Tıbbiyeli Radyo Yayında!

tıp öğrencisinin bilimsel araştırmaya yönelmemesi

genel olarak tıp fakültesinde ki her öğrenci ideallerinin bilim olduğunu, araştırmalar yapacağını söyler ama hocaların da dediği üzere idealleri olanlar icraatlarıyla kendini belli etmeli. öğrencilerin çoğu bu tip söylemlerde bulunurken eğitm hayatlarını hiç makale okumadan, textbook okumadan bitiren büyük bir kitle var.
gününü bilimsel araştırmalara harcayanlar, çeşitli klinikler de veya laboratuvarlarda bir ekip içerine dahil olarak çalışmalara katılanlar yarının aziz sancar'ı olabilecektir, diğerleri ise ünlü ve başarılı hekim olabilir ama bu bilim dünyasına hizmet etmemiş bir bilim tüketicisi olduğu gerçeğini değiştirmez.
aileden gençlikten sağlığından feragat etmedikçe efektif sonuç alınmayacağı ayrıca hitap ettiğimiz kitlenin buna değmeyeceği için başkalarının bulduğu tedavi yöntemlerini kopyala yapıştır yapmaya devam etcez
hem intihal rekortmeni akademisyenlerimizin ilgisizlikleri hem de çoğu öğrencinin "sınıfı geçeyim yeter" mantığında olması yüzünden oluşan durum.
sistemin değişmesi gerekiyor, bu komite sistemleriyle zor
bilimsel araştırma için kurulmuş topluluklara sadece ortam olsun diye girenlerin sayısını düşününce doğru bir önerme olduğu anlaşılır. ancak bunun hocalarla ve fakültenin eğitim anlayışıyla da doğrudan ilişkisi vardır.
onu bunu bırak da hadi biz gezelim kıyısından da geçelim mantığıdır
slayt kültürünün yan etkileridir.
biz de isterdik bilimsel araştırmaya yönelmek;lakin konular çoktu ,yoktu zamanımız .
sikik sokuk kepâze bölümlerde okuyanlara, para-medikallere, non-medikallere, periferde veyâ köy gibi yerlerde okuyup ne bok yediği belirsiz tıpçılara dert olma ihtimâli olan durum. ayrıca, en azından hatrı sayılı bir kitle için kesinlikle yanlış olan bir iddia.

bilhassa kendi çevremdeki seçkin tıbbîyeli kitlesi de olmak üzere, türkiye genelinde worldwide düzeyde medikal ve biyolojik gelişmeleri orijinal dilinde tâkip eden, yurt dışında mit, harvard, mayo clinic, johns hopkins gibi noktalarda stajlara ve bilimsel araştırmalara devâm eden hârika bir kitle hâlihazırda var. bunların içinde olmayan âvâmın, laypeople'ın, non-medikallerin, para-medikallerin sağdan soldan çamur atma girişimleri vazîyyeti değiştirmiyor. ben de dâhil olmak üzere henüz lisans seviyesinde iken hakemli dergilerde bilimsel yayın yapmış; hatta onu geçelim bilimsel tabanı güçlü akademik seviyede medikal jurnal oluşturabilmiş tıbbîyeliler bulunuyor örneğin. bu yayınların bâzıları international ve önemli bilim insanları tarafından referans gösterilebilmiş yayınlar. üstelik yayın yapılan disiplinler salt medikal alanlarla sınırlı kalmıyor. bu tıbbîyelilerden etik-deontoloji, târih, felsefe, evrimsel kuram, antropoloji, sinirbilim, medikal fizik-teknolojiler gibi alanlarda, multidisipliner çalışanlar bulunuyor. çevremde ve araştırmalarıma göre türkiye'de bu şekilde alâkasını ispatlamış, geleceği parlak fazlaca tıp fakültesi öğrencisi muhtelif yerlerde ellerinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, yapabildikleri ve tıbbın yoğun tabiatının elverdiği ölçüde...

bizim çalışmalarımız ve bilimsel odağımız daha çok evrimsel tıp idi. henüz preklinikte iken hacettepe tıp'tan bir arkadaşımla birlikte türkiye'de evrimsel tıp alanında ilk bilimsel yayınlardan birini yayımlamıştık. o süre zarfında etik sahasında da evrim kuramını inceleyen, ekibimizden yayınlar çıktı. ele aldığımız konu henüz türkiye akademik sahasında yayın yapılmamış, çorak bir saha idi; bu sahada akademisyenlerden dâhi bir girişim neredeyse mevcûd değildi. hâlâ öyle. geçtiğimiz birkaç senelerde evrim kuramına dâir tıp fakülteleri bünyesinde konferans, sempozyum, makâle çalışmaları gibi pek çok nitelikli bilimsel çalışma gerçekleştirdik. türkiye'de alanında yetkin isimleri bir araya getirdik. şâyet tıbbîyenin ağır ve yoğun müfredâtı bize daha fazla vakit bahşetseydi; daha fazlası olacaktı... biz yapamasak da çevremde medikal teknoloji, sinirbilim gibi alanlarda hârika faaliyetlere imzâ atanlar, bu işlere devâm ediyorlar.

başarılı insanlar, bunu gökten edinmiyorlar. başarı, bir karakter meselesi. bu çalışmaları gerçekleştirenler ekserîyetle yine geçmişte yüksek başarı elde edip tıbba gelmiş kimseler. hacettepe, ankara, gazi, cerrahpaşa gibi okullara dereceyle girmiş; en azından bir spesifik alanda türkiye'de akranlarına göre elit bir pozisyon edinmiş öğrenciler.

içinde bulunduğumuz asırda bilhassa ingilizce, bilimsel araştırma için kesinlikle gerekli. sciencedirect, pubmed, jstor, philpapers gibi indexlerin hemen tümü, yine jurnal bazında tarayacaksanız etkisi yüksek jurnallerin hemen hepsi ileri-teknik ingilizce gereksinmekte. ben henüz hazırlık okurken dâhi bilimsel makâle çevirebilme düzeyine gelmiştim; eğitimim de ingilizce. bilimsel sahaya adım atacak hemen herkes için ingilizce öğrenimi ve kullanımı şart. türkçe, ufkunuzu daraltır. bunu en iyi, dünyâ çapındaki medikal textbookların berbat türkçe çevirilerini okumaya çalışırken ya da araştırdığınız konuda türkçe makâle ararken fark edersiniz. moore, guyton, robbins, schwartz, harrison gibi textbookları orijinal dillerinde okurken hissettiğiniz rahatlığı ve kavrama yüksekliğini hemen asla türkçe çevirilerinde bulamazsınız.

nihâyetinde, tıp fakültesi öğrencileri bilimsel araştırmaya yöneliyor. mezûnîyet sonrasını geçelim; henüz preklinik dönemde bile. sâdece benim kontaktlarımda bile lisans düzeyinde iken hekemli dergide çalışmasını yayımlamış bir çırpıda sayabileceğim, ya da benim bildiğim 5-6 tıbbîyeli var. yayın yapmasa bile bilimsel araştırmalara katkıda bulunmuş, en azından tıbbın rutin müfredâtının dışına çıkmış da onlarca kişi... sizin çevrenizde onların olmaması çevrenizi bir daha kritik etmenizi gerektiriyor olabilir.

ingilizce öğrenin. şâyet amacınız bilimsel odaklı ise, ingilizce eğitim, ingilizce staj, ingilizce araştırma grubu... bunlar fâideli olur. ingilizce öğrendiğinizce dünyâ genelinde en detaylı ve niş sahalarda yayımlanmış telif eserleri dâhi okuyabilme, değerlendirme imkânına erişirsiniz. şu an elektronik kütüphânemde on binlerce seçkin ingilizce telif eser var. aklınıza gelebilecek, medikal-non-medikal her alanda. hepsi de teker teker kritik edilip tasnif edilerek ayrılmış, konuları ve temel iddiaları ekseninde skala konulmuş durumda. ve bunların basım yılları birkaç yüz yıl öncesinden 2019 yılına kadar uzanıyor. amerika'dan tutun, hint yayınlarına dek... ve hepsi elimin altında, ingilizce ve rahatlıkla okunabilir durumdalar. haydi bunları geçin, sciencedirect gibi bir indexle dâhi kitap olmasa bile istediğin veriye ulaşıyorsun yahu... aç bir sci-hub, ver doi'yi. her şey elinin altında. çok mu zor? bilimsel araştırma târihinin altın çağını yaşıyor. bunun bana şimdiye dek sağladığı yararları ve perspektifime sunduğu katkıları anlatabilmem olanaksız. türkçe ceberrutları anlayamaz. yakın gelecekteki sinirbilim araştırmalarıma ve ihtisas alanım olacak olan beyin-sinir cerrâhîsindeki bakış açıma en azından teorik zeminde ordiner bir pencerenin ötesinden bakabilmemi sağlayacağını düşünüyorum. nöroanatomiyi ve nörofizyolojiyi, ezber yapmadan evrim sâyesinde öğrendim ben meselâ. bunu okulda kimse dile getirmezken ve bir tâne dâhi türkçe referans yokken... kişisel olarak, kendi çapınızda bunu bile yapsanız, kendinize çok şey katarsınız. ha tüm dert türkçe okumak öğrenmekse, onun da allah'ını yaptım. kütüphânemde sayısız türkçe materyal de var, bilhassa telif olanlarını her dâim araştırmalarımın paralelinde okurum. tartışacakken türkçede kendimizi daha iyi ifâde ederiz muhakkak. native dil bambaşka... ama, bilişsel düzeyde misal medikal perspektife hâkim olmada bilimin esas kaynağından çıkmış bir ingilizce orijinal textbook asla değiller, özellikle tıpta.

içerik kuralları - iletişim