Senaryoyu bir kitap gibi düşünüyorum; adam kendince bir dünya kurmuş, kahramanları betimlemiş falan hikayeyi yazmış.
Sonra bunu bir yönetmene veriyorlar o da okuduğu senaryodan anladığını vizyona aktarıyor.
Yani senaristin anlatmak istediğini önce yönetmen anlıyor o da anladığını bize anlatıyor.
Hikayeyi 3.kişiden dinliyor gibiyiz.
Kitabın filmden daha iyi olması da hep bu yüzdendir bence.
Tabi buna eklemeler yapıp daha güzel bir hale getirebilir yönetmen ama böyle olunca da senaristliğe soyunmuş olur.
Yani senarist>yönetmen
Nice yönetmenler senaryo yüzünden yerlerde sürünmüş nice senaristin muazzam senaryoları yönetmen yüzünden çöp filme dönmüştür. Her ikisi de olabildiğine önemlidir ve muazzamiyet bu ikisinin arasındaki uyumdan doğar kanımca.