umut

kimine göre ışık kimine göre karanlıktır. bazıları da gri görür. bazıları için mavinin tonlarıdır bazıları içinse yeşilin.

renklerde, müziklerde, yazılarda küçük kırpıntılardır umut. minik kuşlar minik yürekleriyle uçarak bulurlar bu kırpıntıları içlerinde taşımak, beslenmek için. bulduklarında yaşamaya devam eden bu kuşlar neşeyle uçarlar. bulamadıklarında ise kederlenir ölürler kendilerini denizlere atarak.

belki de bir nefestir almak için çırpındığımız ciğerlerimizde. küçük bir oksijen bize ne kadar da yaşadığımızı, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı, umutlarımızı gösterir.

bazense bir oyundur geleceğe umutla baktığımız.

karanlık çağları aydınlatan bir mum ışığıdır. kendini eriterek var olur ve erittikçe daha da güçlenir bu ışık. karanlıklara saldırırcasına başlar hayata gözlerini kapatarak.
umut ve arkadaşlık arasındaki denklem gerçekten zor bir denklemdir, bir çok insanı yanılgıya düşürebilir.
bundan bir ay öncesi başka birisi bu dediklerimi söylese onu ıslak soppayla döverdim. fakat artık görüyorum ki bu gezegende umut edecek hiç bir şey kalmamış durumda. elinde balta, altında ağaç dalı kes babam kes yaşayan insanlar gibiyiz hepimiz. bireysel ve toplumsal yaşamlarımızın özeti bu. biçimlerimiz muhteşem. özümüz çürümüş bile değil. zira bir öz kalmamış artık.

tanım: artık edilecek şey değildir.
“fakirin ekmeği” olduğunu söylerler ama karın doyurmadığı kesin.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim