tıbbiyeli itiraf

  • /
  • 81
son 72 saatte sadece 3 saat uyudum ve bu süre içinde ne yaptığım hakkında hiç bir fikrim yok sözlük. öylece boş boş yaşıyorum işte...
sınavımız yaklaşıyor ve ciddi manada çalıştım. ama o zalım hocalar yok mu onlar. inş onlardan biri gelmez. gelecekte bu entryme baktığımda küfür listeme umarım başka hocalar eklenmemiş olur.
cok bunaldim, okulda hocalar ayri darliyor, staj arkadaslarim ayri, evdekiler ayri. herkes dert anlatiyor ama kimse dinleme niyetinde degil. yahu biz seni bu kadar yoruyoruz ama senin bi derdin var mi filan diyen hic yok.. sagolun eksik olmayin..
annem babamı telefonda ulaşabileceği her yerden engellemiş.
bazen düşünüyorum 19 yaşında olan kim sözlük?
unuttum zannediyordum sözlük, o güzel yüzünü gördüm o bile yetti, korktum gözlerimi gözlerine değdirmeye. inadına yaparcasına milyon kez karşılaştık, unutmamışım

bu şarkı da baya benziyor başka bir şarkıya ama bunu da çıkaramadım *
yok sözlük, yok. bi önceki itirafımda platoniklikten falan dem vurmuştum ya hepsi boş. eğer insanın kendi evinde huzuru yoksa hiçbir şeyin kıymeti olmuyor. herkesi, her şeyi alttan almaktan yoruldum. bıkmayı geçtim. gerçekten artık yapamıyorum. sırtdımdaki bu yükler dik durmamı gün geçtikçe zorlaştırıyor.

kuzenimin dertleri var bana anlatıyor. annem-babam zaten adeta birer ergen... annem bana patlıyor. babam desen surat beş karış, mahkeme duvarı gibi... bu evde toparlayan olmaktan, herkese ayrı ayrı güler yüz gösterip sakinleştirmekten bıktım.

düzelir gibi olup sonra her şeyin bombok (çok özür dilerim, böyle söylemek istemezdim) olduğunu izlemek istemiyorum artık. normal aileler gibi hafta sonları markete gidip dönüşte bir akraba ya da yakına çat kapı çaya gitsek çok mutlu olabilirim. gerçekten. mutlu olmak konusundaki eşiğim o kadar küçük ki aslında...

daldan dala gidiyorum, biliyorum. ama kafam da derli toplu değil. babam anneme iyi davranmıyor, bu çok doğru. gözlemleyebiliyorum. ama annem de babamı aldatıyor. hem de bir iki değil ya. * telefonu elime geçtiğinde zaman zaman erkeklerin samimi mesajlarını görüyorum. artık görmezlikten geliyorum çünkü sinirlerim alınmış gibiyim. annem de babam da suçlu. bu benim umrumda değil ama yine de içime oturan öküze ve gelen ağlama isteğine engel olamıyorum. ne yapayım?

bu, derslerime de yansıyor. şu an dahi ders çalışmam lazım ama yapamıyorum. odaklanamıyorum. ve benim kaybedecek bir senem yok. psikolog ya da psikiyatriste gitmek istiyorum. çünkü gerçekten mutsuzum. hayattan zevk almıyorum ve bütün olayların kaynağı olan bu evden yine de çıkasım yok. sadece uyumak, boş boş zaman geçirmek istiyorum. okula gitmiyorum, evden yürütmeye çalışıyorum falan. ama devlette psikiyatristlerin beni bu kadar uzun dinleyeceğini düşünmüyorum. suç onlarda değil tabii ama sonuç bu. psikoloğa da gidecek bütçem yok. öğrenciyim. okulun psikoloğu da cehennemin dibinde.

kimse kendini zorunlu hissetmesin ama beni en azından dinleyebilecek birilerine ihtiyacım var. yoksa, daha fazla bu kadar güçlü durabileceğimi zannetmiyorum. çok da iyi bir dinleyiciyimdir. kendi derdinizi anlatırsanız ona da açığım.

umarım hepiniz hayatınızda istediğiniz yerde olursunuz. huzurlu ve sağlıklı olmanızı da temenni ederim.
sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim. hayatımız geçiyor gözlerimin önünden.. çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz. ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz.
serenadı okuyordum az önce. bir şiirden bahsediyor. there is another sky yani başka bir gökyüzü. internete girdim okudum sözlerini. serene sözcüğü dikkatimi çekti. bakması, okuması bile güzeldi. anlamına baktım. sakin, huzurlu, durgun, berrak demekmiş. gerçekten hayran kaldım bu kelimeye. hayallere daldım biraz da. derken gözüm kitaba takıldı "serenad"... acaba bir ilişkisi olabilir mi? benim bildiğim kadarıyla serenadın bir müzik parçası gibi bir anlamı var.(tdk da birinci anlamıymış). merak ettim, etimolojisini araştırdım. tüylerim diken diken oldu. "serenad" ve "serene" aynı kökenden geliyor. latince "serenus" yani "akşam sükuneti". kitabın kapağına indi gözüm. serenus'un resmi çizilmiş adeta. bir sanat eserini keşfetmenin verdiği hazzı bana yaşattığın için çok teşekkür ederim. zülfü livaneli... zülfü abi...
bundan 7 yıl önce boğulma tehlikesi atlatmıştım denizde, babam kurtarmıştı; çok öksürdüğüm için 1 hafta boğazım ağrımıştı. şu sıralar diyorum ki belki de kurtarmasa daha iyiydi…
  • /
  • 81

içerik kuralları - iletişim