İbn Bahtişu tarafından 428/1037 yılında kaleme alınmış bir eser. Ünlü hekimlerle dolu bir aileden geliyor ve adını daha büyük bir ihtimalle duymuş olabileceğimiz İbn Rıdvan,İbn Sina gibi isimlerle çağdaş. Basra'da tıp,felsefe, tabiplerin ilgilenebileceği konular üzerine bir tartışmada görüşlerini aktarır. Ki o zamanlar tıbbın dahil olduğu ilimler üzerine bir belirsizlik var. Kimisi sadece 'sanat' olarak değerlendirip felsefenin içine dahil ederken kimileri uygulamalı bilimler grubuna tıkıyor.İbn Bahtişu ise felsefeyle ilgilenen ama tıbbın pratiğini yapmamış insanların tıp kitaplarını öğrenemeyeceğini savunanlardan, ayrıca ruhsal durumların (nefis) da hastalık oluşturduğunu, bu gibi durumları araştırmaya en yetkin insanların hekimler olduğunu savunuyor.Diğer hekimler ise bu görüşlerin toplandığı bir kitap yazmasını rica eder. Elimizdeki kitap, İbn Bahtişu'nun görüşlerini kanıtlamak amacıyla Galen'den, Hipokrat'tan, Eflatun'dan ve o zamanlar görüşleri önemli kabul edilen diğer insanlardan yaptığı alıntılarla zenginleştirilmiş. Biraz da 'bakın Galen böyle diyor, akıl sahibiyseniz Galen'e (ve diğer büyük üstatlara) karşı çıkmazsınız' mantığı güdülmüş. Onlar doğruyu bilir. Bizim çağımızda ise her bilinen yanlış olabilir.

Litera yayıncılık, bir tarafta türkçe çeviri, bir tarafta arapça yazım var, az ve öz anlatımı olan bir kitap. Bir cümlede ya da paragrafta pek çok şey söyleyenlerden. Bu tür bir yazımı eskilerde daha çok görüyoruz. Bizde kağıt bolluğu, teknik kolaylıklar var, yazıyor ha yazıyoruz, dallanıp budaklandırıyoruz. Ama ben de kitap okumaya zaman bulamayanlar kervanına dahil oldum. Sosyal medyada en gereksiz şeyleri görmeye vaktim var ama 500 sayfa nedir abi?

5 fasıl var. Yukarıda bahsettiğim konuları fasıl fasıl anlatıyor. 5. fasıl şöyle: 'Aşkın bir hastalık olduğunu inkar edene cevap, Aşkın mahiyetinin açıklanması, aşkın bedensel hastalıklardan olduğunun ispatının gerekliliği ve bu hastalığa özgü tedavi yöntemleri'. Geçmişe dair ne tür düşüncelerim, romantik eğilimlerim var emin değilim ama aşkı hastalık olarak görüp tedavisine kadar anlatmalarına bi şaşırdım. Bi tek modern çağ aşkı 'doğa ana çocuk istiyor, üreme olayını garantiye almış, seviş geçer' olarak tanımlıyor sanıyordum. Öyle değilmiş, doğa ana her daim çocuk istiyormuş. Reçetelerinde aşık olunmayan kişiyle cinsel ilişkiye girme var yunanların. Beyinde sperm artıyormuş, onu atacaklar(*)

Bayağı bir şey yazdım kitaptan ama iki üç alıntı koyacağım buraya.

*Kadim ulemanın tanımladığı gibi aşkın tanımını incelersek aşk, cismani birleşmeye karşı duyulan bir şehvetle sevgide sınırı aşmaktır.

*Aşk iki yolla tedavi edilir:
Birinci yöntem bedenle ilgilidir. Bu yöntemin amacı bedenin başlıca organlarını yeniden düzenlemek, vücudun yapısını düzenlemek ve beyni ve kalbi beslemektir. Bu da tabiplerin kitaplarında belirtildiği gibi gıda ve ilaçlarla olur.
Diğer tedavi türü ise nefisle ilgilidir. Bu yöntemde maşuğun gözlerine bakma, aşığı uyarma (tevbih), aşık olduğu kişi hakkında düşünceye dalmaktan çekip çıkaracak şeylerle meşgul etme ve onu bu hastalığın kötü sonuçları hakkında uyarma yoluna başvurulur, (sevgiliden) ayırmak için cesaret verici melodiler dinletilir ve pis bir sebepten ve zelil bir hevesten dolayı içinde bulunduğu alçaklık ve kölelikten kurtulmak için gururu canlandırılıp psikolojisi motive edilir. Müzik, bestesi ve ruhun özüne uyan bir düzenlemesiyle onu hareketlendirir.'

Güzel kitaptı vesselam.