tripli hoca

vardır böyleleri. slayt vermez derste en ufak şeye kızıp "ben gidiyorum sorumlusunuz bunlardan" der çeker gider, her şeye surat yapar. 3 yıllık tıp eğitimi hayatınızda ilk kez bir hocadan tiksinir gibi olursunuz. ama sınava girip bakarsınız ki tüm soruları çıkmış soru, tekrar gönlünüzü kazanır o vakitten sonra.
bir keresinde bir hocamın dersinde bitimine saniyeler kala toparlanan çanta fermuarlarının sesi hocanın sesini bastırır. hocam "arkadaşlar sizin için anlatıyorum ben burada yahu, bu ne lakaytlık!" der. sonra millet eski haline döndükten sonra da hoca dersi bırakır. o gün ben çantasını erken toparlayanlar arasında değildim ama düşündüm. ulan gerçekten haklı bir serzeniş, bu adam bizim için enerji harcıyor, şu köhne devlet okulunda başka bir amacı yok, öğretmek! bu anı bende önemli bir yere sahiptir ki, ilkokul ve lise hayatım boyunca derste hiç erken toparlanmadım ve derste hiç uyumadım. hocayı dinlemediğim veya dinleyemediğim anlar tabiidir ki oldu ama hayatımın her yerinde konuşana saygı duymaya çalıştım. çünkü o adam bana aynı zamanda "iki dinleyip bir susmayı" öğreten en sevdiğim hocam, abim, akıl hocam, ilkokul hocamdı.
anlattıklarından hiçbir öğrecinin bişey anlamadığı hocanın ''hiç mütavazı olamayacağımbu dersi benden dahaiyi anlatamaz'' diyen hocadır.
hiçbir şey öğrenmeden mezun olmanıza neden olabilecek insandır...
bisey sorup kimse cevap veremeyince sordugu sorunun oldugu kismi anlatmayan hocadir
sinirlenince dersi kendi kendine işleyen hoca *
lisedeki matematik hocam geldi aklıma.derste kendi aramızda bir espri olur gülerdik hoca da üstüne alınıp ders anlatmayı bırakır ,çeker giderdi.hatta bir keresinde çekip gitmeden önce 100 tane trigonometri sorusu yazıp çözün deftere diye de ödev vermişti.konuya da yeni başlamışız özel üçgenler dışında bisey bilmiyoruz sayıları değiştirip değiştirip yapmıştık o ödevi. tripli falandı ama çok severdik kendisini de. şimdi lisede olsak da trip atsa swh

içerik kuralları - iletişim