tıbbiyeli itiraf

  • /
  • 96
ya her şeyim ya hiçim. sorma dünyam ne biçim.
büyüdüğüm şehri çok seviyorum, kaç yıl geçse de unutamadığım insanlarla tanıştım orada, kimse umursamıyor ama ben hâlâ bakarım neredeler neler yapıyorlar. güzeldi be sözlük, farklılardı buradakilerden çokca. bu yaşadığım yerdeki insanların bağnaz olmayanı bile bağnaz, dar bir görüşten çıkamıyorlar. ha ben öyle değil miyim de bunları eleştiriyorum, bilemiyorum. ama coğrafya gerçekten kadermiş sözlük. ne diyelim allah güzel insanlarla karşılaştırsın
bugün yaşadığım 4 saat hayatımın tam 4 yılına bedeldi.
hatta onun özeti gibiydi, ama özet hikayenin aslından daha güzeldi.
bunun neresi itiraf derseniz,tarihe not düşmeye değecek bir zaman dilimiydi.
bilmemem, görmemem gerekirdi..
ama bir konuşmaya şahit oldum bugün.
anlamsızdı;
''ereshkigal'i sev.''
karşılığı zahmetsiz ve yalın olduğu kadar da kesifti..
''sonsuza dek.''
kendi değersizlik duygularını başkaları üzerinden kastıkları ego ile kapatmaya çalışan insanlara tahammül etmekten yoruldum.

tahammül edemediğimden değil bu yorgunluk, tahammül edebilmek için gözardı etmek ve insanların iğrençliklerine dayanabilmek gerekliliğinin verdiği tükenmişlik.
ne o beni görüyor, ne de ben onu görebiliyorum. yine de uzaktan bakışmayı sürdürüyoruz.
bugünlerde bir şey var.. içim kıpır kıpır sözlük
bugün öğle sularıydı.
uçan balon satan bir çocuk bir bankta oturmuş, balonların iplerinden uçmasın diye sıkıca tutuyordu. yorgun görünüyordu.
bir yandan da etrafa bakıp, balonunu satabileceği çocuklu bir aile arıyordu.
yanına büyük bir çocuk geldi.
''hepsi kaç para?'' dedi.
''ne abi, hepsini mi alacaksın?'' dedi.
o an çocuğun gözleri mutluluktan büyümüştü sanki.
''evet'' dedi o da.
''dur sayayım abi'' dedi gülümseyerek.
heyecanlanmıştı, elleri titriyordu.
''peki say'' dedi. balonlar ve ipleri o kadar iç içe geçmişti ki güç bela sayabildi tozlu, nasır tutmuş elleriyle.
''25 tane var abi, hepsini alacağın için sana tanesini 1 tl den vereceğim'' dedi.
cüzdanında bozukluk olmasına rağmen cebinden bir 100 lük çıkarttı verdi büyük çocuk.
küçük satıcı bir paraya bakıyordu bir de büyük çocuğa.
abi bu para ne? benim bunu bozacak param yok ki hem dedi.
bozdurursun sonra deyip, balonların hepsini istedi büyük oğlan.

büyük oğlanın eline balon iplerinin hepsini tutuşturdu küçük satıcı. uçuracaktı büyük çocuk hepsini denize karşı. anlamıştı küçük satıcı.
'bir dilek tut abi' dedi parlayan gözleriyle.
'tuttum' dedi o da. (takımının şampiyonluğunu dilemişti) ve hepsini saldı gökyüzüne.
bir yandan da küçük satıcıya bakıyordu.
ufaklık ise mutlulukla başını kaldırmış, rengarenk balonların gökyüzüne yükselişini seyrediyordu. balonları gözden kaybolana kadar birlikte seyrettiler.

''parayı ilerdeki markette bozdurup geleyim abi, bekle burda tamam mı?'' dedi.
büyük çocuk ''tamam'' dedi. ama beklemedi, biraz uzaklaştı, sonra adımlarını yavaşlattı ve olduğu yerde durdu. uzaktan küçük satıcının gelip gelmeyeceğini merak ediyordu.
çok geçmedi, çocuk balonların uçurulduğu yere gelip etrafına bakındı, büyük çocuğu arıyordu gözleri...
satıcının geldiğini görünce gülümsedi büyük çocuk. ardından yoluna devam etti.

gecenin sonunda dileğim gerçek olmuştu.
umarım günün birinde yine karşılaşırız güzel çocuk.
depresyona girmeme iki şarkı falan kaldı sözlük.
ben de düştüm ama düşerken başka dallara tutunmaya çalışmadım; canım acıdı evet fakat düştüğüm dalı bile kırılmasın diye bıraktım.
  • /
  • 96

içerik kuralları - iletişim