rektörlük seçimlerinin kaldırılması

bu akşam gerçekleşmiştir. açıklanan kanun hükmünde kararnamede şöyle diyor;
“devlet üniversitelerinde rektör yükseköğretim kurulu tarafından önerilecek, profesör olarak en az üç yıl görev yapmış üç aday arasından cumhurbaşkanınca atanır. bir aylık sürede önerilenlerden birisinin atanmaması ve yükseköğretim kurulu tarafından, iki hafta içinde yeni adaylar gösterilmemesi halinde cumhurbaşkanınca doğrudan atama yapılır.

rektörün görev süresi 4 yıldır. süresi sona erenler aynı yöntemle yeniden atanabilirler. ancak aynı devlet üniversitesinde iki dönemden fazla rektörlük yapılamaz. rektör, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü tüzel kişiliğini temsil eder. vakıflarca kurulan üniversitelerde rektör, mütevelli heyetinin yükseköğretim kuruluna teklifi ve yükseköğretim kurulunun olumlu görüşü üzerine cumhurbaşkanı tarafından atanır.”
uzun vadede rektör adaylarının hakkaniyete dayalı olarak belirlenmesi ile üniversiteler için kısır bir çekişme ortamı olan ve oy alma kavgasına dönüşen rektörlük seçimlerinin kaldırılması gerektiğini savunuyordum.

her seçim üniversitelerde küskünlüklere, kamplaşmalara, huzursuzluğa neden oluyordu. çoğu akademisyen oy vermek için yakınlarına kadro sözü alıyor ve rektör adayı da buna boyun eğmek zorunda kalıyordu. seçim sonrası da kazanan rektörün tarafındakilere açılan noktasal kadrolarla alınan vasıfsız akademisyen nosyonundan uzak insanlarla üniversiteler aile çiftliklerine dönüştürülüyordu.

düşünce güzel ama `yök`'ün tam bağımsızlığı gerekiyor. umarım bunu da sağlayabilirler. tabi artık türkiye'de ne kadar bağımsız bir yapı oluşturmak mümkünse.
şu seçim olayını ülkece komple kaldırsak dedirten olay. tdk da silsin şu kelimeyi lugattan allah aşkına yeter be. hem seçmenleri hem seçilenleri boşuna uğraştırmayın da kendi aranızda halledin işte başkanlık rektörlük muhtarlık falan...
korkak akademisyenlerimizin karşı duramadığı vahim gelişmedir

içerik kuralları - iletişim