bendeniyisinimibulucan

Durum: 272 - 0 - 0 - 0 - 12.06.2018 22:22

Puan: 2929 -

2 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

“Eğer geçen Nisan’daki gibi hissediyorsanız, hemen söyleyin. Benim hislerim ve arzularım değişmedi. Ama ağzınızdan çıkacak tek bir kelime beni ebediyen susturur. Ama hisleriniz değiştiyse şunu söylemek zorundayım, vücudumu ve ruhumu büyülediniz, sizi seviyorum. Bugünden sonra bir daha sizden ayrılmak istemiyorum."
  • /
  • 28

aşkı en güzel anlatan şiirler

yaşadığın şehir,
ne kadar şanslı kim bilir
sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır

bitmek bilmeyen şeyler

kavurma. çiğnersin çiğnersin daha da büyür , nefes alamayacağını hissedersin adeta buna rağmen yutamazsın

şehirlerarası otobüs yolculuğu klişeleri

otobuslerde sık sık karsılaşılan durum olay vs dir. mesela topkek

duymuş mudur gerginliği

peşi sıra "amaann yüzüne de söylerdim" lafı gelen soru cumlesi

nefret edilen kişiler

bir kaşık su olsa boğulacak kişilerdir.
damla polat muhammed başı çeker

sineklerin ellerini ovuşturması

allah allah allahhh nerden başlasam da emsem şeklinde yorumladigim hareket

evlenilmeyecek erkekler

tanım: gerçekte olmayan erkektir
kadın erkek farketmez eğer karşınızdakinden hakettiğiniz değeri görmüyorsanız, size sizi değerli hissettirmek yerine size bir eşya gibi davranıyorsa sakın onunla olmayın. aşk uğruna çekilecek şeyler değil bunlar. ayrıca aşk geçicidir

düşün ki o bunu okuyor

seni değil , seninleyken karnımda oluşan kıpırtıyı, sert yüzümde beliren tebessümü içimdeki bahar havasını seviyorum.

en iyi arkadaşa aşık olmak

daha önce yaşamadığım eylem. fakat bu bazı kanaatlerim olmayacağı anlamına gelmez. bence en yakın arkadaşına aşık olmak hisler karşılıklı ise dünyanın en mükemmel şeyi olabilir. sonradan aşık olduğun biriyle zaman zaman problemler anlaşmazlıklar oluyor haliyle ama bu senin çok iyi tanıdığın seni çok iyi tanıyan biriyle hemen çözüm buluyor. çok iyi ya

efkarlandıran şarkılar

  • /
  • 28

seni seviyorum demenin farklı yolları

sen ye kalanını ben yerim.
sen iç dibinde bırak.

seni seviyorum demenin farklı yolları

ilk bulusmamizdan cikmis otobus duragina yuruyorduk, cevrede bufe, market filan yoktu ve benim burnum akiyordu. sevdicegim kolunu uzatarak buraya sil istersen demisti ah ah..

platonik

aslında o kişiyi değil, o kişiye yüklediğiniz vasıfları seviyorsunuz. o kişi sadece bi kılıf, aradığınız özellikleri yüklediğiniz..
hem ne demiş shakespeare beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz. başlarda insanı mutlu eder kalp çarpıntıları, o tatlı heyecanlar falan filan. ama zamanla yıpranırsınız. onun aslında başka biri oldugunu fark ettiginiz an yahut da karşılıksız olduguna emin olduğunuz an' boşuna ' çabalamıs olma hissi sizi rahatsız eder ki bu kolay atlatılan bişe değildir kanaatimce
...

mutluluk veren küçük şeyler

kucuk bir tebessum
sey de olabilir mesela eskiye goturen bir koku parcacıgı hatirladigin belli belirsiz ama cok hos olan hisler

eski sevgili

adı şimdi eski sevgili de olsa sevdiğimdir, emek verdiğimdir, üstüne titrediğimdir. onun canı sağ olsun, tırnağına zarar gelmesin.

dönem 1

tip fakültelerinde genellikle boş geçirilen yıldır. insanlara anatomi öğretmiyorsanız, tibbi biyoloji ve biyokimyanın belli kisimlari hariç başka dersleri anlatmanın manası nedir?

madem anatomi agir geliyor deniliyor -ki 2. sınıfta basit geldigine şahit olmadım, söylem mantıklı değil- ben dekan olsam şahsen bu seneyi değerlendirmek adına gelen 1.sınıflara pratik manada tecrübe kazandırmaya çalışırdım. kan alma, damar yolu açma, sonda takma gibi şeylerden bahsederek nerede bulunduklarını onlara hatirlatirdim.

hastanede bulunan abi ablalarının yaninda nöbet tutmalarını sağlayarak bir iki gün de olsa, hastane şartlarını değerlendirmelerini ve bunları düşünerek gelecek planları yapmalarını isterdim.

temel bilimsel çalışmalarda yardımcı olmalarını ister; literatür nasıl araştırılır, makale nasıl bulunur, nasıl yazılır gibi önemli konular hakkında genel bir bilgiye sahip olmalarını isterdim.

en az yukarıda bahsedilen mevzular kadar önemli olan yabancı dil yeterliliği adına öğrencilere yol göstermeye çalışırdım.

benim dönem 1 öğrencilerine tavsiyem şudur:
-gezecek çok vaktiniz var, değerlendirin. sınıfı geçebilecek kadar çalışın.
-sürekli ingilizce okuyun,yazın. dilde zayıfım demeyin, sizin gibi olup çalışıp ydslerden 75,80 alan arkadaşlarım var.
-kendinizi başkalarından ayıran bir uğraş edinin ya da önceden vardiysa devam ettirin.
-yurtdisi yaz stajı ayarlayın.( daha yolun başında olabilirsiniz, mühim değil. dil adına kazanacaklarınız yeter.)

ha bir de "ulan bu yasta bunlara gerek var mı" diyenler olursa onlara kulak asmayın. intörn olduğunuzda -hele hele yurtdışında büyük işler yapmak istiyorsanız- dedigimi gayet iyi anlayacaksınız.

nasıl başlarsanız öyle gider. bunu da unutmayın.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

ilk aşkım anaokulunda kaan diye bi çocuktu. birgün meyvesuyu sanıp domestosu diklemiş, midesi yıkanmıştı. aşkımız bitti tabiki de ne bekliyosunuz meyvesuyuyla domestosu ayırt edemeyen birine daha fazla aşık kalamazdım...

sevgili sen

ettiğin duaların aynısı hepimizi üzenlerin başına gelir inşallah.
sevgili sen'e benim de lafım var, seni allah'a havale ettim dahasi da olamaz.

sunta

aklima form kepekli biskuvileri getiren

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

gerçek manada ilk aşkımı liseye başladığımda görmüştüm. koridorda yanımdan geçti arkadaşıyla. o kadar güzeldi ki dönüp bir daha bakma ihtiyacı hissetmiştim. o da bizim dönemdeymiş. sınıflarımız ayrıydı. çok fazla göremiyordum ama benim gözüm hep ondaydı. okul bahçesinde, kantinde, servisine binerken-inerken hep izlerdim onu. panoya asılan yazılı notlarına falan bakardım kaç almış diye. bu durum bende iyice hastalık haline gelmişken bir mucize gerçekleşti ve lisenin ikinci senesi bizim sınıfa kaydırıldı. dünyalar benim olmuştu. hemen çalışmalara başlayıp arkadaşlığını kazandım. beraber vakit geçirebilmek için her yolu deniyordum. ona sahte çözemediğim problemler soruyor, anlatmasını zevkle izliyordum. msn'de açık olduğu saatleri kolluyor, yakalarsam hemen muhabbet açıyordum. okuduğu kitapları kendisinden alıp ben de okuyordum. fazla sayısal zeka olan kafam kitaplarına onu sevdiğimi anlatan şifreler kodluyor fakat bir türlü yanıt alamıyordu. gidip kızla mı konuşmak... nerde bizde o cesaret?

çekingen gencimiz lisenin ikinci senesini de yemişti. artık bu işe bir son vermeliydi. yaz tatili boyunca planlar yapıldı. oscar adayı senaryolar akılda oynatıldı ve yeni eğitim-öğretim yılı gelip çattı. o zamanlar ilk cep telefonumu da aldırmış ve kutsal amaç yolunda yeni bir silah daha kazanmıştım.

aylar geçiyor ama bir türlü uygun anı yakalayamıyordum. kızlardaki sürü psikolojisinin acı sonuçlarıydı bunlar. bu iş okulda olacak gibi değildi. sene ortasını bulsa da en sonunda telefondan sms ile ilk buluşma isteğini yaptım. ısrarla neden olduğunu soruyor bense söylemiyordum. "önemli" diyordum sadece. önemliydi işte. sonunda ikna ettim ve bir kış günü bir parkta buluştuk. "yürüyelim mi biraz?" dedim, kabul etmedi. bizim senaryolar daha ilk andan çöpteki yerini almıştı. ben de söyleyiverdim onu sevdiğimi bir anda. tahmin ediyordu elbette. "olmaz" dedi. "ben senin arkadaşınım" dedi. benim ondan vazgeçmemi sağlayacak bir şey söyleyemedi.. "hayır dersen belki, belki dersen evet anlayacağım" dedim. yarım saat kadar konuştuk. pek bir sonuca bağlayamadık ama ben kuş gibi hafiflemiştim. üstelik hayır yeme şansım da yoktu. sonraki günlerde mesajlaşmaya başladık. o sırada yakın arkadaşlarını da harekete geçiriyor, olumlu yönde görüş bildirmelerini rica(!) ediyordum.

tam 18 gün sonra doğum günümde kantine su alma bahanesiyle çağırıp kabul etti teklifimi. ama kimsenin bilmemesini istiyordu. ailesinin, adı batasıca okul idaresinin tepkisinden çekiniyordu belli ki. -şimdi anlam vermekte zorlanıyorum, o zamanlar bir linç kampanyası vardı sevgili çiftlere karşı.- olsun canım ne önemi vardı ki başkasının bilmemesinin. ben biliyordum ya o bana yeterdi. daha sık mesajlaşmaya başlamıştık artık. gerçek hayatta dokunamadığım sanal bir sevgilim olmuştu. sadece yakın arkadaşlarımız biliyorlardı. durumu o kadar belli etmedik ki başkaları teklif etti sevdiceğime, kahroldum.

son sınıfa geçtiğimizde bizim dershaneye kaydolmuştu. onu artık her gün görebiliyordum ama bu kaçak aşk canımı sıkıyordu. tüm âlem bilsin istiyordum onun bana ait olduğunu. fakat bir türlü o bu cesareti gösteremedi. buluşma isteklerime de hep bir bahane buluyor bir türlü yanaşmıyordu. ben de onu ezip geçemedim. biz ilan etmesek bile aramızdaki elektrik o kadar ayyuka çıkmıştı ki birbirimize yakıştırılmaya başlanmıştık. bu durum içten içe hoşuma da gidiyordu. en sonunda dershaneden aramışlar bizimkileri. babam geldi konuştu. “daha bunlar için erken sen derslerine yönelmelisin.” dedi. haklılardı kendilerince. sınav bu kadar yaklaşmışken olacak iş miydi bu? ama ben asla vazgeçmedim. o benim ilk aşkımdı.

son sınıf da bitti üniversite sınavlarına girdik. bu bizim için büyük bir fırsattı. onunla aynı şehri yazmalıydım. yazdım da. ikimiz de istanbul’da üniversite kazandık. farklı yakalardaydık ama benim keyfime diyecek yoktu. istanbul kazan biz kepçe. haritadan bir yer beğeniyor sonra oraya gidiyorduk. doya doya öpüp kokladım, yılların hasretini giderdim. oluyordu işte. bunca yıllık sabrımın karşılığını alıyordum artık. ilk senemiz çok güzel geçti. sınav dönemlerimizin farklı olmasından dolayı çok buluşamıyorduk ama daha önümüzde seneler vardı. her şey olurdu zamanla.

olmadı sözlük. ikinci sene bir şeyler oldu bizim kıza. o yeşil gözleri eskisi gibi bakmamaya başladı. artık buluşma ayarlamakta oldukça zorlanıyordum. değişik bahanelerle karşılaşıyordum sürekli. en son “bu haftasonu herkes gidecek yurttan ben tek kalacağım ne güzel” demişti. zaten ben buluşmak istemesem onun isteyeceği olmuyordu hiç. gelse bile samimi davranmıyordu pek. gitmekte aceleciydi hep. mesajlaşmalarımız da kısalmıştı. bu durumu defalarca söylememe rağmen somut bir sorun ortaya koyamıyordu. elim kolum bağlı benden uzaklaşmasını seyrediyordum. anlamlandıramıyordum. neyi eksik yapmıştım? belki de fazla yapmıştım asla bilemeyeceğim.
bu süreç 4-5 ay kadar sürdü. ara ara iyi dönemlerimiz de oldu ama bir kadın sizi sevmiyorsa artık tüm cihan bir araya gelse bunu değiştiremez. son umutlarım da tükenince karar verdim. kendime bu zulmü çektiremezdim. ayrılmak istediğimi söyleyecektim. kaderin cilvesine bak ki yine aklımda senaryolar oynatmaya başlamıştım.

o gün gelip çattı. biraz dolaştık. yemek yedik. her şey eskisi gibiydi ama benim içim kan ağlıyordu. en son bir parkta oturduk. “sana bir şey söylemem lazım” dedim. yüzüme baktı. anlamıştı kötü bir şeyler olacağını. kelimeler dilimin ucuna kadar geldi ama yapamadım. başka şeyler dedim. şikayette bulundum bir sürü. artık hiçbiri umrumda değildi ama söyleyemedim işte. nasıl söyleyebilirdim? insan hiç sevdiğinden ayrılmak ister mi? konuştuk öyle bir süre. benim bir huyum vardı onu biraz daha görebilmek için vapurla kadıköy’e bırakır sonra tekrar karşıya geçerdim. yine öyle yaptım. dönerken belki de iyi oldu söyleyemediğim diyordum. belki de her şey güzel olur ha?

aradan iki ya da üç gün geçti. ben adalara gitmek ikimize de iyi gelir diye düşünüyordum. allerjik bişiler varmış adalarda diyordu. vapur saatlerine bakarken bir mesaj aldım. “ben senin beni sevdiğin kadar sevemiyorum galiba seni” yazıyordu. ‘seni sevmiyorum’un kırmayan versiyonu. hiçbir şey yapmadım. çok uzatmadan kapattım konuşmayı. 4 seneye yakın ilişkiyi sms ile bitiren kıza ne diyebilirdim ki. ağlayamadım da. ağlasam rahatlardım belki. gururumu ayaklar altına alıp geri dön de demedim. sustum sadece içime attım. öyle görünürde yaşayan aslen ölü bir adam. hayalet gibi gezdim sene sonuna kadar. sonraki senelerde de bırakmadı bu travma peşimi. nerede birileriyle tanıştım hemen uzaklaştırdım kendimden.

zaman her şeyin ilacı elbet. sonra sonra küllendi bu sevda bende. ama şimdi sor bana pişman mıyım? geriye dönsem yine seçer miyim bu yolu? seçerim.

Toplam entry sayısı: 272

içine kapanık insan

doģduģumdan beri yediğim damgadır. oyle ki kucukken hic aglamazmisim bile . su aralar sinav stresindeyim diye ustume gelmiyorlar her ne kadar dile getirmeseler de farkindayim ama normal zamanlarda bu durumumdan sikayetciler. bence konusmayi hoşbeşi sevenler kadar dinlemeyi daha cok seven yada sizin tabirinizle soyluyorum "konusmayan" insanlarin olmasi da oldukca normal bi durum.
biz size "cok konustun az sus da kafamiz dinlensin" dedigimizde aliniyorsunuz ama siz bize bisey soyleyince "canim senin iyiligin icin icini dokersin" diyorsunuz .(bkz: dokecek iç mi biraktiniz mübarekler)

en sevilen müzik aleti

bir yerde okumuştum, kafasını bir ağacın cenazesine yaslamak şiirlerin şarkıların atasıdır diye .
o gün bu gündür keman.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

gercek anlamda ilk hoşlantım (bkz:platoniktim) lise birinci sınıfta olmuştu. benden bir yaş büyüktü ve albino denilebilecek kadar beyazdı. heralde garip oluşu dikkatimi çekti. onunla sürekli göz göze geliyorduk ve bir süre sonra arkadaşlarım bunu farketti. işte biraz da onlardan ötürü hoşlandım bu çocuktan. benim ondan hoşlandığımı biliyordu. buna rağmen sürekli bi arayış içindeydi ve okuldaki butun kizlarla cikti neredeyse. gururuma yediremedim . ilgilenmemeye başladım. bu sefer bana yaklaştı. tabi ben salagim yine ona dönmeye baslayinca geri cekildi. kisacasi oynadi benimle. dalga konusu oldum . yine de iki yil boyunca onu sevdim. belki hala seviyorumdur . sanmiyorum ama kendime guvenemiyorum. cok asiktim ona. oyle kotu de bi kiz degilim. ama sevmedi. olamadik biz velhasıl. takatim kalmadı . vazgectim. şoyle teselli ettim kendimi " guzel sevememiş , hep guzeli sevmiş" artik onume bakiyorum

erkeklerin kadınlardan beklentileri

hep yanlış insanlarla tanıştığım için olaya bu açıdan açıklık getirmek istiyorum.

sözde erkek kadından;
salak olmasını bekler onun sözlerini iki etmeden yapmasını onu yargılamamasını ister

mal olmasını bekler yanında evcil hayvanı gibi olmasını ister gel desin gidelim otur desin oturalım

kızın popüler olmasını ister çevresi olsun ister

kızın güzel olmasını bekler kendisi çok iyiymiş gibi

içke sigara içmesini bekler ona ayak uydursun diye sonra da rezil hareketler yaparlar birlikte

kızın büyük göğüslü kalçalı olmasını ister devam etmeyeceğim

çünkü gerizekalı erkek o göklerdeki egosunu düşürecek biriyle olmak istemez. onu yargılayacak ona yanlışlarını söyleyecek birini istemez.
onu peşinden sürükleyecek gururunu yerlere alacak biriyle olmak istemez. bilir kendinin ne bok olduğunu. canı sıkıldığında aşağılayabileceği yanında gezecek damızlık arıyordur. sevgili hayat arkadaşı yoldas kavramı yoktur onların lügatında. varsa yoksa salaklık.

erkekler böyle erkek olmayın . dahası kızlar böyle şeylere ortam hazirlamayın.

sevgili sen

vazgeçmiştim senden. artık davranışları umrumda değil düşünmüyorum onu ,demiştim senin için. çıkarmıştım hayatımdan seni büsbütün zira insan kendi katilini sevemezdi, sevmemeliydi. bir süre idare ettim yokluğunla. kitap okudum, bulmacalar çözdüm, sinemaya gittim mesela. gayet hoşnuttu hayatımdan. sevgili sen
senleyken olan hayat sensiz hayatın fragmanı bile olamaz. ne kadar iyiydim sen yokken. yüzünü görsem tükürmem bile diyordum. cahildim besbelli. rahat olmamın sebebi seninle karşılaşmayacak olmamdı bilmiyordum. derken çok zaman geçti
yine karşılaşır olduk. her şey sen yokkenki gibiydi en azından kendimi buna inandırıyordum. ama o mücevher gibi teninden sapsarı saçlarından o kokundan vazgeçemeyeceğimi biliyordum. sırf bu yüzden seninle karşılaşmamaya çalışıyordum. bunca yaptıklarından sonra seni affetmem yüzsüzlük olurdu. çok üzdün beni çok. ama ben üzülmeye alışkındım kolay kolay devrilen tiplerden olmadım hiç.
sevgili sen
senin için her yapmaz dediğimi yaptın her olmaz dediğimi oldurdun. keşke burada senin hakkında güzel şeyler paylaşabilseydim ama sen beni çok kırdın ve dahası rencide ettin. bu duygu tarif edilemez .
ve ben yine dayanamadım. esrarım gibisin ,ayrılamadım. bugün senin hakkında arkadaşımla konusacaktım. yapamıyorum onsuz diyecektim. 9 mutlulukla çıktığım yolda sürekli seni düşündüm. sesini gözlerini
sonra seni gördüm yanında bir kızla
9la çıktığım moralım eksi 9 oldu. belli etmedim önüme baktım yürüdüm. bu bahsi kapatayım dedim. tüm bunlara rağmen esas koyan ney biliyor musun,?
sabah senin hakkında konuşmayı düşündüğüm içimi dökeceğim kız yanıma geldi ve seni işaret etti.
umrumda değil ben artık onunla ilgilenmiyorum diyip kestirip attım. ama sen yine beni rezil ettin. çaresizliğimin tesellisi üzüntümün çaresi yok haberin olsun.
bir kaç duam var senin için
ilki: umarım bana yaşattıklarını yaşarsın
ikincisi ise umarım benim durumuma düşersin.
korkma beddua değil benimkiler. aksine tek tek yaşadım o anları. söylediklerim seni beter etmez hatta tekrar olsa tekrar yaşamak isterim o heyecanları.
ama dikkat et sevgilim güzel anların büyüsüne kapılıp mutluluğun elinden akıp gitmesine izin verme ileride lazım olacaktır. sakın ha benim yaptıklarımı yapıp kendin gibi bir öküze rastlama .yakar canını. aralıkta için yanar kavrulursun. gerçi sen acı çekerken bile bir meleği kıskandıracak güzellikte oluyorsun. her neyse çok uzattım.sevgili eski sevdiğim beter ol . hoşçakal.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

gercek anlamda ilk hoşlantım (bkz:platoniktim) lise birinci sınıfta olmuştu. benden bir yaş büyüktü ve albino denilebilecek kadar beyazdı. heralde garip oluşu dikkatimi çekti. onunla sürekli göz göze geliyorduk ve bir süre sonra arkadaşlarım bunu farketti. işte biraz da onlardan ötürü hoşlandım bu çocuktan. benim ondan hoşlandığımı biliyordu. buna rağmen sürekli bi arayış içindeydi ve okuldaki butun kizlarla cikti neredeyse. gururuma yediremedim . ilgilenmemeye başladım. bu sefer bana yaklaştı. tabi ben salagim yine ona dönmeye baslayinca geri cekildi. kisacasi oynadi benimle. dalga konusu oldum . yine de iki yil boyunca onu sevdim. belki hala seviyorumdur . sanmiyorum ama kendime guvenemiyorum. cok asiktim ona. oyle kotu de bi kiz degilim. ama sevmedi. olamadik biz velhasıl. takatim kalmadı . vazgectim. şoyle teselli ettim kendimi " guzel sevememiş , hep guzeli sevmiş" artik onume bakiyorum

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

yolda karşilastigin yasli akraban sorusuna cevabindir,

-vayy yavrum gormeyeli nasilsin.?
- doktorum teyze sen nasilsin?

aldatılmak

aldatan insan bir daha aldatır. ah pardon insan dedim

türk kızının sevildiğine bir türlü inanmaması

türk kızının sevildiğine bir türlü inanmaması türk erkeğinin düzgün sevememesinin yan etkisidir.

kalitesiz olduğu halde kaliteli sanılan markalar

ya pazara çıkın pazara yemin ederim 7.5 liraya bir pantolon aldım zarada bile böyle kaliteli kumaş bulamazsınız.
(bkz:markaya değil kaliteye bakın)

tıbbiyeli istekler

hayattaki yegane amacım 10 cm topukluyla araba sürebilmek ama önce topukluyla yürümeyi öğrenmeliyim

bir kadın bir erkekten ne bekler sorunsalı

1 az hayvan olunması
2 hoşuna giden kıza diğer kizlarin yaninda yaklasmaması
3 kizlara pozitif de olsa ayrimcilik yapmamasi . burada centilmenlikle karistirmamaliyiz
4 kizlara niyetini belli ederek yaklasmasi ( ona gore tedbir aliriz canim )
5 sirf cikmak icin kizlara yanasmamasi
6 sevmesi
7 koruyup kollamasi
8 maksimum duzeyde sefkat ve ilgi
9 bilimum duzeyde yobazlik.
cok mu bisey istiyoruz ? (bkz:evet)

dr. banu çiftçi

idolümdür. gittikçe güzelleşiyor "manu"m. hayatimda onun kadar enerjik birini de gormemisimdir

sözlükte sürekli açılan hastalık vs. başlıklar

tıbbıyeli sözlüğün tıp sözlüğü olma yolunda attığı sık adımlara delalettir. evet hem bilgi öğreniyor hem de tekrar ediyoruz ama ne bileyim, gerekli mi ki?

seri maligncinin tespit edilmesi

ben burada kendi düşüncelerimi kimseye ispatlamaya ya da empoze etmeye çalışmadan yayınlıyorum. sonuç olarak beğenmeleri yahut beğenmemeleri beni değil onları ilgilendirir.
(bkz: empozeyi doģru mu yanlıs mi yazdim bilmiyorum)

içerik kuralları - iletişim