buyucu

Durum: 943 - 1 - 0 - 0 - 24.08.2018 21:02

Puan: 9441 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

persona non grata <3
  • /
  • 95

bodrumda bir hayırseverin lahmacun dağıtması

(bkz:ah macun ünlü)

(bkz:ah muhsin ünlü)

edit. basligin orijinali ahmacun idi.

sözlüğün eksikleri

yemek yapan erkek

agzinin tadini bilendir. zevklidir, yaptigi yemekten keyif alir. hani "kuzum senin tarifinle yaptim ama seninki kadar guzel olmuyor, nedir bunun sirri" sorusuna verilen "icine sevgi katiyorum ehelemehele" cevabi var ya. hah, iste o yemek bu yemek.

efendim, simdi oncelikle yemek yapmak bir zevktir, bir ugrasidir, bir hobidir erkek icin. hayatta kalacak kadar cesit ve yemek bilip bildigiyle amel eden bekar/tek yasayan/ogrenci kardeslerimizi ve yaptigi yemekten para kazanan abilerimizi kenara birakirsak... bir erkek neden mutfaga girer sorusuyla karsilasiriz.

acliktan olmemek icin degil, para kazanmak icin degil, e niye o zaman? zevk icin canlarim. bir erkek, yukaridaki iki sebep masada degilse sadece zevk icin girer mutfaga. yemek yapmayi sevmeyen adam acindan olse de girmez zaten. bir suru donerci var, yemeksepeti falan var.

yemek yapan erkekte bi de bir sure sonra bir degisim olur. yapa yapa, yapa yapa daha guzel yapmaya baslar. bir bakmissiniz ki siin yemeklerinizden daha guzel yapar olmus. her yemek icin olmasa da bazi yemeklerde bu gerceklesebilir. misal sizinkinden daha guzel pilav yapiyor, sizin sarmalarinizdan daha ince sariyor olabilir. bu durumda kesinlikle uzulmeyin ve sahneyi master chéfimize birakin.

arkaniza yaslanip sarmalari lupletin. ustune de bi opcuk verin. cok ugrasiyoruz o sarmalar icin.

özlem



bana bu sarkiyla birlikte gelen duygudur an itibariyle.

molada zamanın daha hızlı geçmesi

gercek olandir.

(bkz:görelilik teorisi)

otobus yolculugu bir turlu gecmek bilmezken verilen molada hem iseyip hem yemek yemek imkansizdir. bu da zamanin egilip bukulebilen, molalarda daha hizli gecen bir zerzavat oldugunu kanitlar.

günde 8 saat şarj isteyen makine

kesinlikle insan vucudu olmayandir.

nasyonal sosyalist alman işçi partisi

soma davası

sonuclanmis olandir. 301 cana karsilik sadece 15 yil ceza verilmistir.

oldurulen kisi basina 18.2 gun. siz yorulmayin diye ben hesapladim.

fi

doktoruna aşık olan hasta

bazen benimdir. ama "bazen". 7 gunun 6si falan.
  • /
  • 95
  • /
  • 27

nasyonal sosyalist alman işçi partisi


soma davası


kola basili


zespira


vanilya


annemarie


hemostatix


1 mayıs


orta büyüklükte bir ülkenin kraliçesi


fosfomisin


  • /
  • 27

özlem

sevdiğini kanıtlayan his.
uzun sürerse mutsuz eder, can yakar.
bitişine genelde öfori ve ince bir “yakında tekrar özleyeceğim.” sızısı eşlik eder.
buraya o’nu hatırlatan bir şarkı koyuverin.

yapmadığın bir şey için tepki almak

"namaz kılmıyorsun, cehenneme atıyorlar" diyerek seviyeyi arttırdığım durumdur.

heavy metal + ağırlık antremanı + kırmızı et

seni seviyorum demenin farklı yolları

sen hastayım deyince ne bileyim ben de tıp okudum.

seni seviyorum demenin farklı yolları

çoğu zaman insanı "seni seviyorum." cümlesini duymaktan daha çok mutlu eden yollardır.

mesela;
nöbetine elleriyle yaptığı yemekleri getirip, yerken seyretmesi;
eve, gördüğünde gülümseteceğini bildiği notlar saklaması;
ders çalışman için seni desteklemesi;
en ihtiyacın olduğu anda elini uzatması...

tıbbiyelilerden film önerileri

ne le dis persona imdb'sini falan bilmem,çok bilindik değil ama mükemmel bir film.filmle beraber film müzikleriyle de ilgileniyorsanız mutlaka izleyin derim.ek olarak:
-the man from earth
-another earth
-snowpiercer,distopya sevenler için özellikle önerilir.
-beyin yakmak isteyenler için kesinlikle memento
-psikolojim bozulsun,mazoşistim diyenler için ;martyrs, klasik ama old boy
-korkmak istiyom diyorsanız,sinister
-içim kıyılsın,salya sümük ağlat beni diyorsan;pan's labyrinth(müzikler yeter)
-denişik olsun hep aynı filmler diyorsanız exam,cube
-aşk istiyom ama aşk nasıl bir şey onu da sorgulasın,sıradan olmasincılara; her
-abiii ben entelim aforizma istiyorum,siyah beyaz falan yani diyorsan,persona

deep turkish web

rikkat

halkımızda "rikkat eksikliği ve kibaraktivite bozukluğu" olarak görülen durum

millet kıraathaneleri

kek ve çay temini işine hangi akrabaları girişti acaba diye düşündürmektedir. 10 kuruşluk dilim kekin 1 tl ücretle devlete kesileceği yerler olacaktır.

24 saat açık olması da ekstrası, gece 3 te kitap okuyasım geldiğinde artık nereye gideceğim diye düşünmeme gerek kalmadı

müthiş proce...anlatmaya gerek yok görüyorsunuz

tıp okumayan tıbbiyeli sözlük yazarı

bazı mensupları aşık olunası ve “iyi ki yazmış burada.” denilesi, tatlı bir tıbbiyeli sözlük yazarı tipidir.

Toplam entry sayısı: 943

erasmus

gorup gecirmis bir birey olarak hazirlik surecinde basimdan gecenleri yazdigim bir dosyam var. hayalim olan blogu hala acmadim, onu acana kadar buraya kopyalayayim yazdiklarimi. eger usenmez de blog da acarsam oradan da okursunuz neler yaptigimi falan.
***
öncelikle okulunuz bütün öğrencileri için bir erasmus sınavı yapıyor. benim okulumun değerlendirme kriterleri 50% not ortalamanız 50% erasmus sınavından aldığınız puan. bu sınav 2 aşamada yapıldı, yazılı ve sözlü olarak. sözlü mülakatta yabancı diller departmanında görevli ingilizce okutmanlarıyla sohbet ettik diyebilirim. bana sordukları sorular basitti.
“hangi ülkeye gitmek istiyorsun? peki neden?”
“kendinden biraz bahset bakalım, ne yer ne içersin, kaç kardeşsin, annen baban kim, nerede oturuyorsun?”
“kendini nasıl biri olarak tanımlarsın?” ben bu soruya şaşırmıştım, ama kopya çektim bu soruda eheh  daha önceden giren kişilerle konuşuyorsunuz zaten, neler sorduklarını falan öğreniyorsunuz. ben de doğal olarak soruları (ç)aldım. biraz da kafamda kurdum şunu sorar bunu söyler diye, ben de konuşmayı kendimce yönlendiririm diye düşündüm. haklı da çıktım. önceki girenlerden öğrendiğim sorulardan biri “kaybolsan ne yapardın?” idi, ben de bunu kullanmaya karar verdim. “soğukkanlı biriyim ben, en yakındaki kişiye kaybolduğumu, polis karakolunun yerini soracağımı” söyledim, hâlbuki “ağlardım herhâlde” diye cevap vermeyi planlamıştım.
bir hafta kadar sonra bütün okulun sonuçları açıklanıyor, sınav öncesinde yapmış olduğunuz tercihlere göre yerleştiriliyorsunuz üniversitelere. bundan sonra yapılması gereken şey çok basit, erasmus ofisine gidip “evet ben gidiyorum” demek. belli bir gün içinde hakkınızı kullanacağınıza dair haber vermezseniz iptal olursunuz, hakkınız 1. yedek kontenjana geçer. bunun için ufak bir dilekçe yazıyorsunuz. benim dilekçemi erasmus ofisinde bastırdılar, ben sadece imza attım.
***
erasmus ofisiyle şimdilik işiniz bitti, artık karşı okuldan haber bekleyeceksiniz. çok uzun sürerse kendiniz mail atıp “ben falanca okuldan filancayım. erasmus öğrencisi olarak sizin okulunuza gelmeye hak kazandım, ne yapmam gerekiyor” diye sorabilirsiniz. benim gideceğim okul (universidad de vigo) bana online başvuru formu yolladı. doldurup kaydettim, peşine çok kısa sürede kabul mektubum geldi. normalde 30 mayıs online başvurunun son tarihiydi, ben daha erken başvurumu tamamladım. 30 mayısta kapıma postalamışlar kabul mektubumu. burada ufak bir nokta var, benim doldurduğum formda “erasmus öğrencisi olduğunu gösterir belge” diye bir ibare vardı. onun için erasmus ofisiyle konuşursunuz, size o belgeyi hazırlıyorlar.
***
kabul mektubunuzu alınca doğruca erasmus ofisinize gidiyorsunuz. onlara da gösteriyorsunuz mektubunuzu. fotokopisini veya taratılmış halini istiyorlar, çünkü lazım. aslında normalde learning agreement denen olayı önce halledip, karşıya onaylatıp ondan sonra kabul mektubunu almak gerekiyormuş. uvigo biraz farklı sanırım, ya da bize güzellik yapmışlar 
sonra “learning agreement” denilen lanet var. benim için bu la acayip sıkıntılıydı. aynı sınıftan aynı sınıfa giden 2 öğrenciden birinin la’yi sorunsuz kabul edilirken diğerininki geri çevrilir mi? çevriliyomuş. aynı sınıftan 2 kişi olarak gidiyoruz, gittiğimiz yıl 4. sınıf öğrencisi olacağız. sınıf arkadaşımın la’yi sorunsuz kabul edilmiş. ben kabul ettirene kadar canım çıktı. 4. sınıfım, derslerimi geçtim, alacak dersim yok, bu hazırlayabileceğim tek la dedim ikna ettim zar zor kadını. gerekçe olarak bana “4. sınıf dersleri almışsın ama sende ispanyolca yok, bu dersleri anlayamazsın. bunu onaylayamam” dedi. neyse ki atlattık. bu da yaklaşık 1-2 hafta sürdü, belki daha fazla.
la’iniz karşı taraf koordinatörü tarafından kabul edilince çıktısını alıp kendi erasmus ofisinize götürüyorsunuz. imzalanacak yerler, doldurulacak şeyler var. oraları mutlaka dolduruyorsunuz tabi. ayrıca 3 kopya olacak, kopyalardaki imzalar ıslak imza olacak. “birini imzalattırayım, sonra fotokopi çektiririm” demeyin olmuyor. ayrıca bu konuları iyi araştırın, yanlış yaptığınızda hem insanlar geriliyorlar hem de komik duruma düşüyorsunuz. ben mesela tek kopya hazırladım, erasmus kurum koordinatörü de rektörlük de imzalarken “tek kopya mı?!” diye sordular. ben de uyanamadım duruma, evet dedim hepsine. işim bittikten sonra tabi öğrendim 3 olacağını.
bir de şöyle bir ufak sorun oldu, bize gönderilen online formun deadline tarihi 30 mayıs. önceki yıl giden arkadaşa sorduk, 30 mayıstan önce la hazırlanıp çoktan postaya verilmiş olmalıydı sen ne yaptın bu kadar geç kaldın dedi. bunu dediği tarih 27 mayıs ve ben tek kopya la ile geziyorum ortalarda. erasmus ofisiyle bir yandan görüşüyoruz, bir yandan giden arkadaştan fikir alıyoruz, zaten acayip gerilmiş ve stresli haldeyim, bir de tutup finallere gireceğim 2-3 gün sonra. nasıl atlattım bu süreci inanın bilmiyorum. ama o deadline’dan önce ispanyolların elinde olacak işi yalanmış. benimki sonra gitti, hala erasmus aday öğrencisiyim.
ondan sonra okulunuz size birer tane pasaport ve vize harç muafiyet yazısı veriyor. bunları iyi saklayın, yoksa çok para çıkar cebinizden.
***
öncelikle yapmanız gereken şey bu belgeleri aldıktan sonra pasaport çıkartmak. pasaport olarak “umuma mahsus pasaport” alacaksınız. benim annem babam devlet memuru değil, yeşil pasaport olayını bilmiyorum. “benim nasılsa pasaportum var, ona direk vize çaktırır giderim” demeyin vize şartlarını da okuyun bi’ önce. pasaportla ilgili şartları var.
evraklarınızı topladınız, pasaport almaya gideceksiniz, ama o da ne? pasaport şubeden size diyorlar ki “okuldan aldığın bu belgeyi vergi dairesinde imzalatmalısın. bu haldeyken geçersiz” diyorlar. benim memurlarım çok tatlı insanlardı, çok yardımcı oldular sağ olsunlar. ben o belgeyi karakolun yakınındaki beykoz vd’sine götürdüm, bana “burada bizim yapacağımız bir şey yok, zaten bak üstünde ‘emniyet müdürlüğü’ne’ yazıyor” dediler geri postaladılar. o halde gidince pasaport büroya öğrendim ki her yer yapmıyormuş o onayı. anadolu yakasında sadece tek bir vergi dairesi yapıyor, bostancı köprüsünde inin, bimeks’in yanında “rıhtım vd” var orası işinizi görür. avrupa yakasındakileri de verdiler bana isim olarak, ama anadoludaki daha yakındı. 10 dakikalık iş.
karakola geri dönüp 3 saat kadar bekledim, siz beklemeyin. yolunuzun üzeriyse uğramanızda fayda var tabi, ama 3 saat beklemek akıl kârı değil. randevunuz geçtiği için boş saat bekliyorsunuz. gelenler randevulu oldukları için sizden önce içeri alınıyorlar. o yüzden bu bekleyiş. hatta beklerken ertesi gün için randevu bile aldım sistem boş oluyor genellikle. korkmayın.
evraklarınız tamsa veriyorsunuz, parmak iziniz alınıyor, sonrası bekleyiş. 3 gün kadar sonra ptt evinize kadar getiriyor pasaportunuzu. hayırlı olsun.
***
şimdi vize alacaksınız. vize için gerekli evrakları internetten öğreniyorsunuz, ispanya için konsolosluk ve büyükelçilik sitelerinde mevcut. yalnız birkaç püf noktadan bahsedeyim.
- talep edilen vize süresine uygun geçerliliği olan pasaport ve fotokopisi
- resmi olarak tanınan devlete ait ya da özel eğitim kurumundan gelen eğitim amacını ve tarihlerini belirten kabul yazısı. kabul yazısında, öğrenim ya da eğitim kurumunun, eğitim ve bilim bakanlığına ya da sanayi turizm ve ticaret bakanlığına bağlı veya kabul edildiğini ispatlaması için ulusal kayıt merkezince verilen numaraların belirtilmesi gereklidir. ispanya’da kalış süresince geçerli olan ani bir hastalık durumunda tüm tedavi masraflarını veya cenaze nakil (repatriacion) masraflarını karşılayan seyahat sigortası.
- ispanya’da kalış süresince kişinin geçimini ve konaklama masraflarını karşılayabilecek durumda olduğunu gösteren mali durum belgeleri. bu belgeler şahsın ispanya’da kalmayıp, ülkesine geri döneceğini gösterir nitelikte olmalıdırlar.
- reşit olmayan öğrencilerin, ebeveynlerinden muvaffakatname getirmeleri gerekir.

kalış süresi 6 ayı aşmakta ise ilave olarak şu evraklar istenmektedir:
- eğer başvuru sahibi 16 yaşını tamamlamışsa sabıka kaydı.bu kayıt, başvuru sahibinin son beş yılda oturduğu ülke yada ülkelerin resmi makamlarından alınacak olup ispanyol yargı makamlarınca suç sayılan kayıtlar belirtilmelidir. sabıka kaydının veriliş tarihi, vize başvurusundan en fazla 3 ay öncesinden daha eski olmamalı ve apostil mühür taşımalıdır.evrak ispanyolca, ingilizce yada fransızca dillerinden herhangi birine tercüme ettirilerek kaymakamlıktan ‘la hey apostil mühürü’ kondurtulmalıdır. başvuru sırasında bu şekilde hazırlanmış kaydın aslı ve fotokopisi gerekmektedir.
- 2005 yılı uluslararası sağlık tüzüğünde belirtilen, halkın sağlığı için tehlike arz edebilecek hastalıklardan hiçbirini taşımadığını belgeleyen doktor raporu. rapor ispanyolca, ingilizce yada fransızca dillerinden herhangi birinde hazırlanmış değilse, tercüme ettirilerek kaymakamlıktan ‘la hey apostil mühürü’ kondurtulmalıdır. başvuru sırasında raporun aslı ve fotokopisi gerekmektedir

öğrenim süresi 180 günü aşıyorsa, öğrenci ispanya’ya ayak bastığı tarihten sonraki bir ay içerisinde gideceği eğitim kurumunun bağlı olduğu ilgili resmi temsilciliğe giderek yabancı öğrenci oturum kartı çıkarttırmalıdır.
evraklarımız bunlar. istanbul ispanya başkonsolosluğundan başvuru evrakları tabii ki, ankara daha fazla evrak istiyor. ben fazla olsun eksik olmasın diyerek ankara’nın evraklarını hazırladım. konsoloslukta geri verdiler o evrakları bana.
şimdi, dikkat etmeniz gerekenler şunlar:
1. pasaport fotokopisi olarak defterin tamamını çekmeniz gerekmiyor. sadece en baştaki kısmı çekseniz yeter (şu isminizin resminizin falan olduğu yer, yan sayfayla beraber.) önceden yurtdışına çıktıysanız diğer bütün yazılmış sayfaları da çekeceksiniz. ben pasaportumu ilk kez aldığım için böyle bir derdim olmadı.
2. kabul mektubunuz. bunu mutlaka götürmeniz gerek.
3. sağlık sigortanızda dikkat etmeniz gereken nokta “90 gün ardışık hede hödö” ibaresi olmamalı. ben 5 farklı sigorta şirketinin ortak acentasına gidip sordum, durumumu anlattım, 90 gün ibaresi olmayan sağlık sigortası istiyorum dedim, yaptılar. axa sigortadan 160 günü 145 liraya yaptırabiliyorsunuz, adı öğrenci sağlık sigortası olarak geçiyor. anadolu sigortaya sormuştum 160 gün 161 lira çıkardılar. turistik gezilerinizde bunu yaptırmanıza gerek yok, 90 gün ibareli sigortayı yaptırsanız da olur. çünkü zaten schengen vizesi 6 aylık periyod içinde 3 ay schengen bölgesinde kalmanıza izin veriyor. 90 gün üzeri sigortaya boşuna para ödemeyin
4. maddi durumunuzu kanıtlamanız lazım ispanyollara. bunu yapmanızın en güzel yolu da banka hesabınız. bankada en az 2000 lira paranız olması gerekiyormuş, daha önce giden arkadaşım bana böyle söyledi. 6 aylık imzalı mühürlü kaşeli falan bütün resmi onayların vurulduğu hesap dökümüyle bunu belgeliyorsunuz. dikkat, 6 aylık döküm olacak ve bankadan imzalı mühürlü olacak. internet çıktılarını kabul etmiyorlar. ben yılbaşından itibaren aldım dökümümü, zaten burs hesabım olduğu için para yatış tarihleri gayet güzel görünüyordu. babamın hesap dökümünü de aldım, aşağı yukarı 4000 liralık bir hesap koydum önlerine. siz ev araba tapularını falan da koyabilirsiniz. ben gerek duymadım.
5. bunların dışında söylemem gereken şey kesinlikle uçak biletinizi tek yön almayın. tek yön en ucuz ıberia’dan 860 liraya aldım, thy ile aynı tarihte gidiş, 19 ocakta dönüş olarak arattığımda 900 küsür lira gördüm. beynimden aşağı kaynar sular döküldü. daha önceden yurtdışına çıkış yapmış tanıdıklarınız varsa mutlaka kapılarını aşındırın. vize başvuru süreçlerini dinleyin. nasıl en ucuza kapatırım bu süreci diye araştırın. ben sırf gidiş dönüş almadığım için 500 lira zarardayım.
6. ayrıca bütün evrakların birer fotokopisi olmalı yanınızda. orijinalleri almıyorlar sadece bakıyorlar. fotokopilerle sizin işiniz. diğer gerekli evrakları internetten araştırırsınız (başvuru formu, kimlik fotokopisi, konaklama rezervasyonu vs). tek istisna sağlık sigortasının orijinalini alıyorlar. ayrıca sigortanın bir ingilizce bir de türkçe dökümünü isteyin.
7. kişisel bir tecrübemi daha paylaşayım, arkadaşlarınıza, eşinize dostunuza çok fazla güvenmeyin. her koyun kendi bacağından asılıyor maalesef. dinleyin, öğrenin, ama kendi işinizin peşinde kendiniz koşun. kimse size yardımcı olmak için can atmıyor, üstüne bir de köstek olmaya çalışır gibi davrananlar olabilir. erasmus bulunmaz nimet arkadaşlar, sen gitme yerine ben geçeyim diye gözünüzün içine bakanlar çıkabilir.
evraklarınızı konsoloslukta belirtilen sırada dizip veriyorsunuz, pasaportunuzu bırakıyorsunuz, size 13 gün sonra vizesi çıkmış halde veriyorlar. daha doğrusu siz gidip alıyorsunuz. evrak tesliminde size bir fiş verecekler, onu sakın kaybetmeyin. onunla alacaksınız pasaportunuzu. başka bir evrak istemediler benden, ama ne olur ne olmaz diye ben her şeyi götürdüm.
vizem şu an elimde, birbirimize bakıp gülümsüyoruz. bundan sonrası pek sıkıntı değil :)

extravasation

. sasirip kalinasi, saskinliklardan saskinliklara suruklenesidir. immune sistemin beni benden alan superfantastik mekanizmalarindan bir baskasidir. bu kadar girizgah yeter umarim.

sekil yukarida dursun, onu slayt falan hazirlarken kullanirsiniz. hos, hangi psikopat immunology sever benim disimda. benimki de laf iste heheh. neyse, ben videolar uzerinden anlatacagim, oylesi daha akilda kalici olacaktir.

1. (tık) oncelikle bu videoyu izlemenizi istiyorum. gordugunuz goruntu canli bir farede cekilmis, kameranin yukari asagi oynamasinin sebebi de farenin nefes alip veriyor olmasi. eritrositlerin damar icindeki yogunlugunu, seklini semalini, ne kadar hizli aktigini falan da gorebilirsiniz. bu da ek bilgi olarak kalsin burada.

2. (tık) bu videoda ise 50. saniyeden itibaren bizim olayimizi anlatiyor. oncesinde gosterdigi sey konuyla pek alakali degil (gerci alakasi var da konuyu cok dagitirim oyle, bosverin. yuzyuzeyken konusuruz heheh) ama olsun yine onu da izleyin, o da guzel goruntulerden. chemotactic movement sanirim, alakasi da buradan geliyor zaten.

3. (tık) son video olarak da bunu izleyin. videoda zaten anlatiyor ama bir kez de ben anlatayim. zebrafish larvasina "cimdik" atip delmisler guzelim hayvani, delik acmislar bildigin. deri butunlugunun bozulmasi ne demek (zebrafishte deri yok tamam vurmayin), patojenlere bakterilere viruslere kamooon diye bagirmak demek. gelen istilacilari durdurmak icin de lenfositler hazirda bekliyor, "ulan bu deligi buraya kim acti. dun sabah burda degildi bu. hasan abiiii! huop hasan agbiiiiggg!! bunu kim buraya acti yauv" diye basinda nobet tutuyorlar. bakterinin mantarin gelisine yarim vole patlatip aglarla da bulusturuyorlar (saka yapmiyorum. mesela netosis diye bir hucre olum sekli var, neutrophil specialised yontem. bazi neutrophiller patojenlerle karsilastiginda patlayip ortaliga dna-protein karisimi bir "ag" atiyorlar. intihar ediyor evet, ama sticky ag patojenlerin de sonu oluyor. meraklisi arastirabilir heheh. o da baska entrynin konusu olsun).

uc videoda da goruldugu uzre, kandaki "white" hucreler "red" hucrelerden farkli hareket ediyor. damar icinde floating halde bulunan eritrositlerin aksine lokositler ven endoteliyle yakin iliski icerisinde. endotel uzerinde yuvarlana yuvarlana, her bir hucreye dokuna dokuna ilerliyor. bu da "monitoring" olayini sagliyor iste. acaba bu hucre olmasi gerektigi gibi yuzey markerlarini express etmis mi, acaba bunda bi anormallik var mi diye kontrol ediyor hem; hem de olasi inflamasyon halinde express edilen inflammatory markerlari buldugunda sikica baglanip damardan extravasation ile disari cikiyor.

simdi diyeceksiniz ki "ulan bunun neresi ilahi bir olay, nesi bu kadar abartilacak bisey. deli misin cocuum, yat uyu hadi". [caps] anlayamazsiniz!!!!! [/caps] `swh` saka saka. ben herhangi order/disorder bilmiyorum ki vucutta, signal pathwayleri ile ilgili olmasin. bu mekanizmalar zaten cogu insanin nefret ettigi ama benim asik oldugum seyler.

kafanizi sisirdim, kusuruma bakmayin. heyecanimi paylasmak istedim sadece.

evlilik

nedense toplumlarin onundeki en buyuk engellerden biri oldugunu dusunuyorum uzun zamandir. ozellikle turk toplumunun.

*** bu yazi safi kisisel dusuncelerimi icermektedir ve gorece uzun olacagini zannediyorum. ona gore okumaya baslamanizi tavsiye ediyorum, sonra yarisina gelince "ulan amma yazmissin issiz cocuk" demeyin***

simdi oncelikle yazinin ne anlatacagini ozetleyeyim. dilim elverdigince basitten karmasiga dogru tek esliligi anlatacagim once. hayvanlardan baslayip insana gelecegiz. monogami ile poligaminin birbirine gorece avantajlari-dezavantajlarina deginecegiz. en son da insan sosyal bir varlik oldugu icin, tek esliligin kutsal pakti olan "evlilik" sosyal olarak insan hayatini nasil etkilemis, tek esli degil de cok esli olsaydi insanlik nasil gelisirdi (veya cok esliligin toplum uzerine etkileri ne olurdu) hakkinda biraz yazip, almanyadaki halamgillere selam gondererek bitirecegim. vakit kaybetmeden hadi baslayalim, zaten yazi uzun olacak dedim.

kucuk bir tanimla baslayalim. monogami (tek eslilik) denilince genellikle insanlar "sadece bir karsi cins bireye sadik kalma ve baskasiyla seks yapmama" gibi bir anlam dusunuyorlar. monogami, iki karsi cinsin birbiriyle bir bag olusturup birbirleri disinda baska hicbir bireyle cinsel birliktelik yasamamasini ve "ortak bir alanda hayatlarini gecirmelerini" ifade eder aslinda. emory universitesi psychiatry and behavioral sciences bolumunden larry j. young demis ki "the term 'monogamy' does not imply lifelong exclusive mating with a single individual. in fact, many birds form pair bonds over a season, raise their offspring together, and then select another partner the following season. for biologists, monogamy implies selective (not exclusive) mating, a shared nesting area, and biparental care." // turkce meali: monogami terimi, tek bir bireyle hayat boyu suren bir birliktelik anlamina gelmez. bircok kus turu, donemsel olarak ikili baglar olustururlar ve yavrularini beraber yetistirirler, sonraki donemde baska bir es secerek onunla ikili bag kurarlar. biyologlar icin monogami, secici fakat ozel olmayan ciftlesme, ortak (paylasilan) yasam alani ve biparental ilgi (hem anne hem baba cocuk yetistirmesinde gorevli) iceren bir terimdir// is sadece baskasiyla yatip kalkmaktan ibaret degil yani, birlikte yasamak da giriyor isin icine. bu arada emory universitesi dunya siralamasinda 82. sirada imis.

peki. monogami tek bir ese sadik kalip sadece onunla uremek ve onunla hayat alanini paylasmaktir dedik. bunu insan disinda yapan kimler var once onlara bakalim. benim bulabildigim kadariyla cok fazla hayvan yok. gibbonlar, kugular, french angelfish (fransiz melekbaligi diye cevirmek isterdim ama bilmiyorum turkcesini), kurtlar, penguenler, ilginctir ki termitler (beyaz karincalar), prairie vole (kuzey amerikaya ogu bir cayir faresiymis), kel kartallar, parazitik bir solucan turu (schistosoma mansoni), hamambocekleri, kunduzlar, shingleback skink adinda garip bir kertenkelemsi, baykuslar, ahtapotlar, kanada turnasi (sandhill crane), kara akbaba, hippocampus abdominalis (buyuk karinli denizati). kaynak olarak verdigim siteler rezil rusva, ama akademik yayin bulamadim ne yazik ki. affedin.

yukaridaki liste eger dogruysa, sacma sapan hayvanlarda goruluyor bu tek eslilik. yani belirli bir patern yok, "kafadanbacaklilar komple tek eslidir" gibi veya "kanatli hayvanlar aslinda tek eslidir" gibi bir onermede bulunamiyoruz. birbirleriyle alakalari sadece omurgali olmalari diyecektim ki arada omurgasizlar da var. demek ki kanat, bacak, omurga dinlemiyor bu tek eslilik konusu. baska bir sey olmali. genetik desek mesela? bu turlerin daha primitif ve daha komplike (kaba tabirle oncesi ve sonrasi turlerine) bakmak lazim ama o da pek kurtarir gibi degil. mesela kurtlarda gorulen tek eslilik neden kopeklerde, cakallarda veya tilkilerde yok, ya da beyaz karincalarda gorulen tek eslilik neden siyahlarda yok. genetik olmasi da bence saglam bir temel degil. geriye "sosyal" olma ihtimali kaliyor. "adaptif bir davranis olarak evlilik". olabilir mi, ona da bakalim.

simdi, monogami tek eslilik ve ortak yasam alanidir dedik. poligyny, bir erkegin birden fazla disi ile birlikte olmasiyken (harem) poliandry tam tersi, bir disinin birden fazla erkekle birlikte olmasi (reverse-harem).

polygyny icin baktigimizda, bir erkek onlarca disiyle birlikte olup yuzlerce yavru sahibi olabilir. bu disileri ve yavrularin hepsini korumasi cogu zaman ve cogu tur icin pek de mumkun degil. genellikle bu tur birlikteliklerde erkek birey uremeye katilip sonrasiyla ilgilenmez, disi butun isi kendisi yapar. erkegin acisindan baktigimizda bircok es, cok daha fazla yavru. disinin acisindan baktigimizda 1 es ve bir veya birkac yavru.

polyandry icin baktigimizda bir disinin biren fazla erkek esi oluyor fakat disinin hamilelik sayisi ayni, yavru sayisi da ayni. yani bir disi penguen bir erkek penguenle de ciftlesse, 15 erkek penguenle de ciftlesse 1 kez hamile kalip belirli sayida yavru dunyaya getirecektir. buna gore polygyny ile polyandry arasinda disi acisindan pek de bir fark yok.

disi icin birsey degismezken erkek cok buyuk bir avantaj kaybediyor (birden fazla disiyi dolleyip cok daha yuksek sayida yavru uretmek varken), peki neden monogamiyi secmis bu turler. neden insan tek esli olmus.

`birinci hipotez`: es savunma hipotezi. bu dusunceye gore ozellikle disi sayisi az ve disiler cok genis bir alana dagildiysa erkek birey disiyi baska bireylerle ciftlesmesinden alikoyar, daha dogrusu diger erkeklerin disisiyle ciftlesmesini engeller. mesela clown shrimp disileri cok nadir bulunur ve cok kisa sureligine ciftlesmeye uygundur. erkek, bir disiyle karsilastiginda onun yanindan ayrilmaz, dollenme zamani geldiginde disiyi doller ve baska erkeklerin dollemesini engeller. bunu yapmazsa ikinci erkegin spermleri birincinin spermleriyle yarisabilir, hatta yarisi kazanip zigotu olusturabilir. bu tek eslilige fakultatif monogami deniliyormus, disi hilesi yazip ortaligi disi karidesle doldurdugunuzda monogami falan kalmiyor demek heheh.

`ikinci hipotez`: es yardimi hipotezi. bu tur monogami mecburi monogami olarak adlandiriliyormus. doguma ve sonrasina yardim eden es, yavrunun hayatta kalma sansini cok fazla yukseltmis oluyor. bu da yavrusu savunmasiz ve tehlikeye acik dogan canlilarda gorulmesini normal kiliyor (ornegin insan, rodentlerin cogu vs.). hele ki denizati gibi yavruyu erkegin tasidigi turlerde ise bu tip monogami cok daha adaptifmis.

parental ilgi diyerek bunu daha da acarsak, olaya kar zarar dengesi giriyor biraz. enerjiyi, kaynaklari ve zamani ciftlestikten sonra baska bir ciftlesme yerine disiyle kalip yavrunun bakimina harcamak daha kârli olacaksa monogami daha akillica bir hareket olacaktir, hem disi, hem erkek hem de yavru icin. fareleri ele alalim ornegin, fare yavrusu dogdugunda ufacik, tuysuz ve kor dunyaya gelir. soyle bir goruntuleri olur erkek fare yavrusunu birakip butun isi disinin uzerine atsa bu fareler hayatta kalabilir mi sizce?

evet kalabilir! fareler tek esli degildir cunku. bir kafese 2 erkek fare, 8 disi fare koydugunuzda erkeklerden biri digerini oldurur! uretim kafeslerinde hareme izin verilir (bir erkek birden fazla disi) fakat ayni batinda dogan erkek kardesler bile ayrilir birbirlerinden. buradan "erkek fare "gozlerimi kaparim vazifemi yaparim, gerisine karismam" sonucu cikartmayin. erkek fare de yardimci olur disisine, fakat disi dogum gerceklestikten sonra kendi ihtiyaclarini karsilayabilecek durumdadir. yavrularinin uzerinde surekli yatmasina gerek yoktur, tuvalet ihtiyaci icin veya yemek-su icin yavrularini kisa sureligine birakabilir (laboratuvar ortaminda yem ve su ad libitum oldugu icin boyle tabi bu. dis dunyada yiyecek ve su bulabilmek icin aramaya cikmasi lazim. boyle bir durumda yavrularindan cok uzun sure ayri kalirsa yavrular isil dengelerini saglayamadiklari icin hipotermiden olur).

monogami, boyle savunmasiz bir yavru dunyaya getiren farede bile yoksa neden insanda var peki. cogu primat (ki hepsi memelidir) monogamik degildir fakat yavrusunu buyutene kadar da baskasiyla ciftlesmez. bazen, erkek sirf disiyle ciftlesebilmek icin disinin yavrusunu oldurur. bakacak yavrusu kalmayan disi ise engel kalmadigi icin ciftlesir. erkegin bu "bebek oldurme" davranisina infantisit deniliyor. eger erkek birey, disisiyle ve yavrusuyla goc edecek ise ve infantisite karsi yavrusunu koruyabilecekse monogami avantajlidir. insan erkegi de disiyle birlikte hareket edip yavrusunu koruyabilecek potansiyeldedir cogunlukla, bu yuzden monogami elverislidir. bu yuzden insan evlenir, kendini tek bir ese adar, yavrusuna bakacagina inanir fakat isler pratikte oyle gitmez.

"paternal care" ya da "bipaternal care" dedigim seyi cogu erkek yapmaz. cocugun yapimina katkida bulunur, gerektiginde yavru bakimina da yardim eder ama oflaya poflaya yapar bunu. yapmak istemez. gece cocuk zirladiginda "hatun kalk sen bak" der. "anasi sen degil misin, dogurmayaydin" der. "sira sende" der. sira kendisinde bile olsa "ben sabah erken kalkiyom, ise gidiyom, size bakabilmek icin kopek gibi calisiyom" der. der oglu der. disinin yavrusuyla ilgilendigi sure, erkegin varliginda veya yoklugunda degismez genellikle. burada kafanizin karismasi gerekiyor. "erkek eve para getirmezse disi nasil cocukla ilgilenecek, nasil ayni sure vakit gecirecek yavrusuyla" sorusunu soranlar hala benimle. sizin icin acikliyorum.

erkegin varliginda yiyecek ve siginak bulmayi (gunumuz sartlarinda market alisverisini ve ev kirasini) erkek ustlenir. erkek butun dis isleri halleder, devamliligi saglar. disi ise bebegin bakimini ustlenir ve yuvanin (evin) temizlik duzen vs islerini halleder. camasir yikar, utuler, yemek yapar, bebegin boklu bezini degistirir falan. boyle bir senaryoda disinin yavrusuyla gecirdigi vakit 18 saat olsun. kalan zamana da iste vakit buldugunca ev islerini, yemegi, temizligi ve uykuyu sigdirmaya calisir. erkegin yavrusuyla gecirdigi vakit peki? 1, tas catlasin 2 saat.

peki ortadan erkegi kaldiralim. disi hem evin ic islerini yapmali, hem de kira ve market alisverisini yapmali diyelim. gunluk hayati nasil olacak ben soyleyeyim size. 18 saat bebegiyle ilgilenecek, kalan zamana da iste vakit buldugunca ev islerini, yemegi, temizligi, uykuyu ve `is hayati`ni sigdirmaya calisir. temizlikten zaman kirpar, uykusundan zaman kirpar, 2 gunde bir yemek yapar, ama yavrusuna ayirdigi vakit degismez (teorik olarak tabi. pratikte bu kadar olmayacagini ben de biliyorum).

peki bu bizi strict monogamy yapar mi, yoksa fareler gibi "zorda kaldigimizda yavru bakimina ve ese yardim eden, ama aslinda bunu yapmayi hic de istemeyen" canlilar miyiz? bence oyleyiz. firsat buldugumuzda hemen baska denizlere yelken acmak, baska ciceklerden bal toplamak istiyoruz. hayir demeyin simdi, cogu genc erkek bu sekilde dusunur cunku hayatinin en guclu ve verimli donemindedir. spermleri kalitelidir, fiziksel olarak gucludur ve kendine guveni zirvededir. yeterince uzun bir kaldiracla dunyayi yerinden oynatabilecek durumdadir. bu da pelinsuya asik erkek bireyin gamzelerin bacaklarini dikizlemesine, gizemlerin memelerini kesmesine, mervelere gidip gelmesine sebep olacaktir.

komers ve brotherton'a gore, memelilerdeki monogaminin en yaygin ortak ozelligi disilerin yalniz veya kucuk basibos gruplar halinde dolasmasiyla ortaya cikan "erkek hegemonyasi"dir. erkek, yalniz bir disi gordugu zaman onu sahiplenir, baskasina vermez. baska bir disi gordugu zaman onu da sahiplenir, onu da baskasina vermez. eskiden yag ve seker az bulundugu icin nasil ki vucut bunlara karsi "aa ne guzel tadi var, aa negzel yumusaciik" falan gibisinden mekanizma gelistirdiyse erkek de disiye karsi boyle mekanizma gelistirmis olmali. "aa negzel disi, hemen alayim. aa bu daha guzel, bunu da alayim ama eskisini atmayayim"

peki hayvanlardan, tek eslilikten, cocuk buyutmekten bahsettik zibilyon saattir. bu "ortak yasamin" ve "tek esli" olmanin toplum uzerine etkisi ne. oncelikle bu konuda google'a sorgu girince "esra erolun evlilik programi yararli mi degil mi" diye yazi cikiyor. benim derdim programlarla degil evliligin kendisiyle.

her zaman oldugu gibi yabanci kaynaklara bakacagiz yine. bu sitede bazi grafikler var, amerikan toplumunda yapilan ailelerin ne dusundugunu gosteren. mesela evli ciftler (bosansin veya bosanmasin) 70% civarinda cocuk sahibi olmanin onemli olduguna inanirken hic evlenmemis bireylerin 35% kadari cocuk sahibi olmanin onemli oldugunu dusunuyor. hirsizlik ve tekrarlayan market soygununda intakt ve evli ailelerin cocuklariyla evli olmayip birlikte yasayan iki biyolojik ebeveynin cocuklarinin suca karisma orani hemen hemen birbirine yakin, fakat ebeveynlerden biri uvey oldugu zaman (evli olsun veya olmasin) suc orani artiyor. bu da aslinda evliligin cok da supersonik bir kurum olmadigini gostermeye yeter bir isaret.

kaldi ki, birlikte yasayan bireyler (evli olmayan) birbirlerine karsi cok daha fazla serbest alan birakan ve saygi duyan bir benimseyis icerisindeyken evlilik icin imza atildiktan sonra bu kisisel alana saygi ve kisisel ozgurlugun dokunulmazligi yerini dominansiye ve yer yer agir mudahalelere birakiyor. bu "imzaya olan guven" her iki tarafi da cok agir yipratiyor. suslu yazilisini bir kenara koydugumuzda ortaya cikan anlam su: evlenmeden birlikte yasayan adam kaybetme korkusuyla esinin uzerine titrerken evlendikten sonra "bastim nikahi artik benimdir, hicbir yere gidemez" moduna burunuyor. adam dedigime bakmayin, cinsiyet ayrimi yapmadan yaziyorum. sevismeyi bilmeden olu balik gibi yatan disiler beklentilerini ars-i ala'ya dokunacak derecede yuksek tutuyor (sevismek burada bir odul mekanizmasi) ya da gunun 18 saati isyerinde yolda orda burda olup esine gereken ilgiyi gostermeyen erkek birey seks bekliyor.

her iki tarafin da beklentileri cok buyuk, fakat beklentiler karsilanmayinca husran daha da buyuk oluyor. erkek "sahiplenmek" ister, ama bu sahiplenmek oyle kol kanat germek gibi degil pek. kolelestirmeye yakin bir sahiplenme. yemegini hazirlasin, kiyafetlerini yikasin, evi temiz ve duzenli tutsun, erkek istedigi zaman da seks yapsin. pretty much like that. ye ic sevis durtusu.

disi ise luks ve renkli bir hayat ister. hayvanlarda da gerci bu boyle. disi, erkegin en renklisini, en guzel tuylusunu, en guzel oteni, en guclusunu vs secer. aslanlar ya da tukanlar parayi icat etmedi henuz tabi heheh. insan disisi de boyle. en guzel sarki soyleyeni veya en guzel saci olani degil en kasli olani, en zengin olani seciyor. cunku biliyor ki para=guc. sectigi es ne kadar paraya sahipse, ne kadar gucluyse o kadar rahat edecek. daha buyuk ev, daha guzel araba, marka elbiseler, mucevherler, hatta belki hizmetciler vs.

peki bu evlilikte disinin gorevi ne? erkegin istedigi yemek, temiz kiyafet, evin temizligi duzeni vs hep hizmetciler tarafindan yapiliyorsa, evlendigi kadin ne yapacak bu adamin gozunde. geriye sadece seks kaldi degil mi :) erkek ise gidip daha cok para kazanir, kadina daha cok para verir. kadin o parayla mucevher alir, gezer tozar, yeni hizmetciler alir, cocugu varsa bakici alir, kocasiyla vakit gecirmez, geciremez. ikili sadece seks icin bir araya gelir. aradaki cekim biter, "evlilik aski oldurur". ondan sonra "kudret benimle hic ilgilenmiyosun, gunde 5dk sadece, o da belki" gibisinden tartismalar yerini "eskiden her gun 5 dakikaydi simdi haftada bir kez, o da ne zaman isten vakit bulursan kudret!" kavgalarina birakir. kadin duygusal olarak kendini doyurmak, sectigi es tarafindan ilgilenilmek ister; ama erkek bireyimiz daha cok calisip daha fazla para kazandigi zaman, disiyi daha luks ve daha konforlu yasattigi zaman gorevlerini yaptigini dusunur. sonra da ayrilirlar, olan yavrucagimiza olur.

ayrica "evli olma hali"nin verdigi guvence, o imzaya sirtini yaslama cok beter bir durumdur. taraflar nedense profesorluge erismis akademisyen gibi, bir anda butun cabalarindan vazgecer, gotu gobegi salar, uretkenlikleri duser, insanliga katkilari azalir. hele ki cocuklari olursa daha da beter, dunyanin butun amaci bunlarin cocuklarina hizmet etmekmis gibi, balkona cikip arsizca "ali'nin karni aciktiiii" diye bagirabilirler heheh. ilgili video: video

velhasil, yoruldum ulan yazmaktan. 3 saat gecmis ben bu entrynin yazimina baslayali. evliligin toplumsal etkilerine deginemedim ama onu sonra editler daha da genisletirim. ozetle evlilik zararli bisey. evlenmeyin iste.

kaynaklar
1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/nbk97287/
2. http://www.reed.edu/biology/professors/srenn/pages/teaching/web_2007/kwmn_site/index.html
3. http://www.jstor.org/stable/50898?seq=1#page_scan_tab_contents
4. http://www.curiosityaroused.com/nature/10-monogamous-animals-that-mate-for-life/
5. http://mentalfloss.com/article/55019/10-monogamous-animals-just-want-settle-down
6. http://animals.nationalgeographic.com/animals/photo-ark/pictures/monogamous-animals/#/photo-ark-monogamous-prairie-vole_94135_600x450.jpg

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

- istanbulda yasayip istanbulu bilmiyor olmama ragmen istanbul rehberiniz olabilirim. gonul isterdi ki gelin bende kalin diyeyim, ama henuz evim barkim yok. olsun siz yine de gelin, kaybola kaybola gezeriz
- ingilizcem biraz ortalamanin uzeri sayilabilir. ya sunu sunu anlamadim, ne diyor la burda dediginiz kisim varsa paslayin gelsin.
- immunolojiye asigim. henuz pek birsey bilmiyor olabilirim (bana gore) ama molekuler temellerimiz var allahtan. sebebini merak ettiginiz bisey varsa, altinda yatan mekanizmayi falan anlamadiysaniz paslayin. ben bilmiyorsam arastiririm, olmadi hocama sorarim.
- gonullu calisma varsa, sosyal sorumluluk projesi varsa ben varim. avrupa projesi varsa onda da varim (daha onceden 2 projem var katildigim). yollayin daveti, her turlu katiliriz youth in actionlara.

not. 0 pozitif. en tatli kan

moleküler biyoloji ve genetik

mezun oldugum bolumdur. para yok diyenleri takmamasi gereken ogrencilere sahip bolumdur ayrica. ne demek bu, ben bile okuyunca "ne demisim lan burda" dedim ne yalan soyelyeyim. su anlama geliyor bu: "molekuler biyolojide para yok yeaaa bosver okuyup ne yapcan yeaaaa" diyenleri takmayin. kendinize ornek alacaginiz adam ne aziz sancar olsun, ne watson-crick ibneleri olsun, ne proje hocaniz ne danismaniniz.

para istiyosaniz kendinize ornek alacaginiz adami acikliyorum, beyler ozellikle siz iyi dinleyin. `craig venter`

bu adam artik parayla gotunu silecek pozisyona gelmis durumda. senden benden daha mi fazla calisiyor hayir. e neden o 300 milyon dolarlik proje butcesine sahipken sen kicikirik 60.000lik tubitak projesi icin yirtiniyosun? cevap calismak degil aziz kardeslerim, cevap dusuncede.

senin ulkende ilac sirketlerinin arge tesisleri "nasil cakma vermidon yapariz da patente para odemeyiz amg" diye dusunurken, hep kafa cakalliga calisirken adamin kafa yapay genom yapmaya calisiyo. sonra o genomu bakterinin icine tikistirip o bakteriyi hayatta tutmaya ugrasiyo. adam laboratuvarda bakteri yapti ulan daha otesi var mi. 300 az bile istemis, ben olsam 1 milyar isterdim.

herif orda tanricilik oynuyor, yarattigi ture isim veriyor (bkz: synthia) biz burda hala western yapip 0.12 bucuk impactli dergiye yayin diye yollayalim. ulan yaptigin isi ben lisansta yapiyodum duduk. protein izole et, jele yukle, yurut, transfer-blot yap, antibody at ustune sonra goruntu al. bunu da utanmadan yayin diye bas. pu senin dusuncene sokayim principal investigator gibi.

craig venter gibi olun. para onemli, parayi bosverin bu bolumde para yok diyenlere kulak asmayin. gozunuz yuksekte olsun ki ilerlemeniz hic durmasin. yildizlari hedef alip ates edin `swh`

zamaninda boyle yazmisim molekuler biyoloji ve genetik hakkinda. olay yasadikca ben buranin altini doldururum zaten heheh.

ps. bu basligi acmayip bir molekuler biyolog olan bana acma sansini biraktiginiz icin basta saygideger adminlerim, kiymetli moderatorlerim ve sevgili yazar arkadaslarima sdjfgjs bi gulme geldi devamini getiremiyciim cumlenin.

