Admin: batikon - dexterity

Moderatör: aorticdissection - barones frozbit - carnivore - habbarul - iye - sterilenjektor

Toplam Başlık Sayısı: 12037

Toplam Entry Sayısı: 58751

Toplam Yazar Sayısı: 2976

mezuniyet sonrası dönemde tıbbiyelinin yapması gerekenler

evet tıbbiyeli mezun oldun, doktor oldun sana helal olsun

ama bilmiyorsun ki sonrasında neler olacak..

işte onu da `gabapentin` anlatacak, başlıyorum



öncelikle diplomalarınız sağlık bakanlığı'na üniversitelerinizce yollanmış oluyor

sağlık bakanlığı bu diplomaları tescilliyor ve siz ömür boyu kullanacağınız diploma tescil no'nuza kavuşmuş oluyorsunuz - amma velakin o dönemin bakanının onayı olmadığı için hadi ben devletten kaçtım özele geçtim byee yapamıyorsunuz, o onay için zorunluyu yapacaksınız.

ara not: bu arada tusa girecekler tus başvurusunu yapıyor ösym sitesinden/başvuru merkezinden

diplomaları tescillerken sağlık bakanlığı aynı zamanda isminiz `devlet hizmet yükümlülüğü kurası`na da yazılıyor

birçok fakülte haziran sonu veya temmuz başında mezun verdiğinden isminiz ağustos kurasına yazılmış oluyor - değişti; artık haziran sonu/temmuz başı mezun olanların ismi eylül kurasında oluyor; eskiden çift sayılı aylarda yapılan kuralar güvenlik soruşturması vb. sebeplerle tek aylarda yapılıyor.

ağustos başında isim listeleri açıklanıyor ve bir bakıyorsunuz aa ismim yazıyor diye. - değişti; artık eylül başında açıklanıyor

isim listelerinin yanı sıra ilan metni de açıklanıyor ve kura takvimi belli oluyor

kura takviminde münhallerin açıklanması diye bir bölüm var, bu "hangi hastanede ne kadar kadro var" onun açıklanmasıdır.

münhaller ayın 20'li tarihlerinde açıklanır ve açıklandıktan sonra tercih dönemi başlar, bu da 3-4 gün kadar sürer

bu sırada siz tercihleri nereye yapalım diye düşünürsünüz ve ona göre pbs üzerinden tercihlerinizi yaparsınız

pbs üzerinden tercihlerinizi (başvurunuzu) kesinleştirdikten sonra tercih formundan 2 nüsha çıkarıp notere onaylatmanız ve adli sicil belgenizi almanız gerekmektedir (not: adli sicil belgesi e-devletten alınabilmektedir) www.turkiye.gov.tr

bu "noter onaylı" 2 nüsha ve adli sicil belgesini kura takviminde belirtilen tarihe kadar sağlık bakanlığı'na kargo yoluyla/elden bırakmalısınız ki genel kuraya kalma şansınızı düşürmeyiniz.

bu süreçten sonra kurayı beklemeye başlıyorsunuz ve genelde ay sonunda kura çekiliyor.

kura çekildikten birkaç gün sonra tebligatlar yayınlanır ve ikamet ettiğiniz ilin dışında bir yer çıktıysa 15 gün içinde, ikamet ettiğiniz ille aynı yer çıktıysa tebligat yayınlanır yayınlanmaz işe başlamanız gerekmektedir. - değişti; artık tebligat beklemeden önce güvenlik soruşturmasına giriyorsunuz, sonra tebligat geliyor. onun haricindekiler bu maddeyle aynı.

işe başlamanız hemen hemen tus'un yapılacağı tarihten sonra olacaktır (aynı ilde başlıyorsanız önce olma ihtimali yüksektir) - artık bu ihtimal, kura tustan sonra yapılacağı için ortadan kalktı.

işe başlamadan önce kurada size çıkan yerlere götürmeniz gereken belgeler bulunmaktadır. bunların hepsi kura'nın ilan metninde açıklanmaktadır.

sonrasını da hak getire... isteyen müstafi olur (hiç çalışmadan istifa eder ama anca 1 yıl sonra tusta eğitim araştırma hastanesi yazabilir), isteyen 1-2 ay çalışıp istifa edebilir (6 ay sonraki tusta eğitim araştırma yazabilir), isteyen yerinde pratisyen olarak durabilir, tusa çalışabilir. tusu kazanan eğitim araştırmalarda çkysye; üniversite hastanelerinde zimmet sorgulamaya düşmeyi bekler veya pratisyen olarak durup hayatına devam edebilir.

2017 temmuz itibariyle yeni dönem:

ne oluyordu da sistem değişti?

yeni mezun, ağustos sonu kuraya giriyordu, eylülde tusa giriyordu, eylül ayında kurasında çıkan yere gidiyordu, tusu kazanmışsa kasım-aralık gibi çkysye düşüp hastanesine gidiyordu.

şimdi ise (bkz:76.devlet hizmet yükümlülüğü kurası)nda tescil tarihi 29.06.2017 olarak belirlendi. 30.06.2017'de mezun olanların kuraya girmesi engellendi. böylece yeni mezunlar kuraya ağustosta değil ekimde girecek.

böylelikle tusla kazanan hekim kuraya girmeyip direk tusla kazandığı kuruma gidecek. kazanamayanlar da kuraya girecek. böylelikle "aa ne ara tsmye/acile başladı da ne ara gidiyor", "öff sürekli dosya" telaşesinden kurtulmayı amaçlıyor sağlık bakanlığı.

2017 eylül güncellemesi:

enteresan bir şekilde ay başında isim listeleri açıklanmadı. en son 13'ü gibi hiç zorunlu yapmamışlar için diploma tescilleme tarihi - ki o da 20/09/2017 tarihine kadar - yayınlandı.

şahsi beklentim kura takvimi ya alışılmışın dışında olacak ya da eski haline dönecek


ayrıca erkekler için dipnot: üniversiteden ilişiği kestiğiniz gün-bir sonraki ocak ayı arasında `askerlik tecili` işlemini de yaptırmanız gerekmekte olup, bu belge zorunlu hizmete başlarken istenmektedir!

sık sorulan sorular:

1. ohal dönemindeyiz. müstafi olursam (yani hiç başlamazsam) ömür boyu memur olamaz mıyım?

hayır gayet memur olabilirsiniz. sadece 1 yıl boyunca sağlık bakanlığı'na bağlı hastanelere gidemezsiniz, ama devlet üniversitesini kazanacak kadar iyi bir puan alırsanız burada işe başlamak suretiyle memurluğa da başlayabilirsiniz.

2. peki yazdım bi yer, başladım sonra istifa ettim. ohal dönemindeyiz. yine memuriyetim yanar mı?

bu soru çok ama çok tartışmalı. eğer ki istifa metninizde 96.maddede yazan "ohalde istifa edersen memur olamazsın" ibaresi yer alırsa sıkıntılı, o zaman bir istifanızı geri çekin diye düşünmenizi öneririm. ama 94.maddeye dayanarak istifa metniniz yazılıyorsa sıkıntı olmuyor, sadece 6 ay sonra sağlık bakanlığı'na bağlı hastanelerde çalışabiliyorsunuz. bu durum kurumdan kuruma değişebiliyor.

komik öğrenci hatıraları

kalp ve damar cerrahisi kliniğinde nöbet tutulmaktadır. aynı zamanda tıpta uzmanlık sınavına da çalışılması gerekmektedir. bir gözünüz koroner by-pass geçirmiş hastanın monitöründeyken diğer gözünüzle de tus'a çalışıyorsunuzdur. hasta sizin bu halinizi görünce yüzünüze bakar ve şöyle der:
- evladım sen rahat rahat dersini çalış, düz çizgi olursa ben sana haber veririm.

tıp fakültesinde bulunan 10 tip

1- en önde oturan kızlar. genelde çok hızlı not tutarlar, saniyede 3 kelime hıza kadar çıkarlar.hayır o kadar hızlı yazmalarına rağmen yazıları da güzeldir. diğer bi önemli özellikleri hocanın ağzından ne çıksa yazmalarıdır. bkz. hocanın gençken okuduğu kitaplar ile izlediği filmleri yazanlar var- gerçek bu-

2- ikinci yabancı dili sağlam veren liselerden mezun kimseler.
slaytta en ufak bi yabancı kelime gördüklerinde öne atılıp kelimenin anlamını açıklama hissi duyarlar. bkz. hocam aslında fransız kökenli bir kelime olmakla birlikte almancaya sonradan geçmiştir.

3-- labdan laba gelen tipler. bu tipler envai çeşit işlerle uğraşır, kimse bilmez ne yaptıklarını ama hep benim gözümde daima zeki insanlardır.notları yüksek veya düşük olabilir. bkz. oğlum bu kim la ilk defa görüyorum. bkz. (senenin sonunda) farma hocası bu muymuş?

4- soru sormak için soru soran tipler.
hocanın gözüne girmeyi mi yoksa popi olmaya mı çalışılır bilinmez ama nerde gereksiz soru var arayıp bulurlar,sınıf başına düşen kişi sayısı 1 ya da 2 dir. genelde sevilmezler,antipatik kişilerdir.bkz.
hocam sub altında demek scapularis de kürek kemiği ise subscapularis kürek kemiğinin altı mı demek ?

5- kasıcılar. sağlam kasarlar, derste,ders aralarında, otobüste, her yerde kasarlar. ortalamaları çok yüksektir. nasıl bir çalışma yöntemleri olduğu merak edilmektedir. genelde birlikte takılırlar, birbirlerine en ayrıntı yerleri sorup karşılıklı bilmek en zevk aldıkları şeydir.bkz. o zaman söyle bakalım pektus ekskavatum düzeltilmesi ameliyatını bulan adamın kütüğe kayıtlı olduğu yer neresidir?

6 derste uyuyan tipler. gece beşik sallamış olma ihtimalleri vardır. derse neden geldikleri bilinmez ancak vicdan azabı duymamak için geldikleri tahmin edilir. bkz. her derse giriyorum ben kanka.

7-laboratuvar dersleri için slayt hazırlayan kimseler. gönüllü olarak yaparlar.herkesin hayır duasını almışlardır.slaytın sonuna hazırlayanların ismini yazmaları da ismen dua istemlerindendir. bkz. iyi düşünmek lazım. onları severiz.

8-abi tipler. 4-5 kere sınıfta kalmıslardır genelde sınav günü dısında onları görmek zordur ama tecrübeli kişilerdir,hangi hoca nasıl sorar bu kişilerden öğrenilir(gelirlerse tabi), hocalarla da araları iyidir bkz. çok kaldıkları için hocaların hafızalarına kazınmışlardır.

( 6 kere kalana sahit oldum)

9-öğle yemeğine gelen tipler derslere gelmezler .
fakülte yemekhanesinden 1-1,5 tl ye yemek yiyip giderler.gurme olacak kıvama gelmişlerdir. bkz. kanki patlıcanın içindeki farklı aromayi fark etmediğini söyleme.

10-derse evlenilecek doğru kişiyi bulmaya gelenler. her tıp fakültesinde görebileceğiniz insanlardır,bu arayışa girmelerinin en büyük sebebi doktorun doktorla evlenmesi gerektiği klişesidir. genelde sağlam ilişkiler 3.sınıf itibariyle başlar,yapılan araştırmalara göre tıp fakültesinde tanışıp evlenenlerin oranı yadirganamayacak miktardadır. bkz. anneniz ilk kan aldığında bayılmıştı çocuklar :))

işe yarayan sözlü taktikleri

sözlü sınavlar her zaman farklı yönlere kayabilir. kalacağınızı düşündüğünüz bir sözlü sınavdan geçebileceğiniz gibi geçeceğinize çok inandığınız bir sözlü sınavdan kalabilirsiniz, her şeyi biliyor tavrında olmayın.

hocanın o anki ruh hali, şansınız, kapı önünde çalıştıklarınız her şey ama her şey sonucu etkileyebilir. son dakikaya kadar asla vazgeçmeyin.

hadi başlayalım.

1) ağzınızdan asla çıkmaması gereken birkaç sözcük var :
bilmiyorum
unuttum
bilmiyorum demek sözlüyü baştan kaybetmişsiniz demektir. bunun yerine hatırlayamadım deyip kafanızı 30 derece yana yatırabilirsiniz. aklımda ama toparlayamıyorum bunun bir versiyon üstüdür bunu diyebilmek için konuyla alakalı bir kaç kelam edebilir seviyede olmalısınız.

2) toplu girilen sınavlarda seken sorulara cevap vermeyin, elinizde patlayabilir.

3) hakkında konuşamayacağınız bir alt başlıktan, ilaçtan vb. sakın ama sakın bahsetmeyin, konu oraya kayar, kendi elinizle kendinizi kalma noktasına getirebilirsiniz.

