alisik

Durum: 52 - 0 - 0 - 0 - 03.07.2018 21:53

Puan: 390 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 6

oralet içmek

ille de portakallı olsun. bir de şeker koymayı gerektirmeyecek kadar kendinden tatlı olsun.

da vinci uyku metodu

metodik bir uygulama değil, yaşam biçimidir benim için malesef :(

clavicula

kan yapımı başta claviculanın kemik iliği olmak üzere yaklaşık 2. ayda başlar ve 4. aydan itibaren belirginleşir.

2018 şubat tus'u için dava açılmaması

belki de dava açıla açıla ösym doğru düzgün soru hazırla (t) mayı öğrenmiştir. sonuçta bir soruya itiraz edilebiliyorsa, demek ki sorunun hazırlanışında bir sıkıntı var. sen insanları ayırt edicem diye saçma sapan konuların, abuk sabuk soruların peşine dolanırsan kaynağını net gösteremezsen olacağı budur. sonuç olarak bu soruları doğru yapanlar için de yanlış yapanlar için de bir hak yeme durumu oluyor böyle olunca. umarım sınav gerçekten hatasızdır. sadece sınav için değil, nerede olursa olsun bir yerde hata varsa, hakkaniyet için onun bir şekilde düzeltilmesi lazım.

unutulmaz dizi replikleri

ve tabii ki the matrix 'te yer alan, meşhur "there is no spoon" repliğinden bile daha önemli bir replik bence ajan smith'e ait:

sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. ama siz insanlar öyle değilsiniz. bir bölgeye yerleşiyorsunuz tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. ne olduğunu biliyor musunuz? virüsler. ve siz bu gezegenin kanserlerisiniz.

the big bang theory

2007 yılında yayınlanmaya başlamış ve 11 sezon süren, hem ileri hem de geri zekalı karakterleri harmanlayan eğlencelik dizi.

unutulmaz dizi replikleri

the big bang theory 'de sheldon'ın penny'nin kapısını çalarken kullandığı:
....... penny
........penny
........penny diyen ısrarlı kapı çalma repliği ve penny'nin karşı atak versiyonları:))

fırçalarken doktor hanım/bey diye hitap eden hoca

iki kere başıma geldi. birinde asistanlardan biri sınav kağıdını uzatırken dönem 1'de böyle seslenmişti. kime diyo ki diye şöyle bi bakınmıştım etrafa. gereksiz bir atraksiyondu bence. ikincisi bir soru sorduğumda, asistanlardan biri yapmıştı aşağılamak için. henüz doktor değilim olmaya geldim demiştim. bu tarz hocalardan da hoşlanmıyorum, eksik olsunlar. normalde sen bilmediğin için bir soru sorarsın bilen de (ki bu genelde hoca oluyor bu şartlar altında) cevap verir. maksat öğretmek ve yetiştirmek değil mi anlamıyorum ki. ben textbook okuyup öğreneceksem bilgileri sana ne gerek var. insan gibi anlatsalar da öğrensek olmaz. illa bir ego bandajı yapacaklar arada.

asistana hocam diye hitap etmek

vay be biz asistana hocam dediğimizde bizi düzeltip "abi de" ya da "abla de" derlerdi. aynısını biz de yaptık öyle gördüğümüz için. evet bu iş usta çırak ilişkisidir aslında ama yanına samimiyet de ister.

unutulmayan çizgi filmler

tweety
tom ve jerry
ağaçkakan woody woodpecker
clementine
  • /
  • 6

kadınların erkeklerden beklentileri

hayatta insanlardan beklentim arttıkça mutsuzluk düzeyim arttığı için kimseden bir şey beklemiyorum ve kimsenin beklentilerini karşılamayı da hedeflemiyorum.

dr. tayfun göktaş

tusdata'nın bizim fakülte için özel olarak ayarladığı fizyoloji dersinin muhteşem hocası.

size olayları en başından anlatayım.
ilk önce hoca sınıfa geliyor sanırsın ki yeni asistan olmuş bir genç, oysaki yılların fizyoloğu imiş. dersi anlatınca anladık.

neyse efenim derse bir başladık ben de bir rönesans oldu. her şeyi anlamaya başladım, umudum arttı. üstüne üstlük dersi dinlerken bir an bile sıkılmadım. bir şeyi dinlemeye en fazla 10 dakika dayanabilen ben 5 saat boyunca üst üste iki gün dinledim.
hatta bir daha olsa yine dinlerim.

hem dersi, hem anlattığı hikayeler ve bize aktardığı tecrübelerle gelecekteki mesleğimi yeniden sevmemi sağladı.

kendi dersine aşık ettirdi resmen. umarım gelecekte karşılaşırız. kulaklarını hayatımın sonuna kadar çınlatabilirim.

ayrıca gazi de ders veriyormuş o arkadaşları kıskandım ne diyeyim.

dr. tayfun göktaş

asistanlığından beri gazi'de efsane olan hoca.

ekg biliyorsak sayesindedir.

doktor

biraz garip gelebilir ama `doktor` ve `hekim` kelimeleri eş anlamlı değildirler.
doktor, '' öğretebilen, hoca '' anlamına gelir. latince ''öğretmek'' anlamına gelen '' docēre '' kelimesinden gelir.
hekim ise insanlardaki hastalıkları teşhis eden ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kişiye denir.

ülkemizde genelde doğru kullanılmaz.

ayrıca vikipedi'de de bu konuya değinilmiştir.

doktor kelimesi, türkçeye avrupa ve amerika kaynaklarından ve eğitim sisteminden girdiği için, terimin türkiyedeki kullanımlarında da bazı hatalar ve sorunlar olmaktadır. türkiye'de sık yapılan bir hata, uzmanlık/doktora eğitimini tamamlamamış hekimlere de doktor olarak hitap edilmesidir. sadece lisans seviyesinde tıp eğitimi almış hekimlere pratisyen hekim unvanı verilmekte olup doktor unvanını kullanmaları akademik teamüller gereği doğru değildir. bu hassasiyet sağlık kurumları, hastaneler ve sağlık bakanlığı tarafından da gözetilmekte olup hiçbir kanun, yönetmelik, genelge, tebliğ veya tüzükte doktora veya uzmanlık unvanı bulunmayan hekim için doktor ifadesi kullanılmamıştır.

ayrıca md kısaltması da türkçeye hatalı olarak tıp doktoru şeklinde çevrilmiştir. ingilizce medical doctor açılımı gibi tercüme edilmeye çalışan terim de hatalıdır. bu terim ingilizce md kısaltmasının türkçeye yanlış tercümesinden kaynaklanmakta olup md kısaltması aslında doctorate of medicine teriminin kısaltmasıdır ve orta çağ avrupasındaki ilk üniversite çalışmalarını teşkil eden 3 alandan (hukuk, din ve ilaç alanlarından) ilaç alanındaki çalışmalara ihtisaslaşmış (uzmanlaşmış) kişilere verilen ve günümüzde de yine aynı şekilde devam eden unvandır.

bu unvan, yine doktora çalışmasını tamamlamış kişilere verilmektedir. türkçeye tıp doktoru olarak çevrilmeye çalışılan ifade aslında ingilizce physician olarak geçmekte olup uzmanlığı / doktora derecesi bulunmayan ve sağlık sektöründe çalışan, genel amaçlı muayene, teşhis ve tedavi ile uğraşan kişileri ifade eder. türkçede bunun yerine 'pratisyen hekim' veya sadece 'hekim' ifadesi kullanılmaktadır.

sağlık sektöründeki unvanların nasıl kullanılacağı ile ilgili olarak dünya sağlık örgütü tarafından 2010 yılında cenova'da alınan karar gereği, bu şekilde uzmanlığı / doktora mezuniyeti bulunmayan kişilere tam olarak genel pratisyen (general practitioner) unvanının kullanılması tavsiye edilmiştir.

ayrıca
(bkz: hekim)
(bkz: tabip)

günün sözü

aman sözün aydın olsun, öz olsun;
ışık saçsın, bakan köre göz olsun!

-kutadgu bilig'ten-

günün sözü

kör birisinin sağır birisine 'çok güzelsin' demesiydi aşk.

ösym

amblemi pacman'e benzedigi icin karakteri de omrumuzu yemeye odaklanmis kurum.

Toplam entry sayısı: 52

bu ay en çok para harcanan şey

bu ay en çok para harcadığım şey yemek alırken harcadığım para sözlük. umarım düzgün ifade edebilmişimdir de reddedilmez yazdıklarım. ilk halinde yazdığım şu detayı da ekleyeyim. sadece bu ay değil her ay yemek için harcadığım paranın haddi hesabı yok.

yatılı misafirlikte uyuyamamak

bence bir doktor için lüks sayılabilecek durum. nöbetlerde de bulduğun fırsatta azıcık müsait herhangi bir yerde, uygun bir pozisyonda uyuyabilmelisin. sandalye bile olsa:)

şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır

kitabın adının neden bu olduğu ile ilgili doğru bilgi şu şekildedir:

yazarın arkadaşlarının okullarında olmuş olay. cümle "elephant is the only animal in the world with a trunk" yani "fil dünyada hortumu olan tek hayvandır". tahmin edeceğiniz üzere öğrencilerden biri cümleyi "şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır" diye çevirmiş. yazar bu olay aklına geldikçe yıllarca güldüğünü ama sonrasında aslında hepimizin şu hortumlu dünyada birer yalnız canlı olduğumuzu farkettiğini söylemiş. kitabın adı da bu olmuş sonunda.

bense çeviriyi yanlış yapan kişinin, gerçekten ingilizcesi yetmediği için mi, yoksa yalnızlıktan mutsuz olan biri olduğu için mi böyle bir çeviri yaptığını düşünüp, her iki durum için de üzülüyorum:(

fırçalarken doktor hanımbey diye hitap eden hoca

iki kere başıma geldi. birinde asistanlardan biri sınav kağıdını uzatırken dönem 1'de böyle seslenmişti. kime diyo ki diye şöyle bi bakınmıştım etrafa. gereksiz bir atraksiyondu bence. ikincisi bir soru sorduğumda, asistanlardan biri yapmıştı aşağılamak için. henüz doktor değilim olmaya geldim demiştim. bu tarz hocalardan da hoşlanmıyorum, eksik olsunlar. normalde sen bilmediğin için bir soru sorarsın bilen de (ki bu genelde hoca oluyor bu şartlar altında) cevap verir. maksat öğretmek ve yetiştirmek değil mi anlamıyorum ki. ben textbook okuyup öğreneceksem bilgileri sana ne gerek var. insan gibi anlatsalar da öğrensek olmaz. illa bir ego bandajı yapacaklar arada.

türkiye'nin en iyi tıp fakültesi

bence iyi tıp fakültesi yoktur, iyi hoca vardır. imkanları çok iyi bir fakültede o imkanları sizin için kullanmayı beceremeyen ya da size kullandırtmayan hocalarınız olabilir. bazı hocalar ise imkansızlıklar içinde öyle şeyler öğretir ki ufkunuzu genişletir. her fakültede hem iyi hem de kötü hocalar var bu düşünceme göre. her yerde olduğu gibi.

türkiye'nin en iyi tıp fakültesi

bence iyi tıp fakültesi yoktur, iyi hoca vardır. imkanları çok iyi bir fakültede o imkanları sizin için kullanmayı beceremeyen ya da size kullandırtmayan hocalarınız olabilir. bazı hocalar ise imkansızlıklar içinde öyle şeyler öğretir ki ufkunuzu genişletir. her fakültede hem iyi hem de kötü hocalar var bu düşünceme göre. her yerde olduğu gibi.

asistana hocam diye hitap etmek

vay be biz asistana hocam dediğimizde bizi düzeltip "abi de" ya da "abla de" derlerdi. aynısını biz de yaptık öyle gördüğümüz için. evet bu iş usta çırak ilişkisidir aslında ama yanına samimiyet de ister.

fırçalarken doktor hanımbey diye hitap eden hoca

iki kere başıma geldi. birinde asistanlardan biri sınav kağıdını uzatırken dönem 1'de böyle seslenmişti. kime diyo ki diye şöyle bi bakınmıştım etrafa. gereksiz bir atraksiyondu bence. ikincisi bir soru sorduğumda, asistanlardan biri yapmıştı aşağılamak için. henüz doktor değilim olmaya geldim demiştim. bu tarz hocalardan da hoşlanmıyorum, eksik olsunlar. normalde sen bilmediğin için bir soru sorarsın bilen de (ki bu genelde hoca oluyor bu şartlar altında) cevap verir. maksat öğretmek ve yetiştirmek değil mi anlamıyorum ki. ben textbook okuyup öğreneceksem bilgileri sana ne gerek var. insan gibi anlatsalar da öğrensek olmaz. illa bir ego bandajı yapacaklar arada.

şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır

kitabın adının neden bu olduğu ile ilgili doğru bilgi şu şekildedir:

yazarın arkadaşlarının okullarında olmuş olay. cümle "elephant is the only animal in the world with a trunk" yani "fil dünyada hortumu olan tek hayvandır". tahmin edeceğiniz üzere öğrencilerden biri cümleyi "şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır" diye çevirmiş. yazar bu olay aklına geldikçe yıllarca güldüğünü ama sonrasında aslında hepimizin şu hortumlu dünyada birer yalnız canlı olduğumuzu farkettiğini söylemiş. kitabın adı da bu olmuş sonunda.

bense çeviriyi yanlış yapan kişinin, gerçekten ingilizcesi yetmediği için mi, yoksa yalnızlıktan mutsuz olan biri olduğu için mi böyle bir çeviri yaptığını düşünüp, her iki durum için de üzülüyorum:(

şaşılık

halk arasında şehlalık olarak da bilinir.
(bkz:şehla)

en yakın arkadaşla sonsuza kadar küsmek

en yakın arkadaş olmadığınızı ispatlayan durumdur. sonsuza kadar sürmesi ise sıradan insanlara verdiğiniz değeri bile hak etmediğinin göstergesidir.

aile boyu doktorluk

bu yüzden avukat olamadım. son ana kadar hep avukat olmayı planlıyordum. hep sen bilirsin diyerek, biz sen ne istersen arkandayız diyerek bişeyler bişeyler yaptılar ben son anda nasıl tıp yazdım hala anlayabilmiş değilim.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.

içerik kuralları - iletişim