Havadan ulaşım sağlayan araç. Uçuyo falan.

(olm çok zevkli lan yeni sözlükte tanım yapmak)
eski bir arkadaşım bana bir espri yapmıştı:

+uçmayan uçağa ne denir?

-... ne denir abi?

+uç aq.

şimdi anlamışsınızdır neden eski arkadaş dediğimi.
en az iki kanadı olan gövdeyi pervane, ya da jet motoru ve impuls sitemleri ile havalandıracak şekilde dizayn edilmiş, bir çok yön verme sistemi olan; kargo, savaş, gözlem, yolcu taşıma gibi bir çok alanda kullanılabilinen taşıt.
Tıp okumak dışında pilot olup bunlardan birini uçurmayı çok isterdim, hala da istiyorum. İki mesleğin de toplumdaki konumlarının ortalama üstü olması bir etken de olsa bu makineler çok ilgi çekici, bambaşka bir dünya gibi geliyor.



Uçağa binmek hep hayalimdi küçükken, ilk defa da 12 yaşındayken gerçekleşmişti bu hayalim. Daha havaalanına gidip içeri girene kadar bile çok heyecanlıydım. Yol boyu dışarıyı izledim, tadını çıkardım yolculuğun merakla. Kardeşimle, annem endişeliyken o esnada ben mutluluktan hiçbir şeyi umursamıyordum. Zaman içerisinde birkaç kez daha farklı hava koşullarında bindikten sonra iyice benimsedim, çok keyif alıyordum orada olmaktan. İnternetten konu hakkında videolar izledim: inişler, kokpitte dönen olaylar, kabinde yaşanılanlar, havaalanı anonslarından pilot - kule iletişimine kadar.... Uçak kazası raporu belgeselini keşfettikten sonra birçok bölüm izledim, her izleyişimde daha da ilgi çekici geliyordu kazaları, teknik sistemleri görmek. Uçak oyunları oynamaya başladım telefonumdan odamı kokpit havasına sokmaya çalışarak, önceden kaydettiğim sesimi bir yandan açıp minderlerin üzerinde sallanarak. Uçak tiplerini de merak etmeye başladım ciddi ciddi, firmaları araştırdım: Hangi uçak ne zaman yapılmış, hangi tip uçakta nasıl kronik problemler var?



Sonunda bu sene başlarında işin teknik kısmı da artık iyice dikkatimi çekmeye başladı. Bu kadar ilgili olup konu hakkında bilgi sahibi olmamak bünyemi rahatsız etmeye başlamıştı. Ve bu öyle bir konuydu ki internetten hastalık ismi öğrenip doktora ders vermeye çalışan adamın bile google'dan bilgi edinemeyeceği türden. Forumları okudum günlerce. Pilotların yorumlarını, havacılık sitelerini... Simülasyon satın aldım, biraz oyun gibi ama oldukça da realistik, en azından istediğim birazcık bilgi sahibi olmaktı neyin ne olduğu konusunda. Flapler ne için kullanılır, hangi durumlarda açısı nasıl olmalıdır? Apu nedir? Hidrolik sistemlerinin işlevi nedir? Tekerlekler nasıl açılır? Gibi uçuş dinamiğine ve metoduna yönelik kafamdaki temel soruları ve merakı gidermek için. Sonra kitaplar buldum çok temel, basit metodları açıklayan. Simülasyonun karışıklığını gördükten sonra ve kitapların emek istediğini, bu işleri biraz erteledim; en azından yazın uğraşmaya karar verdim. Bu sırada eğitimleri araştırdım. Thy okullarını düşünmeye başladım okul bitince bir ihtimal yapar mıyım diyerek yazdım kafama. Sınavlarını çözmeye çalıştım internetten. Belli olmaz belki de ileride gerçekten pilot olup bunlardan birini uçurabilirim.



Tabi bu entry boyunca bahsettiğim yolcu uçaklarıydı, hiçbir zaman da zaten savaş uçaklarına ilgi duymadım. O zamana kadar ben hala yapmaktan hoşlandığım şeyleri yapacağım: Hiç alakam olmamasına rağmen internetten rota seçip bilet bakmak sonra buruk bir şekilde kapatmak sayfayı, internetten pilot konuşmalarını bulup onları dinlemek dakikalarca, telefondan o an uçmakta olan uçakları radarda takip etmek (hız, rota, uçak tipi, hava sıcaklığı), eğitim videolarını ve öğrencilerin ilk yalnız uçuşlarını izlemek, uçak kazası raporunu daha ciddi belki not alarak izlemek tekrar tekrar... Bana kalsa hiçbir işim olmasa bile sadece uçmak isterdim. Bir yere gitmek için değil, uçağa binmek için bir yere giderdim eğer buna ayırabilecek param olsa. Kokpitte misafir olarak uçağın mekanikleri içinde kaybolmayı isterdim mesela sadece bir yolcu olarak alsalardı beni içeriye.



Not: Uçaklar çok güzel gerçekten ama doktor adayı olmaktan da mutluluk ve gurur duyuyorum. Biraz pilotluk/meslekler - hayaller - uçak üçgeninde dönen bir entry oldu.
Sesi bana çok gizemli gelen araç.



Küçükken ben de pilot olmak isterdim. Ama annem beni soğutmak için 16 saat boyunca yalnız havada sıkılırsın. Aileni özlersin onlardan çok ayrı kalırsın vb diye diye beni soğutmuştu.

En sonunda da otobüs şoförünün pilottan farkı kullandıkları araçların farklı olması deyip kendimi ikna edip astronot olmaya karar verdim. Ve son olarak burdayım. (*)



Ama hÂla içimde kaldı pilotluk. Sesi hÂla bana çok gizemli geliyor. BEni resmen farklı alemlerde gezdiriyor. Uzaktan gelen bir uçak sesi bana çok şey anımsatıyor. Hayatımda yediğim en güzel yemeklerden birini uçak sesi gelen ve çok hoş ezgiler çalan bir restaurantta yemiştim. O uçak sesi yine benim aklımı başımdan almıştı.



Belki de bir uçak bir gün beni buradan çok uzaklara götürür ve uçağa daha çok ailemin yanına gidebilmek için binerim ve şimdiden (*) bu ses bana bir şeyler anımsatıyordur bilmiyorum.