Tıbbiyeli Radyo Yayında!

prof. dr. onur karan

henüz tanışamamış olmak içimde bir yara olsa da namı dillerden düşmediğinden tanımış kadar olduğum yaşayan efsanelerdendir.

yakında cebecide faaliyete geçecek olan ankara tıp öğrenme merkezine ismi verilmesi düşünülen öğretim üyesidir. öğrenme merkezinin ismi demokratik olması açısından geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden öğrenci ve öğretim üyelerinin oylamalarına sunulmuştu. kendisi nobelli fizikçimiz aziz sancar gibi pek çok bilim insanıyla birlikte oylamada ismi başlarda gelen bir isim oldu.

henüz kimin isminin verileceği belli olmasa da fakültedeki pek çok kişinin mezun olunca onun gibi olayım yeter dediği çokça işitilmiştir. işini sevme, alanında en iyisi olma gayreti verir insana.
bir hocadan çok daha fazlasıdır onur hoca. öğrencilerine çok değer verir, onlar için elinden geleni yapar; öğrencileri de onu çok sever. o gülünce siz de gülersiniz; olur da hüzünlenirse içinize bir burukluk düşer, siz de içinizde hissedersiniz o hüznü. üst entryde bahsedildiği gibi anlatılmaz yaşanır onur hoca. görüp görebileceğiniz en tatlı hocalardandır. ders anlatırken lezyon demek yerine 'burda bir kötülük var' demeyi tercih eden biridir o. son olarak söylemek istediğim, olur da bir gün okursa burayı diye; hocam öğrencileriniz sizi çok seviyor! :)
ankara tıp'a girdiğimizde bu fakültede gerçekten türkiye'nin en üst standartlarında bir eğitim alacağımız, okulun tıp camiasında büyük bir ekol olduğu söylendi durdu. bazen içi boş gibi duran söylemlerle pohpohlandık durduk. bazen "ekol" diye nitelendirdikleri ankara tıp'ın saçma yönlerinden yakındık.
işte onur hoca fakülteye giren bütün öğrencilerin "iyi ki" lerinden biridir. insana gerçekten bu fakültede olduğu için şanslı hissettirir.

bir derdiniz, sorunuz olduğunda ya da moraliniz gerçekten yerin dibine vurduğunda onur hocayla konuşur konuşmaz "yarın sen musait olduğunda bana bir gelsene çay içelim " diyecektir. öğrencileriyle hayatın kendisinden bahseder. kendi yaşadığı deneyimleri anlatmaktan, tavsiyede bulunmaktan, kendi pişmanlıklarından bahsetmekten çekinmez.
sizi dinlediğini gerçekten hissettirir. üzüldüğünüzde üzülür, neşeli olduğunuzda ise havalara uçar. kalbi bir çocuğunki kadar temizdir.

"bakın şimdi size bi şaka yapıcam" deyip anlattıkları sonrasında "şakaydı ya ahahhahahahhaha " diye kahkaha atması müthiştir. hatta bir şey anlatmasına gerek bile yoktur, kahkahası bile insanı mutlu etmeye yeter.


paint'i müthiş kullanır. nörolojinin karmaşık dünyasını, çizdiği über yaratıcı şekillerle çocuk oyuncağı gibi anlatır. her öğrencinin anlatılanları anladığına emin olmadan tatmin olmaz.

ayrıca müthiş bir müzik kültürü vardır. facebookta kurduğu eğitim platformunda her nöro bilgisinin yanına bir de güzel müzik parçası paylaşır.

saçma hoca egolarına sahip değildir, mütevazı giyinir. öğrencisiyle muhabbet ederken ona sigarasından uzatır. sigara kullanmıyorsanız sorar "içsem rahatsız olmazsın değil mi ?" diye. öyle ince düşüncelidir.
okul dışında öğrencileriyle görüşmekten, bir şeyler içip muhabbet etmekten asla çekinmez.

son görüşmemizde birkaç sene sonra emekli olacağından ve bizim mezuniyetimizi göremeyeceğinden duydugu üzgünlügü dile getirdi, gözleri doldu. bu aralar bahsedilen yeni emeklilik yasası keşke çıksa da öğrencilerimle daha çok vakit geçirebilsem diyordu. öyle işini seven, öyle öğrenci dostu bir hocadır onur hoca.

işte efsane falan derler ya, gerçek bir efsanedir. bundan yıllar sonra bile eminim, ankara tıp camiasında büyük bir tebessüm ve muhabbetle anılacaktır.

içerik kuralları - iletişim