tıp fakültesi dönem 3 öğrencisi olmak

yaşın 21 olması ve sorumlulukların artmasıyla gelen yetişkinlik hissi, kliniğe az buz adım atmanızla gelen "doktor olacağım ben" hissi. kendinize ayırdığınız vaktin her geçen sene azaldığını farketmeniz. aklıma gelenler bunlar.
ıkı olmaktan iyidir sanırım :)
sayın yolcularımız şimdi emniyet kemerlerinizi taktığınızdan emin olunuz, zira bundan sonrasında korkunç derecede hızlanıp sert bir şekilde inişe geçeceğiz.
allah bir daha yaşatmasın dediğim durum. kendini ne morfoloji binasına ait hissedersin ne de hastanedesindir. görmediğin hayali insanlar ve onların belki de hiç görmeyeceğin hayali hastalıklarıyla boğuşursun. türkiyede olmayan ilaçları dahi ezberlemeye çalışırsın. bir bakarsın ki konu yoğunluğunun arasında kendini kaybetmişsin ve yaz tatili geldiğinde artık sen sen olmaktan çıkmışsın.
en azından kendi okulum için 4.sınıf -ki dahiliye stajını bile bu kıyaslamaya alıyorum- 3.sınıfa göre daha okunası ve kolaydır.
zordur her ilacı her hastalığı her tanıyı en çok da her mikrobu bilmen beklenir genelde bilemezsin sınavların sık olması bunaltır nefes alacak zaman kalmaz bütünlemesi zordur ançak hocalarla konuşup konu elemesini isterken yüzünüzü koseleye dönüştürmeniz tavsiye edilir
bitirince hastaneye geçmenin düşüncesi ve çıkmış soru fazlalığı (en azından bizim okulda ) birazda olsa rahatlatır
not : okulu bitakmayı dusunenler için (bkz: köprüden önce son çıkış )
valla benim için üniversitenin en güzel yılıydı diyebilirim. dostum yusuf la ayni evde kaldığım, klinik yükünün olmadığı, haftada zaman zaman 4 mac filan yaptığımız güzel günlerdi. derslere hic gitmeden-ihsan hocanin dersleri mustesna- öğlen 11 12 de kalkıp kahvaltı yapmayı özlüyorum simdi. yine de o sene dersleri çok sevdiğimden iyi bir ortalama ile bitirmiştim. farmakoloji zaten iyi geçiyordu. mikrop, pato ise tıbba benim için tam manasıyla giriş demekti. güzeldi kısacası.

3.cü sınıftaki arkadaşlara tavsiyem sudur: çalıştığım yerde paramedik olan arkadaş 3200 kusur, att olan 2500 ustu alıyor. yani siz çalışırken millet para kazanmaya başlıyor çoktan. bunu çalışmayın gidin vazgeçin ve okumayın diye değil, aksine çalışın ancak kendinizi de unutmayın demek için yazdım. bu zamanlariniz bir daha geri gelmeyecek. gidin bir kursa yazılın. spor yapın.enstruman çalın. dil öğrenin. sakin benim buna zamanim yok demeyin. emin olun var. çok ders çalışın ama inek olmayın. boyle arkadaşlara daha çok sey anlatmak isterdim. bunları kesinlikle onları yermek ya da kötülemek için söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın. ancak ileride yaşayacaklari şeyleri tahmin eden biri olarak konusuyorum. ileride -kim olursanız olun- bu meslekten sogudugunuz ve sıkıldığınız anlar olacak. kafanızı rahatlatacak, sizi tekrar mesleğinize bağlayacak bağlarınız olsun. kendinize bu hakki taniyin. idealistlik diyerek hayatınızi tamamen ders üzerine kurmayın.

sınav endisesi yaşadığınızi biliyorum ve bu zaman zaman hakikaten çok yorucu oluyor. ama notların hepsini yalayıp yutmak yerine bir robbins ya da guyton okumak inanın okulu birinci bitirmekten bile kat kat önemli. mekanizmayı bilmeden bütün hasarı ezberlemeye çalışıyoruz. halbuki kullanma kılavuzunda yani textbooklarda öğrenmemiz gereken temel yazıyor. tusa çalışırken demek istediğimi anlayacaksiniz.

yazınızı iyi değerlendirin. yurtdisinda staj yapın. temel ya da klinik farketmez. sadece gidin ve görün.

şimdilik bu kadar.

dagilabilirsiniz.
her zaman kafami karistirandir. biz siradan fakulteliler "donem" kelimesini bir egitim-ogretim yilinin yarisini tanimlamak icin kullaniyoruz genellikle. misal, turk dili ve edebiyati bolumu (hazirlik sinifi haric) 4 yil/8 donemden olusur.

fakat bu fakulte tip fakultesi oldugunda donem=yil oluyor sanirim. yanlissam yesillendirin plz tsk.

edit. jemma ve hayatpereste tesekkurler :)
klinikten gelen birçok hocanın bunu da mı bilmiyorsunuz, çok cahilsiniz söylemlerini sık sık yaşadığımız ancak önümüzdeki senelerde bunları zaten ayrıntılı anlatacağız diyerek kendilerinin de pek bir sey öğretmediği dönem. bizim fakülte kaynaklı mı bilmiyorum ama üst dönemlerle konuştuğumuzda klinikte de çok farklı davranmadıklarını öğrendik. benim için şimdilik pek öğretici ve zevkli geçmeyen sene yani.
yaş 35 yolun yarısı eder şiirini aklıma getiren dönem
"bölümü bırakmak istiyorum ama okuduk şimdi da o kadar" dedirten yıl. bu ikilemle boğuşurken yıl sonu gelir zaten.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim