tango

egemenliğin tamamen erkekte olduğu, istenilen figür uygun kuvvet ile birlikte yapılarak gerçekleştirilen dans.. şu an sadece sekiz temel adımı hatırlıyorum.
tangoda hep söylenmemiş birşeyler kalır, gizlenir. (bkz: bu yalan tango)
ülkemizde, tango olarak bilinen ve yaygın olanı arjantin tangodur. son zamanlarda 'ayakta sevişmektir' gibi çirkin ithamlarla güzelim dansa, insanların mesafeli olmasına neden olunması çok üzücü. belli figürlerin öğretiliyor olması sizlerin bu figürlere bağlı kalmanız anlamına gelmez. figürü istediğiniz yerde keser istediğiniz şekilde devam edebilirsiniz. tango size bu özgürlüğü tanıyor. bu da hiç bitmeyecek bir yolculuğu adım adım tatmak demek. sonsuzluk demek. kadınları, bu dansı etmeye motive eden şey sanırım güzel görünmeleri ki bence kesinlikle haklılar. dersler sırasında eğitmenin kadınlara 'hayatınızda bir kez olsun kontrolü erkeklere bırakın' serzenişlerinin meyvesini yemek anlatılmaz, yaşanır. böyle bir dans olunca bu konuda profesyonelleşen ve bu dansı meslek haline dönüştüren insanların olması da gayet doğal. tango sürekli gelişen bir dans olmasını bu insanların varlığına borçlu. benim bu konudaki favorim michelle marsidi + joachim dietiker çifti. bir örnek:



bir dans türü olmasının yanında bir müzik türüdür. müziği dansını, dansı müziğini sevdirir. severek dinlediğim birkaç isim:
carlos gardel
astor piazzola
osvaldo pugliese
geçen aylarda por una cabeza, cell block tango gibi müzikler ve internetteki etkileyici videolar sayesinde ilgimi çekti. bende de maymun iştahlı olmak gibi kötü bir özellik mevcut. şu ana kadar 20 25 tane alanla (müzik, dans, resim, spor vs.) uğraşacağımı söyleyip o an hangi konu aklımdaysa sonuna kadar araştırıp sonra çoğuna başlamamışımdır. buna da geçen ay başlayacağım dedim ve tabi ki araştırdım baya. (ben kantincilik nasıl yapılır diye ciddi ciddi saatlerce yönetmelik okumuş adamım bunlar vız geliyor artık, dans çok sıradan benim için :)) günlerce dans videoları izledim, por una cabeza dinledim geceleri, sabahları. hayalimi kurdum dansı yapan adamların yerine kendimi koyarak. öğrenip kimseyle yapamayacağımı fark ettim çevremde kaç kişi tango yapıyor olabilirdi ki. kurslarda, otellerde milonga denilen dans geceleri oluyormuş çok sık, her hafta galiba. bunlara gidip rastgele kişilerle dans edilebiliyormuş. ben öyle kulüp, disko sevmem pek sokaktan geçen herkesin gidebileceği yerler. ama farklılık, böyle aristokrat ortamlar, balolar da hep ilgimi çekmiştir. bu milongaların da kuralları, raconu varmış bir görseniz tam soylu, asil hissettiren yerler belli ki. aklıma iyice yatmıştı aslında. birkaç hafta sonra geçti hevesim. ama kafamda bir kere yer edindi. muhtemelen eninde sonunda adım atarım devam etsem de etmesem de.

içerik kuralları - iletişim