tıbbiyeli sözlük yazarlarından şiirler

ayıp olur

konumumun bilgisini
içtiğim kahvenin telvesini
paylaşırken de herkesi
etiketlemesem ayıp olur

sabah kahvaltı soframı
öğlen restoranın adını
akşam cafedeki fotoğrafı
paylaşmasam ayıp olur

her gün gittiğim derslikte
arada uğradığım kantinde
cuma günleri camide
check-in yapmasam ayıp olur

eş, dost, hısım, akraba
geldik yine hep bir araya
haydi fotoğraf çektirelim topluca
facebook'a koymasak ayıp olur

olan var olmayan var
hepsi pazardan (!) aman değmesin nazar
hangi efekti eklesem güzel çıkar?
reklam yapmasam ayıp olur

yiyemeyen yok, hep yiyenler var
çorba, kebap, tatlı; donatılsın masalar
ama öncesinde bi' çekilsin fotoğraflar
yediğimi koymasam ayıp olur

inşallah beğeneni çok olur
çekemeyenleri de kudurtur
kimisine de nispet olur
bildirim yapmasam ayıp olur

noromuskuler yavsak der ki; hayırlısı be gülüm
soldu bahçamda güller, ötmez oldu bülbülüm
gün olup da azrail'le birlikte gelince ölüm
paylaşsam ne olur, paylaşmasam ne olur.
tek elinle tut beni
al kollarına sar beni
nefesine bile muhtacım
tek yön

gün çoktan geceye dönmüş,
bütün ışıklar bir bir sönmüş.
kör karanlıkta da kalsam,
o kadar kolay kı anlamam.
sana çıkan her bir yol,
benim için tek bir anlam,
benim için tek bir yönmüş .
tebessümle vuslat etmez sima, ezelden beri nicedir çektiğim azap.
aşikar ki huzur memnudur bu ruha, müptelası olmuş elemin düşmüş bitap.
fecr çökmüş şarka, lakin, terk-i diyar eylemiş zayidir afitap.
beyhude bir hülyadır reha, nihayete ermedikçe bu büyük gazap.
zaman gelip de bir gün
bana eskisi gibi bakmamandan korkuyorum.
ve bir gün
bana hiç bakmayacak olmandan korkuyorum.

sana gelmekten
ve senden gitmekten korkuyorum.
ve bir gün
tamamen kopacak olmamızdan korkuyorum.

korkuyorum ve tekrar korkuyorum
seni sevmekten
ve seni sevememekten korkuyorum.

korkuyorum ve yine korkuyorum
beni bir gün anlamandan
ve beni hiç anlayamamandan korkuyorum.

korkuyorum ve yeniden korkuyorum
seni anlamaktan
ve bir gün seni anlayamamaktan korkuyorum.

korkuyorum,korkuyorum
sendeki senden
bendeki benden
sendeki benden
bendeki senden
ve herkesten
ve bu berbat,bilinmez dünyadan
ve de bize bir şey olmasından korkuyorum.
hain sınavlarda, uykusuz sabahlarda
baraj yedik ey halkım, unutma bizi.
tıp okumak için gençliğimizden vazgeçtik.
ey halkım, unutma bizi.

kütüphanelerde, çalışma salonlarında,
en yakın dostum oldu 3ü 1arada.
sonunda biten komitenin şafağında
dirildik ey halkım, unutma bizi!
3-a sınıfından statü diyen tıp öğrencisi...

şeker

şekeri çok severim,
her çocuk sever.
çocuklar şekersiz duramaz,
hep şeker yer.

şeker çok güzeldir,
yemeden duramazsın.
şeker yemek için,
havalara uçarsın.

şekerci dükkanının önünde,
renk renk şekerler.
çocuklar dizilmiş,
şeker isterler.

o zamanlar bunu yazınca çok sevinip gurur duymuştum kendimle. iyi şiir yazdım sanıyordum. hala da etkisi sürüyor olacak ki on senedir unutmamışım.
hayır hayır diye bağırdı figüran
ölmek istemiyorum derken sevmediği kadınları düşündü
ona böyle demişti en iyi açılarını yakalayan kameraman
seviyorken ölmekte olan biri olamazsın

hayır hayır diye bağırdı figüran dramatik jestlerle
ölmek istemiyorum henüz çok gencim derken
ölümü canlandırıyor oluşunun kelimesel ironisini
ve gamsız yakışıklılığını düşündüğünü gizlemeden

hayır hayır diye bağırdı figüran
klişelikten zevk alan bayat gözleriyle
dramı derinleştirecek 2 numaralı bakışını attı

hayır hayır diye bağırdı figüran
yaşamak isteyişi oynarken ucuz bir taklitle.
ve ölüverdi elektronik bir kutunun içinde.
bir yaştayım

bir yaştayım,
içimin kıpır kıpır olduğu,
bir rüzgar esintisine,
bir güzel kokuya kocaman bir tebessümü yapıştıracak,
bir bakışa,bir söze gecelerimi harcayacak bir yaştayım.

bir yaştayım,
hayallerler dolu, yaşamın taa içinden,
kendimce ölüme en uzak bir yaştayım.
o tüm kıpırtılara rağmen bugünü es geçip,
geleceği planlamanın telaşına düşmüş bir yaştayım.

bir yaştayım
henüz aşka düşmemiş kalbimin,
varlığından bile emin olamayan aklımın,
her kapı çalınışında, her sokak başında,
acaba mı dediği bir yaştayım.

öyle bir yaştayım ki,
yakın, her şeye yakın;
bazen de sonsuzun bir diğer ucunda,
çizdiğim sayısız yola bakıp,
çantam sırtımda beklediğim bir yaştayım.

öyle bir yaştayım işte,
sorma…
öldür beni,
hiç yaşamamışım gibi öldür.

ıslak bir gülüş dökülsün üzerime
fahişe bir alevin ortasında
bir başıma kalayım.

öldür beni,
hiç yaşamamışım gibi öldür.

belki de kalabalığın
en önündedir
yürüdüğü sanılan
olmayan ayaklarım.

bir ok fırlat
bir bulutun üzerine.
derinden olsun,
acı olsun,
ağır olsun.
en derinime saplayalım birlikte.

eski bir fahişe gibi olsun.
yıllardır işlenen tüm günahlar gibi,
yavan ve sıradan olsun.
aşıp tüm engelleri
ben dibe battıkça göğe çıkmalısın.
en yüksekte olduğun yerden
en dibe batmalıyım.

öldür beni,
hiç yaşamamışım gibi öldür.

hatta yüzüme tükür.
hatta beni sen öldür.

hiç değilse nasıl sevdiğini unutup
tek tek benden silinişinin
ve artık başkasını sevdiğini bilmenin
berbat hissine kapılışım kadar,
bir şehirde kayboluşum kadar,
ve mutlu sandığın o yüzümde
kaybolan gülüşüm kadar koymaz sana.

öldür beni,
hiç yaşamamışım gibi öldür.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim