tıbbiyelinin aşk hayatı

teorik bakımdan tamamen uygun durum ve zaman içerisinde gerçekleşebilecek biyokimyasal aktivite peki... bir tıp fakültesi öğrencisi karşılıklı veya karşılıksız içinde bulunduğu durumu ne kadar yaşayabilir? söyleyeyim dostlar, hakkını vererek yaşayamaz. eğer yaşar ise bilir ki dönem sonu fırtınalı bir aşk yerine daha fazla çalışmadığı için kafasını taşlara vurup ilgili erkeği/kadını hatırlamayacak noktaya gelecektir.
kişinin ilk önce kendisine "aşk nedir?" diye sorup ondan sonra düşünmesi ve eğer cevabı maddesellikten öteye geçemiyorsa uzak durması gereken hayattır. aşktan beklentisi içindeki huzuru, mutluluğu bulup koşulsuz sevebilmenin hazzını yaşamak ve onunla yetinebilmek değil de sürekli karşı cinsle vakit geçirmekse kişi üzerinde kısa ve uzun vadeli birçok olumsuz etki bırakacaktır.
iki komite arası alevlenip perikomitesel dönemde latentleşen, mezuniyete yakın zamanda evde kalma korkusuyla kanka evlenelim mi aşkım dedirten, ortalama bir tıbbiyelinin garibanlıklar silsilesi yaşamı içinde gözden çıkardığı diğer bir şey.
6 yıllık süre zarfında erkekler için abazalıktan doktorum civanımlığa ilerlerken bayanlarda prenseslikten doktor kızlığa ilerleyen durum
hoşlandığınız bey/hanımla lab.da, zilli sınavda, stajlarda, nöbetlerde romantik anlar yaşamanın hayalini kurmaktır.(bkz: aynı steteskopla müzik dinlemek)
ilk sene herkesin tabiri caizse ava çıktığı ve sonraları önceliklerin değişmesiyle unutulan durumlar
kırk yılın başı kafamı notlardan kaldırıp aşık oldum o da elime yüzüme bulaştı bi daha da yaşamak istemeyeceğim bi hayat tarzıdır kendisi
bazı tıbbiyeliler için olabilecek en güzel şey kütüphane aşkı olan durum (bkz: göte geldi aşkımız ikimizde şaşkınız)
  • /
  • 4

içerik kuralları - iletişim