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

- istanbulda yasayip istanbulu bilmiyor olmama ragmen istanbul rehberiniz olabilirim. gonul isterdi ki gelin bende kalin diyeyim, ama henuz evim barkim yok. olsun siz yine de gelin, kaybola kaybola gezeriz
- ingilizcem biraz ortalamanin uzeri sayilabilir. ya sunu sunu anlamadim, ne diyor la burda dediginiz kisim varsa paslayin gelsin.
- immunolojiye asigim. henuz pek birsey bilmiyor olabilirim (bana gore) ama molekuler temellerimiz var allahtan. sebebini merak ettiginiz bisey varsa, altinda yatan mekanizmayi falan anlamadiysaniz paslayin. ben bilmiyorsam arastiririm, olmadi hocama sorarim.
- gonullu calisma varsa, sosyal sorumluluk projesi varsa ben varim. avrupa projesi varsa onda da varim (daha onceden 2 projem var katildigim). yollayin daveti, her turlu katiliriz youth in actionlara.

not. 0 pozitif. en tatli kan

lgbti

olay hormonal, genetik, icten gelen bisey diyenler icin soyle bir sorum var. `karsilikli rizaya dayali ensest iliski` normal midir.

mesela su acidan dusunun, 25 yasinda bir kiz ve 45 yasinda baba (ya da tam tersi).

her iki birey de kanunen resit, akli basinda ve ureme potansiyeli acisindan olgun bireyler. verilen karari (ensest birliktelik) savunmuyorum ya da desteklemiyorum. hepimizin dedigi gibi en kibar tabirle bana "itici" geliyor aile bireylerimle birlikte olma dusuncesi (hani sadece anne baba kardes ozelinde de degil, kuzenlerim, babanin halasinin kizi, annenin amcasinin oglu falan gibi yari-uzak akrabalar da dahil).

icten gelen istek, hormonal olmasi vs savina diyorum ki, farzimisal escinsellik de genetik, hormonal, hastalik degil dogustan gelen bir durum olsun. eger ensest de bu sekilde genetik ve hormonal ise buna da saygi duyulmasi gerekmez mi. psikolojik rahatsizliktan ruh hastasi olmaya kadar itin gotune sokup cikartilmasi mi gerekir.

o psikolojikse bu da psikolojik. o genetikse bu da genetik. hormonalsa hormonal falan. ama su iki duruma bakildiginda yazarlarin tutumlari cooook farkli olacak. bu da ne kadar ikiyuzlu oldugumuzu gosteriyor.

***

isin bir de evrimsel boyutu var. escinsellik dogal secilime aykiri. yeni nesil uretemezseniz hayatta kalamazsiniz, hayatta kalamazsaniz turunuzun soyu tukenir. hayat sahnesinde kalabilmek icin mutlaka bir cocuk yapmaniz sart. safi escinsel bireyler defekt bireylerdir. populasyonun kanserli hucreleridir. nefret soylemi falan diye zirvalayacaklar illa ki cikacaktir, sacmalamayin. kanser de kimsenin isteyerek ya da tercih ederek oldugu bir hastalik degil, ve kanserli bireyler genellikle hayatta kalamiyorlar, her ne kadar kanser hucresi olmesi gerektigi durumda bir sekilde hayatta kalma yetenegi kazanmis psikopat bir hucre olsa dahi en sonunda organizma oluyorsa, escinsellik de boyle bir sey.

ha ilerde kanser oyle bir hal alir ki, kanserli bireyler kanserli olmayanlara gore daha iyi duruma gelir, onlar secilmeye baslar, o zaman kanserli bireyler de hayatta kalmaya devam eder. tipki escinsel bireylerin cocuk yapma yetenegi kazanip turun devam ettirebilme yetenegi gibi.

ayrica hic aslanlari gergedanlari ornek verip durumu normalize etmeye calismayin. siz hic `gay lionesses society - we do not eat cock but cock `(ilk cock penis olan, ikincisi horoz olan) gordunuz mu. goremezsiniz cunku boyle bisey yok. escinsel olup diger cinsle birlikteligi reddetme insanlarda var.

***

ha buna ragmen bu konuda genetik kokeni olduguna dair calismalar ve bulgular yok mu, var tabi. mesela science soyle] bir yazi paylasmis, metinde bahsettikleri xq28 makalesi de [http://science.sciencemag.org/content/284/5414/665 ~ surada fakat bu makalede bahsedilen sonuclari herkes elde edememis. o yuzden hemen ziplamayin "genetikmis oolum, genimizde varmis ben ne yapayim" diye uzerine. bu olmadigi icin epigenetik bakmislar zaten, gelecek vaad eden sonuclar da bulmuslar hani. ha ama hala bu bizim soyledigimizin gercekligini degistirmiyor. escinsel birliktelikler her ne kadar bireylerin genetik yatkinliklari da olsa ureme acisindan defekt birlikteliklerdir. sayica cogalmasi, neslin devamini engelleyecek ve insanligin yeryuzunden silinmesine kadar gidebilecek kadar tehlikelidir.

yoksa kimse demiyor gordugunuz yerde kaziga oturtup yakin diye.

215 bin boş üniversite kontenjanı

zibil gibi universite acilmasi yuzundendir. her sehre bir universite diyerek yuksekogretimin agzina sictilar.

yuksek ogretim bir ihtiyac degildir efendiler. yuksekogretim bir lukstur. liseden sonra isinize yaramayacaksa okumayin. bosuna zaman kaybisiniz.

sözlükte sevilmeyen yazarlar

kendi sitesinin reklamini yapanlarin "ben elitim, ben zekiyim, siz koylusunuz. ay gotum, siz kimsiniz ki beni seveceksiniz" zirvalarini iceren baslik. reklam yapmasan seni de severiz pasam. ya da bosver, ben yine sevmem skdjnsj.

evlilik

nedense toplumlarin onundeki en buyuk engellerden biri oldugunu dusunuyorum uzun zamandir. ozellikle turk toplumunun.

*** bu yazi safi kisisel dusuncelerimi icermektedir ve gorece uzun olacagini zannediyorum. ona gore okumaya baslamanizi tavsiye ediyorum, sonra yarisina gelince "ulan amma yazmissin issiz cocuk" demeyin***

simdi oncelikle yazinin ne anlatacagini ozetleyeyim. dilim elverdigince basitten karmasiga dogru tek esliligi anlatacagim once. hayvanlardan baslayip insana gelecegiz. monogami ile poligaminin birbirine gorece avantajlari-dezavantajlarina deginecegiz. en son da insan sosyal bir varlik oldugu icin, tek esliligin kutsal pakti olan "evlilik" sosyal olarak insan hayatini nasil etkilemis, tek esli degil de cok esli olsaydi insanlik nasil gelisirdi (veya cok esliligin toplum uzerine etkileri ne olurdu) hakkinda biraz yazip, almanyadaki halamgillere selam gondererek bitirecegim. vakit kaybetmeden hadi baslayalim, zaten yazi uzun olacak dedim.

kucuk bir tanimla baslayalim. monogami (tek eslilik) denilince genellikle insanlar "sadece bir karsi cins bireye sadik kalma ve baskasiyla seks yapmama" gibi bir anlam dusunuyorlar. monogami, iki karsi cinsin birbiriyle bir bag olusturup birbirleri disinda baska hicbir bireyle cinsel birliktelik yasamamasini ve "ortak bir alanda hayatlarini gecirmelerini" ifade eder aslinda. emory universitesi psychiatry and behavioral sciences bolumunden larry j. young demis ki "the term 'monogamy' does not imply lifelong exclusive mating with a single individual. in fact, many birds form pair bonds over a season, raise their offspring together, and then select another partner the following season. for biologists, monogamy implies selective (not exclusive) mating, a shared nesting area, and biparental care." // turkce meali: monogami terimi, tek bir bireyle hayat boyu suren bir birliktelik anlamina gelmez. bircok kus turu, donemsel olarak ikili baglar olustururlar ve yavrularini beraber yetistirirler, sonraki donemde baska bir es secerek onunla ikili bag kurarlar. biyologlar icin monogami, secici fakat ozel olmayan ciftlesme, ortak (paylasilan) yasam alani ve biparental ilgi (hem anne hem baba cocuk yetistirmesinde gorevli) iceren bir terimdir// is sadece baskasiyla yatip kalkmaktan ibaret degil yani, birlikte yasamak da giriyor isin icine. bu arada emory universitesi dunya siralamasinda 82. sirada imis.

