bendeniyisinimibulucan

Durum: 278 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2018 22:43

Puan: 3020 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

“Eğer geçen Nisan’daki gibi hissediyorsanız, hemen söyleyin. Benim hislerim ve arzularım değişmedi. Ama ağzınızdan çıkacak tek bir kelime beni ebediyen susturur. Ama hisleriniz değiştiyse şunu söylemek zorundayım, vücudumu ve ruhumu büyülediniz, sizi seviyorum. Bugünden sonra bir daha sizden ayrılmak istemiyorum."
  • /
  • 28

yaşanmadan özlenen şey

yaşanmayan ama derinden derinden özlenen şeylerdir.
mesela ben sevdiğime sarılmayı, onu koklamayı, ona güvenmeyi, kendimi ona emanet etmeyi, onu bir şeyler yaparken izlemeyi, onu hissetmeyi çok çok özlüyorum. yaşadım mı, yaşamadım ama özlüyorum işte

makyaj yapmayan kadın

yakıştığını düşünmüyordur. mesela ben

etkileyici şarkı sözleri

tek başıma sanki mahşer yeriyim...

etkileyici şarkı sözleri

ruhum isterse gezinirim dipsiz uçurumlarda
aşk düzlükte yaşanıyor
düzlük tek aşkta...

seni seviyorum demenin farklı yolları

"şu şarkıyı dinlesene ben beğendim kesin sen de beğeneceksin. "

genç werther'in acıları

lisedeyken okudum ama hiç hoşuma gitmedi. çok sıkıldım bunaldım hiç zevk almadım. ilerki zamanlarda tekrar okuyacağım belki doğru zamanı gelmemiştir okumamın

aşkı en güzel anlatan şiirler

yaşadığın şehir,
ne kadar şanslı kim bilir
sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır

bitmek bilmeyen şeyler

kavurma. çiğnersin çiğnersin daha da büyür , nefes alamayacağını hissedersin adeta buna rağmen yutamazsın

şehirlerarası otobüs yolculuğu klişeleri

otobuslerde sık sık karsılaşılan durum olay vs dir. mesela topkek

duymuş mudur gerginliği

peşi sıra "amaann yüzüne de söylerdim" lafı gelen soru cumlesi
  • /
  • 28

yazarların merak ettikleri

pilavlarım neden lapa oluyor? o mükemmel dengeye ulaşamıyorum

yaşanmadan özlenen şey

yaşıyor olduğum gençliğimi özlüyorum. öyle çabuk geçiyor ki.
bazen kendimi istikbaldeki yerime koyarak düşünüyorum; yılların hızla, ardında saçımda sakalımda aklar bırakarak geçip gittiğini hayal ediyorum. sonra hep bu günlerimi özlüyorum.

seni seviyorum demenin farklı yolları

ben baban nereli demiştim. hani nereden bu kaşın gözün temeli anlamında.
şimdi hemşo diyo bana.
tutunamıyorum sözlük.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

millet destan yazmış, ben ne yazayım bilemedim ne ilki var ne de sonu :((

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

ilk aşk mı? bilmiyorum buna aşk mı denir, 2. sınıftaydım çünkü.
zeki bir çocuktum hep. okuma yazmayı önceden öğrendiğim için ilkokul 1. sınıfımı hatırlamıyorum bile. diğer arkadaşlarıma yardım ederek geçirmiştim. zaten, hatırladığım kadarıyla, birazdan bahse konu olacak kız da 2. sınıfta okulumuza gelecekti.
ben özel bir okulda okudum sözlük. o yüzden bizde diğer okullardaki gibi şubeler yoktu. tek sınıftık.
her okulda olduğu gibi bizim sınıfımızda da güzel bir kız vardı, kaç arkadaşımdan duydum x'i sevdiğini, her duyuşumda biraz daha üzüldüm, biraz daha çekindim, utandım, sıkıldım. x güzel olduğu kadar başarılıydı da. denemelerde genelde ben birinci olurdum, o da ikinci. bazen de değişirdik: o birinci, ben ikinci. 1 sene boyunca hiç üçüncü olduğumu hatırlamıyorum. bu değiş tokuşlu yarışmamızı diğerleri kıskanırlar mıydı bilmiyorum.
sınıfımızın bir güzeli olduğu gibi bütün kızların da sevdiği bir yakışıklı oğlanı da vardı. öyle ya, herhalde birbirlerini seviyorlar diye düşünmüştüm. ya da sınıfta zengin bir çocuk da vardı, sürekli dondurma yerdi, acaba onu mu seviyordu? uzun süre bilemedim sözlük. bilemedim ama onu sevdiğim için hep onun yakınlarında durmaya çalışıyordum. 8 yaşında çocuk ne anlar demeyin. onun yanında olmaktan duyduğum mutluluğu hâlen hissediyorum.
bir gün şu sürekli öğrencileri çağırıp konuşan rehber hocası tarafından çağırıldım. ama yalnız değildim. x'i de çağırmışlardı. neden çağrıldık bunu hatırlamıyorum. hocanın odasına girdik. hocaysa odadan birkaç dakikalığına bir yere gidip gelmek için çıktı. şimdi ikimiz yanyana ve başbaşa ayakta bekliyorduk. sessizliği bozacağını ummazdım, bozmadı da zaten. kulağıma eğildi yavaşça. "ben seni birazcık seviyorum" dedi. birazcık. sarılmalı mıydım o anda? yapamam ki sözlük. yapamazdım ki.
ben de, dedim. "ben de seni birazcık seviyorum." sonra hoca geldi de ne yaptık ne ettik bilmiyorum. ama beni tam anlamıyla göklere uçuran bir söz duymuştum. hem de çok sevdiğim x'in dudaklarından. birazcık duymuştum. birazcık. kimseye demedim. herkes onu sevmeye devam etti.
sonra bir zaman arkadaşlarım konuşurken, dayanamadım, x'in beni sevdiğini söyledim. inanmadılar, güldüler. üstelemedim. bir daha hiçbirine söylemedim.
o günden sonra birbirimize uzaktan uzaktan baktık. gözlerimde büyüyen sevgim, karşısındaki bir çift gözün içinden benim kalbime tekrar yansıyordu.
sonra bir gün sınıfta hediyeleşme çekilişi yapmıştık. herkes hediyelerini getirip çekilişte bahtına düşen arkadaşına veriyordu. nihayet x geldi. ya üzülecek ya sevinecek ya kıskanacaktım. 2.si oldu. çekilişte ona ben çıkmıştım. elinde kocaman bir paket. sanki dilinden dökülen birazcık'ın ne kadar 'kocaman' olduğunu söylercesine. içinden oyuncak piyano çıkmıştı, kocamandı, çok güzeldi. hâlâ aklımda, hâlâ güzel.
ben onu, o beni seviyorduk sevmesine de hayat bazen ters şeritten akabiliyor. 4. sınıfa başlarken devlet okuluna gitti x. çok sonra öğrendim, ailevi problemler yaşamış, hala yaşıyor. nasıl unuttum, nasıl alıştım bilmiyorum. gitti. bir daha uzun zaman onu görmedim.
artık lisedeydim. sınıfa x adında biri geldi. oymuş. büyümüş. değişmiş, tanınmayacak kadar çok, belki de 'birazcık'. başka erkeklerin yanında, başka, başka gördüklerimi demek istemiyorum.
ben mi? ben geçmişte bir yerlerde kalan x'i hâlâ birazcık seviyorum; çocukluk hâlimi, çocukluk sevgimi, birazcıkları, piyanoları, özene bezene renkli kartonlardan yapıp okula getirdiğim yüzükleri.
hayat. bir defa yaşanıyor. ilkler de öyle.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

saçmalardan seçmeler aşk hikayemiz , sizler için geliyor .
ben ankaradayım ve farklı okullarda okuyoruz . hemşeriyiz fakat liseyi okurken bir arkadaşımın arkadaşı olması sebebiyle sadece facebook'tan arkadaşım bir şahıstı kendisi . şimdi asıl hikayeye geçiyorum ; ankara'da ilk senem ve hazırlık okuyorum , o sıralarda da facebook'ta tavla oyunu uygulaması var . oyun oynamak istediğiniz zaman, arkadaşlarınızdan kim facebook'ta açıksa / online ise direk oyun isteği gönderiyorsunuz ve kabul edince oyun hemen başlıyor . ben de sol taraftaki arkadaşımın üzerine tıklayıp , ona oyun isteği göndereceğime yanlışlıkla ( gerçekten yanlışlıkla çünkü o sırada başka birinden hoşlanıyorum )bu arkadaşa gönderiyorum , sonra hatamı fark edip , sanki yanlışlıkla çıplak fotoğrafımı göndermişim gibi , telaşla özür diliyorum , o da sorun yok ne var ne yok diyor ve biz konuşmaya başlıyoruz . birgün kızılay'da buluşuyoruz hatta . sonra ben ,arkadaşın babama çok benzediğini ,çok naif ve güzel bir insan olduğunu anlayıp , sürekli onunla konuşayım , ona bir sorayım gibi iletişim artırma çabaları içindeyken arkadaş da benimle konuşmaktan hoşlandığını hissettiriyor fakat her lafa da forever alone gibi sloganlar ekleyerek canımı sıkmaktan da geri kalmıyor . ben de dönüyorum kendime ve diyorum ki yeter kızım , yine üzüleceksin , daha çok kaptırmadan geri çekil . veeeeee sonrasında geri basmış hippocampus bir sabah bir bakıyor arkadaştan bir mesaj gelmiş ;
sevdim inanamayacağın kadar seni güzel ( orjinalinde esmer ) kız
kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşında ihanetin adı yok .

dedim ki vay beee ama bu şiiri arkadaş yazmış olamaz ve sonra internete bakınca anladım ki şiir yusuf hayaloğlu'nun. sadece esmer olmadığım için güzel diye bir değiştirme yapmış arkadaş . ben de şiiri sen yazmamışsın diye mesaj attım o da her yazdığıma internetten bakacak mısın diye cevap yazdı ve böylece ilk tartışması da yaşanmış oldu aşkımızın . umarım hikayemizin bir sonu olmaz çünkü biz , çok severek yazıyoruz hikayemizi .

sabrınız için teşekkürler ey sözlük ahalisi

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

4. siniftik galiba maviş maviş gözleriyle bana bakarken. esmerce kara kaşlı kara gözlü bir kız çocuğu olmamdan mütevellit pek dikkatimi çekmişti o sarışın masmavi gözlü sınıf arkadaşım galiba. o zamanlar tabi nerde bizde o cok tatlısin diyip sarılma cesareti.en fazla kovalamaca oynarken bilerek ona yakalaniyordum işte. yıllar ilerledikçe gördüm ki artık ne o beni artık kovalıyor ne de ben ona yakalaniyorum bilerek. meğersem artık en yakın arkadaşımı kovalamaya başlamış. aşktan yediğim ilk darbedir bu.

seni seviyorum demenin farklı yolları

sen ye kalanını ben yerim.
sen iç dibinde bırak.

seni seviyorum demenin farklı yolları

ilk bulusmamizdan cikmis otobus duragina yuruyorduk, cevrede bufe, market filan yoktu ve benim burnum akiyordu. sevdicegim kolunu uzatarak buraya sil istersen demisti ah ah..

Toplam entry sayısı: 278

içine kapanık insan

doģduģumdan beri yediğim damgadır. oyle ki kucukken hic aglamazmisim bile . su aralar sinav stresindeyim diye ustume gelmiyorlar her ne kadar dile getirmeseler de farkindayim ama normal zamanlarda bu durumumdan sikayetciler. bence konusmayi hoşbeşi sevenler kadar dinlemeyi daha cok seven yada sizin tabirinizle soyluyorum "konusmayan" insanlarin olmasi da oldukca normal bi durum.
biz size "cok konustun az sus da kafamiz dinlensin" dedigimizde aliniyorsunuz ama siz bize bisey soyleyince "canim senin iyiligin icin icini dokersin" diyorsunuz .(bkz: dokecek iç mi biraktiniz mübarekler)

en sevilen müzik aleti

bir yerde okumuştum, kafasını bir ağacın cenazesine yaslamak şiirlerin şarkıların atasıdır diye .
o gün bu gündür keman.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

gercek anlamda ilk hoşlantım (bkz:platoniktim) lise birinci sınıfta olmuştu. benden bir yaş büyüktü ve albino denilebilecek kadar beyazdı. heralde garip oluşu dikkatimi çekti. onunla sürekli göz göze geliyorduk ve bir süre sonra arkadaşlarım bunu farketti. işte biraz da onlardan ötürü hoşlandım bu çocuktan. benim ondan hoşlandığımı biliyordu. buna rağmen sürekli bi arayış içindeydi ve okuldaki butun kizlarla cikti neredeyse. gururuma yediremedim . ilgilenmemeye başladım. bu sefer bana yaklaştı. tabi ben salagim yine ona dönmeye baslayinca geri cekildi. kisacasi oynadi benimle. dalga konusu oldum . yine de iki yil boyunca onu sevdim. belki hala seviyorumdur . sanmiyorum ama kendime guvenemiyorum. cok asiktim ona. oyle kotu de bi kiz degilim. ama sevmedi. olamadik biz velhasıl. takatim kalmadı . vazgectim. şoyle teselli ettim kendimi " guzel sevememiş , hep guzeli sevmiş" artik onume bakiyorum

erkeklerin kadınlardan beklentileri

hep yanlış insanlarla tanıştığım için olaya bu açıdan açıklık getirmek istiyorum.

sözde erkek kadından;
salak olmasını bekler onun sözlerini iki etmeden yapmasını onu yargılamamasını ister

mal olmasını bekler yanında evcil hayvanı gibi olmasını ister gel desin gidelim otur desin oturalım

kızın popüler olmasını ister çevresi olsun ister

kızın güzel olmasını bekler kendisi çok iyiymiş gibi

içke sigara içmesini bekler ona ayak uydursun diye sonra da rezil hareketler yaparlar birlikte

kızın büyük göğüslü kalçalı olmasını ister devam etmeyeceğim

çünkü gerizekalı erkek o göklerdeki egosunu düşürecek biriyle olmak istemez. onu yargılayacak ona yanlışlarını söyleyecek birini istemez.
onu peşinden sürükleyecek gururunu yerlere alacak biriyle olmak istemez. bilir kendinin ne bok olduğunu. canı sıkıldığında aşağılayabileceği yanında gezecek damızlık arıyordur. sevgili hayat arkadaşı yoldas kavramı yoktur onların lügatında. varsa yoksa salaklık.

erkekler böyle erkek olmayın . dahası kızlar böyle şeylere ortam hazirlamayın.

sevgili sen

vazgeçmiştim senden. artık davranışları umrumda değil düşünmüyorum onu ,demiştim senin için. çıkarmıştım hayatımdan seni büsbütün zira insan kendi katilini sevemezdi, sevmemeliydi. bir süre idare ettim yokluğunla. kitap okudum, bulmacalar çözdüm, sinemaya gittim mesela. gayet hoşnuttu hayatımdan. sevgili sen
senleyken olan hayat sensiz hayatın fragmanı bile olamaz. ne kadar iyiydim sen yokken. yüzünü görsem tükürmem bile diyordum. cahildim besbelli. rahat olmamın sebebi seninle karşılaşmayacak olmamdı bilmiyordum. derken çok zaman geçti
yine karşılaşır olduk. her şey sen yokkenki gibiydi en azından kendimi buna inandırıyordum. ama o mücevher gibi teninden sapsarı saçlarından o kokundan vazgeçemeyeceğimi biliyordum. sırf bu yüzden seninle karşılaşmamaya çalışıyordum. bunca yaptıklarından sonra seni affetmem yüzsüzlük olurdu. çok üzdün beni çok. ama ben üzülmeye alışkındım kolay kolay devrilen tiplerden olmadım hiç.
sevgili sen
senin için her yapmaz dediğimi yaptın her olmaz dediğimi oldurdun. keşke burada senin hakkında güzel şeyler paylaşabilseydim ama sen beni çok kırdın ve dahası rencide ettin. bu duygu tarif edilemez .
ve ben yine dayanamadım. esrarım gibisin ,ayrılamadım. bugün senin hakkında arkadaşımla konusacaktım. yapamıyorum onsuz diyecektim. 9 mutlulukla çıktığım yolda sürekli seni düşündüm. sesini gözlerini
sonra seni gördüm yanında bir kızla
9la çıktığım moralım eksi 9 oldu. belli etmedim önüme baktım yürüdüm. bu bahsi kapatayım dedim. tüm bunlara rağmen esas koyan ney biliyor musun,?
sabah senin hakkında konuşmayı düşündüğüm içimi dökeceğim kız yanıma geldi ve seni işaret etti.
umrumda değil ben artık onunla ilgilenmiyorum diyip kestirip attım. ama sen yine beni rezil ettin. çaresizliğimin tesellisi üzüntümün çaresi yok haberin olsun.
bir kaç duam var senin için
ilki: umarım bana yaşattıklarını yaşarsın
ikincisi ise umarım benim durumuma düşersin.
korkma beddua değil benimkiler. aksine tek tek yaşadım o anları. söylediklerim seni beter etmez hatta tekrar olsa tekrar yaşamak isterim o heyecanları.
ama dikkat et sevgilim güzel anların büyüsüne kapılıp mutluluğun elinden akıp gitmesine izin verme ileride lazım olacaktır. sakın ha benim yaptıklarımı yapıp kendin gibi bir öküze rastlama .yakar canını. aralıkta için yanar kavrulursun. gerçi sen acı çekerken bile bir meleği kıskandıracak güzellikte oluyorsun. her neyse çok uzattım.sevgili eski sevdiğim beter ol . hoşçakal.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

gercek anlamda ilk hoşlantım (bkz:platoniktim) lise birinci sınıfta olmuştu. benden bir yaş büyüktü ve albino denilebilecek kadar beyazdı. heralde garip oluşu dikkatimi çekti. onunla sürekli göz göze geliyorduk ve bir süre sonra arkadaşlarım bunu farketti. işte biraz da onlardan ötürü hoşlandım bu çocuktan. benim ondan hoşlandığımı biliyordu. buna rağmen sürekli bi arayış içindeydi ve okuldaki butun kizlarla cikti neredeyse. gururuma yediremedim . ilgilenmemeye başladım. bu sefer bana yaklaştı. tabi ben salagim yine ona dönmeye baslayinca geri cekildi. kisacasi oynadi benimle. dalga konusu oldum . yine de iki yil boyunca onu sevdim. belki hala seviyorumdur . sanmiyorum ama kendime guvenemiyorum. cok asiktim ona. oyle kotu de bi kiz degilim. ama sevmedi. olamadik biz velhasıl. takatim kalmadı . vazgectim. şoyle teselli ettim kendimi " guzel sevememiş , hep guzeli sevmiş" artik onume bakiyorum

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

yolda karşilastigin yasli akraban sorusuna cevabindir,

-vayy yavrum gormeyeli nasilsin.?
- doktorum teyze sen nasilsin?

aldatılmak

aldatan insan bir daha aldatır. ah pardon insan dedim

türk kızının sevildiğine bir türlü inanmaması

türk kızının sevildiğine bir türlü inanmaması türk erkeğinin düzgün sevememesinin yan etkisidir.

çocuklarla diyaloglar

-baba sana 12 lira borcumuz var
- yok kızım harclık verdim onu size
- yok valla olmaz baba 12 lira borcumuz var melisle sana
- kızım harca diye verdim.
- yok baba olmaz borcumuzu ödeyecez
-tamam ödersiniz
- baba bizim paramiź yok biz fakiriz ödemesek olur mu?
- shdbfbnxj
birebir sahit oldugum diyalog

tıbbiyeli istekler

hayattaki yegane amacım 10 cm topukluyla araba sürebilmek ama önce topukluyla yürümeyi öğrenmeliyim

bir kadın bir erkekten ne bekler sorunsalı

1 az hayvan olunması
2 hoşuna giden kıza diğer kizlarin yaninda yaklasmaması
3 kizlara pozitif de olsa ayrimcilik yapmamasi . burada centilmenlikle karistirmamaliyiz
4 kizlara niyetini belli ederek yaklasmasi ( ona gore tedbir aliriz canim )
5 sirf cikmak icin kizlara yanasmamasi
6 sevmesi
7 koruyup kollamasi
8 maksimum duzeyde sefkat ve ilgi
9 bilimum duzeyde yobazlik.
cok mu bisey istiyoruz ? (bkz:evet)

dr. banu çiftçi

idolümdür. gittikçe güzelleşiyor "manu"m. hayatimda onun kadar enerjik birini de gormemisimdir

sözlükte sürekli açılan hastalık vs. başlıklar

tıbbıyeli sözlüğün tıp sözlüğü olma yolunda attığı sık adımlara delalettir. evet hem bilgi öğreniyor hem de tekrar ediyoruz ama ne bileyim, gerekli mi ki?

seri maligncinin tespit edilmesi

ben burada kendi düşüncelerimi kimseye ispatlamaya ya da empoze etmeye çalışmadan yayınlıyorum. sonuç olarak beğenmeleri yahut beğenmemeleri beni değil onları ilgilendirir.
(bkz: empozeyi doģru mu yanlıs mi yazdim bilmiyorum)

içerik kuralları - iletişim