4) sözlü sınav ilk soruyla değil sözlü odasının kapısından girdiğiniz an başlar.
ne giyindiğiniz, odaya nasıl girdiğiniz çok önemli detaylardır. erkekler için traşlı olmak, kızlar için düğüne gider gibi olmamak iyi bir başlangıçtır.

odaya biraz çekingen, biraz korkulu gözlerle girmek faydalı olabilir. hatta olayı biraz abartabilir, oturmanız/durmanız gereken yer dışında bir yerde durup/oturup hocanın sizi uyarmasını beklersiniz. sonra durumu heyecana/gerginliğe bağlayabilirsiniz.

5) ilk sorunun sorulmasına kadar geçen sürede hocayla göz teması kurmamaya çalışın. soru için hevesli görünmek 'çalıştım ben biliyorum ne sorarsan sor' izlenimi yaratır.

6) ilk soru sorulunca (cevabı bilmeniz veya bilmemeniz farketmez) yüzünüzde endişeli bir ifadeyle derin bir nefes alın.

işte tam burada yollarımız ayrılıyor.

- eğer cevabı biliyorsanız; kendinizden emin tavırlara sakın girmeyin, birkaç kelimede bir duraksayın düşünür gibi davranın. aklınızdaki bilgileri geniş bir zamana yayarak anlatın. aralara 'ımm', 'şey', 'karıştırmıyorsam' gibi kelimeler ekleyin.

- cevap hakkında biraz fikriniz varsa; üstteki adımdan devam edebilirsiniz.

- işte en can alıcı yer burası; cevap hakkında hiçbir fikriniz yoksa.. öncelikle içten içe sakin kalmaya çalışın. konuya yakın bir yerlerden birkaç şeyden bahsedin, hoca karıştırdığınızı düşünecektir.
ya başka bir şey anlattığınızı yüzünüze vurur; 'karıştırdım sanırım' dersiniz.
ya da hoca size tuhaf tuhaf bakmaya başlar; 'hocam ben x konuyu mu anlatıyorum?' gibi bir cevap verilebilir.

7) bildiğin bir konuyu anlat veya sana ne soralım soruları çok risklidir. bu cümleler sözlü sınavı herhangi bir yöne kaydırabilir.
eğer bu yaklaşım sınavın başında gelmişse bir miktar risk alınarak 'hocam aslında x konusunu çok daha fazla çalıştım' denilebilir.
sınavın sonlarına doğru hoca böyle yaklaşıyorsa umutsuz görünün ve her şeyin birbirine karıştığını söyleyin.

8) ' başka' sorusu sözlü sınavların en zor sorusudur. o yüzden bildiğiniz sorularda bile yedekte bırakacağınız birkaç cevabınız olması bir avantaj sağlayabilir.

9) sınavda ağlamak, yalvarmak gibi şeyler yapmayın.

10) bening bir hocadan girmişseniz sizi destekleyecektir, duraklayarak ona da zaman kazandırın.

*

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

komik öğrenci hatıraları

kalp ve damar cerrahisi kliniğinde nöbet tutulmaktadır. aynı zamanda tıpta uzmanlık sınavına da çalışılması gerekmektedir. bir gözünüz koroner by-pass geçirmiş hastanın monitöründeyken diğer gözünüzle de tus'a çalışıyorsunuzdur. hasta sizin bu halinizi görünce yüzünüze bakar ve şöyle der:
- evladım sen rahat rahat dersini çalış, düz çizgi olursa ben sana haber veririm.

hayata dair iç burkan detaylar

yer: ankara üniversitesi olimpik yüzme salonu

her zamanki gibi sporumu yapmış, duştan sonra saçlarımı kurutmak üzere saç kurutma makinelerinin olduğu bölmeye gelmiştim. saçlarımı kuruturken 5-6 yaşlarında, birbirinden tatlı iki minik çocuğun konuşması dikkatimi çekti. saç kurutma makinesini bir kenara bırakıp soyunma odasının bir köşesine oturdum ve fark ettirmeden onları dinledim.

- şiip şiip ( burundaki sümüğü içeriye çekme sesi) *swh
+ meeertt sen hasta mı oldun ?
- biraz hasta oldum ama yüzünce hep geçiyor, haftaya hiçbir şeycik kalmaz
+ biliyor musun benim babam da hasta olmuş
- aaa ne hastası
+ bilmiyorum annemle babam konuşurlarken duydum, pamkireyas kamseriymiş
- o neymiş ki
+ bilmiyorum ki mert, yüzünce geçer ama değil mi ?
- geçer geçer, yüzünce hep geçiyor...

saçlarımı falan kurutmadan spor salonundan çıktım, dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu söyleyip durdum içimden. aradan bir hafta geçti ya da geçmedi, aynı çocuğu soyunma odasında yeniden gördüm. yanında babası vardı. babası durgun gözüküyordu ama çocuğuyla konuşurken yüzündeki gülümsemeyi hiç eksik etmiyordu. belli ki çocuğun ısrarlarına dayanamayıp hasta haline aldırmadan oğluyla yüzmeye gelmişti.
bu sefer kendimi tutamadım, ankara' nın yağmurlu bir bahar akşamında, esip giden rüzgara göz yaşlarımı hediye ettim.
bir hafta sonraki komiteyi beynimden sildim. hızlıca telefonumu elime aldım ve sevgilimi aradım, iyi ki varsın, dedim. ailemle saatlerce konuştum.
telefonu kapatırken derin bir nefes aldım, yaşamın bize vaat edilen en güzel hediye olduğunu ve aslında ne kadar küçük dertlerimizin olduğunu fark ettim.
şimdi ne zaman nezle olmuş birini görsem '' yüzmeye gitsene, yüzünce hep geçer '' diyorum.

sözlüde verilen efsane cevaplar

toplu girilen bir sözlü, hoca dindar olmayan radikal sol görüşlü bir hoca

hoca : adın ne
burak : burak hocam
hoca: anlamı ne
burak: peygamberimizin miraca giderken bindiği at.....
hoca: tamam kes efsane anlatma bana

hoca sıradan devam eder. başka bir çocuğa gelir

hoca:adın ne
çocuk: rasül
hoca : anlamı ne
çocuk: bilmiyorum hocam (swh)

tıbbiyeli itiraf

`buralar değerlenecek`

donem 5, anestezi staji
mekan ameliyathane kantini
cay alirken yanda sirada bekliyen elemani bizden biri sanip, omuz atip "cekil lan soyle" diyip, onune gecmisligim var.sonra cayi alip arkama dondugumde karsimdaki masada benim 3 saniye once omuz attigimi sandigim kisiyi gorunce, ulan az evvel kime omuz attim diye dusunup " insallah tanidik biridir, yoksa coo ayip olur" diye icimden gecirken birden omuzdan bi el tutup beni kendine dogru cekip " sen once ne yaptin lannn" diyen o zatin megersem gatadan cikisli, disiplin kafali genel cerrahi profosoru..hay q sayin seyirciler.sonrasi +18 , sozluk formati uygun degil

herkeste ayni ameliyat kiyafetleri , kafalarda ayni bone amk nerden bilek

tıp fakültesinde bulunan 10 tip

1- en önde oturan kızlar. genelde çok hızlı not tutarlar, saniyede 3 kelime hıza kadar çıkarlar.hayır o kadar hızlı yazmalarına rağmen yazıları da güzeldir. diğer bi önemli özellikleri hocanın ağzından ne çıksa yazmalarıdır. bkz. hocanın gençken okuduğu kitaplar ile izlediği filmleri yazanlar var- gerçek bu-

2- ikinci yabancı dili sağlam veren liselerden mezun kimseler.
slaytta en ufak bi yabancı kelime gördüklerinde öne atılıp kelimenin anlamını açıklama hissi duyarlar. bkz. hocam aslında fransız kökenli bir kelime olmakla birlikte almancaya sonradan geçmiştir.

3-- labdan laba gelen tipler. bu tipler envai çeşit işlerle uğraşır, kimse bilmez ne yaptıklarını ama hep benim gözümde daima zeki insanlardır.notları yüksek veya düşük olabilir. bkz. oğlum bu kim la ilk defa görüyorum. bkz. (senenin sonunda) farma hocası bu muymuş?

4- soru sormak için soru soran tipler.
hocanın gözüne girmeyi mi yoksa popi olmaya mı çalışılır bilinmez ama nerde gereksiz soru var arayıp bulurlar,sınıf başına düşen kişi sayısı 1 ya da 2 dir. genelde sevilmezler,antipatik kişilerdir.bkz.
hocam sub altında demek scapularis de kürek kemiği ise subscapularis kürek kemiğinin altı mı demek ?

5- kasıcılar. sağlam kasarlar, derste,ders aralarında, otobüste, her yerde kasarlar. ortalamaları çok yüksektir. nasıl bir çalışma yöntemleri olduğu merak edilmektedir. genelde birlikte takılırlar, birbirlerine en ayrıntı yerleri sorup karşılıklı bilmek en zevk aldıkları şeydir.bkz. o zaman söyle bakalım pektus ekskavatum düzeltilmesi ameliyatını bulan adamın kütüğe kayıtlı olduğu yer neresidir?

