tıbbiyeli itiraf

  • /
  • 94
imrenmiyorum kıskanıyorum *:(
vakti evvel evimize bir çevirmeli telefon bağlatmıştı babam. yalnız telefonlarımız da o günden sonra hiç susmadı. abi, gunde 30-40 arama gelirdi abartmıyorum.
çok geçmeden telefon trafiğinin nedenini de anlamış olduk tabii.
meğersem bizim evin telefon numarası ile yerel bir radyo programının telefon numarası arasında sadece bir rakam farklıymış.
ev telefonumuzun son hanesi 9 ile bitiyor iken; yerel radyonunki de 8 ile bitiyormuş.

dün gibi yeşertirim telefonda yaşanan sahneleri

bir bakarsın, sabahın 7'sinde telefon zııır zııır öter.
uykundan güç bela uyanıp telefonu açarsın.

- alioo
+ alo xx radyomu? bir istek parçası istiyorum: ''bir sevmek bin defa ölmek demekmiş''
- ama abla...
+ dur bitirmedim daha, bu şarkıyı sevgilime armağan etmek istiyorum.
- yanlış numarayı aradınız.
+ ne! nasıl yani, xx radyo değil mi orası?
- yok, y'nin malikanesi burası.
+ ay kusura bakmayın. yanlışlık oldu o zaman.
- sorun değil, alıştık artık biz. istediğiniz vakit tekrardan çevirebilirsiniz.
+ ahahah

telefon kapanır 10 dakika sonra bir telefon daha.
-alo
+ alo
- xx radyo mu?
+ hayır abicim.
- beni gaandırma lan, xx radyoyu çevirdim ben.
+ vallahi burası değil abi. siz hangi numarayı çevirdiniz?
numara söylenir ve şanssız adam, büyük ikramiyeyi sadece son numarayı yanlış tuşlayarak kaçırmıştır. kapatır telefonu sonra bir hışımla.

derken bir arama daha...
bir arama daha...
bıktırır usandırır bu aramalar. babama sigara bileem yaktırır.
ulan hep de bana baktırırlardı bir mok varmış gibi bu telefonları.
bazen açmadığım da olurdu; bir de uzun uzun çaldırırlardı ki sormayın gitsin.

aramalarda çok dalgaya alanlar da olurdu. bazı kişiler sürekli arardı. manzara çakılmasın diye seslerini de değiştirirlerdi. en çok da bunlara uyuz olurdum.

biz de matrağa aldık bir zaman sonra. diğer türlü uğraşılmıyordu yoksa.

zırr zıııır zııırr
geldim geldim.

+alo
-alo
+xx radyo mu?
- evet, kiminle görüşüyorum?
+ben, ayşe.
- ya siz?
+ ben riki.
- memnun oldum ayşe. hangi parçayı çalmamı istersiniz?
+ neşet ertaş'ın ''gönül dağı'' şarkısını istiyorum.
- bu şarkıyı kim için çalmamı istiyorsun?
+ en yakın arkadaşım olan ali'ye armağan etmek istiyorum bu şarkıyı. onu çok seviyorum.
- şarkınızı bir sonraki listemize ekleyeceğiz ayşe.
+ sağ olun.
- sen sağ ol. iyi günler ayşe.
+ iyi günler
(telefon kapanır)

aradan 1 saat geçer, (arayan yine ayşe'dir; ama salağa yatılır)
+alo
-alo
+ lan riki
- alo, kiminle görüşüyorum?
+ allah belanı versin, tanımadın mı? 1 saattir çalacaksınız ulan şarkımı. çalma lan artık köpeeeğ (der kapatır)

ben de kıkır kıkır gülerdim. eğlenip mutlu olmaktan başka bir şey istememiştim ki ben bu hayattan.
evet çocukluğumuz da biraz ibiinelik yaparak geçti affedersiniz. ama özünde iyi bir çocuktum ben. nihayatinde telefon karşısında insanlarla epey eğlendiğimiz anlar olmuştu. tabii bir telefon gelene kadar.
+ alo (ağlayan bir ses)
- kim arıyordu? (ses gelmedi birkaç saniye) alo aloooo
+ alo
- kimsiniz?
+ ben aslı, annemin en sevdiği parçayı çalmanızı istiyordum bugün? (ağlamaya devam ediyordu)
- tabii, hangi parçaydı.
+ zeki müren'den ''annem''
- anneniz yanınızda mı peki?
+ yakın bir zamanda kaybettim annemi, (der ve hıçırıklara boğulur)

