analjezik

Durum: 442 - 9 - 1 - 0 - 20.04.2019 02:27

Puan: 6202 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Güzelleşin, ölüme kadar hayattasınız.
  • /
  • 45

drive

google bünyesinde bulunan veri depolama sitesi. ücretsiz 15 gb kapasitesi var. birkaç yıllığına 100gb hediye gibi şeyleri vardı da net bilmiyorum.dosyaya fazla görüntüleme olduğunda kitlenme yapan bi site. kişisel ıvır zıvır için kullanışlı olabilir ama büyük boyutta cloud için mega.nz ve dropbox tercih edilse hoştur.

geceye bir söz bırak

"dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr
olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne..."

bunu kaç kere hemde kaç kere zikrettiğimi bilmiyorum ama aşırı naif bir söz

5 saatte yapılıp 5 dakikada yenen yemekler

mantı, yaprak sarması, profiterol, şekilli kurabiyeler.. böyle şeylerde biraz daha fazla yapıp, yaptığım şeye göre pişirmeden ya da pişirdikten sonra buzluğa atıyorum. bir zahmet bir hürmet mantığıyla nötrlüyorum. bir kere uğraşıyorsam diğerinde uğraşsız sahip olmuş oluyorum , mutluyum.
değer miydi mevzularına girmeyi bıraktım ben, kaç yıl yaşayacağımı bilmediğim ömrümde tıp okumak değer miydi diyip hiçbirinizin yüreğini dağlamak istemem ya da isterim bilmiyorum. hadi birlikte ağlayalım swh

geceye bir illüstrasyon bırak

tıbbiyeli itiraf

sahil kenarına inip kağıt helva yemek, şiir okumak ve tefekkür etmek istiyorum.
çünkü yoklaması bile alınmayan hayatımın içinde bu kadar kaybolup burdaa diye bağırmaktan çok yoruldum.

majör depresyon

depresyon tanısı için ruhani çöküntü durumlarının en az iki hafta sürmesi gerekmektedir. majör ve minör depresyon ise temelde "sebep"e dayanır.
herhangi bir sebebi olmadan yaşanılan depresyon durumuna majör depresyon,
sebebi bilinen ve doğrultusunda yaşanan depresyona minör depresyon denmektedir.
majör depresyonda semptomlar daha şiddetli görülmekte ve tedavisi daha zor olmaktadır.

kafein bağımlılığı

paçayı zor kurtardığım bir şeydir kendisi. kahve içmeyi seviyordum ayrıca, ders çalışmak bazen bir bahane bile oluyordu diyebilirim.gastrit olmama da sebep oldu neyse ki onu da yoluna koyabildim.

siz değerli insanlara denemeniz için iki önerim olacak :
1) gingko çayı. kendisi ach'ı artırdığı için beyin fonksiyonlarını artırır ekstra olarak uyku açar.
2) ada çayı. bunu denemedim ama çok söylediler denemeyi düşünüyorum.

ıspanak

nedendir bilemiyorum pırasayla ayırt etmemin çok uzun zaman aldığı besin kaynağı. evet ikisini de seviyorum. türk halkının en az %75 i sevmese de seviyorum, se vi yo rum.
e tabi bu başlığa gelmişken sizlere demek istediğim diğer şeyse temel reis

hayatın insana öğrettikleri

kendin gibi düşünen ve yaşayan birisiyle hiçbir zaman karşılaşmayacaksın. karşılaşsan ona bile kusur bulursun unutma çünkü insansın.
o yüzden insanları eleştirme, onlar seni her zaman eleştirirler ama umursama. sen eleştirmezsen huzurlu olacaksındır, bu da kıymeti bilinesi bir nimet.

yazarların merak ettikleri

ilk türküyü yazıp okuyana insanlar nasıl bir bakış attı?
niye bağırıyor bu deli
  • /
  • 45

derdini kimseyle paylaşmayan insan

dedi ki: "ben derdimi ve hüznümü ancak allah teâlâ'ya arzederim..." (yusuf, 86)

hat sanatı

“hat” çizgi demektir. güzel çizmek anlamında kullanılmıştır. hattat çizen, hudud da çizgiler demektir.

ekleme: “haddini bilmek” de “sınır” anlamında bir kullanımdır. keza haddi aşmak, hadsizlik etmek de...

ne farkeder

“ne fark eder?” şeklinde yazılması gereken soru öbeği.

ayrıca duyunca bende münacaat’tan dizeleri çağrıştırır.
 spoiler!
gençtim ya, ne fark eder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,
dalların hışırtısı da
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert
veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim
...)

(bkz:ismet özel)

geceye bir illüstrasyon bırak

yeni zelanda'daki iki camiye terör saldırısı

acı... safi acı var kalbimde. bir insan düşünüyorum kafamda şekli önemli değil, gülüyor espriler yapıyor bana, bazende ağlıyor. sevgi alıyorum o insandan. gözlerinin içine bakıyorum. dokunuyorum o insana. kanlı canlı duygusu olan anne olan baba olan sevgisi olan gözleri gülen gözleri ağlayan bir canlı. insan. insan yani. ben gibi insan annem gibi insan babam gibi insan. bir canlı. acı çekerek gözlerindeki ışık acımasızca söndürülüyor. sorguluyorum. neden? neden? neden? neden? niye? kalp acımaz mı insan öldürürken. gözlerine baktığında için burkulmaz mı hiç? o kan o soğukluk ürkütmez mi? o silah sadece oradakilere doğrultulmadı. o silah bana doğrultuldu, bize doğrultuldu. acı var içimde sadece. koskocaman bi acı...

obsesif kompulsif kişilik bozuklukları

obsesif kompulsif bozuklukla aynı şey olmayandır. sanıyorum bu konuda büyük yanlış anlaşılma var.

obsesif kompulsif bozukluğa sahip kişiler takıntıları olan, takıntılarının saçma olduğunu bilen ve bunlardan rahatsızlık duyan ancak yine de takıntısının emrettiği şeyi yapma dürtüsünü engelleyemeyen kişilerdir. obsesyon takıntı, kompulsiyon takıntı sonucu meydana getirilen düşünce veya davranıştır. örneğin bir odaya girdiğinde ışığı açmak isteyen sağlıklı bir insan bir kereliğine düğmeye basar ve ışık açılır. okb li insan 8 kere düğmeye bastıktan sonra 9.da açması gerektiğini düşünür, bunu yaparsa rahatlar. ama bu takıntısı ona göre de normal değildir.

obsesif kompulsif kişilik bozukluğunda da kişi yine aynı şekilde takıntılara sahiptir. düğmeye basma eyleminin 9.da bitmesi gerektiğini o da düşünür ancak bundan rahatsız olmaz. veya elini 12 kere yıkarsa temizleneceğini düşünür ve bundan rahatsız olmaz, bunu saçma bulmaz. gerçekten de o insana göre el 12 kere yıkanmalıdır. yani okkb'liye göre yaptığı son derece doğrudur, mantıklıdır. bu yüzden kişiler son derece kuralcı, çoğunlukla titiz, mükemmelliyetçi tiplerdir.

okkb'li insanlarda başka kişilik bozuklukları da birlikte görülebilir.
(bkz:okb)
(bkz:okkb)
(bkz:kişilik bozukluğu)

analjezik

yazılarını ilgiyle takip ettiğim nadide bir yazar. özellikle manevi anlamda yazdıkları hoşuma gidiyor. 'bol bol' yazmalar efendim *:)

gecenin şiiri

bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.. kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım,
ölü ben'im kendini izlesin her yandan,
o tuhaf sır içinden..
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık
kendi kendine nasıl da eğlenir?..
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna",
bir çocuk demiş..

(bkz: nilgün marmara)

türk profun yunana verdiği efso ayar

bir onkoloji kongresinde çocukluk çağı sss tümörlerinin tüm çocukluk çağı tümörleri arasında sıklığının avrupada 2. türkiyede 3. sırada olduğunu söylemişler. önündeki sırada oturan yunan, yanındaki almana bi şeyler demiş sonra gülüşmüşler. hoca işkillenmiş tabii, almana sormuş "ne diyo bu yunan" diye. alman baştan kemküm etse de bizim hoca az gürleyince söylemek zorunda kalmış utana sıkıla "türklerde beyin olmadığı için sıklığı da düşük" diye. eee bizim hoca yılların profu, anadolunun yağız delikanlısı ek olarak zeki ve alanında iyi biri. dönüp almana demiş ki "sss tümörlerinin %99u nöron dışı hücre kaynaklıdır, biz türklerin beyninde nöron/diğer hücre oranı daha fazla olduğundan bizde beyin tümörü az, siz avrupalılar beyinsiz olduğunuz için daha çok sss tümörü görülüyor" alman kıpkırmızı kesilmiş, sonra bunu yunana çevirmiş, yunan da patlıcan rengine dönüşmüş.

bense hocanın bu anısını dinlerken bağıra bağıra ölürüm türkiyem söylemek istedim ama derste olduğumuz için yapamadım.

nouman ali khan

pakistan asıllı, amerikada yaşaması ve nisbeten genç yaşta olması sebebiyle batılı gençlere yeni bir bakış kazandıran kuran alimi. kurduğu beyyinah enstitute ile kuran dersleri verirken bir yandan da farklı tefsir projeleriyle youtube kanalından yayınlar yapmaktadır.
15 temmuz akşamında yaşadığıülkenin aksine türk milletine verdiği destekle gönüllerde taht kurmuştur. bu akşam 20.30da haliç kongre merkezinde yapacağı konuşma tv net tarafından canlı yayınlanacaktır.

Toplam entry sayısı: 442

anneye bağırdıktan sonra gelen vicdan azabı

yaptıktan sonra aklıma bir ayeti düşüren ve içi sızım sızım sızlatan dır.
"çünkü rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi buyurmuştur. eğer onlardan biri, veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ererse, onlara öf bile deme, azarlama onları ve onlara güzel ve iyi söz söyle." isrâ 17.

tıbbiyeli itiraf

çok zor bi dönemden geçiyorum. hiçkimseden yardım almıyorum. bazen o kadar canım yanıyor ki,ağlama analjezik diyorum. ağlamıyorum da. ama olduğum yerde yaşlar gözümden süzülmeye başlıyor. annemi arayıp hıçkıra hıçkıra anlatacak şeyler oluyor ama aramıyorum. hayat öyle bi darbe vuruyor bu sefer,tam nefes aldım sanıyorum içime biber gazı çekmiş gibi kıvranıyorum. bunları buraya yazıyorum, belki yazdıktan sonra geri silerim bilmiyorum çünkü bunu okuyanlar için bu yazdıklarımın bir önemi yok.tüm kapılarımı kapattım artık.kimseden medet umulmayacağını, iyilik beklenmeyeceğini hatta silgi bile istenmeyeceğim öğrendim.içime inceden bir sızı düşercesine yaşıyorum şu günlerde.gözyaşım mürekkebi dağıtmışçasına ağır müebbet almış ama ağır misafir gibi davranan bir imtihanım var.misafire ikram olarak şükür sunuyorum;gül suyu yok muydu, yoksa gülsen de olurdu diyor. gülüyorum, herkes her şey geçti sanıyor.sonra bir düğüm,susuyorum..

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1)üst dönem şöyle bi baktım diyorsa kendi en az üç tekrar atmıştır arkadaşlar gevşek gevşek konuşmalara prim vermeyin tıp fakültesi burası.
2)doktor olmak için geldiniz ve öyle gideceksiniz. yüksek ihtimalle içinizdeki heyecan her zaman küçümsenecek umursamayın, doktor olacaksınız heyecanınızı bastırmayın sadece nerede açığa çıkaracağınızı öğrenin.
3)ilk sene arkadaşlarınıza güvenmeyin çünkü ilk sene ile ikinci sene kişilikler arasında 180 derece fark olacaktır,üzerinizde fazla enkaz kalsın istemem.
4)okumayı sevin, bıkacaksınız belki ama sevmekten vazgeçmeyin sevince bıkkınlık kısa sürer diye umut ediyorum.
5)isteyerek ya da istemeyerek gelmiş olmanız şu an itibariyle siz dahil kimseyi ilgilendirmez, artık buradasınız geldiniz hoşgeldiniz sefa getirdiniz. nereye geldiğinizin kadrini ve kıymetini aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın. eğer çıkarırsanız da her yıl ösym sınavlarında tekrar hatırlarsınız.
6)şükredin..

eleştirilince içe kapanmak

eleştiri çok tutarlıdır ve kişi açık noktasından vurulmuştur ya da kişi eleştiriye kapalıdır ve eleştirenin her söylediği söz kırgınlık sebebi olur. insan kendini tanıyıp eleştiriye açık olursa çok nadir yaşanacak durumdur.

kuş

sıcakkanlı hayvandır. sıcakkanlıların gönül yangınına zemzem olmuş didârdır.

“biz bir kuş gibiyiz. ağzımızdaki taneyi bırakalım. yeşermezse toprak utansın.”
necip fazıl kısakürek

"kuşlar ölürlerse yerlere düşerler
ve onları hep zehra toplar."
ah muhsin ünlü

"sen hep gülerdin oysa. gülüverirdin. bir bakardım eğilmiş su içiyor gamzelerinden kuşlar."
didem madak

"ah beni vursalar bir kuş yerine."
sezai karakoç

"...göğü durdurup kuş sürüsü ektim bulutlara
düştüğümde farkına vardım
güvercinlerin öptüğü kanatlarımdan başlamıştım yorulmaya... "
cengizhan konuş

"...ah kuşlar bilir kardeşim
göğün altında çocuk...
çocuk öldü mü
dünya kerbelalaşır
göze ağlamak düşer
merhamet yuvarlanır gönüllerden aşağıya..."
alper gencer

“bildiğim bir şey varsa, gökyüzündeki bir kuşu köşeye sıkıştıramazsın.”
murat menteş

".. ve kuşlar da kaderle uçardı."
cahit zarifoğlu

tıbbiyeli itiraf

çok zor bi dönemden geçiyorum. hiçkimseden yardım almıyorum. bazen o kadar canım yanıyor ki,ağlama analjezik diyorum. ağlamıyorum da. ama olduğum yerde yaşlar gözümden süzülmeye başlıyor. annemi arayıp hıçkıra hıçkıra anlatacak şeyler oluyor ama aramıyorum. hayat öyle bi darbe vuruyor bu sefer,tam nefes aldım sanıyorum içime biber gazı çekmiş gibi kıvranıyorum. bunları buraya yazıyorum, belki yazdıktan sonra geri silerim bilmiyorum çünkü bunu okuyanlar için bu yazdıklarımın bir önemi yok.tüm kapılarımı kapattım artık.kimseden medet umulmayacağını, iyilik beklenmeyeceğini hatta silgi bile istenmeyeceğim öğrendim.içime inceden bir sızı düşercesine yaşıyorum şu günlerde.gözyaşım mürekkebi dağıtmışçasına ağır müebbet almış ama ağır misafir gibi davranan bir imtihanım var.misafire ikram olarak şükür sunuyorum;gül suyu yok muydu, yoksa gülsen de olurdu diyor. gülüyorum, herkes her şey geçti sanıyor.sonra bir düğüm,susuyorum..

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1)üst dönem şöyle bi baktım diyorsa kendi en az üç tekrar atmıştır arkadaşlar gevşek gevşek konuşmalara prim vermeyin tıp fakültesi burası.
2)doktor olmak için geldiniz ve öyle gideceksiniz. yüksek ihtimalle içinizdeki heyecan her zaman küçümsenecek umursamayın, doktor olacaksınız heyecanınızı bastırmayın sadece nerede açığa çıkaracağınızı öğrenin.
3)ilk sene arkadaşlarınıza güvenmeyin çünkü ilk sene ile ikinci sene kişilikler arasında 180 derece fark olacaktır,üzerinizde fazla enkaz kalsın istemem.
4)okumayı sevin, bıkacaksınız belki ama sevmekten vazgeçmeyin sevince bıkkınlık kısa sürer diye umut ediyorum.
5)isteyerek ya da istemeyerek gelmiş olmanız şu an itibariyle siz dahil kimseyi ilgilendirmez, artık buradasınız geldiniz hoşgeldiniz sefa getirdiniz. nereye geldiğinizin kadrini ve kıymetini aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın. eğer çıkarırsanız da her yıl ösym sınavlarında tekrar hatırlarsınız.
6)şükredin..

malignin yazarlık puanından düşüp düşmeme sorunsalı

ıkı kişinin aynı görüşte olmaması sonucunda gelen malign bildirimi neden puanı dusursun ki ? görüş görüştur eğer saygı duyulması ve sağ duyulu olunması gerektiğini savunan bi kitleysek bu konuda da öyle olmak lazımdır diye düşünüyorum.malign ya da benign entry entry dır.dusurulmemesi gerektiğini düşünüyorum.

dudağı kuruyor diye acile gelen tip

acile gitmeye ben bile korkuyorum gereksiz bi şikayet mi acaba diye .

tıbbiyede öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

üst dudağın oradaki sivilceleri patlatırsan menenjit olabilirsin.

osmanlıca

resmi dil olarak kullanılmayan ama kesinlikle yokolmamış atalarımızdan bize kalmış nadide dildir. yoklamaması için de çok çaba sarfedeceğim.

zamanında fatih sultan mehmet'in de bulunduğu avrupa devletleriyle yapılan görüşmede fatih sultan mehmet'in konuşulanları çok hızlı bir şekilde not aldığı ve birçok şey yazdığı diğer millet temsilcilerinin dikkatini çekmiştir. görüşme bitiminde ise yazdıklarına bakmak isteyen temsilci konuşmada yer alan her sözü atlamadan yazdığını görünce hayretlere düşmüştür.

yazması ve okuması zamandan tasarruf ettirir.elinizi kaldırmadan harfleri birleştirerek yazdığınız için latin alfabesi gibi fazla yormaz.

güzeldir, sevdirir, yadigar bir şeye sahipmiş hissi verir ki bence zaten öyledir. kursları birçok yerde var ve arap diline az çok hakimseniz ya da kuran okumayı biliyorsanız bir haftada öğrenilir.

islamda kadın

islam'dan başka din bilmiyor musunuz konuşmaya layık mı görmüyorsunuz?

önce allah sonra siz

e öyle, doktor da ben yaptım değil vesile oldum diye düşünmeli ,değil mi evet

ortadoğu demini aldıysa altını kısar mısın

sen her güneş açtığında yaz geldi diyorsun ya
baharın psikolojisini hiç düşünüyor musun?
sen çilek dediğin zaman
benim aklıma 120 ay taksitle gidilen yaz tatilleri değil
gazze geliyor.


dikkat et top bir yerine gelmesin diye uyaran annelerimiz var
ortadoğu'da kurşunlar her zaman çocukların bir yerlerine geliyor
en kötü oyuncu kaleye geçer ya mahalle maçlarında
ortadoğu'da en kötü oyuncu hep devlet başkanı oluyor
sisi ve suud ailesi midemi bulandırıyor.


biz beatles ile dede efendi arasında kaldık
grunge ile cihad arasında
nihilist bir demokrat kadar demagog'duk
ayrılıkçı bir iskoç kadar liberal
ve muhammed ali, malcolm x kadar siyahiydik
beyaz yakalılar lütfen kahrolsunlar!


eğer öğretmenin yaz tatilinde ne yaptın sorusuna
kudüs'e gittim diye cevap veren bir çocuk yoksa
disneyland'a ve özel okullara yenildik demektir.
oysa bizim başka hedeflerimiz var erasmus gibi
batı'ya entegre olmak gibi
ingilizce öğrenmek gibi
söylesene,350 milyonluk bir halkın alfabesini bırakıp
63 milyonluk bir ülkenin dilini öğrenmeye çalışıyoruz
neden?


dolce vita: fuzuli'yi anlamıyoruz ama
üzerinde welcome yazan paspaslarımız var
hello diye bağırıyor kapalıçarşı esnafları
hello ve aleyküm selam.

mert tutucu

batikon senin entryni favorilerine ekledi

bence bizi yazar puanı 10000'in üstünde olan yazarlar gibi timsaller arasına katmak için adrenalin etkisini üstlenmeye başladığını gösteren hareket.

(bkz:timsal olmaya daha çok mu hocam? )
(bkz:batikon böyle favorilemeyi nereden öğrendi? )

içerik kuralları - iletişim