analjezik

Durum: 412 - 4 - 0 - 0 - 10.10.2018 15:37

Puan: 4748 -

2 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Güzelleşin, ölüme kadar hayattasınız.
  • /
  • 42

yazarların gerektiğinden fazla sahip olduğu şeyler

ilaç mümessili

tıbbiyeli itiraf

bugün birisi maddi durumum bu okulda okumaya el vermiyo okulu bırakmayı düşünüyorum ne diyosun diyerek fikrimi sormak için beni aradı. şimdiye kadar şikayet ettiğim her şeyden utanıyorum.*

konu değiştirme lafları

sevilen şarkının en vurucu cümlesi

"gecelerden bir gece uyanırsın apansız
uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse
bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
bil ki seni seviyorum" *

aileden bir şeyler gizlemek

kısa süre evvel şahsıma araba çarpmasından sonra iyi miyim neyim var sürecini atlatıp cengaver gibi amfi sıralarına koşmayı çabalarken ısrarlara dayanamayıp sonlandırdığım eylem. söylediğim dakikayla birlikte bastırdığım ağlama krizleri su yüzüne çıkmıştır.hemen gelip alalım seni evde kal bi süre teklifleri çok cazip gelse de komite çiyanının elimi kolumu sarması dilimi bağlıyor...

yazarların lakapları

ismimizin haricinde sempatik ya da antisempatik gerekçelerle bazen sadece mesleğimizle şahsımıza söylenen ibarelerdir.

annem yalan söylemediğim ve bazen ortamda sivrildiğim için bir zamanlar doğrucu davut diyordu.
gitar dersinde adım mimajör olarak kaldı.
lisede arkadaş grubumda ten rengimden dolayı kireç surat..
espri levelı yanyana gelince uçuşan başka bi arkadaşım tarafından ise çılgın hamsi*
ama hepimizde olduğu gibi en çok:
doktor
doktor
doktor

babamla tartışmak

haklı da olsam haksız da olsam söylediğim birçok şeye saniyesinde pişman olmamdır.
her şeyi benim için ince ince düşünen adamla hiç yaşamak istemediğim şeydir. baba diyince insanın gönlü bile arkasında dayanak hissediyorken en haklı olayda onu üzsem kendimi nankör olarak görüyorum. bazen tüm utangaçlığımı kirpik uçlarıma alıp "baba seni seviyorum" demeyi beceriyorum ve sonrasında gözlerim doluyor, utangaçlığıma değiyor ve yanaklarımın şahitliğine erişiyor.
ne olursa olsun eli öpülesi baştacı edilesisin.
cahilliğimle yaptıklarımı gönlünden toz edesin.
uçurtmamın ipini tutarcasına beni gözbebeğinden eksiltmeyesin.

bayram harçlığı

ben çocukken yaş ile doğru orantılı verilen ben büyürken ters orantıya dönen bereketi bana denk gelmeyen nice mutluluklara sebep olan nicel şey.

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

"bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
kararan gözlerin buğusu gibi."
  • /
  • 42

hayati inanç

hayatımda iki kez yüzyüze muhabbet etme şansı bulduğum, en sevdiğim yazarlardan birisidir.

...

okulumuza geldiğinde necip fazıl'la ilgili anekdot anlatmıştı.

...

divan edebiyatında sevdiğiniz şairler var mı diye sormuştu, kendisi nabi aşığı olduğundan, sorusuna cevap olarak ben de "nabi" demiştim. sonra ezberden dizelerini okumuştum. hoş bir muhabbet geçmişti aramızda. söyleyiş sonrası yüzyüze hasbihal ettik ve kitapları imzalatmıştım.

...

divan edebiyatı'nı hayati inanç'tan dinleyin, okuyun.

ikarus

yazamıyor, okuyamıyor, çalışamıyor, gülemiyor, ağlayamıyor, uyuyamıyor. plan yapamıyor, yemeklerin tadını alamıyor, yürümek istemiyor, heyecanlanamıyor. yemek yapmak için çekmeceleri açamıyor. ayakkabısını bağlamak istemiyor, yağmurda terlikle geziyor. boyuna ütü yapıyor, kırışık istemiyor. kalemlerini hasta yakınlarına veriyor ıslak mendille silmeden kullanıyor. pişmemiş etleri yiyor. yalandan gülmeye atp üretmiyor. dizi izleyip ne izlediğini bile bilmiyor. sürekli bi şeyleri unutuyor. oturup saatin akrep yelkovanını takip edebiliyor. yaş hesaplamak zor geliyor onu da sistemden bakmak istiyor. yeni şeylere tahammül edemiyor. hayal kuramıyor. göremiyor, görmezden geliyor. bi de anlatamıyor işte, anlatamıyor.... sonradan imha olacak şeyleri buraya bırakıyor. derealize oldu herhalde.

dahası eskisi gibi olacağına inanmıyor.
belki de sadece tembeldir.
evet evet
hep öyledir
:)))))
(((((:
:))))
((((:
:)))

aileden bir şeyler gizlemek

aile değil ama akrabalardan sınıf tekrarı yaptığımı saklıyorum. arkadaşlarımdan saklamıyorum ama liseden mezun olduğum kişilerden saklıyorum. umarım elimde patlamaz amin.

tıbbiyeli itiraf

her yere gidesim var hiçbir yere dönesim yok..

günün sözü

kapı açılır, sen yeterki vurmayı bil! ne zaman? bilemem! yeterki o kapıda durmayı bil!

hz. mevlana

babaların tipik davranışları

telefonda : paran var mı ? ne yiyip ne içiyorsun ? var mı bir isteğin ? annene veriyim mi ?

bölümlere yapılan klişe yorumlar

- ne olacaksın?
+ cerrah.
- bir bayana uygun değil. evine vakit ayıramazsın.
+ kısmet.. (hangi ev?)

bunu bazen fakülte hocalarımız söylüyor, çok üzülüyorum. aksine teşvik bekliyorum çünkü. artık geleceği görüp şöyle diyorum.

- evine vakit ayıramazsın.
+ ben evlenmeyeceğim.
- haaa... o zaman sorun yok.

anlamıyorum kadın olup cerrah olan bir sürü hocamız var. hiç mi görmüyorlar?

kornea

gözün ön kısmını oluşturan şeffaf, saat camı şeklindeki yapı.


dıştan içe doğru epitel, bowman membranı, stroma, descemet membranı ve endotel tabakalarından oluşur. bunların içinde en kalın olanı stromadır. yenilenmesi en periferindeki limbus denen kısmında bulunan kök hücreler sayesinde olur.

damarsız olup çevresinden diffüzyonla beslenir. damarsız olması bağışıklık sisteminden uzak kalmasını ve böylece nakil yapılması için doku uyumu bakma zorunluluğundan kurtulmamızı sağlar.

tozlu işlerle uğraşan vatandaşlarımızın koruyucu gözlük kullanmaması nedeniyle acile sık başvuru sebeplerinden biridir korneadaki yabancı cisimler.
acilde çalışan meslektaşlarıma küçük bir not: konsülte ederken “iriste yabancı cisim ” olarak bilgi verilmesi yanlış. yabancı cisim gerçekten iristeyse kornea ve dolayısıyla göz tam kat perfore olmuş demektir. acilen opere etmemiz gerekir. iriste denerek yollanan yabancı cisimlerin hepsi kornea stromasına bile ulaşmamış yüzeyel cisimlerdi allahtan. iğne ucuyla iki dakikada çıkarıldılar. yandan ışık tutarak kolayca üç boyutlu görebilirsiniz gözü. kornea önde şeffaf bir kubbe, iris onun arkasındaki renkli hareketli kısım. aralarında da baya bir derin bir ön kamara var. ha cisim harbiden iristeyse “iriste” diyin tabi, hasta yanıma gelene kadar yaptığım hazırlıklar ve yaşadığım heyecan boşa olmaz o zaman.

havalı bir kornea resmi:


bu da penetran keratoplasti( kornea nakli) sonrası bir fotoğraf:

optik koherens tomografi

lazer ışınlarının dokulardan yansımasını ölçme prensibiyle çalışan, yüksek çözünürlüklü, kesitsel bir görüntüleme aracıdır.

kısaca biraz yapabildiklerinden bahsedelim. özellikle retinayı tutan pek çok göz hastalığının tanı ve takibinde okt’den faydalanılmaktadır. yaklaşık 20 mikronluk kesitler alınabilen bu cihaz sayesinde; retinanın tabakaları ve kalınlıkları tek tek seçilebilmekte, görüntü üç boyutlu ve renkli hale getirilebilmektedir. ayrıca özel mercekler yardımıyla gözün ön segment yapılarının da görüntülenmesini sağlayabiliyoruz. yakın zamanda çıkan okt- anjiyografi de noninvaziv olarak retinal vasküler yapıları inceleme şansına kavuşmamızı sağladı.

daha sayfalarca yazabilirim buraya ama resimlerle göstermek daha iyi olucak bence.

normal bir maküla okt ve retina tabakaları:


diyabetik maküla ödemi:


glokom hastasında sağ gözde rnfl (retina sinir lifi tabakası) hasarı ve optik diskteki çukurlaşma:


açık açılı ve kapalı açılı glokom hastalarına ait ön segment okt:



okt anjiyografi:


not: bunun adına aslında pek okt demez gözcüler. stajda filan duyunca şaşırmayın, oct diye yazar “o si ti” diye okuruz. * ben türkçe yazmaya çalıştığım için okt yazdım.

tusa nasıl çalışılmalı

biraz kendi deneyimlerimle güncelleme yapmak istediğim yöntemlerdir.

öncelikle ben toplum sağlığı merkezi'nde çalışıyorum
bugünkü 2018 şubat tus dahil 4 kere tusa girdim,
bu arada 3.de dahiliyeyi kazandım

tus;
biliyorsan yap bilmiyorsan yapma boş bırak sınavıdır.
hoca ama 120 sorudan 60'ını emin olarak yapmışım biraz daha sıkıp ataydım???
atmayın, boş bırakın, niye?
çünkü 60 net cebinde, diyelim ki sen 60 soruyu da sıkarak yaptın ve 60'ın 10'u doğru çıkıp 50'si yanlış çıkarsa senin netin 58'e düşecek. ama yanlışlardan 10 boş bırakmış olsan yine 60 net olcak - değişmedi. bi 10 boşun daha olsa yanlışlardan 62 nete çıkacak. bu hem temelde hem klinikte geçerli. ne kadar çok net yaparsanız o kadar iyi puan alıyorsunuz. ona göre bir soruda, "ya 3 şık arasında kaldım eleyemiyorum" veya "2 şık arasındayım eleyemiyorum" durumlarında boş bırakın. sonra "lan ben bunu nasıl yanlış yaptım, öff" diye canınızı sıkarsınız, yapmayın etmeyin.

2018 şubat tus'ta da gördüğümüz üzere o farmakoloji'de artık kanser ilaçları ve antikor türevi ilaçları bilmeniz farz oldu. bilmiyorsanız dahi bi göz atın, aklınızda illa yer edinecektir. adamlar gitti ustekinumab diye bir antikoru sordu - oha ne lan bu?? diye kalıyorsunuz sonra.

temelde bilgiler çok değişmiyor,
ama klinikte müthiş bir değişim hızı var.
bu nedenle kesinlikle ve kesinlikle vaka sorularını mutlaka okuyun

klinikte;
dahiliye: bulmaca gibidir
pediatri: zordur, sendromlara vakıf olmaya çalışın ve yenidoğana özellikle ve özellikle dikkat edin
küçük stajlar: eskiden tus dersanelerinin boşladığı anestezi ve kalp damar cerrahisi dahi sorulmaya başlandı. artık bunları pas geçmiyorsunuz.
genel cerrahi: özellikle travma soruları, inguinal fıtıklar ve abdominal patolojilere çalışın.
kadın doğum: konusu çok değişmese de mutlaka gonadal bozuklukları ve doğum işlerini okuyun.

şimdi gelelim ikinci kısma: işyerinde çalışırken nasıl tusa hazırlanırım?

bakın sevgili saygıdeğer gençler,
hem iş hem tusu yürütmek zor değil, lakin kendinizi en baştaki entryde de dediğim gibi hazırlamanız gerekiyor.
şimdi işyerlerimizin çalışma saatlerini inceleyelim:

1. toplum sağlığı merkezi veya ilçe sağlık müdürlüğü: 08.00-17.00
2. acil servis, ambulans istasyonu, 112 komuta kontrol merkezi: haftada 7-8 gün 24 saat nöbet usulü çalışır.

1.grup: hayatı stabil gruptur. değerlendireceğiniz vakitler: 19.00'da akşam yemeğinden kalkıp saat 23:00'e kadar 50dk-10dk şeklinde çalışacaksınız. haftasonları ise 11:00-14:00 15:00-19:00 arası gene bu 50dk-10dk döngüsünü yapacaksınız. sınava bir ay kalınca buna 20:00-23:00'de ekleyiniz.

2.grup: sürekli nöbet, sürekli yorgunluk. 1.aşama nöbet çıkışı kahvaltınızı edip şöyle bir güzel uyuyacaksınız. 2.aşama saat 17:00 gibi kalkın 19:00'a kadar 50dk-10 dk hafif ısınma şeklinde olsun. sonra 20:00 ile 23:00 arası 50-10 döngüsü. ertesi gün nöbetiniz yoksa 1.grubun haftasonu gibi yapacaksınız. varsa nöbeti tutup yine 1.aşamayı yapacaksınız.

iki grup için:
*her hafta bir kitap bitirilmeye çalışılacak
*kesinlikle ve kesinlikle açıklamalı sorular ve deneme sınavları çözülecek
*özellikle ve özellikle klinik için açıklamalı vaka soruları çözülecek

Toplam entry sayısı: 412

tıbbiyeli itiraf

çok zor bi dönemden geçiyorum. hiçkimseden yardım almıyorum. bazen o kadar canım yanıyor ki,ağlama analjezik diyorum. ağlamıyorum da. ama olduğum yerde yaşlar gözümden süzülmeye başlıyor. annemi arayıp hıçkıra hıçkıra anlatacak şeyler oluyor ama aramıyorum. hayat öyle bi darbe vuruyor bu sefer,tam nefes aldım sanıyorum içime biber gazı çekmiş gibi kıvranıyorum. bunları buraya yazıyorum, belki yazdıktan sonra geri silerim bilmiyorum çünkü bunu okuyanlar için bu yazdıklarımın bir önemi yok.tüm kapılarımı kapattım artık.kimseden medet umulmayacağını, iyilik beklenmeyeceğini hatta silgi bile istenmeyeceğim öğrendim.içime inceden bir sızı düşercesine yaşıyorum şu günlerde.gözyaşım mürekkebi dağıtmışçasına ağır müebbet almış ama ağır misafir gibi davranan bir imtihanım var.misafire ikram olarak şükür sunuyorum;gül suyu yok muydu, yoksa gülsen de olurdu diyor. gülüyorum, herkes her şey geçti sanıyor.sonra bir düğüm,susuyorum..

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1)üst dönem şöyle bi baktım diyorsa kendi en az üç tekrar atmıştır arkadaşlar gevşek gevşek konuşmalara prim vermeyin tıp fakültesi burası.
2)doktor olmak için geldiniz ve öyle gideceksiniz. yüksek ihtimalle içinizdeki heyecan her zaman küçümsenecek umursamayın, doktor olacaksınız heyecanınızı bastırmayın sadece nerede açığa çıkaracağınızı öğrenin.
3)ilk sene arkadaşlarınıza güvenmeyin çünkü ilk sene ile ikinci sene kişilikler arasında 180 derece fark olacaktır,üzerinizde fazla enkaz kalsın istemem.
4)okumayı sevin, bıkacaksınız belki ama sevmekten vazgeçmeyin sevince bıkkınlık kısa sürer diye umut ediyorum.
5)isteyerek ya da istemeyerek gelmiş olmanız şu an itibariyle siz dahil kimseyi ilgilendirmez, artık buradasınız geldiniz hoşgeldiniz sefa getirdiniz. nereye geldiğinizin kadrini ve kıymetini aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın. eğer çıkarırsanız da her yıl ösym sınavlarında tekrar hatırlarsınız.
6)şükredin..

eleştirilince içe kapanmak

eleştiri çok tutarlıdır ve kişi açık noktasından vurulmuştur ya da kişi eleştiriye kapalıdır ve eleştirenin her söylediği söz kırgınlık sebebi olur. insan kendini tanıyıp eleştiriye açık olursa çok nadir yaşanacak durumdur.

anneye bağırdıktan sonra gelen vicdan azabı

yaptıktan sonra aklıma bir ayeti düşüren ve içi sızım sızım sızlatan dır.
"çünkü rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi buyurmuştur. eğer onlardan biri, veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ererse, onlara öf bile deme, azarlama onları ve onlara güzel ve iyi söz söyle." isrâ 17.

babamla tartışmak

haklı da olsam haksız da olsam söylediğim birçok şeye saniyesinde pişman olmamdır.
her şeyi benim için ince ince düşünen adamla hiç yaşamak istemediğim şeydir. baba diyince insanın gönlü bile arkasında dayanak hissediyorken en haklı olayda onu üzsem kendimi nankör olarak görüyorum. bazen tüm utangaçlığımı kirpik uçlarıma alıp "baba seni seviyorum" demeyi beceriyorum ve sonrasında gözlerim doluyor, utangaçlığıma değiyor ve yanaklarımın şahitliğine erişiyor.
ne olursa olsun eli öpülesi baştacı edilesisin.
cahilliğimle yaptıklarımı gönlünden toz edesin.
uçurtmamın ipini tutarcasına beni gözbebeğinden eksiltmeyesin.

tıbbiyeli itiraf

çok zor bi dönemden geçiyorum. hiçkimseden yardım almıyorum. bazen o kadar canım yanıyor ki,ağlama analjezik diyorum. ağlamıyorum da. ama olduğum yerde yaşlar gözümden süzülmeye başlıyor. annemi arayıp hıçkıra hıçkıra anlatacak şeyler oluyor ama aramıyorum. hayat öyle bi darbe vuruyor bu sefer,tam nefes aldım sanıyorum içime biber gazı çekmiş gibi kıvranıyorum. bunları buraya yazıyorum, belki yazdıktan sonra geri silerim bilmiyorum çünkü bunu okuyanlar için bu yazdıklarımın bir önemi yok.tüm kapılarımı kapattım artık.kimseden medet umulmayacağını, iyilik beklenmeyeceğini hatta silgi bile istenmeyeceğim öğrendim.içime inceden bir sızı düşercesine yaşıyorum şu günlerde.gözyaşım mürekkebi dağıtmışçasına ağır müebbet almış ama ağır misafir gibi davranan bir imtihanım var.misafire ikram olarak şükür sunuyorum;gül suyu yok muydu, yoksa gülsen de olurdu diyor. gülüyorum, herkes her şey geçti sanıyor.sonra bir düğüm,susuyorum..

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1)üst dönem şöyle bi baktım diyorsa kendi en az üç tekrar atmıştır arkadaşlar gevşek gevşek konuşmalara prim vermeyin tıp fakültesi burası.
2)doktor olmak için geldiniz ve öyle gideceksiniz. yüksek ihtimalle içinizdeki heyecan her zaman küçümsenecek umursamayın, doktor olacaksınız heyecanınızı bastırmayın sadece nerede açığa çıkaracağınızı öğrenin.
3)ilk sene arkadaşlarınıza güvenmeyin çünkü ilk sene ile ikinci sene kişilikler arasında 180 derece fark olacaktır,üzerinizde fazla enkaz kalsın istemem.
4)okumayı sevin, bıkacaksınız belki ama sevmekten vazgeçmeyin sevince bıkkınlık kısa sürer diye umut ediyorum.
5)isteyerek ya da istemeyerek gelmiş olmanız şu an itibariyle siz dahil kimseyi ilgilendirmez, artık buradasınız geldiniz hoşgeldiniz sefa getirdiniz. nereye geldiğinizin kadrini ve kıymetini aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın. eğer çıkarırsanız da her yıl ösym sınavlarında tekrar hatırlarsınız.
6)şükredin..

