Bir gün telefonla konuşurken bir taraftan da telaşla bir şeyler arıyordum. Etrafıma bakıyor, bulamadıkça öfkeleniyordum. Telefondakine biraz bekler misin dedikten sonra hala endişeyle aramaya devam ediyor ceplerime, yastık altlarına bakmayı sürdürüyordum. Evde bir şeyim kaybolduysa bunun müsebbibi annem veya kardeşimden başkası olamazdı. Tam bir patlamayla bağırmaya başlayacakken, ömür boyu unutulmayacak bir anın başrolünü oynadığımı tahmin edemezdim. "Nerede ulan bu telefon!"
Ne zaman açılacak diye merak ederken karşıma çıkan başlık. Bisikletle giderken arkama bakmak için döndüğümde direksiyonu da çevirdiğimi farketmemem. Döner dönmez yön tabelasını karşımda görüp büyük bir tangırtı sonrası yere yapışmam. Yol kenarındaki esnafın kahkahaları. Vicdansız herifler
asansöre sonradan binen - az tanıdığın- kişiye, `merhaba ` demek yerine `hoşgeldiniiiiz` demek.
kulaklık takılı halde telefonla konuşan birinin sorusunu üstüne alınıp cevap vermek.
Gecenin bir yarısı buzdolabının kapağını açıp öylece boş boş bakmak.

Belki birisi bisey almiştir falan

(Annem buna çok kızar)