görsel
Anthony Burgess tarafından yazılan kitap. aslında bu kitaba başlamadan önce yorumlarını okuduğumda yazarımızın kullandığı argo dil yüzünden ön yargılarım vardı ancak bir süre sonra bu dil beni rahatsız etmek yerine kendine alıştırdı.

arkadaşlarıyla bir çete oluşturup yaşlıları döven, genç kızlara tecavüz eden, hırsızlık yapan, şiddetin her türlüsünden inanılmaz zevk alan, klasik müzik tutkunu ana karakterimiz alex'in dahil olduğu tüm vahşete rağmen okuduğum naif kitaplardan biri olarak aklıma kazındı.



Ve son olarak arka kapak bilgisini de buraya bırakıyorum:

"Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...

...

Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. "Uqueer as as clockwork orange". Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya'da "canlı" anlamına gelen "orang" sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm...

-Anthony Burgess-



Karabasan gibi bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı.



... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir..."



(bkz:anthony burgess)

(bkz:A Clockwork Orange)
Baş karakter genç Alex'in suç işlemesiyle hapishaneye gönderilmesi ve devlet tarafından üzerinde denenen ıslah yöntemini konu alır. Kara mizah denebilir. Alex'in üslubu güldürürken devlet ve toplum eleştirisi düşündürür.
"İnsan zihninden Cinsellik ve şiddeti alırsanız ne olur?" sorusuna cevap arayan Güçlü bir öykü. Filmini izleyenlerdenim. kitabını okuma listeme ekledim.
diliyle okuyucusunu bir hayli etkilemiş bir romandır. lan bu kelime buraya nasıl olur ki acaba demiş yazmış sanki yazarımız. kesinlikle okunulası bir roman.
Oldukça merak ettiğim bir eserdi açıkçası .Kubrick de varsa işin içinde kesin müthiştir diye açtım filmi.Maalesef ilk bir kaç dakikasında dayanamadım,kapattım.Tamam yaşlı amcayı dövdünüz içim parçalandı ama ardından gelen tecavüz sahnesiyle midem kalktı açıkçası.Ama filmi de bir o kadar merak ediyordum.1 2 hafta sonra tekrar açtım ve bitirmeyi başardım.Alex'e acıdım hele ki o arkadaşları polis olup bunu dövdüklerinde.
Etkileyici bir eser. Kitabın kalbi olduğunu düşündüğüm sözler kodes papazına ait: "Seçme şansı, aslında seçme şansı yok, değil mi? Kendisini öyle iğrenç bir şekilde küçük düşürmesine yol açan şey, kendi çıkarlarını düşünmesi, fiziksel acıdan korkması. Hiç samimi olmadığı çok barizdi. Evet, artık bir kabahat işlemiyor. Ama ahlaki seçimler yapabilecek bir varlık olmaktan çıktı."
Durakta otobus beklerken 5 liraya satılan kitaplar görmüştüm. İçlerinde bu Öykü de vardi. Neymis bu demiştim alırken. zaten kısa bir ara okurum diyerek almıştım. Tesadüf eseri yani bu kitabi almam.

"İyi bir insan olmak çok da hoş olmayabilir küçük 6655321. İyi bir insan olmak korkunç olabilir. Bunu sana söylerken, kulağa ne kadar çelişkili geldiğini biliyorum. Bu mesele yüzünden gecelerce gözüme uyku girmeyeceğini biliyorum. Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi? Bunlar derin ve zor sorular, küçük 6655321."

Bazı konularda beni düşünmeye iten kitap. Sahi ne ister tanrı?
Eser Hakkında kişisel kanaatim mutlaka okuyun harika gibisinden laflar etmeyeceğim. Ama yazar düşünülesi bir sorun atıyor ortaya fikrimce, bu yüzden bu kitabı okumak asla zaman kaybi degil.

Ha bir de olaylar hakkinda birkac sey soyleyecek olursam alexe üzüldüm mu hayir. Onlarca insanin elinden yaşama özgürlüğünü alan, karisina gözlerinin önünde tecavüz edip asla unutulmayacak travmalar yaşatan birinin iyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğünü almak hiç de vahşice değil. Çok ağır ama kitapta işlenen suçlara bakıldığında medeni bir ceza iyiligi dayatmak. Ya da hepimizin bunu biraz daha düşünmeye ihtiyacı var bilemiyorum.
anthony burgess ’ın bir romanı. Kitabı bir katilin, tecavüzcünün, kan kokusuna bayılan ve bundan zevk alan, iyi insanlardan midesi bulanan ve kötülüğü ilke edinmiş birinin ağzından okuyorsunuz ve size (okuyucuya) sürekli sevgili kardeşim diye hitap ediyor! Buna dayanmak gerçekten çok güçtü benim için.

Kitabı elime aldığım gibi birkaç saat içinde bitirdim çünkü içindeki vahşilikleri daha uzun bir süre elimde gezdiremezdim. Okurken bende temel duygu öfkeydi . Öyle ki bir ara kitabı parçalayıp bir kenara atmayı falan istedim.

Ana fikir açık bir şekilde size söylenmiş ve son derece tartışmaya açık konulardan oluşuyor. Kitabı okumuş ve ana karakter alex’e özgürlüğü elinden alındığı için üzülmüş birisi şu an karşımda oturuyor olsa onunla saatlerce tartışabilirdim. Ben hiç üzülmedim.

filmini şu an izlemeyi düşünmüyorum çünkü eğer işlenen tüm suçlar kitaptaki kadar ayrıntılı anlatılıyorsa ruhuma çok ağır geleCek.
Kitabını okumayıp filmini izleyenlerdenim. Stanley Cubrick yönetmenliğinde çekilen ve ismini kültler arasına rahatlıkla yazabileceğimiz bir filmdir.

Edit: 9.senfoni