tıbbiyeli itiraf

  • /
  • 104
pubg mobile'de işaret fişeği bulduğumda gizli bir yere bırakıyorum ki millet beni öldürüp drop toplamasın. hatta eğer karşıma biri çıkarsa o almadan yere sıkayım da bitsin diye hep tetikteyim.

o kırmızı silahı bulmak için ne çektim ben novorepnoye'de haberin var mı?
yarin geri kalan hayatimin ilk gunu.. intorn oluyorum.. sinirler gergin..
ınternlük bitti, sonrası?? korkuyorum galiba
umut etmek insanı hayata bağlayan ve tutunmasını sağlayan ana unsurlardan biri. artık umut etmek bana yük geliyor. bu kadar yükü omuzlamak çok zor. çok çok zor.
aylar önce buraya yazdığım entry bugün tivitırda binlerce fav alan bir tivite dönüşmüş, tespiti önce ben yaptım diye haykırmak istiyorum. *
ben hiç aşık olamayacak mıyım? o mükemmel aşk şarkılarını dinlerken aklıma hiç kimse gelmeyecek mi? acı çekmeyi yeğlemeyecek miyim sevmek uğruna? ahmet hamdi tanpınar'ın anlattığı dolu dolu sevgileri bize benzetemeyecek miyim? vasat bir sokakta onunla yürürken kendimi dünyanın en özel yerinde hissetmeyecek miyim? birlikte hayal kuramayacak mıyız?
ama yaşım çok geç, çocukça saf sevgileri istemeye ve ne demekse bu bilmem sormayın ama hak etmiyorum sanırım
intornlugun 4. gununu bitirdim.
tek bi sey soylicem:

intornluk=in situ karsinom

edit: bi sey daha:

uyumsuz staj arkadasi=kanser
"beni kullandın." dedi. kırılmış ve suçlayıcı bir tavırla.
"hayır! öyle değil..." itiraz ettim. "sana söyledim."
"ben.. istediğimi sandım. yanılmışım.."

"istediğini mi sandın?!" dedi alayla gülerek. ardından öfkeyle yükseldi.
"o gece benimle oynuyordun!"

sinirlenmeye başlamıştım.
"bana utanmış, mahcup olmuş numarası yapma sakın! ikimiz de senin ne olduğunu biliyoruz..."

"öyle mi?" öfkeyle güldü. "öyleyse sen de benden farklı değilsin!" gözleri ateş püskürüyordu. "beni ne zaman arasan söylediğin şey basit bir 'sıkıldım' dan farklı değil.."

istifimi bozmadım. takdir edercesine başımı sallayarak "bak.." duraksadım. "bu sefer haklısın."

"bu sefer.." dedi. acı bir kahkahayla.
bu kadarı fazlaydı. masadaki şaraba yöneldim.

"anlamıyorsun değil mi?" devam etti.
büyük bir yudum alarak ona döndüm.
kestirip attı.. "beni etkiliyorsun. ben.. bir şey düşünemiyorum."
"aşık oldum. seni seviyorum.." dedi itiraf edercesine.

hayretle ona baktım.. aşk, sevgi sözcüklerini böylesine kullanmak.. ne kadar adi, ne kadar ucuzdu..

duraksadım.
"uçkur için böylesine yalvarmak.." yüzümü buruşturdum. "eminim. acıklı olmalı.." diyerek elimdeki bardağı ona kaldırdım.

"uçkur.." diyerek alayla baktı duvarlara.. durdu. sonra başını sallayarak bana döndü.
"keşke onu sevdiğin gibi sevebilseydin beni."
"keşke onun gibi dokunabilseydim sana."
"keşke bir zamanlar tıpkı onun olduğu gibi yanında olabilseydim senin.." umursamazca baktı bana.

gitti..

ben de.. mıhlandığım yerde.. o kesif tiksintiyle birlikte,
yapayalnız kaldım.
bütünlemeye kaldım.. son kurşun.. köprüden önceki son çıkış.. allah'ım yardım et. sınıfı geçersem gelecek yıl gerçekten çok çalışacağım
başlık yine tıbbiyeli günlüğe dönmüş. evet kardeşim büte kalmışsın, ne itiraf ama. aaa sen de portakal suyu içip kitap mı okuyorsun, vay canına! demek sevgilini özledin, hadi canım inanmam! dostum eline ilk defa silah alıp yirmi el ateş etmişsin, bak bu çok gizli bir bilgi keşke itiraf etmeseydin. evet hep insanlara güvendiğinden kaybediyorsun, hepsi kaka, sen mükemmelsin! ''yokuşların sonunda yok oluşlar varmış, bilsem nefes nefese koşmazdım.'' üstat sen ne yaptın, işte aforizma bu!
  • /
  • 104

içerik kuralları - iletişim