Tıbbiyeli Radyo Yayında!

utanç verici anıların zaman zaman zihinde canlanması

usturuplu bir küfürle sonlanabilen beklenmedik canlanma.
ne zaman bim'den çıksam aklıma utanç verici anılarım doluşur. buna engel olamıyorum
mükemmeliyetçi bir karakteriniz varsa ve üstüne üstlük duygusal, obsesif ve kompulsif bir bireyseniz; yaptığınız her işten, attığınız her adımdan sonra böyle düşünmek sizin için nefes almak kadar tabi bişeydir artık. kötü olanı; bunun her zaman böyle olması gerektiğini kabullenmiş, ve bu kabullenişinizi dahi unutmuşsunuzdur. sanki hayat hep böyle akagelmiştir bütün insanoğulları için, utanmıştır yaptıklarından her daim...

halbuki insan kusura meyilli, aciz bir varlıktır. utanmak onun için büyük bir erdem olsa da hatasını bilerek ve düzelterek yaşamaya gayret ve inat etmesi, belki de onun kadar güzel bir başka erdemidir.

yine de geçmişe döndükçe belki yüzlerce "ah" ve "keşke" sıralayan bir insanım ben de. önemli olan dengeyi bulabilmekte. o nasıl olacak bilmiyorum.
sahneye defalarca kafanda oynattıktan sonra olasılıklar denizinde boğulmakla sonuçlanır. hele ki gece yatmadan önce oluyorsa vay başınıza gelenler, yatmak uyumak diye bir şey kalmadı zaten..
fotoğraflara baktıkça hatirlanan aynı zamanda gülünen anilardir.
bundan birkaç yıl önce fakültede kongre düzenlemiştik. farklı şehirlerden farklı hocalarimizi misafir ettiğimiz baya guzel bir etkinlik olmuştu. neyse efendim bu kongrede çok çok saygı duyduğum kendisini dinlerken bile heyecan duyduğum, bir hocamızın oturumunda başkanlık yapacaktim. kıyafetlerimi özenle seçtim, sabah oldu tabi biraz makyaj da yapmak gerektigini fark ettik annem ve kız kardeşimle * sonra efendim kız kardeşim oturttu beni bir koltuğa kapat gözlerini dedi baya bir zaman geçti sonra dedi ki makyajının üstüne sac spreyi de sıkayım mı * dedim noluyor bir gariplik var * abartma dedim ve ardından yaptığı makyaja çok da bakmadan çıktım evden. sonra vardım alana, arkadaşlarım baya şaşırdılar normalde o zamana kadar beni hiç oyle görmedikleri için. bir baska arkadaşım arkamdan seslendi naber diye, iyi senden dedim yüzümü döndüm, çocuk şaşırdı tanıyamadı * böyle birkaç vaka daha yaşadım sonra arada dedik bir ara fotoğraf çekinelim anı olsun. işte o an fark ettim yüzümde maske niteliğinde boya badana yapılmış halde, aşırı bronzlaşmış aynı zamanda highliterdan parıl parıl parlayan birini gördüm. aman tanrım o bendim * saç spreyi deyince anlamalıydım halbuki * her neyse o gün makyaj yapmayı muhakkak öğrenmem gerektiğine karar verdim* o günün fotoğraflarına bakınca hem gülüyorum hem de ah benim çok sevgili kız kardeşim allah senin cezanı vermesin diyorum. neyse allahtan öğrendim de o kadar abartmasina izin vermiyorum artık. garip renklerdeki rujlari denemek bile o günkü gelin makyajından daha normal duruyor. nalet olsun şu topuklularla yürümeyi de bir türlü öğrenemedim zaten.(*swh) o ama cidden zor. *
gerçek utanç verici olan budur galiba.
yanlış anlaşılmalar, iletişim kazaları, yanlış zamanda yanlış yerde bulunmalar, bunlar hep bu anıları bize kazandırır.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim