tıbbiyeli itiraf

  • /
  • 104
28 mart'tta bu başlığa bir yakınım covid olsun bir degisiklik olsun diye yazdım. ben ve başka bir aile dersim covid atlattık. o zaman yasaklar falan yoktu böyle. şimdi değişen bir şey oldu mu? hayır. hala zevk almıyorum. uyuşturucu bağımlısı değilim. alkolik degilim. kullandığım bir sigara onu da her yaz bırakıyorum, ilk basladigimdaki zevki tekrar alabilmek için. dopamin reseptörlerimi kim zedeleyebildi bu kadar? o entryden sonra kalan tüm umut kırıntılarımı harcadım sanırım. tamam bilet parasında da gözüm yok sadece biri elinde patlamış mısırla kolumdan tutup geri götürsün koltuğa. bunu istiyorum.
7.5 senede bitirdiğim fakültenin gerçektede 7.5 senede bitirilen bir fakülte olduğunu dayıma 8 .seneye kadar inandırmam..
az önce arkadaşın biriyle ilkokulda giydiğimiz mavi önlük üzerine konuşuyorduk. önlük deyince ilk aklıma gelen de özenle taktığımız ve her biri ayrı süslemeler içeren beyaz yakalarımızdı. sonra 5. sınıfın son günü geleneksel olarak yakalarımızı imzalattığımızı anımsadım ve imzalı yakamı arkadaşa göstermek için dolabımın kuytu köşesinden çıkardım. şöyle bir özlemle bakarken ilkokul arkadaşlarımdan birinin yakaya yazdığı yazı ile irkildim: "deepblue iyisin ama kafaya çok takma her şeyi." işin can sıkıcı tarafı ise 13 yıldır hiç değişmemiş hatta daha da kötüye gitmiş olmak.
telegramdan dil öğrenmek için birkaç ingilizce ve almanca grubuna, bir de kitap okuma gruplarına katılmıştım. ama türk veya dünyanın herhangi bi milleti (hiç fark etmiyor) o kadar kanserleştiler ki an itibariyle telegramı sildim. insanlar etikten tamamen yoksunlar artık o kadar iyi anladım ki. bir de kendi erkeklerimize abaza, diğer milletlerinkine efendi diyoruz hayır arkadaşlar bizde ne kadarsa onlarda da öyle. yeni, yabancı insanlarla tanışmayı istiyordum hala da istiyorum ama kanser gibi çoğalıp bırakmadıkları için vazgeçtirdiler beni. ayıp yahu
sevemiyorum sözlük içimde yok bu duygu
sadece kendi okuduğum üniversitede değil başka üniversitelerde tıp okuyan arkadaşlarım olsun isterdim. farklı bölümlerde okuyan çok sevdiğim arkadaşlarım var ama onlarla dersler, sınavlar, sözlüler hakkında konuşamıyoruz. sınav sürecinde zaten sınıf arkadaşlarım da yeterince stresli oluyor. farklı bir üniversitede arkadaşım olsaydı o beni motive eder, kendi tecrübelerini paylaşır, yardımcı olurdu belki :(
3 yıldır severek okuduğum ftr bölümünü bırakmayı düşünüyorum. en çok korktuğum şey başıma geldi diyebilirim. 3 yıl emek ver sonra her şeyi çöpe atmayı düşün. neden böyle bir karar verdim derseniz galiba artık heyecanlanmıyorum, mezun olduk ya sonra? sorusuna cevap veremiyorum. hayal kuramıyorum.
1.sınıfta hedefim vardı takım fizyoterapisti olmak. 2.sınıfta profesyonel basketbol takımında staj yapma imkanı buldum çok beğendim tekrar aşık oldum bölümüme 10-12 saat aralığında haftanın 6 günü staj yaptım. bir gün öf demeden yataktan kalktım. bazı günler araştırmam gereken o kadar makele ve konu verildiği için uykusuz staja gittim. 30dklık yemek yeme aramda 10dk yemek yiyip 20dk uyuduğum zamanlarım çok oldu. ben bu bölüme aşıktım aşık. klüpten çıkıp eve gelirken metroda bile makale okurdum. kendimi daha fazla nasıl geliştiririm diye düşünürken uyurdum. rüyalarım da bile benchte sporcuları tedavi ediyordum. hiç bir teorik dersimi ezberlemedim onun yerine öğrenmeye çalıştım mantığını oturtmaya çalıştım. her şeyin kolay yolunu değil zor yolunu seçtim. çünkü öyle görmüştüm, bilgi güçtü ve sporcular bilginin olmadığını anlayınca sana saygı duymazlardı. supervizörüm bunu sanırım gördü staj sürem 20 iş günüydü ben ise 45 iş günü yaptım. istekli staja çıktım ve stajın sonunda kapısının her zaman bana açık olduğunu istediği her zaman gelebileceğimi söylemesi ve en son şubat ayında ziyarete gittiğimde iş teklifi etmesi beni hem yüreklendirdi hem sevindirdi.

bu salgın sebebiyle online eğitime döndük ve bazı şeyleri görmüş oldum. önümde 2 farklı yol vardı ya mezun olup ortopedi alanına yönlenip bir takımda fizyoterapistlik yapacaktım ya da öğretim üyeliği.
öğretim üyeliği istemiyordum zaten bir de deneyimlemiş oldum bir kısmını en azından - geçen haftalarda bir mesaj aldım eski bölüm başkanından mesaj içeriği, bölümün öğrenci temsilcisi mezun olduğu için ve covid-19 sebebiyle seçim yapamadıklarından beni tavsiye ettiğini olup olmayacağımı sordu. cv'ye ekleyeceğim güzel bir detay olabileceğini söyledi ve yüksek lisans için + puan olarak algılamamı sağladılar o zamanlarda yüksek lisans istiyordum.
fakat işin içine girince tam da öyle olmadığını gördüm. 2 veya 3 toplantıya katıldım fakat konuşurken hocaların çok yapmacık olduklarını özellikle birbirlerine karşı tavırları canımı sıktı. ben asla böyle olamayacağımı bildiğim için istemiyordum zaten üzerine cila çekmiş oldu. bir de öğrencilerin boktan problemleriyle uğraşmak çok saçma. adam dersten geçebilmek için kurnazlık yapıyor ve benim bunu bölüm başkanına söylememi istiyor? lan hıyar sen yola çıktığında o adamlar geri dönüş yolundaydı neyin yedirmesi?
bu ve bunun gibi salak saçma istek doğrultusundan kaynaklı boğuldum gerçekten boğuldum. mutsuzum istemiyorum hiç bir şeyi. eskiden olduğum gibi mutlu olmak istiyorum. online platformda olduğumuz için hocalarımız da sağolsunlar ellerinden gelenleri ardına koymuyorlar öğrenci yanlısı olmak yerine aksine kaç kişiyi bıraksak diye düşünüyorlar bunu görmek cidden sinir bozucu. online final sınavlarında kamera açamayan kişi sınava giremeyecekmiş, aloooo makine bunlar bir gün açıyorum bilgisayarı güncelleme yiyor 3-4 saat güncellemeyle uğraşıyor. bir gün açıyorum internet yok, ne yapayım götüme modem mi sokayım ne istiyorsunuz lan siz? vaka verin video çekelim yükleyelim dedik hayır dediler, ödev verin dedik vizelerde yaptınız yeter dediler. ben de diyorum ki topluca donduralım seneye kaldığımız yerden devam edelim ona da hayır diyorlar gerçekten yoruldum ve eğer mezun olabilirsem sizin gibi bir fizyoterapist olmayacağım.
bir de hocaların sorduğu sorulara cevap veremeyince sizleri aşağılamasını artık yediremiyorum. sonuçta sen hocasın ben öğrenciyim. bana öğretmeye çalışıyorsun belki zor anlıyorum, belki dehb var dikkatim dağılmış olabilir ne var bunda yahu. milletin içinde azarlamadan tekrar söylesen farklı yoldan anlatsan. 1 defa azar yiyince tekrar sormak içimizden gelmiyor sonra da kalkıp kimse bir şey söylemiyorsa anlaşıldı okey bunlardan sorumlusunuz sınavda görüşürüz. ee ebenin örekesii ama.
nefret ediyorum böyle tipte ki hocalardan ve içimde ki heyecanı kırdığınız için hiç birinizi affetmeyeceğim.
uzuun bir aradan sonra geri geldim, saat 3.30u geciyor. korona gunlerinin saymayi unuttugum bir gununu diger gunune baglayan bir gecedeyim. su surecte her gun birbirinin aynisi gibi.

