batikon

Durum: 1474 - 56 - 13 - 0 - 16.12.2017 11:08

Puan: 15735 -

2 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil admin.

Yaziyorum,çünkü kagidin diger insanlardan daha çok sabri var.
  • /
  • 148

yazarların şu anda okuduğu kitaplar

gaybubet evi

fetö'nün basılmaya baslanan ve gözaltına alınan örgüt üyelerini barındıran evleridir.maliye bakanlıgının tüm kira sözlesmelerini ve bylock listelerini karsılastırarak çogunu tespit edecegi evlerdir.allah o evlere de ates salsın mı onların da 15 temmuz'da tepemize saldıgı gibi diye iç geçirdigimdir.

ayla

oscar heykelcigini almaya aday gösterilmeyen türk filmidir.iyi kendini zaten satar,bu kadar reklam edilmesi fetih 1453 gibi sisirme bir film oldugu hissiyati uyandiriyor bende.henüz izlemedim.izleyince sert editlerim.

hayat kadını

israil mallarını boykot etme festivali

buradan açınız

benimle annem için net baba turnusolüdür.buradan açınızdan açılmamıs bir sey varsa o sey kesinlikle babam tarafından acılmıstır.

pika

sabun yiyen hastamla beraber artık klinik gözlemim de olan hastalıktır.

sıla

özgür özel

bu gece cnntürk yayınında yakıp kavuran chp grup baskanvekilidir.kanıtı varsa çok iyi bir siyasetçi;yoksa rolünü çok iyi oynayan bir tiyatrocudur.fetö taserondur ve isvereni ak partidir ve bu parti her kirini fetö sabunuyla yıkamaya calısmaktadır dedi o kadar sert ithamlarda bulundu ki kanaldaki en muhalif moderatör olan sirin payzın bile susturmak zorunda kaldı düsünün gerisini.programın videosu izlenmeyi fazlasıyla hakediyor.

bilinçaltımızın cezalandırma sistemi

en çok en sevilenin cezalandırıldıgı sistemdir.bir düsün degerli yazar benimle aynı fikirdesin degil mi,ben de öyle düsünmüstüm.
  • /
  • 148
  • /
  • 65

tüketim tavsiyesidir


hokka


mazhar


kasetle gelen dekontla gider


insanın düşünmekten canı yanar mı


rüşvet


aklımla dalga geçme


tarih vermek


radyo insanın yanında televizyon karşısında


hep beraber şarampole uçalım


  • /
  • 65

hayat kadını

öncelikle entry mizah amaçlıdır.

başlık aklıma ahmet buğra tokmakoğlu'nun şu yazısını getirmiştir.

hekimler ve hayat kadınlarının ortak yanları

her ikisi de dünyanın en eski meslekleridir.
her ikisi için de 'allah muhtaç etmesin ama yokluklarını da göstermesin' denir.
ikisinin de aldığı ücrete 'vizite ücreti' denir.
eğer özel sektörde çalışıyorlarsa ne ala, toplumda her ikisinin de saygınlığı yüksek olur; ama eğer kamu sektöründe iseler halleri perişandır.
sosyetik olanları daima el üstünde tutulur; sık sık televizyonlarda, basında
boy gösterirler.
her ikisinin de çalışma saatleri düzenli değildir. ne zaman çağırılırsa o zaman gitmek
zorundadırlar.
her ikisi de müşterilerini seçme şansına sahip değildir. ancak müşterileri onları seçebilir.
muameleleri iyi olmak zorundadır, müşteri memnun kalmazsa bir daha gelmez.

her ikisi de otobüste, trende vs. yolculuk yaparken yanlarında oturan kişiye
mesleklerinin ne olduğunu söylemekten çekinirler. aksi takdirde yanlarındaki
kişi kendilerinden yararlanmaya kalkışabilir.
mesleklerini sevmeseler de bir kere başladılar mı artık geriye dönüş yoktur.
her ikisi de çocuklarını en iyi okullarda okuturlar kendileri gibi olmasınlar diye...
'ne olacaksan ol ama en iyisi ol' düsturu her iki meslek için de geçerlidir.

her ikisinin de en büyük hayali, bol para kazanıp, en kısa zamanda bu
meslekten kurtulmak ve normal insanlar gibi bir yaşam sürebilmektir.

antik şehirlerden günümüze kadar genelde iki yapı ayakta kalmıştır...
şifahane ve kerhane; çünkü ikisi de yıkılmasın diye çok sağlam yapılmışlardır.

bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

yazarların şu anda okuduğu kitaplar

mihail bulgakov-ölümcül yumurtalar

kebo

sadece ufacık bir dükkan olarak başlayıp büyük şehirlerde şubeler açacak kadar büyüyen canım antakyamın efsane dönercisi. memleket hasretimi arttıran bir detaydır kendisi. antalyaya da bir şube açın artık bu özlem kebo acısından daha acı

tıbbiyeli itiraf

herkese yol verip ne halt yiyorsanız yiyin ben yokum demek istiyorum herkesee

tıbbiyeli itiraf

insanlar kalbimin etrafına ip dolamışlar yanımdan gelip geçerken iki ucundan tutup farklı yönlere çekiyorlar, kalbimi biraz daha sıkıyorlar o iple. kimisi sıkıştırdıktan sonra açılmasın diye düğüm atıyor da gidiyor hatta. iyi bari diyorum düğüm attı da gitti, daha fazla sıkıştıramayacak. bir bakmışım daha keskin yeni bir ip getirmiş sıkmak için. o ipi her tuttuklarında kalbimin kanadığını hissediyorum. kesiyorlar kalbimi, yarası hiç geçmiyor.
insanlar çok kırıcı.

tıbbiyeli itiraf

sevgili sözlük.
sanırım son zamanlarda çok ama çok yoruldum. ve fark ettim ki anhedonik bir ruh hali içindeyim. mesela şu an hemen sağımdaki duvarın içinden bir dinazor başını uzatıp saat kaç dese hiç yadırgamadan "bir" diyebilirim.

sanırım kendime vakit ayırmadığım için oluyor. ders çalışmaktan başka bir şey yapmıyorum. ondan da mükemmel sonuçlar alamayınca mutsuz oluyorum. yani mesela kötü geçen bir sınavın ardından "çok iyi bir öğrenci olmasam da hala çok iyi resim yapabiliyorum." demek güzel olurdu.

o yüzden yarın kendime boya alacağım. ve şu kitap okuma düzenimi de oturtmam gerek artık. ınanıyorum ki o zaman kafam da rahatlayacak ve sinerjist etkiyle tümünden daha iyi sonuçlar alabileceğim.
***
buraya gelmemeliydim. (beş senedir tekrarlanan iç ses)
***
kararlarınızı verirken iyi düşünün ve başkalarını değil kendi iç sesinizi dinleyin. amaan alt tarafı altı sene demeyin. çünkü o alt tarafı altı sene değil "altı koca sene".
***
yoruldum.
***
bugün çok ama çok sevdiğim, uzun zamandır görmediğim bir hocam "sen büyümüşsün, ifaden büyümüş, bakışların büyümüş." dedi. o an saçmaladım bi şeyler ama içimden ağlamak geldi. zaten saçma sapan yerlerde saçma sapan şeylerden bahsederken sürekli gözlerim doluyor. sadece bir arkadaşım fark ediyor bunu. keşke fark etmeseydi.
***
yarın güzel bir gün olsun.

edit: mezun olurken o hocama küçük bir hediye alıp bir de not bırakacağım. konuşursam ağlarım. bir teşekkür notu. benim için çok önemli olan bir günde işini gücünü bırakıp geldiği için. ve ilerde de zaman zaman ziyaret edeceğim. arkadaşlarımı da.
***
ben zoobi doobi değilim. ama olacağım. zamanı gelince.. yine..

tıbbiyeli sözlük yazar profilleri

eksik etek isimli güzide parçanın mısralarını akla getiren başlıktır."...sitelere gir hadi profil oluştur
para eder mi ruhun kaç kuruştur..."

tıbbiyeli itiraf

bugün dershaneye yazıldım. tüm o soru bankaları, aptal denemeler, iğrenç rekabet temposu bütün hayallerimi de alıp hayatımın ortasına düştü. ve yapabildiğim tek şey tazmanya canavarı açıp izlemek. (bkz:keep calm and be a tusiyer)

yurtdışından arama gelmesi

beni korkutmuş durum.
son 10 dakikada 4 kez birleşik krallık 2 kez de venezuela’dan arandım.
ne olur ne olmaz diye açmadım.
hayır yani niye ben?

ratko mladiç

birleşmiş milletler tarafından güvenli bölge ilan edilmiş srebrenica’da bulunan 8000 erkek-kadın-çocuk orada güvende olduklarını savaştan kurtulduklarını zannederken o binlerce insanın ölümünden, kadınlara tecavüz edilmesinden kısaca srebrenitsa katliamından sorumlu sırp komutan.
lahey’deki mahkeme sonucu soykırım yaptığı ve savaş kurallarını ihlal ettiği kabul edilmiş ve müebbet hapse mahkum edilmiştir.

Toplam entry sayısı: 1474

melih gökçek'in istifa tarihinin ankara'nın kurtulus günü olması

istiklal savasinda tek isgale ugramayan il olarak kurtulusu bilinmeyen ankara'nin melih gökçek'in istifasiyla artik bir kurtulus gününe kavusmasi olayidir.

59.4 ten büte kalan tıpçının ruh hali

yaşanmışlığı insana en az bir 3 yaş katar

türkiye'de genç olmak

2009 yılında ulusal gençlik parlamentosu sonuç metnine girip tüm meclis tarafından ayakta alkışlanan yazımdan bir bölümdür.

aslında çok şeydir türkiye’de genç olmak.

genç olmak; magazin programlarıyla dizilerin arasına sıkışmış bir hayatı yaşamak, buna rağmen üzerindeki ölü toprağını atmaya çalışmaktır.

genç olmak; her hükümetle değişen eğitim sistemine ayak uydurmaya çalışmaktır. daha kendi faydasını gözetemezken; sbs’ye girip geleceğini belirlemek, henüz bir yıl lise okumuşken geleceğini seçtiğin bölüme bağlamaktır…

üniversite sınavıyla rotasını çizip; aldığı puana göre “hangi bölümde iş bulabilirim?” diye düşünmek genç olmaktır. yıllarca üniversite okuyup mezun olduktan sonra iş bulamamak da genç olmaktır…

genç olmak; yaşından dolayı önemsenmemektir. girdiği kafede, restoranda, garson tarafından kaale alınmamaktır. konuştuğunda ise; “büyüklerin işine karışma- senin aklın ermez” sözleriyle susturulmaktır,

genç olmak; ninesinden, dedesinden; “icat çıkarma oğul” lafını işitmektir yeniliklere merak salındığında.

genç olmak; sisteme karşı bile olsa söz söyleme hakkına sahip olmamaktır, her zaman her yerde “tecrübesiz” damgasını yemektir ister istemez…

küreselleşen dünyada; batı kültürüne özenmek de genç olmaktır. kılığını, kıyafetini, konuşmanı, yaşam tarzını amerikanlaştırmaya çalışmak da…

genç olmak; siyaset, katliam, hırsızlık haberlerinin arasında kültüre, sanata merak sarmaktır... yüzlerce medeniyete ev sahipliği yapmış, buram buram tarih kokan anadolu’da kendi tarihinden bihaber olmaktır.

tavanında örümceklerin bizden çok dolaştığı müzeleri adımlayarak bu ülkenin tarihini yaşatmaya çabalamaktır genç olmak. müzelere ödenen paraların nerelere harcandığını düşünmemek de türkiye’de genç olmaktır.

genç olmak; faşist olmaktır: vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sahip çıktığında. demokrat ve çağdaş olmaktır; vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sövüldüğünde.

genç olmak; teknolojinin altında ezilmektir, cep telefonuyla bilgisayar ekranının arasına sıkışmış bir hayatı yaşamaktır.

gençlik ve sporu yan yana getiren bir devlet bakanlığının varlığından bile bihaber olmaktır genç olmak, ya da sadece varlığından haberdar olmak, işlevlerini görmemek genç olmaktır.

genç olmak; sürekli değişen türkiye gündeminden haberdar olmaya çalışmaktır. gençlik politikalarını cımbızla aramaktır bu gündemlerin arasında…

genç olmak; devletin kendisine vereceği işi beklemektir, emeklisi gelmiş memurların emekli olmalarını beklemektir sıra bana da gelir mi diye…

genç olmak; mühendis olmaktır, doktor olmaktır, öğretmen olmaktır, öğrenci olmaktır, asker olmaktır, dişçi olmaktır, işçi olmaktır ama siyasetçi olamamaktır.

genç olmak; var olmak ama yok sayılmaktır.

genç olmak; arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu topraklarda, kalkınmak için yabancı sermayeye avuç açmaktır.

genç olmak; hep fatih’in istanbul’u fethettiği yaşta olmaktır…

genç olmak; yunus’u bilmek, aşık veysel’i hatırlamaktır. mevlana’yı, hacı bektaş-ı veli’yi ve hoca yesevi’yi satır satır yüreğinde taşımaktır.

genç olmak; ilkokulda kelime kelime ezberletilen “andımız”ı ancak liseye geldiğinde harfi harfine anlamaktır.

istiklal marşı’nın her mısrasında coşmaktır, akif’i sevmektir; bayrak şiirinde kendini bulmak, asya’ya selam durmaktır.

genç olmak; yirmisinde askere davul zurna ile uğurlanmaktır. vatan uğruna, millet uğruna, bayrak uğruna seve seve ölüme gelin gitmektir. bu vatanın karış karış değerini bilmektir.

genç olmak; atatürk’ü sevmektir, onu hicranla özlemektir. bu sevgisini her zaman ve her mekanda, çekinmeden söyleyebilmektir. atatürk ilkelerini bilmektir genç olmak, onu ilkesizlerden korumaktır. atatürkçüyüm diyebilmektir çekinmeden, gençliğe hitabeyi kılavuz edinerek yolunda…

genç olmak; herkesin kendini düşündüğü dönemde bile; vatanını düşünebilmektir. önce vatan diyebilmektir düşman topunun bulutunda dahi…

genç olmak; medeniyetler mozaiği anadolu’yu başı dik selamlayabilmek ve büyük önder atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti, ilelebet muhafaza ve müdafaa edip “ne mutlu türk’üm” diyebilmektir…

ne mutlu ki türk’üm… ne mutlu ki gencim!!!

kıymet verilmediğini anlamak

senin hayalinin onun sıradanı olması halidir.senin emekle terle kazandıgının everestinin onun emeksiz hazırda buldugu deniz seviyesi olmasıdır.kendi içinde bunu yasayanlar yaradanın kendilerine kıymet vermedigini düsünür ve çok yanılırlar.oysa ki tanrı her kulu hakkında düsünmüs ve parmak izi gibi farklı hayat izleriyle mühürlemistir kaderlerini.

tıbbiyeli ölücüler

nerde ne ucuz bilen hesabını iyi yapan tıbbiyelilerdir.not ortalaması hesaplamaktan bu işe yatkın olmaları kaçınılmazdır

tıp 8 yıl oldu

tıpçının düğünüyle mühendis ya da hukukçu arkadaşının çocuğunun sünnet düğünü çakıştığında o kadar da mutlu etmeyecek olaydır

kripto inci sözlükçülerin yönetim tarafından temizlenmesi durumu

tespitler yapılıyor.hızla gerçekleştirilecek durumdur.herkes kendi sözlüğünde mutlu olsun.biz sözlüğümüzün kalitesinden taviz vermeyeceğiz.

bu da böyle bi anımdır

karşı taraftan yeterli reaksiyon alınamadığında anıyı bitirme cümlesidir.sık kullanılır. (bkz: sıvacı ertem)

saniyelik salaklıklar

giriş yapmadan tibbiyeli sözlüğe uzun uzadıya entry yazmak

sözlüde verilen efsane cevaplar

x hoca : bu soruyu da bilirsen sana ekstra on puan bilemezsen on puan keserim batikon : su an kactayiz ?
x hoca : 70
batikon : tadi olmaz 20 puanlik olsun (geçme notu : 60) sonuç not : 90 sinav bütünlemeydi bu arada (bkz: risk budur)

evlenilmeyecek kızlar

yengeç burcu duygusallığındaki bir kızla evlenilmez. evlenilirse de büyük sıkıntı yani .

idam

türk adalet sisteminde olmayan ama bence olması gerekendir

mini sort gap tisort spor ayakkabi kombinli kiz

hepiniz aynisiniz yahu en azindan birinde bir cesitlilige gidin.

edit:kombini varla yok arasi bir gögüs de tamamlar.
linç editi : sortun boyu sikinti degil kombin fabrikasyon vurgu ona.

tus önceliğim değil diyen doktor modeli

daha meslege baslarken heyecanini kaybetmistir. doktorlugu sadece etiket,garanti is ve sabit bir maastan ibaret gormektedir.

ortalama bir tip olup ben farklıyım diye düşünmek

birçok üniversitelide rastlanan durumdur. herkesin yaptığı aktiviteleri yaptığı için kendini farklı sanma gafletindedir.

örneklendirecek olursak ;
imdb top 250 film listesini izlemek ,
karadeniz turu yapmak ,
interrail yapmak ,
çok çalışmadığı sınavı yuksek notla geçmek ,
çok çalıştığı sınavdan kalmak
vesaire

içerik kuralları - iletişim