tıbbiyeli itiraf

  • /
  • 101
unutmaya çalışmayın alışmaya çalışın demiş bir bilge insan ben yavaş yavaş alıştım galiba
büyük konuşmak istemiyorum ancak birilerine bunu söylemek istiyorum. sanırım sözlü fobimi yendim genel olarak. geçen yıl dahiliyede bildiğim hiçbir şeye yanıt veremezken bu yıl bilmediğim şeyler hakkında az bile olsa düşünüp cevap verebildim. bildiklerimi unutmadım ve 60 aldım ara sınav sözlüsünden. bir sözlüden 60 almak benim için çoooook büyük insanlık içinse küçük bir not. finalde görüşmek üzere sayın dahiliye.
hayatımda ilk defa bi dostum adam gibi askere gidiyor. bunu buraya yazmak istedim lütfen mazur görün.
olum biri kıskanarak mı okudu burayı? ilk defa kaza da yaptık. ilklerle dolu bi gece.
intornluk beni degistirdi sanki sozluk ya. eskiden alt donemlerime "off salaklara bak bi bk bilmiyolar ama havalarindan gecilmiyo" gozuyle bakiyodum, simdi bazilari haric coguna yardim edesim geliyor serviste hasta hazirlarken filan. ilerde "aa soyle bi intorn vardi cok yardimci olmustu" demelerini istiyorum sanirim.

okulda beni hatirlayan son kisi mezun oldugunda, asistan ablalar abiler uzman olup gittiklerinde beni hatirlayacak kimse kalmayacak. coco animasyonu gibi. bunu bilmek beni cok uzuyor be sozluk. icimden aglamak geliyor.
geçen sene "tıp okumak kendi kendime hakaretmiş gibi geliyor." yazmışım, bugün günlüğümü karıştırırken gördüm. şaşırdım çünkü geçen sene bu durumun böyle net ifade edebilecek kadar farkında olduğumu unutmuşum. biraz üzüldüm, keşke bir şeyler değişmiş olsaydı.
çok komik bir durum sözlük... çok komik.
staj sorumlumuz olan hocamız bize öyle iğrenç şeyler söyledi ki... vizite gelen hiçbir kimseyle konuşmamam da bundan kaynaklı.

yemeğe çıktığımız zaman tıp fakültesinden edindiğimiz arkadaşlarımız ile otururduk. hatta asistanlarla bile yemeğe giderdik. neyse... derse girmiştik, hoca söylenmeye başladı. "siz kendinizi ne sanıyordunuz? siz kim, doktorlarla beraber yemek yemek kim? siz onlarla yemek yiyecek kadar yüksek insanlar değilsiniz, onlar sizden üstün."

dedim ya, komik işte. gerçek değil gibi ama gerçek bu olay. bir insanın önce yaptığı işe saygısı olmalı.

hastane benim için karanlık bir kutu şimdi, kaçmak için fırsatını kolladığım bir kapan.
tahammülümün tükenmeye yüz tuttuğu, duvara çentik atmalık bu sürgün hayatından kurtulma isteğim ne kadar kuvvetliyse her zerremde hissettiğim tükenmişlik ve yıpranmışlık da bir o kadar derin. kendimi sürekli kendimi sorgularken yakaladığım, bilinmezliğin karanlık dünyasında savrulduğum bugünlerde mutsuzluğun da ötesindeki hislerimle baş edemiyorum. kader, gayretime aşık farkındayım ama çok yorgunum.
tırnaklarımın yapısı uzun olduğu için çok severdim önceden. şimdi bakıyorum rahatsız oluyorum. böyle olmasaydı keşke diyorum, daha kısa daha minik tırnaklarım olsaydı. daha çok hoşuna giderdi. daha masum görünürdü. daha temiz görünürdü belki bilmiyorum. biliyorum böyle düşünmek yanlış, Ąllah böyle yaratmış yani. ama kendimi alıkoyamıyorum bu düşünceden *(
okulun amerikan futbol takimiyla ilk antremana ciktim. gerçekten ben bu iş için doğmuşum. sporcularla çalışmak gercekten beni ben yapan şeyler. zamanin da o parkeden tekrar girebilmek için cikmistim simdi o parkeye tekrar girmenin ilk adımını attim. o kadar uykusuz geceye o kadar yorgunluga değdi. haftaya ilk hazirlik maçi var. whatever it takes...
  • /
  • 101

içerik kuralları - iletişim