artize

Durum: 1526 - 9 - 4 - 0 - 16.08.2019 12:25

Puan: 15152 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

artistim.
  • /
  • 153

çömez asistan tribi

bazı asistanların hakkını yiyemeyeceğim gerçekten yanına gelen bi ara sınıfa saygılı ve ilgililer, yeni hasta varsa göstermeye çalışıyorlar. bazı asistanların ise kendi iş ve yoğunluklarında alt sınıflara zaman ayıramayabilmelerini anlayabiliyorum

keratokonus



koni kornea olarak da bilinen hastalıktır.

atari

ördek avladığım yaşlarda ne de mutluydum, derdimin annem çağırdıktan sonra biraz daha durup öyle eve çıkmak, bakkaldan ekmek alıp eve giderken ucundan yemek veya kutu kola içmekti. sonlara doğru da olsa o nesle yetiştiğim için şanslıyım. tabletle tanışıp sokak yüzü görmeden de büyüyebilirdim.

fight kulüp

hiphop denilen kültürde hiçbirisi hiçbir zaman bir sagopa kajmer olamayacaklarını göstermişlerdir. fanboyluk değil. adamın şarkılarında kullandığı beatler, çöpe attığı ve söz yazmadığı beatler ve lirikalitesi diğerlerinin kolaylıkla ulaşamayacağı seviyede.

ankara'da okumak

ya eyvallah başkent, büyükşehir, burada da birçok şey var ama niyeyse ben bu ankara'yı oldum olası sevemedim yahu.

kindle

e-kitap okuma aracı. bende de bi tane var bundan, hangi modeli bilmiyorum, yurtdışındaki bir akrabam bi 10 sene kadar önce türkiye'ye geldiğinde getirmişti bana da. siyah beyaz arası değişen grinin elli tonu renklerden oluşan bir ekranı var, harbiden önceki entryde belirtildiği üzere göz yormuyor. öte yandan ülkemizde gerek satılmaması, satıldığı yer varsa bile az olması, kimse tarafından bilinmemesi, hem de milletin telefon veya tabletinin olması nedeniyle az kullanılır. bu teknolojik aletin kaderini ilk çıktığında arabalarda kullanılan navigasyon aletine benzetiyorum. şimdiki telefonlarda artık navigasyon var ve navigasyon aleti hayatımızda çok kısa süre tutunabildi. kindle için de üzülerek aynı şeyi söyleyebilirim sanırım. ben şu ana kadar nadir kullanmış olsam da güzel alet vesselam.

atm'nin 200'lük banknot vermesi

bi an için size osmanlı dönemindeki sanatçıları tanıtır. yunus emre, ıtri bilmem ne.

instagramı dr. kısaltmasıyla kullanmak

reklam için kullanılmıyorsa bence gereği olmayan antipatik bi hareket. bu platformu reklam için kullananları da anlarım o ayrı. günümüzde insanlık orada çünkü ve bir reklam en çok oradan görülebilir.

50 liranın bozdurulunca hemen bitmesi

şunu mu demek istediniz: yemek sepeti.

eski fotoğraflar

hatıralar iyi de olsa kötü de olsa ben eski fotoğraflara, özellikle kendi fotoğraflarıma bakınca kötü oluyorum, o anı hatırlamaya çalışıyorum o kareye bakarken. küçük değilsem genelde hatırlıyorum ve üzülüyorum. düşünsenize, o an fotoğraf çekildi ve bir daha o an gelmeyecek.
  • /
  • 153
  • /
  • 30

günün müziği


ıssız adam


peymacun


ilginç vakalar


schistosoma


ne kadar zengin olsanız da yapmayacağınız şeyler


sahra


septisemi bakteriyemi farkı


yazın yapılacaklar listesi


kussmaul solunumu


  • /
  • 30

yanlış anlaşılmış şarkı sözleri

"belki üstümüzden bir kuş geçer.
kanadından bir tüy düşer.
iner döne döne gökyüzünden,
hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden."
tabi yazar burda tevriye de yapmış olabilir bilemiyorum sözlük.

neisseria gonorrhoeae

neisserea cinsinin bir elemanı..
yani cinse ait özellikleri aerop, gram negatif,diplokok yani kahve çekirdeği şeklinde görüyoruz pembiş pembiş bunları mikroskop altında.
nötrofillerin içinde yaşar... fakültatif intraselüler yaşayabilen bir bakteridir.
şimdi bu bakterinin virülansı pilisinde.. insanlarda enfeksiyon yapabilen diğer niesseria olan meningokokun kapsülündeydi.. ama bunun kapsülü yok.. şıkka oksidaz koyarlarsa o virülans faktör değil ha.

bu bakteri anal oral doğal.. her türlü cinsel yolla bulaşabilir.. sıklıkla asemptomatik enfeksiyon geçirilir ama semptom erkekte daha belirginidr.. üretrit yapar.. pürülan bir akıntı gelir penisin ucundan.. kadında ise pid etkenidir..
bu bakterinin kadında kolonizasyonu sonrası steirl olmayan doğum yani normal doğum yapılırsa bebekte oftalmia neonataruma neden olabilirsiniz.. ilk günlerde alevli bir konkonktivit tablosu oluşur.
cinsel aktif bir bireyin eklemleri ağrıyorsa akla ilk gonokok gelmelidir.
cinsel aktif bir bireyin gonokokunun yanında klamidya sık görülür.. tanı konabilir mi.. konar.. thayer martin, çikolata agarda üretirsin gonokoku , hücre kültüründe elemntar bodyi falan görür üretirsin klamidyayı ama gerek yok..
şüphelendiğin gpnokok enfeksiyonu ve pid e başla seftriakson artı doksisiklin bütün günahlar bağışlansın..

ben sana mecburum bilemezsin

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun.

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun.

belki haziran da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.

attila ilhan

güzel günlerdi

pazar akşamı banyo yapıp "şahane pazar" izlediğim günler...
yeni alınan ışıklı spor ayakkabımla uyuduğum günler...
taso çıkacak diye cipsleri dışardan mıncıkladığım günler...
akşama kadar kartopu oynayıp, üşümüş ellerle sobanım başında ısındığım günler...
hoşlandığım kız montunu benim montumun yanına astı diye sevindiğim günler...
hayallerimin küçük, mutluluklarımın büyük, sulugözün
sakız olduğu günler...

uzak mesafe ilişkisi

"insanın insana yakınlığı manevidir, mekanla hiç alakası yoktur." demiş aliya izzetbegoviç bey.
zamanında bu kadar yazıp taslaklara almışım. daha sonra fark ettim ki bana acıdan başka bir şey getirmemiş. olduramayanlardanım.
beraberinde bir çok zorluğu getiren, yıpratan ilişki.

sgarbossa kriterleri

arkadaşlar.. hepimiz tıp hayatımızda en az bir kere duymuşuzdur.
"dal bloğu olan ekg de st elevasyonu anlamlı değildir" diye.
ancak dal bloğu olan bir kimse `stemi` geçiriyor olamaz mı??
bu nedenle bir kaç kriterin olduğu puanlama sistemi bulunmuş..

ilgili yazı

edirne

türkçeye hüzün-keder olarak çevrilen ancak bu çeviriyi eksik bulduğum ingilizce bir kelime var: blue.

ki hepimizin dinlemese de bildiği bir müzik türünün de kaynağıdır bu kelime. blues

hah işte. bence bluesun şehri edirne. neşe, cıvıltı, sevinç gibi duyguları barındırmıyor bünyesinde. ve bu özelliğinin dışında güzel veya
çirkin olarak addedilemeyecek nadir şehirlerden kanımca.

çünkü atatürk'ü hissediyorsunuz şehirde. onun psikolojik durumunu anlamanız mümkün oluyor. ancak bu durumun şehirdeki insanlar ile ilgisi olduğunu da düşünmüyorum.

bu şey gibi biraz: hani çok nayıf, efendi, sessiz ve duygusal bir arkadaşınız vardır. ve kaybedersiniz onu bir gün; ister maddi ister manevi manada.

çok sevdiğiniz halde kaybetmek zorunda kalırsınız.

işte eğer yıl boyu puslu, bulutlu gökyüzü, bitmek bilmez dağları, denizi ve nehirleriyle balkanlar o arkadaşsa, edirne bir mendil, kitap arasında kurutulmuş bir çiçek veya birlikte gidilen bir filmin bileti gibidir.

ondan kalan son anıdır...

işte bu yüzden edirne -en azından benim açımdan- atatürk'ün belki ölümüne kadar hissettiği "keder"i hatırlatır insana, hatta bu kederin ta kendisidir.

karaağaç'taki bir çınar ağacından dökülen onca gazele rağmen dalında kalan son yapraktır edirne...

adrenalin

etkisini adrenoseptörler üzerinden gösteren katekolamin. (a-1, a-2, ß-1, ß-2 ve ß-3 olmak üzere beş reseptör.)

farklı reseptörler üzerinden farklı etkiler yapar.
örneğin, ß-1 reseptörü üzerinden kalpte pozitif kronotropik ve pozitif inotropik etki yapar. yine aynı reseptör üzerinden böbrek jukstaglomerüler hücrelerinin renin salınmasını sağlar. (alfa yerine a harfi kullanacağım.) a-2 reseptörü üzerinden bazı damar düz kaslarının kasılması sağlanırken, ß-2 reseptörü üzerinden etki ederse damar düz kaslarının gevşemesini sağlar. yine a-1 reseptörü üzerinden bazı düz kasların ve kalp kasının kasılmasına pozitif etki (inotropi) eder. sempatik sistemin kaç ve savaş mekanizmasının merkezinde yer aldığından, kimi yerleri gevşetip kimi yerleri kasması beklenilen bir durumdur. bu da değindiğimiz gibi reseptörler üzerinden sağlanır.

yazar nick'inden uzmanlık tahmini

estrus-kadın doğum
lupus-dahiliye
sterilenjektor-anestezi uzmanı
hengâme-nöroloji
casper- psikiyatri
gabapentin-nöroloji
rigormortis-adli tıp
artize-plastik cerrahi
habbarul-pediatri
skyman-uzay ve havacılık hekimliği
hayatperest-kalp damar cerrahisi

tıbbiyede öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

dudaklarımızda dış ortamın sıcaklığını algılayan reseptörler bulunur ve eğer sıcak bir havada çok soğuk bir su içtiğimizde bu soğuk suyla ilk temas eden yer dudaklarımız olur. sonuç; vücudumuz dış ortamı soğuk olarak algılar ısıtmaya çalışır ve yazın sıcaklarda o soğuk suyu içtikten sonra gelen kısa süreli sıcak basma hissi bu reseptörlerle alakalıdır.

ben böyle bir şey yaşamadım diyenler için ise; hamama gidip içerde sıcaktan bayılmak üzereyken soğuk suyu dudaklarınıza bir tutun. sonra bakalım o soğuk su sizi serinletiyor mu yoksa daha da mı sıcak olmaya başlıyor. evet bizzat denedim sırf bu bilgiyi test etmek için. swh

bu bilginin geldiği yer ise fizyoloji dersi anlatan hocam idi üstünden baya bir sene geçti ama bu kadarı aklımda kalmış yanlışım varsa düzeltebilirsiniz..

Toplam entry sayısı: 1526

farklı milletlerin atasözleri

tanım: başlık adı üstünde. farklı medeniyetlerin zaman içinde söylemiş olduğu öğüt niteliğindeki kalıp sözler.

türk:
-dereyi geçerken at değiştirilmez.
-ölmüş koyun kurttan korkmaz.

alman:
-kadeh içinde derede boğulanlardan daha fazla insan boğulmuştur.
-yemek pişirmek eski tavalar ile öğrenilir

japon:
-pirincin içindeki siyah taştan korkma, beyaz taştan kork.
-bir dostunuz, yemiş bahçesini geziyorsa, dalgın görünmeniz en büyük nezakettir.

ingiliz:
-mutlak güç mutlaka yozlaşır.
-cahiller, okumuşların cevaplayamayacağı soruları sorarlar.

fransız:
-bir atı suya götürebilirsiniz ama ona zorla su içiremezsiniz.
-misafir ve balık 3 günden sonra zehirdir.

italyan:
-kadın, kitap, at ödünç verilmez.
-yasak en tatlı meyvedir.

gecenin şiiri

yelkovan kovaladı, akrep döndü
meydanı boş bıraktık çakallar ürüdü
uzun zamandır yoktum biri demiş öldü,
şimdi yazsınlar artize geri döndü.

arada bir böyle yazarım, oysa ne şair ne de yazarım.

sözlük niklerinden meslek tahmini yapmak

@naylon cerrahin bipolar koteri
ne bileyim naylon cerrah, ek iş olarak da koter heralde.

babaların depresyondan çıkaran sözleri

hayatta duygusallığa yer yok, duygusal olduğun an, kaybedersin. bunu aklının her an ulaşabileceğin bir köşesinde tut, ona göre yaşa.

subhanallah

öğrencilik anıları

lise 3, okulda karıştırıldık, tembel bir arkadaşımla biyoloji sınavında aynı sınıfa düştük. ben öğretmen masasının tam önüne, o da bana en uzak noktaya, en köşeye. ilk sınavdan da 16 almış adamı geçirmeye çalışıyorum düşünün. neyse girdik sınava, bitirdim 25 dkda, kalan 15 dkyı bu çocuğa harcadım. 1 soru 2 soru derken 20 soruluk sınavın 14ünü vermiştim geçsin diye. sonra bir ara çocuk 16. soruyu sordu, "ulan yazıktır söyliyim de sevinsin" dedim, cevap bursa. "b" diyorum anlamıyor, elle işaret edemiyorum hoca görecek, "bursa" diye ağzımdan da anlamıyor. en son hocaya döndüm: "hocam 16 bursa'nın plakasıydı değil mi?" bunu duyan tüm sınıf sınavı bırakmış beni alkışlarken kısa bir gülüşme, hocanın "laayn" efekti, zilin çalışı, anımın bitişi...

görüldüğü an kaçılması gereken insan modeli

öğrenmek istemeyen cahilden kaçarım.

babaların ilginç davranışları

babam hep lafını düşünerek konuşur. bir keresinde sabah okula gideceğim, babama "baba şu parfümü kullanıyor musun?" dedim, neyse belli bir süre cevap vermeyince ikimiz de unuttuk, geçtik gitti. neyse yarın akşam arabayla bir yere gidiyoruz, kırmızı ışıkta durduk dedi ki "yok yav, al kullan.". 10 saniye düşündükten sonra geçen sene sorduğum soruyu hatırladım. babama "baba bu sefer sence de vereceğin cevabı fazla düşünmedin mi?" dedim. epey bir gülüşmüştük. çok yaşasın babam!

assalatu hayrun mine'n nevm

"namaz uykudan hayrlıdır." anlamındaki arapça söz. sadece sabah ezanlarında 2 defa "hayya ale'l-felah" sözü söylendikten sonra 2 kez söylenir.

necmettin erbakan

kendileri itü makine'yi zamanında 4 üzerinden 3.96 ortalama ile 3,5 yılda bitirmiş olup, günümüzde hala fakülte rekorunu elinde tutmaktadır. evet, makine profesörüdür.

bir kere de beni malignleyin be

bir kere de beni malignleyin lan, ne var yani eliniz mi yorulur? basın hayvan gibi maligne de aciz insanların küfrederek rahatlaması gibi bir rahatlık olsun içinizde. sonra ne mi yapın? bir daha sövün bir daha malignleyin, sonra bir daha sövün bir daha basın maligni, gözünüzden yaş gelene kadar.

evrenin en mükemmel ikilisi

sagopa kajmer-yunus özyavuz

manuel vs. otomatik

kadın için otomatik, erkek için fark etmez. çünkü %76,8'i gerçekten sürmeyi bilmiyor.

en sevmediğiniz 3 şey

1.akraba
2.elma
3.kahve

sözlükteki abartılan radyo olayı

1.kimse sana kedini ifade edemezsin veya tepkini koyamazsın demedi. sen tepkini koymuşsun, millet de malignle tepkisini koyuyor. oh bir de ben koydum.
2.şöyle açtığın başlıklara baktım, söylediğin sözü söylemeye yetkin bile yok. vay efendim radyo boş bir yermiş (!)
3.radyoda neredeyse günün her saati varım, bir defa seni görmedim, buna rağmen "muhabbete girdim beni sarmadı" diyorsun, nerden biliyorsun radyonu nasıl bir yer olduğunu, hiç sohbetin tadına vardın mı ya da 1 defa kendi müziğini millete dinlettin mi?
4.atom parçalayan sayın yazar, einstein'in senin radyo hakkındaki önyargıların hakkında tam yerinde bir söz söylemiş: "insanların önyargılarını parçalamak, atomu parçalamaktandaha zordur."
5.valla yersen papaz eriği, bizde ortam böyle, radyo var dinlersen.

içerik kuralları - iletişim