6 derste uyuyan tipler. gece beşik sallamış olma ihtimalleri vardır. derse neden geldikleri bilinmez ancak vicdan azabı duymamak için geldikleri tahmin edilir. bkz. her derse giriyorum ben kanka.

7-laboratuvar dersleri için slayt hazırlayan kimseler. gönüllü olarak yaparlar.herkesin hayır duasını almışlardır.slaytın sonuna hazırlayanların ismini yazmaları da ismen dua istemlerindendir. bkz. iyi düşünmek lazım. onları severiz.

8-abi tipler. 4-5 kere sınıfta kalmıslardır genelde sınav günü dısında onları görmek zordur ama tecrübeli kişilerdir,hangi hoca nasıl sorar bu kişilerden öğrenilir(gelirlerse tabi), hocalarla da araları iyidir bkz. çok kaldıkları için hocaların hafızalarına kazınmışlardır.

( 6 kere kalana sahit oldum)

9-öğle yemeğine gelen tipler derslere gelmezler .
fakülte yemekhanesinden 1-1,5 tl ye yemek yiyip giderler.gurme olacak kıvama gelmişlerdir. bkz. kanki patlıcanın içindeki farklı aromayi fark etmediğini söyleme.

10-derse evlenilecek doğru kişiyi bulmaya gelenler. her tıp fakültesinde görebileceğiniz insanlardır,bu arayışa girmelerinin en büyük sebebi doktorun doktorla evlenmesi gerektiği klişesidir. genelde sağlam ilişkiler 3.sınıf itibariyle başlar,yapılan araştırmalara göre tıp fakültesinde tanışıp evlenenlerin oranı yadirganamayacak miktardadır. bkz. anneniz ilk kan aldığında bayılmıştı çocuklar :))

evlenilmeyecek kızlar

cerrahi bi branşı varsa arkanıza bakmadan kaçılması gereken kızlardır,evet arkanıza bakmadan.(ayrıca korkmayın sayıca azdır.)
edit:bak sen,ne kadar da cerrah olacak kız,alcak erkek varmış..
(bkz: ayten sen misin?)

allahın her şeyi göremeyen olması

"allah her şeyi bilir, her şeyi görür,onun planı dışında hiçbir şey olmaz."

peki şeytan yılan kılığında cennete girerken,adem ile havvayı kandırırken allahın akşamdan kalma olup olmadığı sorusunu sordurtur. ya da adem ile havvanın o meyveyi yiyeceğini bile bilemeyerek onlara meyve yasaklayan tanrı, resmen insani özelliklere sahip bir tanrıdır. gerçekten düşündürücü

evlenilmeyecek kızlar

yengeç burcu duygusallığındaki bir kızla evlenilmez. evlenilirse de büyük sıkıntı yani .

gercek islamı bilmiyor

kuranın anavatanı,kabenin sahibi suudi arabistan:
gercek islamı bilmiyor!
iran:
gercek islamı bilmiyor!
suriye:
gercek islamı bilmiyor!
ırak:
gercek islamı bilmiyor!
işid:
gercek islamı bilmiyor!
boko haram:
gercek islamı bilmiyor!
el kaide:
gercek islamı bilmiyor!
hizbullah:
gercek islamı bilmiyor!
avrupalılar:
gercek islamı bilmiyor!
amerikalılar:
gercek islamı bilmiyor!
fethullah gülen :
gercek islamı bilmiyor!
cubbeli hoca:
gercek islamı bilmiyor!


kim mi biliyor? tabiki biz biliyoruz. hıhı evet kimse bilmiyor,hatta anadilinde inen kendi memleketine inen adam bile bilmiyor,aaa niye şaşırıyorsun teblig edelim. turkce cevirileriyle biz anlıyoruz, onlardan cok daha iyi biliyoruz. turk islamcıları olarak bir tek biz anlıyoruz. yaşasın iyiki türkiye'de doğduk yuppiiii

dinlerin bitişi

galileo'yu oldurdukleri gun bitis sureci baslamistir.bilim ile din tamamen celismektedir.egitim arttikca dinlerin sonu yakindir.temel celistigi konulara ornek olarak dunyanin olusumu dunyanin sekli gunes sisteminin sekli ve en onemlisi evrimdir.

içerik kuralları - iletişim