tıbbiyeli günlük

başımdaki şu olaydan bir kurtulayım, ertesi gün istifa edicem.
sevdiğim adamla konuşmaya başladığım zamanlarda önceden görüştüğü birinin mesajları vardı. o karşıdakinin konuşma çabası, kendi fotoğrafını atmalar falan..
şimdi konuşmuyoruz, özlüyorum. yakın zamanda görmek istedim konuşmak istedim. mesaj yazdım, nöbetteydim, ben görmek isterken ben fotoğraf attım. sadece muhabbet bitmesin diye, üzerimdeki daha önce kullanmamış olduğum ekipmanı attım. şimdi düşünüyorum; ben aynı o kız oldum, aynı o zamana benzedi...
kendine dışardan bakmak gibi... çok rahatsizim...
belki de kaderimizi belirleyen hatalarımızdı.
onlar olmasa hayatımızı ne şekillendirirdi ki?
belki de yoldan hiç şaşmasak hiç aşık olmaz, bebek doğurmaz ve olduğumuz gibi olamazdık..
ne de olsa mevsimler değişir. ve insanlar gelir ve gider..
bugün.
gözlerimin hemen önündeydi yüzü.
o gözler,
çok güzeldi.. şaşırdım.
bu denli güzel olduklarını anımsamıyordum.
öfkelendim.. yüzümü çevirdim.
kahve, sarı.. yeşilin her bir tonu. hare hare..
bu gözler, onun gibi bir insanı hak etmiyordu.
utandım..
nasıl rahat olabiliyordu insanlar?
sanki hiç var olmamışız gibi..
kış mevsiminde bir tan vakti yine.
gözlerim alacakaranlık,
kulağımda ezan sesleri..
yanı başımda sevdiğimin kokusu.
bulandığımız sıcacık bir yorgan..
çok erkek, hiç erkektir..
selam, sağa sola günlerimi yazmayalı çok oldu. hatta en son kendimi ölümüne anlattığım o sayfalar karşıma
kötü halde çıktığından beridir yazmıyorum bile. bugün doldu içim, uyuyamıyorum. yazayım. buraya yazayım.

bu yaz hayatımdan iki kişi gitti. biri ara tatilde iki üç günlük oturup konuşmamızla bütün benliğimi verebileceğim biri haline gelen kuzenimdi. çocukken aynı binadaydık ama hiçbir şey paylaşmamıştık, tabii ki büyükler yüzünden. kırk yıllık dost meselesi, frekansların uyuşması, aynı telden çalmak, aynı şeyleri düşünmekti bizimkisi. biri ise çocukluğumda terbiyesizce, çatkapı hayatıma giren, o yaşlarda aşık olduğum kişiydi. kendisinin bu meselede hiç suçu yoktu ama ben yıllarca, sanırım psikolojik bir rahatsızlık belirtisi olarak onu suçladım. neden? ben seçmeliydim, büyük olmalıydım, tipini ve karakterini izleyerek bilmeliydim. o olmamalıydı, bir insana böyle bağlanılmamalıydı. her neyse, ortaokuldan beri birine bağlı kalınca bir dönem illaki cozutursun ehehe. onu kaybettim, nasıl oldu bilmiyorum ama. uzun yıllar sonra onunla konuştum ve kayboldu. belki de önceden de kaybolabilirdi, ben konuşsaydım. görünce gene kalbim amansızca çarpar mı hiç bilmiyorum. bu da kendini koruma meselesi tabii ki. kalbim çarpar, ben boğulur gibi olurum. gene gözlerimi kaçırırım ama bu sefer aramızda yaşanmışlıklar olur. bu kız beni seviyor der, bunu bildiği için rahatsız değilim. onu sevdiğimi daha önce demeliydim. bu kadar uzun sürmemeliydi.

kuzenimle aşık olduğum kişiyi yazın, art arda kaybedince o ikisinin kaybını birleştirdim. 2019 yazı benim için bundan ibaret oldu. işte bugün, buraya yazıyor olmamın nedeni de bu. kuzenimi geri aldım. sesini duydum, oturup konuştum, yine içimde ne var ne yok anlatacak kıvamdayım. sonra beynimin kıvrımlarından mesajlar geldi. kuzenim gelirse o da gelir. aylardır nasıl gelebileceğini bütün yolları deneyerek hayalledim zaten. yok telefonumu alır, yok okuluma gelir, yok kaza geçirir, yok bi konferans olur. olur mu?

hayal kurmak bedava. mantığım gene onu reddediyor ama kalbim deli gibi istiyor. üzerimde deney yapabilirler, 8-9 senedir devam eden çarpıntılarımı araştırırlarsa ben de sevinirim.
günlük yazıyorum niyetine insanların "bakın ben ne kadar da loserım, beni ne kadar ezdiler görüyor musunuz kalbim ahan da şu kadar acıdı uf oldu, benim hayâtım zâten baştan sona yıkık" yarışlarına girdiği komedi tadında tâkip ettiğim über başlık.
".. iyi kalmak istiyorsan. güçlü olmalısın.
titanyum gibi .."
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim