ruh eşi

ruh eşimi bulduğumu düşünüyorum. ama sanılanın aksine çok harika bir durum değil. kişi kendiyle anlaşamıyor kendini anlayamıyor ve tahammül edenmiyorken seninle aynı kafada biriyle tatsız atışmalar kaçınılmaz oluyor o yüzden
sizin ruh eşiniz varsa siz onu bulana kadar ruh eşiniz değildir. yontuluyordur, siz de yontuluyorsunuzdur. ve bulduğunuzda sizin ruh eşiniz olması için üfleyin üzerindeki yontulmadan kalan talaşları. üfürülmeyen talaş telaşlandırır.
olduguna inanmıyorum.. yahu bir insanın ancak izin verdigi kadarını tanıyabilirsin. karşındaki kişiyi kılıf olarak görme gibi bişe yani olmasını istedikleri özellikleri yükleyip ruh eşim der insanlar genelde
gerçekle yüzleşmek ise üzücü olur.. sevgiye inancımı kaybetmiştim hala da öyleyim mesela
evlilik-düğün-balayı endüstrisine para akışını sağlayan ilüzyon.
geçtiğimiz aylarda bulduğumu sandığım kişi. fakat sonra ruh eşi diye bir şeyin var olamayacağını anladım. çünkü:

insanlar da evrenin geri kalanı gibi dinamik ve sürekli bir değişim içerisinde. yaptığımız seçimler, günlük hayatta karşılaştığımız insanlar, tanık olduğumuz olaylar... hepsi bizi sürekli değiştiriyor ve bir noktadan sonra ruh eşini bulmuş olsan bile o pozisyonu korumak imkansızlaşıyor.

"ruh eşi" uzun vadede, olsa olsa halden iyi anlayan bir dost olabilir. daha fazlasını pek sanmıyorum.
aristofanes der ki; insanlar yaratıldığında dört kollu, dört bacaklı, çift cinsiyetli, bir kafada çifter bir yüze ve bir tek ruha sahip kendi kendilerine yetebilen çok güçlü varlıklarmış.

gel zaman git zaman bu sırtlarından yapışık insanlar mutlu mesut, çifter çifter dolaşırlarken tanrılara ibadet etmeyi unutmuşlar. zaten sonsuz huzur ve sonsuz sevgiye sahiplermiş. başka neye ihtiyaç duyacaklarmış ki?

şükretmeyi unutmuş ve keyfine düşkün bu halk zeus'u çok öfkelendirmiş ve bir gün şimşeğiyle insanları ruhlarıyla birlikte ortadan ikiye ayırıvermiş. ikiye ayrılmış bu parçalar o kadar korkmuş ki hemen sımsıkı sarılmışlar birbirlerine.

zeus bakmış, bunlar yine böyle ayrılmayacak; insanları diğer parçalarından ayrı yaşamakla cezalandırmak üzere birbirinden ayrılan bu parçaları dünyanın dört bir yanına serpmiş.

işte o gün bugündür, bu yarım kalmış insanlar tekrar "bir" olabilmek umuduyla ömürleri boyunca diğer parçalarını ararlarmış.

üzerinden bilinmez yıllar geçmiş olsa da zeus'un gazabından bu parçalara miras kalan anlamsız bir yalnızlık ve sebepsiz bir korku hissi olmuş hep.

işte böyle..

günümüzde hâlen çoğu insan bir bütünün yarısı olduğuna ve yarım kalmış ruhunun bir gün o kayıp eşine kavuşacağına inanır.

oysa bazı insanlar ise eşsiz yaratılmışlardır..
çünkü onlar zaten eşsiz ve mükemmelmişler. (göz kırpmalı gülücük)
varlığına inandığım kişi ancak belki de çoktan doğup yaşayıp öldü kendi ruh eşini bulamadan..
olmayandır. kimse size özel halde değildir fakat beraber verilen emek, geçirilen günler onun sizin için değerli sizinse onun için değerli olmanızı sağlar. küçük prens’te bir söz geçer “sözgelimi sen benim için yüz binlerce oğlan çocuğundan birisin. ne senin bana bir gereksinmen var ne de benim sana. ben de senin için yüz binlerce tilkiden biriyim ama beni evcilleştirirsen birbirimize gereksinim duyarız. sen benim için dünya’da bir tane olursun ben de senin için.”
hayatımın bu bölümünde yoruldum, zorlandım, hastalandım. eğer bir yerlerde gününü gün ediyorsan ve şımarık kanişin tekiysen çıkma karşıma
  • /
  • 3

içerik kuralları - iletişim