malignin yazarlık puanından düşüp düşmeme sorunsalı

ıkı kişinin aynı görüşte olmaması sonucunda gelen malign bildirimi neden puanı dusursun ki ? görüş görüştur eğer saygı duyulması ve sağ duyulu olunması gerektiğini savunan bi kitleysek bu konuda da öyle olmak lazımdır diye düşünüyorum.malign ya da benign entry entry dır.dusurulmemesi gerektiğini düşünüyorum.

dudağı kuruyor diye acile gelen tip

acile gitmeye ben bile korkuyorum gereksiz bi şikayet mi acaba diye .

tıbbiyede öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

üst dudağın oradaki sivilceleri patlatırsan menenjit olabilirsin.

osmanlıca

resmi dil olarak kullanılmayan ama kesinlikle yokolmamış atalarımızdan bize kalmış nadide dildir. yoklamaması için de çok çaba sarfedeceğim.

zamanında fatih sultan mehmet'in de bulunduğu avrupa devletleriyle yapılan görüşmede fatih sultan mehmet'in konuşulanları çok hızlı bir şekilde not aldığı ve birçok şey yazdığı diğer millet temsilcilerinin dikkatini çekmiştir. görüşme bitiminde ise yazdıklarına bakmak isteyen temsilci konuşmada yer alan her sözü atlamadan yazdığını görünce hayretlere düşmüştür.

yazması ve okuması zamandan tasarruf ettirir.elinizi kaldırmadan harfleri birleştirerek yazdığınız için latin alfabesi gibi fazla yormaz.

güzeldir, sevdirir, yadigar bir şeye sahipmiş hissi verir ki bence zaten öyledir. kursları birçok yerde var ve arap diline az çok hakimseniz ya da kuran okumayı biliyorsanız bir haftada öğrenilir.


edit:elhamdülillah bu ülkeyi bize bırakan atalarım içinden ata seçmedim.fatih sultan mehmet atam,atatürk atam. kör göz bakan utansın.

islamda kadın

islam'dan başka din bilmiyor musunuz konuşmaya layık mı görmüyorsunuz?

önce allah sonra siz

e öyle, doktor da ben yaptım değil vesile oldum diye düşünmeli ,değil mi evet

ortadoğu demini aldıysa altını kısar mısın

sen her güneş açtığında yaz geldi diyorsun ya
baharın psikolojisini hiç düşünüyor musun?
sen çilek dediğin zaman
benim aklıma 120 ay taksitle gidilen yaz tatilleri değil
gazze geliyor.


dikkat et top bir yerine gelmesin diye uyaran annelerimiz var
ortadoğu'da kurşunlar her zaman çocukların bir yerlerine geliyor
en kötü oyuncu kaleye geçer ya mahalle maçlarında
ortadoğu'da en kötü oyuncu hep devlet başkanı oluyor
sisi ve suud ailesi midemi bulandırıyor.


biz beatles ile dede efendi arasında kaldık
grunge ile cihad arasında
nihilist bir demokrat kadar demagog'duk
ayrılıkçı bir iskoç kadar liberal
ve muhammed ali, malcolm x kadar siyahiydik
beyaz yakalılar lütfen kahrolsunlar!


eğer öğretmenin yaz tatilinde ne yaptın sorusuna
kudüs'e gittim diye cevap veren bir çocuk yoksa
disneyland'a ve özel okullara yenildik demektir.
oysa bizim başka hedeflerimiz var erasmus gibi
batı'ya entegre olmak gibi
ingilizce öğrenmek gibi
söylesene,350 milyonluk bir halkın alfabesini bırakıp
63 milyonluk bir ülkenin dilini öğrenmeye çalışıyoruz
neden?


dolce vita: fuzuli'yi anlamıyoruz ama
üzerinde welcome yazan paspaslarımız var
hello diye bağırıyor kapalıçarşı esnafları
hello ve aleyküm selam.

mert tutucu

batikon senin entryni favorilerine ekledi

bence bizi yazar puanı 10000'in üstünde olan yazarlar gibi timsaller arasına katmak için adrenalin etkisini üstlenmeye başladığını gösteren hareket.

(bkz:timsal olmaya daha çok mu hocam? )
(bkz:batikon böyle favorilemeyi nereden öğrendi? )

içerik kuralları - iletişim