sesli düşünseydik hayatımız daha kötü olurdu

bir şeyin insandaki yansıması olan düşüncenin normal bir olay şeklinde zihinde oluşur oluşmaz dışarıya aktarılması şeklinde ifade edilebilir, sesli düşünmek.

belki kısayoldan sadeleştirmeye giderdi insanlar birbirlerini. ve ya uzaklaşırlardı. elbetteki hep kötü düşünmüyoruzdur. en azından siz öylesinizdir. umarım. insanın aklından bin türlü hinlik geçiyor sonuçta.

çok şükür ki sessiz düşünüyoruz.

düşüncelerimizi ne kadar kontrol altına alabiliriz, bilmiyorum. en azından yarım yamalak, bayağı ve tutarsız şeyler olurdu. ama böyle bir şey olsaydı. dünya nasıl olurdu derim.
sizden sesli düşünmenizi rica edeceğim.
sınavlarda kopya çekmeyi ortadan kardıran eylem olurdu bence. düşünsenize öndeki soruyu dışından çözüyor. şıklar niye doğru niye yanlış falan, efsane.
sesten uyuyamayacağım için katıldığım önerme. bazen bilmeyi isterdim ama karşımdakinin ne düşündüğünü. sadece seçtiğim insanlarda ama. bazı insanların sessiz düşünmesi bile yeterince rahatsız edici zaten.
insanoğlu her şeye alışır arkadaşlar. sesli düşünenlerin yaşadığı alternatif bir evrende yaşayan insanlar olsaydık eğer sessiz düşünmenin nasıl olacağından bahsederdik olumlu ve olumsuz yönlerini tartışırdık bize sesli düşünmek ne kadar aykırı geliyorsa sesli düşünen insanlarada sessiz düşünmek o kadar aykırı gelirdi yani demek istediğim bize ne öğretiliyorsa onu kabullenip alışkanlık haline getiriyoruz.
-biz aşağılık insanoğlu her şeye alışıyoruz.
günde ortalama zihnimizden 60,000 düşünce geçtiğini göz önüne alırsak, etkileyici bir konuşma yeteneğimizin olacağı kesindir.
haklı bir önerme.
en iyi ihtimalle logore olurduk. çoğu düşünce bir cümle halini alamayacak kadar hızlıca geçip gidiyor, dilimiz buna yetişemezdi. günün çoğunda anlamsız kelimeler ve hatta sadece garip sesler çıkarırdık. çok gürültülü olurdu ortalık, düşünürken bile bunaldım sesten.
içten pazarlıklı olamayacak kadar iyi olmamızı mecbur bırakacak,
ya da içten pazarlıklı olmaya ihtiyaç duymayacak kadar yüzsüzleşmiş kötü insanlar olmamıza neden olabilecek bir durum(1).

tanım: bir önerme.

dostoyevski kısmen bu durumu ele almıştır “budala” romanında.

(spoiler: insanlar, epilepsisinden çok neyi söyleyip neyi saklaması gerektiğini bilmediği, olur olmaz yerlerde ve olur olmaz kişilere dürüst ve samimice, safça içini açtığı için “budala” demektedirler prense.

ama her biri tanışıklıklarının sonunda onu “iyi bir insan” olarak nitelendirmişlerdir. yine de birçoğu onun bu halinden faydalanmayı arzu etmişlerse de prensin saf olmadığıyla yüzleşmişlerdir her seferinde

ana fikri bu olmasa da ana karakterinin sahip olduğu bir özellik olarak düşünülebilir. )

edit: spoiler çalışmıyor. kusura bakmayın :(
biriyle konuşurken acaba şu anda düşündüklerimi duyuyor olsaydı ne düşünürdü diye düşünürüm hep* sanırım bu kargaşalara son verecek bir şey olurdu.

içerik kuralları - iletişim