sessizce ağlama sırası artık bize geçmişti. telefonda kızın bir süre ağlama sesini dinledim. duygulanmıştım. gözlerim dolmuştu. alo alo diye seslenmeye başlamıştı aslı. konuşamadım, boğazım düğümlenmişti sanki. usulca telefonu kapattığımı hatırlıyorum. bir finalin böyle sonlanacağı aklımın ucundan dahi geçmemişti.
o olaydan sonra insanlarla telefon başında matrak geçmeyi bırakmıştım.
zaten çok da geçmedi, babam evin telefonunu kapattırdı da kurtulduk lan.
yarın dedemi ankara’da bir onkoloğa göstereceğiz. içimde büyük bir ağırlık var. hem acı çekmesin istiyorum hem de hep yanımızda olmasını. aşk şarkıları bile dedemi hatırlatır oldu. sanki çok üzülmüyor gibiyim ama üzülüyorum sözlük. dedemi görmeye bile cesaretim yok. yarın doktor ne diyecek acaba? o da mı ömür biçecek? dedem ayağa kalkamıyor. ne bileyim bari omurgasına sıçramamış olsaydı. kanser olduğunu söylemedik ama tahmin ediyor. zaten ailede var diye iki sene önce kanser taraması olmak için doktora gitmiş kan alıp bir şeyin yok demişler. şimdi de diyor ki karaciğer zaten yeniliyor kendini kesip alsınlar prostatta da çok az varmış. böyle yaşamak istiyor ya tutunmak istiyor ya canım nasıl acıyor. kemik ağrısı çok kötü olur, karaciğerine zarar gelmesin diye ağrı kesici bile içmiyormuş. yirmi gün önce hiçbir şey bilmezken ben hayatta olduğum sürece kimse sana bir şey yapamaz demişti tam kapıda uğurlarken. şakasına demişti gülüyordu ama yine de insanın yüreğine oturuyor. benim babaannem de olmadı büyükbabam da ama dedem diğerinin eksikliğini hiç hissettirmedi hep el üstünde tuttu. yaşlı diye umursamazlar sanıyordum ama ben tıp kazanınca o kadar gurur duydular o kadar mutlu oldular ki nasıl gidiyor kızım aferin kızım mezun ol da bize de bak her seferinde böyle şeyler söylüyordu. gözünün içi gülüyordu okulumu sorarken falan. mezuniyetimi görmesini istiyorum. uzaktan kuzenimi istemeye gelecekler dedemden isteyeceklermiş. evlenme meraklısı olduğumdan değil ama bir gün böyle bir şey yaşadığımda dedemin de başköşede olmasını ben de isterdim sözlük. benim ilk maaşımı, mezuniyetimi, belki çocuklarımı görmesini çok isterdim. doktor iyiymiş beş yıla kadar uzatırız demiş bilmiyorum belki mezuniyetimi görebilir ama hayırlısı olsun, onun için en acısız en az gurur kırıcı nasıl olacaksa öyle olsun her şey. zoruna gidiyor kendine bakamamak. en çok canımı yakan böylesine tutunmaya çalışması. korkuyor mu ölmekten? keşke bir mucize olsa da iyileşse. annemin yanında ağlamayı boş buluyorum o kendini bu kadar tutarken kim bilir benim kaç katım üzgünken üzerine gitmek istemiyorum ben de buraya yazıyorum gerçek bir itiraf bunlar benim için çünkü. yapacak bir şey yok, cidden.
ben bir gerizekalıyım. okuduğunuz için teşekkürler vaktinizi aldım
sen bir güneşsin ve ben bencillik yapıp sadece beni aydınlatmanı istiyorum sanırım karanlığa alışsam iyi olacak
kendime hayran olabilirim ama kendimi gerçek manada sevmiyorum sözlük.
sanırım sene içi yeterince çalışmadım. son komitelerde notlarımı yükseltsem de finalden (birkaç saat sonra) 64 almam gerekiyor. çıkmış bakmaya ve hızlıca mikro okumaya devam edeceğim. büte de kalmam çok olası. umarım bu giriyi “yeee büte kalmadım!!” diye güncellerim.
25 yıllık yaşamımın en güzel hediyesini 04.06.2019 da aldım.

3 gün önce mezuniyet töreniyle beraber tıp fakültesini bitirmiş oldum.tabiri caizse doktor oldum.*

bunca zor sınavın ve lanet bir intern senesinin ardından fakülteyi bitirmiş olmak mı, yoksa aldığım o hediye mi daha çok mutlu etti diye düşündüm.

o küçük hediyenin beni daha çok mutlu ettiğine kanaat getirdim.




öncelikle dehbnin allah bin turlu belasini versin sonra da yine dehbnin allah bin turlu belasini versin. 2 dersim a dusecekken b düşecek diyeceklerim bunlar...
hiç beklemediğim anda güzel gelişmeler oldu sözlük çok mutluyum
  • /
  • 94

içerik kuralları - iletişim