onceki entrylerimi okudum. intornlugun tam anlamiyla beklentimi karsilamadigi, okulun bitmesine az kaldi diye dusundugum bir mart gununden sonrasi yok. son nobet cikisi, son kez yemekhanede yemek yemek, son kez kutuphanede ders calismak. 3 hafta sonra gorusuruz diye ayakustu vedalasilan arkadaslar. belki de geri donmemiz gerekir, okul bizi geri cagirir dusuncesi. ya evdekilere korona bulastirirsam korkusu. ben erken mezun olmak istemiyorum, atanmak istemiyorum telasi. gerekirse okulu dondururum gitmem kararsizligi. online egitime gecicekmisiz iyi bari tus calisilabilir rahatlamasi. nasilsa evdeyim yaa vakit var biraz da dizi izliyim rehaveti. ben artik evden cok bunaldim keske okul acik olsaydi da arkadaslarla gorusseydik ozlemi. mezuniyet torenimiz olmayacak, hipokrat yemini edemeyecegiz galiba buruklugu. karmakarisik bir kafa ve yapilan eylemlerden alinan %0 verim.

yine aynisi oluyor iste. sanki baskasinin hayatinin icine sikismis gibiyim. ne guzel planlar yapmistim mart nisanda soyle soyle calisicam, son aylarda okulla icsel olarak vedalasmaya calisicam diye. 3 hafta sonra geri donebilecegimize inanmisim ben de saf gibi.

simdi baktigimdaysa sanki mart ayini unutmusum gibi. sanki yillardir sadece evde hapismisim gibi. insanlara anlatiyorum, onaylaniyorum ama kimse durumu benim kadar icsellestirmemis galiba. herkesin derdi oturup tus calisayim olmus. ben zaten elenmisim, benle zaman kaybetmeyin tabi..

her neyse, konusacak cok sey var ama benim takatim kalmadi. yarin obur gun okula geri cagirsalar ayaklarimda derman olur mu bilmiyorum. iyice kabuguma cekildim.

gecen sene bu zamanlar intorn olmadan onceki son tatildeydim. hevesliydim, intornlukten beklentilerim vardi. ama hayat bana cok guzel ogretti; "beklentiler sadece uzer".

iyi geceler, tabi boyle bi sey mumkunse..
karantinayı bomboş geçirdim sözlük. birkaç kitap okudum, biraz film seyrettim. ders falan hak getire. iki hafta sonra online sınavım var ve ortalamam 60.
80 üstü ortalaması olan arkadaşların bile kopya çekeceğini duydum ve kara kara ne yapacağımı düşünüyorum açıkçası. sınıfımdan da nefret ediyorum. arkadaşsızlıktan da. şanssızlığımdan da. umarım geçerim.
keşke benim de ortalamam 60 olsa idi sözlük..boş geçen bir karantina,kara kara sınavları düşünürken bir yandan aradan çıkarmaya çalışılan ödev.umarım sene kaybı yaşamam... :(
  • /
  • 104

içerik kuralları - iletişim