tıbbiyelinin aşk hayatı

netter'i ben zaten çalışmıyorum al sen çalış diye sevdiğine vermek de dahildir mesela
aynı fakülteden olunca bi de yeni başlık açasın gelir, kısacası zor
önce hızlı bir yükseliş sonra hızlı bir düşüş eh sonunda equilibrium ...
beni çokça yormuş, sürekli aynı döngülerle geçen bir hayat.

birini seviyorum. arkadaşlarıma soruyorum. "bundan hayır gelmez, üzme sakın kendini boşa" diyorlar. sürekli haklı çıksalar da uslanmıyorum. 1-2 sene boyunca platonik acısı çektiriyorum kendime. sonra bi bakıyorum "bundan hayır gelmez ki bana" diyip vazgeçiyorum sevdadan. depresyon eşliğinde. sonra yine gidip buluyorum başka bir hayırsızı ve döngü yeniden başlıyor. hiç sekmedi şimdiye kadar. istikrarlıyım bu konuda.
cidden oluyor mu böyle şeyler diye düşündüren başlık, ne kadar uzak kalmışsam artık.
k: kız kişisi
e: erkek kişisi

kliniğe yeni geçilmiştir. amfide herkes birbirinin üzerinde nabız, perküsyon vesâîre bilumum muayene yöntemleri denemektedir. amfiye nereden bulunduysa bir adet tansiyon âleti getirilir. teneffüslerde, aralarda herkes elden ele ölçerken âlet bizimkilere gelir. bizimkiler o sene aynı staj grubuna düşüp yeni yeni samîmî olmaya başlayan iki arkadaştır.

e: hadi gel senin de tansiyonunu ölçeyim ehehe.
k: olur
e: aaa tansiyonun normal ama birazcık da yüksek gibi sanki koştun mu sen.
k: yoo
e: nabzın da yüksek gibi merdiveni hızlı mı çıktın.
k: yoo.
(k bu sırada hafiften kızarmaktadır, yüzü al al olur. çevredeki kızlar gülüşür. e, acemi stajyerdir önlüğün üzerinden stetoskopla k'nin kalbini de dinlemeye çalışır.)
e: taşikardin de var ama.
k: olabilir.
e: taşikardi, nabız ve tansiyon yüksekliğiyle gelen hastada ne düşünürsün hahaha
k: aşk diyemez.

çünkü yoğundurlar, tıbbîye üzerlerindeki bir yük iken, aşk gibi bir gönül yükünü de kaldıramazlar. olur da her şey kötü giderse, reddedilirse, ayrılırsa aynı okulda sürekli yüz yüze nasıl olur? üzerlerinde yakında can sorumluluğu olacaktır. kendini okula veremezse her şey berbât olur. emekleri boşa gider. o nedenle mantık ağır basmalı, unutmalıdır. hasta başlarında biri bacaktan ödem bakar, diğeri nabızları alır. birlikte anamnez yazarlar, hasta hazırlarlar. aynı hastaya üzülürler. biri evde unutur, stetoskoplarını ödünç verirler. aynı hocalardan sınavlara girerler, birbirlerine dert yanarlar. intörn olurlar, birlikte çalışırlar. nöbet tutarlar. aynı yere düşme ihtimâlleri içerisinde hep iki ayrı insandırlar. yolları ve kaderleri ayrıdır. biri sevildiğini asla bilmez. diğeri sevdiğini söylemez. birer dr. e ve dr. k olduklarında, memleketin iki ayrı ucuna atanırlar.

geriye koca ömürlerinin iki-üç senesinde aynı grupta birbirlerine eşlik etmiş stj. dr. e, stj dr. k ve, berâber oldukları fotoğrafları kalır. aynı masalarda, sandalyelerde sanki bir ömür geçirecekmiş gibi zamandan ve her şeyden bağımsız hastâne köşelerinde birer öğrenci iken; şimdi ayrı yerlerde yeni hayât kurarlar. artık eskisi kadar konuşulmaz. zamânın ötesinde bir yerlerde bir anda akla o eskiler düşer, o fotoğraflar hatra gelir. özlemle bakılır, çömez stajyerlikte tansiyon ölçme zamânları hatırlanır; iç burkulur.

bir gün arkadaş gruplarında dr. e'nin görevi başındayken bir tehdit ve şiddet eylemine mârûz kaldığı konuşulur. dünyâ başa yıkılır, dr. e'nin görev yeri bilinmektedir, uygun bir zaman yaratılarak yüzlerce kilometre yol tepilir. uzuun zamân sonra karşılaşılır. e'nin durumu iyidir. ciddi bir şey yoktur. gözler dolu dolu olur. hiç geri gidilmek istenmez ama ertesi gün iş başıdır. vedâlaşılır, kalp vedâlaşamaz.

bu hikâyeyi yaşanmış bir olaydan, spesifik detayları çıkararak yazdım. mesleğini icrâ ederken bir şiddet eylemine mârûz kalan hekim arkadaşın öğrencilik zamanlarında arkadaşı olan bir hekimin onunla ilgili anlattıklarına dayalı.

hekimlere vurmayın. onlar da seviyor. mesleklerini, aşklarının önüne koyup kalplerine gömecek kadar.
  • /
  • 4

içerik kuralları - iletişim