Tıbbiyeli Radyo Yayında!

the sims

the sims serisi bir yaşam simülasyonu bilgisayar oyunudur.
sim adı verilen insanlara günlük hayatta yaptığımız şeyleri yaptırarak hayatta tutmaya çalışırız. ilk oyundan bu yana inanılmaz bir gelişme göstermiştir. ama bana göre 3 ve 4. oyuna rağmen en iyi gelişimi the sims 2'de görmekteyiz. sonuçta o kurt adama dönüşmeler uzaydan kaçılırmalar falan hep 2de eklenmiştir.
ozellikle 4. oyunda fiziksel olaylardan ziyade sim'lerin sosyal yaşamına ve ruhsal durumuna ağırlık verilmiştir. oyle ki siminiz bazen kendine güvenli , bazen aşık bazen yaratıcı hissedebilir.
oyunlara gelen ek paketlerle oyun daha da zenginleştirir.pets paketiyle evcil hayvan sahibi olabilir , onu eğitebilirsiniz. university paketiyle artık bir üniversite hayatınız vardır. the sims 4- get to work paketiyle işyerinize gidip (bundan önce işyerine gitmek yoktu malesef bir araba gelip siminizi götürür ve onu orada göremezsiniz) siminizi çalıştırabilirsiniz. ve evet doktor seçeneği de var.
düşünülebilecek neredeyse her şey düşünülmüştür. siminiz kitap yazabilir ve bunu yayınlayabilir , tablolar çizip satabilir ya da duvarınaasabilir , kilo alabilir , hasta olabilir ve en nihayetinde yaşlanıp ölebilir.
yalnız sims 4 de grim reaper azrail ile arkadaş olabiliyorsunuz benden söylemesi.
4 seriden oluşan oyun ilk 3ünü oynadım ancak 4ü henüz oynamadım. oyun dışı bir sürü mod paketi seçeneği sunan oyun da denebilir
sims1 deki o çizimlerden sonra sims2 cennet gibi gelmişti. kendini çok geliştiren oyun
çocuklukta az oynamadığım güzel oyun,azrail bile var oyunda
küçükken bayılarak oynadığım ve hala da çok sevdiğim oyundur.ingilizce geliştirmeye de birebirdir.gerçek hayatta yapamadığın yada yaşayamadığın pek çok şeyi sim'inizle yapabiliyosunuz.bazı bugları var ama idare ediverin onları da.oyunu indirirken de bu başlığı görmem çok sevindirdi
hala oynamaktan vazgeçemediğim oyun. simlerin kişisel amaçları için uğraşmak hala zevkli geliyor. ama doktor olan simlerle uğraşırken 'hani nerede o çürüttüğümüz gençlik' demekten de geri kalmıyorsunuz.
mobilde haşır neşir olduğum; bir senedir düzenli şekilde oynayıp hala bıkmadığım oyun.
sul sul (simce merhaba)

sevdiğim oyundur. sims 2 ile başladım, sims 3'ü sömürdüm resmen ve sims 4'ü de biraz oynayıp geçen yaz bıraktım oynamayı. tekrar oynarım ancak sonra, önce bitmesi gereken daha güzel oyunlar var ve sims gerçekten şu sıralar bulaşmak istemediğim bir tür bağımlılık.

ben simste en çok karakter ve ev tasarlamayı seviyorum. onun için de o kadar çok mod ve package dosyası indirmiştim, oyun iki katına çıkmıştı. cilt renkleri, kirpikler, elbiseler, makyajlar, kaşlar, elbette ki saçlar, bahçeler, köprüler, süslemeler...

sims 3 oynadığım sırada onun en güzel yanı ek paketleriydi. laptobum kasmasın diye üç eklentiden fazla kurmuyordum. ben en çok university life, supernatural ve showtime birlikte sevmiştim. university lifeta simsim benden önce doktor olunca kızdım, sildim onu. doğrusu bir tek pets ve mediavel oynamadım sanırım 3'te. 3 galp yani, tekrar yüklediğimde dördü değil üçü yükleyeceğim çünkü dörtte hareket ederken özgürlük yok. sims 2 gibi bir yere ışınlanıyorsun. (görmeyeli ek paket geldi de düzeldiyse bilemem tabii)

sims 4 çok sıkıcıydı. büyük umutlarla oynadığım oyun benim için fiyaskoydu. bir süre sonra daha farklı şeylere yöneldim. senaryoyu oynamak gibi... sims 4'te simsler artık fazla duygusallıktan da ölebiliyordu çünkü. ben de şeytani karakterli, hayat amacı toplum düşmanı olan bir aile yarattım. suç kariyerinde yükseldi bebeklerim. koca the boss, kadın ise oracle oldu (yok yahu ne hilesi?). baktım adam durup durup şunu öfkeden öldür, şunun parasını çal gibi şeyler istiyor. sildim kerizi.

sonra zengin bir aile yaptım. onların çocukları oldu. torunlar torunlar ve torunlar, yaşananlar, hayaletler, ambrosia... baktım klasik sims... sildim onları da.

neyse hepinize bol bol motherlode canlarım.
zamanında deliler gibi oynayıp hayatımda bağımlılık olarak en ileri düzeyde deneyimi yaşatan oyun. bir ara o kadar uzun süre aralıksız oynadım ki kendimi simülasyon içinde gibi hissederdim. açlık iyi durumda ama tuvalet ve sosyal yaşam sıkıntısı giderilmeli diye direktifler geliyordu beynime.

bir de herkesin mutlaka yaptığı psikopatlıklar vardır oyunda. karaketleri deliler gibi birbirine sövdürüp en son ağız burun dalmalarını seyretmek veya tam tersi sabahtan akşama kadar make love emri vermek gibi. ya da havuza sokup sonra havuzdan çıkışı sökmek ve zamanı hızlandırıp adamın yüzmekten çatlayarak ölmesini izlemek de ayrı bir hastalık bence. bazen de sürekli atıştırmalık tükettiriyordum fazla para harcamasın diye yine de obez olmadı şerefsiz, zayıflık genetikse. yiyor yiyor kilo almıyor- en bi sinir olduğum.

içerik kuralları - iletişim