had safhaya ulaşması: anadolu ve rumeli'de yaşayan ve ülkenin çekirdeğini oluşturan asıl halkın çalışıp üretememesi, yeni fikirlerin peydah olamaması
2- devri ve gelişmeleri istanbul'un yakından takip etmesine rağmen imparatorlukta yaşayan bütün halka ulaşmaması
3-osmanlı vatandaşlık sisteminin yunan, bulgar, sırp, arap ve diğerleri arasında yaygınlaşan ulusçuluk akımına cevap verecek güçte olmaması, bu toplulukların uluslaşması sonucu osmanlı uyruğu ile bağlarının kalmaması. sonuç olarak geniş toprak kayıplarının da ekonomik iflasa katkısı.
4-ulema sınıfının bu dünyaya kıymet verdirmeyen bir hezeyan içinde çalışıp çabalamayı, merak etmeyi kafirlik olarak görmesi ve halka böyle aşılaması. bunun sonucunda ülkede sokaklarındaki esnafların tabelaları hep yabancı iştiraklerin veya azınlıkların tabelaları olmuştur. çünkü ticaret ve ekonomi bu dogmatik anlayış yüzünden türklerin kendi vatanında ellerinden kayıp gitmiştir.
5-askeri sistemin bozulması. liyakatin bitirilmesi ile alaylı subaylar denen ve hiçbir askeri okula gitmeden er rütbesinden paşalığa padişah referansı ile yükselen bir grubun peydah olması. beceriksiz kumandanların 19. yüzyıldaki bütün savaşları ruslar'a karşı kaybetmesi.
6-unvan endüstrisi (bu başlığa tıklarsanız ne olduğu yazıyor)