tıbbiyeli sözlük yazarlarından şiirler

hayatım üç bölümden ibarettir benim;
senden öncesi
sen
senden sonrası.
anlayacağın her şey bende seninle başladı
seninle devam etti
ve
seninle bitti.
her başlangıcın bir sonu olacağını bilmeme rağmen
sen hep ol diye
ben bittim,
sana gelen bütün yollar bitti
sana açılan bütün güller bitti
sana öten bütün kuşların sesleri bitti
seninle parlayan güneş, seninle yükselen ay bitti
seninle akrebin peşinde koşan yelkovan bitti
seninle yağan yağmurlar bitti
kalan toprağın mis kokusu bitti
seni çağlayan her gökkuşağı bitti
seni arayan ben
ben bittim.

öncesinde gürleyen sesim
seninle bitti
bitmeyen hevesim
seninle bitti
sokakta burnumdan damlayan kan
parmaklarımın tepesindeki yara
gözümdeki mor, yüzümdeki çürük
seninle bitti.
seninle insanları tepeden gösteren gözlerim bitti
gözlerimde gördüğüm insanlar bitti
gözlerimde yerdiğim insanlar bitti
sözlerimle ezdiği insanlar bitti
bende bu kadar bitirip
bu kadar başlatan biri olarak
kuracağım söz bitti, teşekkür ederim
dilimdeki kelimeler bitti.

sen geldin
güz bitti
ciğerlerime inemeyen her havanın
gidemediği yol bitti
sen geldin
aşk bitti
sana duyduğum duyguya aşk demenin yalan olacağını anladım
aşk, aşkına aşık olanların oldu
beni aşka aşık ettin
herkes aşık oldu
ben aşk oldum
ben bittim, aşk bitti.
telefon, mektup,
televizyon, gazete
hepsi bir iletişim aracıdır

telefon en çok kullandığımız
bir iletişim aracıdır
bunun için bu araç
beğenilen araçtır

çok severim iletişimi
en çok sevdiğim şeydir
çünkü bu iletişime
karşılıklı konuşma denir

3-a * sınıfından düşler ülkesi *:) ev ahalisi hala takılır bana, benim de ezberimden hiç gitmedi çok güzel, anlamlı bisey yazmışım gibi *:) bir de 'kutuphane' diye vardı. annem, babam, x ablam, y ablam başlıklı kişiye özel şiirlerim de vardı. ahaha hala gülüyorum hatırladıkca .swh.
*

bir çift gözü, hiç görmemişken özlemeyi bilmez çoğu kimseler.
ellerini hiç tutmadan avuçlarının içine güneş doğmasını,
saçları omzuna dökülmemesine rağmen
omzunda çiçeklerin açılmasını bilmez kimseler.
kimse görmediği kirpiklere salıncaklar kuramaz,
kimse saymadığı kirpiklere şiir yazamaz.
ama ben bilirim, ben seni bilirim
gözlerin şiir olur bana, ben seni bilirim.

ak ile karanın karasına uymakla geçti çocukluğum.
aklımı karaladım ama hala çocuğum.
adım attığın her yer, oyun oynadığım park çocukluğumun.
ben, elma çalarken yakalanan o çocuğum;
sen çaldığım elma değil, içimdeki hevessin çocukluğumun.
yanakların çaldığım elma olur bana, ben seni bilirim.

şu köşe başları denk getirmez seni bana, bilirim.
koştura koştura kaybolan insanların arasında
parıldamaz gözlerimin içi gözlerinle, bilirim.
sallana sallana dalına veda eden yaprak,
saçlarını dalga dalga resmeden rüzgar rastgetirmez kokunu bana
ama işler ilmek ilmek tenini bana, ben seni bilirim.

bir küçük gemi yaslamıştı sırtını küçük bir tepeye
ve burnumuzu kesiyordu kavrulan soda kokusu.
ilk defa ellerime teşrif etmişti ipekten hallice
geceden zifirice saç tellerin.
belki bilmezsin; o gece mutluluktan avuçlarımın içini öptü,
yanaklarına haya eden şekilsiz dudaklarımın tepeleri.
seni bilmediler ve bilmeyecekler belki ama
ben seni bilirim.

bir daha denk getirir mi bizi küçük limanlı bir sahil kenti
bilinmez ama
her meltem estiğinde getirir tenini
uzaklardaki akdenizin eşsiz sahilleri.
bitti dedikçe harlanan içimi söndüremez ama
ne güzel şeydir bilir misin, yok olan fotoğraflara
hafızasını içinde donup bakakalmak...
gidişinde nazende ayak seslerini dinledim ben senin
ve istedim; istedim ki hiç bitmesin!
sen bunları nereden bilesin ki göz bebeğim, nereden bilesin?
ama ben, ben seni bilirim.

aklıma ilk düştüğün vakit şeritleniyor gözüme:
bir gece vakti, yakamoz dizlerimin dibinde.
bir dost meclisindeyim, kafam da bildiğin gibi, yerinde...
dişim kesiyor dilimin her bir yerini
anlatacak gibi oluyorum hatta, çocukça gülüşlerimi.
nereden bilirsin diyorlar bana;
züppe, ayyaş, hallice de şekilsizsin
şiir tutmaz senin ellerin; küfrederek geçtiğin sokaklara
nasıl olacak da güller dökeceksin?
haklılar, kalem tutmaz elim nasıl şiir yazsın
ama bilmezler ki sen şiirsin, ben seni bilirim.

alnının köşe yerinden çenenin ucuna inen saç tellerini
bilir misin, onları kıskanırdım ben.
bu kadar güzel bir yolu nasıl tepebilir,
bu kadar güzel bir beşer.
göz pınarlarını silen damlalar, parmaklarımı yaktığı vakit
demiştim ki oğlum bu damlaların tanesine öl, bit.
ben bittim, ölüm kaldı parmaklarımın ucunda şu vakit.
gözlerin bir kere daha değmeyecek gozlerime, bilirim
sakın üzme kendini; ben seni sensiz de bilirim.

24.04.19 / 16
uyumaya çalıştım yine güneş doğana kadar
seni düşünmek getirdi bu hale beni
oysa unutmak için çabaladığım aylar
saydım, yaşın kadar. rakamla, yazıyla yirmi
kaçtım bir korkak gibi, edemem inkar
oysa gözlerin sarmış evrenin her köşesini
her yerdesin, bu arada günlerden pazar
sensiz eski tadı vermiyor sabah kahvesi
evinin önünden geçtim, kapalıydı camlar
keşke temizlese bu yağmur bendeki her zerreni
artık düşmanım oldu bana aldığın aynalar
ahhh! senden kalan tek şey onlar gerçi
soruyorum! hangi aşık sevdiğini böyle sınar?
pardon, saçmaladım sen beni seviyormuşsun gibi
dayanamadı, soldu bahçeye diktiğin papatyalar
oysa ben güzelce sulamıştım ki
tam yüreğime oturdu söylediğin laflar
öyle bir baktın ki, hiç sevmedin beni sanki
korkma! benim de sana diyeceklerim bu kadar
yalnız kalırsan hatırla, insan sevildiği kadar var

17.10.2015
cunda
not: bu şiiri ne için, hangi ruh hali ile yazdığımı hatırlamıyorum bile.
ama ilk şiir defterime yazdığım ilk şiirim*
bu da burada dursun.
sağda solda gençlerle pubg oynadım,
her tarafı boydan boya afiş yaptırdım,
ılgaz'a tırmanma! tünel var, onu da ben yaptım,
banane lan oylar yeniden sayılsın.
sözcükler

sözcüklere prangaladım kendimi.
öylesine ağırlar ki...
ayak sürümeye dermanım yok,
vazgeçiyorum bu inattan.
dedim ya sözcükler,
ayaklarıma bağlı dört bir taraftan.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim