beingsherlocked

Durum: 174 - 1 - 1 - 0 - 10.02.2019 19:58

Puan: 1854 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmedim.
  • /
  • 18

her yerde robbins patoloji kitabı aramak

kütüphane.süreyi astiktan sonra bizim fakultede geç getirilen her gün 10 krş. istersen 1 yıl getirme 36.5 tl ödersin.fakültenin kitap ucretlendirmesine bakıp kütüphaneden almanı öneririm ya da e-kitap olarak indirmeni.

tıbbiyelinin sinemada izlediği son film

tıbbi bilgisini tibbiyeliyle yarıştıran akraba

doktor bir sülalem olduğu için benim için normal olandır.her türlü yaristirirlar hakları da vardır. bazen literatüre yeni girmiş bir şey söylerim.degismis mi diyip oturur o konuda makale okur bilgilerini tazelerler. bazen de onlar benim hatalarimi duzeltirler.benim için oldukça pozitif bir feed back oluyor açıkçası.

buralar hep dutluktu

anadolu'nun çoğu yerinde 'buralar hep darlaydı' olarak da duyabileceğiniz cümle.
(bkz:buralar hep tarlaydı)

her göğüs ağrısını kalp krizi sanmak

dönem 3 kardiyo komitesine 'hı! ' demiş her tibbiyelinin istemeden edindiği reflex

komite/sınav/sözlü sonrası haftasonu

şu an içimde bulunduğum 48 saatlik zaman dilimi.ancak bilin bakalım kim alarmı haftasonuna da kurmuş ve 6 da kalkıp sınavlar diye koştur koştur hazırlanırken son anda günlerden cumartesi olduğunu öğrenip hala üzerinden atamadığı uyku sersemlik ile 'iyi de dün sınava girdim mi ki ben?' diye uzunca bir süre düşündü?tabii ki ben. çünkü bu benden beklenecek bir hareket.çünkü sınav vakti obsesif bir şekilde 2 farklı cihazda alarm kuruyorum ve sonra kapatmayı unutuyorum

insan neslinin ıslahı

selçuk üniversitesi tıp fakültesi

fakülte ve hastanenin iç içe olduğu,aynı zamanda bu ikisinin üniversite kampüsünün içinde yer aldığı, konya'nın güzide tıp fakültelerinden biri.belki de bu koşulu sağlayan türkiye'deki tek tıp fakültesi.zira google'a 'fakülte ve hastanesi kampüste yer alan tıp fakültesi' yazınca selçuk'un adresi çıkıyor karşınıza direkt.ayrıca kampüsün ilk yapıldığı zaman dağ başında olması ve hızlı şehirleşme sayesinde okul ve etrafı kendine has bir öğrenci şehri halini alıp,'konya' stereotipini yıkmaktadır.

bir ülke olsan hangisi olurdun

ingiltere olurdum.çünkü üzerimde hep kara bulutlar var.

bayram harçlığı

dayımın "üniversiteliye harçlık ne gerek" lafını duymamla dumura uğrayıp annemin benim paramla dayımın çocuklarına harçlık vermesini engellediğim gelenek.

ayrıca dayi burdan sana sesleniyorum:ilkokul bebesi olan çok sevdiğim, canımın içi kuzenlerime ablan değil üniversiteli yegenin bursundan harçlık verip duruyor,sense beni umursamiyorsun.fotokopicilerdeki zamdan haberin var degil mi?bunu diyeceğine yok diyip geçsen daha iyiydi.neyse gene sinirlendim.susuyorum.
  • /
  • 18

yeşil dedektör

sıgara içenleri ihbar etmeye yarayan telefon uygulaması. ihbarımın akabinde mekanı basıp işletmeciye de müşteriye de cezayı kesmişler. tamam biraz vicdan azabı yaşadım ama ben yemeğimi yerken onun zakkumlanmakta olduğu kokuyu solumak zorunda mıydım.

yağmurlu ve kasvetli havayı seven insan

bu tam olarak ben oluyorum.
ne zamanki yağmur yağmadan hemen önce havanın yavaş yavaş kararmasını görsem içime bir yürüme isteği doğar. en sevdiğim paltomu ve şemsiyemi yanıma alıp o sıralar aklımda olan şarkıları mırıldanarak etrafı seyrederim. bugün ankara'da yine böyle güzel bir hava var :d tam gezmelik.

aniden gelen sarılma ihtiyacı

dış güçlerin oyunudur.

onca tıbbi eğitime rağmen halen evrimi inkar edenler

tek başına (bkz: metaplazi) olayı bile evrimi kanıtlamaya yeterli.en bilindik metaplazi örneği olan barret özefagusa bakacak olursak asit mide içeriğin sürekli özefagusa regürjite olması nedeniyle ne oluyor adam kendimi koruyayım deyip çok katlı yassı epitel oluyor sana kolumnar epitel hatta bildiğin gobletler falan havada uçuşuyor.evrimi hala kendi içimizde bile yaşıyoruz.dandik özefagus bile kendini korumak için bunları yapıyor.ha diceksin ki sonu kansere gidiyor evet kansere gidiyor ama kısa vadede amaç kendini korumak.ve bunu yapma süresi sadece on yıl.dünyanın yaşını düşünecek olursak 4,5 milyar.yaşamın dünya dışında bir yerde başlayabileceğini düşünürsek bu zaman zarfı 14 milyar yıl.bir kağıt alıp 14 milyara kadar yazacak olsan hiç durmadan emin ol parmakların bile değişime uğrar.din konusuna hiç girmiyorum konumuz din değil.tıp insanın vizyonunu geliştirebilmesi,yeni düşünceler edinebilmesi için derya deniz bir bilim dalı.evrim teorisi sadece darwin değil her bilimsel düşünce gibi üstüne katarak ilerleyen içinde binlerce çalışma içeren bir sistemin ürünüdür.bu teoriyi çürütmek için yapılmış çalışmaları göstermek yerine yaratılış deyip geçmek bir tıp öğrencisine yakışmaz.böyle olmadığını düşünüyorsanız ve bunu dile getirmek istiyorsanız tavsiyem elinizde kullanabileceğiniz sağlam çalışmalar olsun ki ciddi bir şekilde tartışabilelim.sadece doktor ya da tıp öğrencisi değiliz,en eski bilim dalının dilini anlayabilecek kapasitede insanlarız.bunun farkına varabilirseniz ve bunu kullanabilirseniz yaptığınız işten çok daha fazla zevk alırsınız.elimizde evrim teorisi var diye ona bağlı olmak zorunda da değilsiniz.teizme yönelmek zorunda da değilsiniz.darwin evrim teorisni ortaya attığı zamanla şimdiki çağı bir kıyaslayın.çağımız bilgi çağı,evrim teorisine inanmıyorum ben yaa demek yerine okuyup araştırıp gerçek alternatifler yaratmanız dileğiyle esen kalın.

doktorların büyük çoğunluğunun ateist olması

altındaki yorumlarda saçma sapan bir linç girişiminde bulunulmuş olan başlık. yazarının okuyucuya sorarak düşündürtme tarzını sevdim. size tamamen zıt fikirleri düşünmemeye şartlanmışsınız. bazen olmadığınız insanlarmış gibi düşünmeniz gerekir.
cinsiyetimden memnun olmasaydım nolurdu?
bir pedofili olsaydım nolurdu?
ailesinden birini kaybetmiş biri olsam nolurdu?
ailesinden birini öldürmüş biri olsam nolurdu?
bir başka ırktan biri olsam nolurdu?
bir organ donörü olsam nolurdu?
bir ateist olsam nolurdu?
inançlı biri olsam nolurdu?
cennet-cehennem varsa-yoksa nolurdu?
hayatın ekstrem uclarında yasayan insanları anlayabilmek için durmaksızın bu hoslanmayacağımız soruları kendimize sormalıyız. çünkü arkadaşlar, biz insanları anlamak zorundayız. bunun ciddiyetine varın.
bir doktor mesleğini yapıyorken allah var mıdır yok mudur sorusunu veya kafasındaki yanıtını bir kenara bırakmalıdır. doktor mesleğini yapıyorken dininden, ırkından, cinsiyetinden, ekonomik sınıfından arınmalı, sadece ve sadece bilgisini, donanımını ve en önemlisi merhametini kuşanmalıdır. merhametini. inancınız veya inançsızlığınız içinizde merhamet olmadığı sürece sizi asla ve asla diğer insanlardan farklı kılmayacak. hoşunuza gitmeyen yorumlarla karşılaştığınızda çoğunluk veya azınlık olmak, kendinize hak gördüğünüz küstahlık sizi değerli kılmayacak.
ülkemizde olmasa bile,kosulları ülkemizden daha iyi durumda olan, bilime katkıları daha yoğun ve daha aktif olan bilim insanlarının çoğu dinlerle ilgilenmez. dinlere inanmaz veya inkar eder ne derseniz deyin, dinler bu insanların konusu değildir. ve buna sinirleneceğiniz yere sevinmelisiniz.
yazarın bahsini açtığı gibi dinlere inanmıyor olsam da dua ederken gözünden bir damla yaş dökülen insanları görünce sevindiğim gibi.
insanlara doğruyu yaptıran sadece içlerindeki merhamet duygusudur.
ateizm de sandığınız, görmek istediğiniz gibi allah yoktur çığırtkancılığı değil. kendimi bildiğim bileli inançsızım, zor durumda kalmış arkadaşım ''bana dua et olur mu?'' dediğinde sevinirim sebepsiz.
sonuçta nasıl insanlar olmak istediğiniz de, nasıl doktorlar olmak istediğiniz de size kalmış. lakin bu gözler kullansın diye verdiğim anatomi atlasımın arkadaşımdan genital bölgelere kağıt yapıştırılmış olarak geri döndüğünü gördü. koltuk altımdaki lenf bezlerim şiştiği için gittiğim doktorun ''meme muayenesi yapmayacak mısınız'' dememle gözleri kapalı muayene yaptığını gördü. işinizi yaparken dini, ideolojiyi bir kenara bırakmak en doğrusu.
sizlerin hissedip dualar ettiğiniz, yalvardığınız, aç kaldığınız allah kimsenin yok demesiyle yok olmaz inançlı arkadaşlarım, bizlere de allah var demenizle allah var olmaz. bu tamamen hislerimiz, sorduğumuz sorular, cevaplarımız ve olmayan kanıtlarımızdan ibaret bir konu. bu kadar celallenmeyin.

uzak durulması gerekenler

yalnızlık. günlük hayattan ne kadar uzaklaşırsanız, o kadar algılarınızda bozulma olur. kendi kendinize kuruntulu bir insan haline gelirsiniz. abartılı duygulanır, abartılı tepkiler verirsiniz. halbuki beyninizi günlük meşgalelerle oyaladiginizda, insanlarla daha fazla etkileşime girdiğinizde daha sağlıklı tepkiler verirsiniz. malesef tıp fakültesi öğrencileri olarak hayatımızın önemli bir dönemi tekbaşınalık ile geçiyor, kendi kafamızda kurduğumuz dünyamızda bozulmuş çağrışımlarımızla mahvolup gidiyoruz.

hippocrapp

hekim ve hekim adaylarına (diş hekimleri dahil)
♦ dosya formatında sınırsız vaka oluşturma. (arşivleme, paylaşma, konsültasyon)
♦ hekimler arası takip, mesajlaşma, bağlantı kurma ve grup oluşturma
♦ ön tanı, son tanı ve etiket üzerinden vaka arama.
♦ kongre/kurs takip, medikal gündem ve hekimlere özel duyuru, kampanyalar.
♦ acil vaka paylaşımı, canlı ve görüntülü bağlantı.

imkanlarını sunan, mobil platformlarda pratik bir uygulaması da bulunan web sitesi. kayıt olurken ayrıntılı ve güvenlikli bir form doldurulması ayrıca hoş ve tıp etiği anlamında çok doğru.

denemenizi tavsiye ederim, umarım daha da gelişir yayılır ve her hekimin telefonunda yer alır. kişisel olarak, sağlık bakanlığının buna benzer işlevde bir uygulaması olmasını hep çok istemiştim, kısmet -bildiğim kadarıyla, eksiğim varsa affola- op.dr.fahri yılmaz'aymış.

intern doktorlara asgari ücret yasası

atropin

sempatomimetikten ziyade esasında bir parasempatolitiktir.
asetilkolin sıska bir adamsa atropin denen sapık; protein tozu kullanmaktan her tarafından damarlar fışkıran, cildi kasların geriminden dolayı çatlamış, öküz gibi bir bodybuildingçi gibidir. atropin, asetilkolinin bağlanacağı yere gider bağlanır. bizim asetilkolin ezik, sünepe, sıska... sesini çıkaramaz bu öküz gibi adama karşı, boynunu büker ve kabullenir. asetilkolin reseptörlere bağlanamayınca bütün parasempatik etki ortadan kalkar elbette.
kalp hızı artacaktır.
kan basıncı artacaktır.
sistemik vasküler direnç artacaktır.
sinüs nodu otomatisitesi artacaktır. ( semptomatik sinüs bradikardisinde kullanılmasının nedeni )

ayrıca bu alkoloid organofosfat zehirlenmesinde, mantar zehirlenmelerinde ve dijital toksisitesinde ( bradiaritmiyi düzeltmek için ) de kullanılmaktadır.

(bkz: antikolinerjik)
(bkz: antimuskarinik)

babaların depresyondan çıkaran sözleri

sınav stresinden yemek yiyemedim akşam , sabah da unuttum kahvaltı yapmayı , oglende ders calistim atlamisim aksama dogru bayıldım hastanede bir de hasta basinda. arkadaşım anneme annem de babama söylemiş babam da kilo vereyim diye yemiyorum diye dusunmus aradı beni sen niye böyle bayılıyorsun ben sana böyle de bayılıyorum, bol bol yemek yiceksin kaşık kaşık ballari yutucaksin diyor , her öğün yemek resmi atma gibi bir görev verdi bir de bana gelde sınav stresi kalsın depresyon kalsın bunun üstüne

Toplam entry sayısı: 174

kendi kendine ted x konuşması yapmak

yalnız başıma kaldığımda ya da insan içinde isem bile kendi dünyama çekildiğimde lafın lafı açmasıyla o an bana göre çok önemli bir konuda sanki toplum önündeymiş gibi kendi kendime demeç vererek gerçekleştirdiğim olay.arada demeç verdiğim konuyu açıklarken araştırma yapmam gerekiyorsa erinmez hemen o anda araştırma yapar arkamı sağlama aldıktan sonra devam ederim.iyi ki bu olaylar tamamen kafamın içinde dönüyor yoksa deli raporunu vermişlerdi şimdiye.

kafayı sıyırdım galiba sözlük.

edit: (ebkz:#70242) ted x yanında nobel konuşması da yapmışlığım var. ve bunu da itiraf ederek tüm sırlarımı ortaya dökmüş oldum.

8 mart dünya kadınlar günü

kadına şiddet,istismar,kadın cinayetleri vb. konuları üzerinde durulan,bu konulara dikkat çekmek için hiç değilse bir tam gün boyunca bilgi verici ve bilinçlendirici etkinlikler yapılan ve medyada yer bulmasına vesile olan, geriye kalan 364 gün boyunca bu sorunların var olduğunu unutan medya,ünlüler ve siyasilere ufak hatırlatmalar yapan uluslararası özel günlerden biri.ayrıca #49076 yı okuyunca belirtmek istedim 8 mart dünya emekçi kadınlar günü kapitalizme ait bir gün değil aksine kapitalizme baş kaldıran kadın işçilerin grevleri sırasında hayatlarını kaybetmesinin ardından ortaya çıkmış bir gündür.ve de 19 kasım uluslararası erkekler günü'dür.(erkek intiharlarına dikkat çekmek amaçlıdır.) burdan her 8 mart'ta toplumsal sorunlara dikkat çekmeye çalışılınırken "8 mart saçmalık,kapitalizmin oyunu,niye erkekler günü yok yaaa?!!" diyenlere selam olsun.

yazarların sevdiği hitaplar

hişt sen gözlük!!
lisede beden eğitimi hocamız böyle seslenirdi.hele istiklal marşı sırasına geçerken böyle seslenmesi...okulun çoğu -özel olarak seçilmiş gibi- gözlük taktığından herkes üzerine alınır , kafaların çoğu hocaya döner,herkes "hocam bana mı dediniz?" bakışı atardı..tam belgesellik...etrafı kontrol eden mirketler gibiydik...aaah ahh ne güzel zamanlardı..
edit:imla

tıpta kullanilan garip tanimlamalar

baykuş gözü görünümü....baklava görünümü...mısır tanesi görünümü...hayır anlamıyorum niye çoğunlukla yiyecekler üzerinden gittiklerini.hocam slaytı hazırlarken acıktınız mı?iftar öncesi falan mı hazırlamıştınız??şu an isimlerini dahi hatırlamadığım tatlı isimlerini niye yazıyorsunuz ki?hayır tatlıyı bilsem anlayacağım ama onu da bilmiyorum ki...niye bu eziyetler?niye bu ders sırasında öğrenciyi acıktırma çabaları??niye!!!

tıp fakültesinde finalsiz geçmek

fakülte izin verse yapcaz da fakültenin raconuna aykırı final zorunlu.

kendi kendine ted x konuşması yapmak

yalnız başıma kaldığımda ya da insan içinde isem bile kendi dünyama çekildiğimde lafın lafı açmasıyla o an bana göre çok önemli bir konuda sanki toplum önündeymiş gibi kendi kendime demeç vererek gerçekleştirdiğim olay.arada demeç verdiğim konuyu açıklarken araştırma yapmam gerekiyorsa erinmez hemen o anda araştırma yapar arkamı sağlama aldıktan sonra devam ederim.iyi ki bu olaylar tamamen kafamın içinde dönüyor yoksa deli raporunu vermişlerdi şimdiye.

kafayı sıyırdım galiba sözlük.

edit: (ebkz:#70242) ted x yanında nobel konuşması da yapmışlığım var. ve bunu da itiraf ederek tüm sırlarımı ortaya dökmüş oldum.

lokum bisküvi ikilisi

lisemizdeki konferanslarda konferans salonunun girişinin orda koli koli bisküvi ve lokum olurdu hep.iki sene önceki konferansa müdür yardımcımız "son sınıf öğrencisisiniz sınava gireceksiniz oturup ders çalışın ne işiniz var konferansta" diyerek bizi konferansa almamıştı.biz de uslu uslu dersimize çalışmıştık gdshshsjd yok öyle birşey püskevit ve lokumu gördük oğlum,sence yâr eder miyiz başkalarına.herkesin konferansa girmesini bekledik.ve..... püskevit arası lokum yapıp kaçtık.yiyoruz ama gözümüz doymuyor tekrar gidi alıyoruz falan..15 dk sonra müdür yardımcısı bizi yakaladı "gidin eşşoğlu eşekler size değil bunlar protokole" dedi."bizim paralarla almayı biliyorsunuz ama" dediğimi ve sonra koştura koştura yangın merdivenine sakladığımızı hatırlıyorum.tabii bu olanları gören tatlı hadememiz emine teyze -okulun adile naşiti resmen çok severiz kendisini- bize lokum ve büskivi ayırmış biz kantinde hocalara yapamadığız soruları sorarken aniden lokum- büskivi ikilisi peydah olurdu masalarda.ne iyi insandı emine teyze....annelerimiz yanımızda olmasa bile hiç aramazdik yokluklarini onun sayesinde.bize kendi çocuğu gibi bakardı...ne eğlenceli günlermiş o günler düşünüyorum da şimdi.yaşlandık be sözlük

seri artılamak

tanım: beğendiğiniz entry'leri ard arda artılamanız şeysi.

tabii yapamıyoruz çünkü sn sınırı var.bekleyin diyor.bekleyecek sabır var mı hayır?dolayısı ile olan güzel entryleri bir başlıkta döşeyen yazarlarımızdan harry potter gibi chosen one*
olanlara oluyor.tüm eziyeti o seçilmişler çekiyor.artılanma hakları yeniyor.tamam seri eksilme malign anladık ondan var o sn olayı da...bari benign yapmanın önünü açın yönetim.zaten öyle çok uzun entry döşeyen pek yok*,hepimiz de not oluyarak hızlı okuma böcüğü olduk kısa entryler dişimizi kovuğuna yetmiyor hemen bitiyor,e yazan da kısa ama öz yazdı diye niye hakkını yiyelim değil mi?bir üstteki ne artı verdiysem niye altındakinin hakkını yemek zorundayım ? zorundasınız?zorundalar? en yakın güncellemede buna da el atıverin bakem.

doktordan dayak yiyip aynı doktora tedavi olmak

yukarıda bir entry'de cezası sorulmuş.bir avukat çocuğu ve daha önceden tıp hukuku dersinde bu konuları araştırmış biri olarak konuşuyorum: eğer bir hasta/hasta yakını üzerinize yürüyor/size saldırıyorsa dövebiliyor,karşılık verebiliyorsunuz.size dava açsalar bile olanları anlatıp "nefsi müdafaa yaptım üzerime saldırdı kendimi korumak zorundaydım." diyip günlük hayatınıza devam edebilirsiniz.yeterki ilk saldıran siz olmayın.son bir not: ne kadar şiddete karşı olsam da ülkemizde sağlıkta şiddetin giderek arttığı şu son günlerde her sağlık personelinin savunma sanatları dersi alıp kendini savunmayı öğrenmesi gerektiğini savunmaktayım.kendinizi korumayı bilin,o bilgi bir kenarda dursun.umarım bir gün kullanmanız gerekmez ama hal ortada....
edit:imla

tıpı kazandığınızda ilk hissettiğiniz şey

ben bu üniversiteyi istemiyordum mezuna kalıcam diye hönkürmüştüm ancak kötü olan okul değil benim ön yargımmış.şimdi iyi ki bu okul olmuş diyorum

makyaj yapmayan kadın

hevesle başlanıp yarıda kalanlar

kara cuma'ya tepki gösteren müslüman

black friday konseptini kendine karşı yapılmış bir komplo olarak görüp asıl amacı kaçıran, hep mağduruz,avrupa'da amerika'da hep islamofobik insanlar var kafasında olan ancak yanılan insandır.

alternatif tus dershanesi isimleri

tussuz aşım dertsiz başım

dr plaka

bu plakaların av versiyonu babamda bulunmakta.allah'tan anne tarafım çoğunlukla doktor da bu tarz şeylerin camiada nasıl karşılandığını iyi biliyorum.sıkıysa bilmeyeyim tüm sülale tıp yazdım diye enayi misin diyip durdu.liseli çocuğuna varana kadar hem de.dr plaka alsam ne derler merak ediyorum.aslında denemeli.bi nevi sosyal deney olarak tepkilerini ölçmeli
Henüz takip ettiği biri yok.

içerik kuralları - iletişim