rüyanın etkisinden çıkamamak

bazen rüyanın kendi bilinçaltımızın bize bi şeyler anlatıp durduğu düşüncesinden kurtulamamamız nedeniyle olur. bazen gördüğümüz rüyaya anlam yüklemekten kendimizi alıkoyamayız.

bu benim ara sıra başıma gelir. özlediğim biriyle bambaşka anılar yaratır beynim, özlediğimle yaşamak isteyip yaşamadığım duygular yaşarım. bazen de olabildiğince gerçekçi kayıplar yaşarım. rüya deyip geçemem, bi süre ne ayılabilirim ne ayılmak isterim.

bugün öyle bir şey yaşadım, sabahtan beri çeşitli şeylerle de kendimi körükledim. belki buna ihtiyacım vardı, belki de hiç yoktu. dün gece özlediğim birini gördüm hatta özlediğimi bilmediğim, ara sıra hisseder gibi olsam da geçiştirdiğim biriydi.
gece vakti beyaz uzun bi masada bir çok kişiyle masa boyunca oturuyorduk. o yanımdaydı. yanımda oluşundan hafif heyecan duysam da gerçek hayatta görüşmeyişimizden olsa gerek çok da ilgilenmemeye çalışıyordum. sonra bişey oldu dirsek dirseğe geldik masanın üstünde. ne ben kıpırdayabildim ne o kıpırdadı. birbirimize bakmadık bile. rüya sonuçta değil mi? ama ben film sahnesi gibi gördüğümü hatırlayabiliyorum.

o hafif dokunuştan bile hepimizin anlayabileceği o elektriklenmeyi hissettim uykumda. rüyalarda hisler ve duygular daha kuvvetli olabilir ama ben aynen gerçek hayatta hissedebileceklerimi hissettim. bu arada asla rüya anında rüyada olduğumu fark edemem. o yüzden dirseklerimiz birbirine değerken ben başımı çevirip yüzüne bile bakamadım. kafasını yaklaştırıp kulağıma hatırlamadığım bişeyler söyledi, o an ona yakın tarafım hem felç oldu hem yanmaya başladı. sonra kalkıp oturduğum sandalyenin arkasına geçti, bi elini omzuma koydu. eğilip diğer eliyle elimi tuttu, kalkmamı istiyordu. ben de kalktım ayağa. ayaklarımda ayakkabım yoktu, zifiri karanlıkta bastığımın çimen olduğunu anlıyordum. sonra biz elele çok yıldızlı bi gökyüzünün ve ağaçların altında yürümeye başladık. bi göletin kıyısına geldiğimizi yakamozdan ve ayaklarımın altındaki soğuk sudan anladım. döndük birbirimize el ele.
ilk kez içine baktım o kadar yakından büyük kahverengi gözlerinin. gerçekte olduğundan daha canlıydı bana kalsa. gördüm ağzının kenarının gülmeye yakın kıvrılışını. sonra uyandım.
bu tek kişilik bir anı oldu benim için. bi daha göremeyeceğim ve unuttum sandığım ama unutamayacağımı anladığım biri ile.
çoğu rüyamdan uyanınca yastığa sarılıyorum kendi kendimi teselli etmek için. hayat yeterince üstüme geliyorsun bari rüyalarda huzur bulsam? her rüyam böylesi travmatik böylesi beni boşluğa sürükleyen tipten olursa.. işimiz var.

içerik kuralları - iletişim