peki. monogami tek bir ese sadik kalip sadece onunla uremek ve onunla hayat alanini paylasmaktir dedik. bunu insan disinda yapan kimler var once onlara bakalim. benim bulabildigim kadariyla cok fazla hayvan yok. gibbonlar, kugular, french angelfish (fransiz melekbaligi diye cevirmek isterdim ama bilmiyorum turkcesini), kurtlar, penguenler, ilginctir ki termitler (beyaz karincalar), prairie vole (kuzey amerikaya ogu bir cayir faresiymis), kel kartallar, parazitik bir solucan turu (schistosoma mansoni), hamambocekleri, kunduzlar, shingleback skink adinda garip bir kertenkelemsi, baykuslar, ahtapotlar, kanada turnasi (sandhill crane), kara akbaba, hippocampus abdominalis (buyuk karinli denizati). kaynak olarak verdigim siteler rezil rusva, ama akademik yayin bulamadim ne yazik ki. affedin.

yukaridaki liste eger dogruysa, sacma sapan hayvanlarda goruluyor bu tek eslilik. yani belirli bir patern yok, "kafadanbacaklilar komple tek eslidir" gibi veya "kanatli hayvanlar aslinda tek eslidir" gibi bir onermede bulunamiyoruz. birbirleriyle alakalari sadece omurgali olmalari diyecektim ki arada omurgasizlar da var. demek ki kanat, bacak, omurga dinlemiyor bu tek eslilik konusu. baska bir sey olmali. genetik desek mesela? bu turlerin daha primitif ve daha komplike (kaba tabirle oncesi ve sonrasi turlerine) bakmak lazim ama o da pek kurtarir gibi degil. mesela kurtlarda gorulen tek eslilik neden kopeklerde, cakallarda veya tilkilerde yok, ya da beyaz karincalarda gorulen tek eslilik neden siyahlarda yok. genetik olmasi da bence saglam bir temel degil. geriye "sosyal" olma ihtimali kaliyor. "adaptif bir davranis olarak evlilik". olabilir mi, ona da bakalim.

simdi, monogami tek eslilik ve ortak yasam alanidir dedik. poligyny, bir erkegin birden fazla disi ile birlikte olmasiyken (harem) poliandry tam tersi, bir disinin birden fazla erkekle birlikte olmasi (reverse-harem).

polygyny icin baktigimizda, bir erkek onlarca disiyle birlikte olup yuzlerce yavru sahibi olabilir. bu disileri ve yavrularin hepsini korumasi cogu zaman ve cogu tur icin pek de mumkun degil. genellikle bu tur birlikteliklerde erkek birey uremeye katilip sonrasiyla ilgilenmez, disi butun isi kendisi yapar. erkegin acisindan baktigimizda bircok es, cok daha fazla yavru. disinin acisindan baktigimizda 1 es ve bir veya birkac yavru.

polyandry icin baktigimizda bir disinin biren fazla erkek esi oluyor fakat disinin hamilelik sayisi ayni, yavru sayisi da ayni. yani bir disi penguen bir erkek penguenle de ciftlesse, 15 erkek penguenle de ciftlesse 1 kez hamile kalip belirli sayida yavru dunyaya getirecektir. buna gore polygyny ile polyandry arasinda disi acisindan pek de bir fark yok.

disi icin birsey degismezken erkek cok buyuk bir avantaj kaybediyor (birden fazla disiyi dolleyip cok daha yuksek sayida yavru uretmek varken), peki neden monogamiyi secmis bu turler. neden insan tek esli olmus.

`birinci hipotez`: es savunma hipotezi. bu dusunceye gore ozellikle disi sayisi az ve disiler cok genis bir alana dagildiysa erkek birey disiyi baska bireylerle ciftlesmesinden alikoyar, daha dogrusu diger erkeklerin disisiyle ciftlesmesini engeller. mesela clown shrimp disileri cok nadir bulunur ve cok kisa sureligine ciftlesmeye uygundur. erkek, bir disiyle karsilastiginda onun yanindan ayrilmaz, dollenme zamani geldiginde disiyi doller ve baska erkeklerin dollemesini engeller. bunu yapmazsa ikinci erkegin spermleri birincinin spermleriyle yarisabilir, hatta yarisi kazanip zigotu olusturabilir. bu tek eslilige fakultatif monogami deniliyormus, disi hilesi yazip ortaligi disi karidesle doldurdugunuzda monogami falan kalmiyor demek heheh.

`ikinci hipotez`: es yardimi hipotezi. bu tur monogami mecburi monogami olarak adlandiriliyormus. doguma ve sonrasina yardim eden es, yavrunun hayatta kalma sansini cok fazla yukseltmis oluyor. bu da yavrusu savunmasiz ve tehlikeye acik dogan canlilarda gorulmesini normal kiliyor (ornegin insan, rodentlerin cogu vs.). hele ki denizati gibi yavruyu erkegin tasidigi turlerde ise bu tip monogami cok daha adaptifmis.

parental ilgi diyerek bunu daha da acarsak, olaya kar zarar dengesi giriyor biraz. enerjiyi, kaynaklari ve zamani ciftlestikten sonra baska bir ciftlesme yerine disiyle kalip yavrunun bakimina harcamak daha kârli olacaksa monogami daha akillica bir hareket olacaktir, hem disi, hem erkek hem de yavru icin. fareleri ele alalim ornegin, fare yavrusu dogdugunda ufacik, tuysuz ve kor dunyaya gelir. soyle bir goruntuleri olur erkek fare yavrusunu birakip butun isi disinin uzerine atsa bu fareler hayatta kalabilir mi sizce?

evet kalabilir! fareler tek esli degildir cunku. bir kafese 2 erkek fare, 8 disi fare koydugunuzda erkeklerden biri digerini oldurur! uretim kafeslerinde hareme izin verilir (bir erkek birden fazla disi) fakat ayni batinda dogan erkek kardesler bile ayrilir birbirlerinden. buradan "erkek fare "gozlerimi kaparim vazifemi yaparim, gerisine karismam" sonucu cikartmayin. erkek fare de yardimci olur disisine, fakat disi dogum gerceklestikten sonra kendi ihtiyaclarini karsilayabilecek durumdadir. yavrularinin uzerinde surekli yatmasina gerek yoktur, tuvalet ihtiyaci icin veya yemek-su icin yavrularini kisa sureligine birakabilir (laboratuvar ortaminda yem ve su ad libitum oldugu icin boyle tabi bu. dis dunyada yiyecek ve su bulabilmek icin aramaya cikmasi lazim. boyle bir durumda yavrularindan cok uzun sure ayri kalirsa yavrular isil dengelerini saglayamadiklari icin hipotermiden olur).

monogami, boyle savunmasiz bir yavru dunyaya getiren farede bile yoksa neden insanda var peki. cogu primat (ki hepsi memelidir) monogamik degildir fakat yavrusunu buyutene kadar da baskasiyla ciftlesmez. bazen, erkek sirf disiyle ciftlesebilmek icin disinin yavrusunu oldurur. bakacak yavrusu kalmayan disi ise engel kalmadigi icin ciftlesir. erkegin bu "bebek oldurme" davranisina infantisit deniliyor. eger erkek birey, disisiyle ve yavrusuyla goc edecek ise ve infantisite karsi yavrusunu koruyabilecekse monogami avantajlidir. insan erkegi de disiyle birlikte hareket edip yavrusunu koruyabilecek potansiyeldedir cogunlukla, bu yuzden monogami elverislidir. bu yuzden insan evlenir, kendini tek bir ese adar, yavrusuna bakacagina inanir fakat isler pratikte oyle gitmez.

"paternal care" ya da "bipaternal care" dedigim seyi cogu erkek yapmaz. cocugun yapimina katkida bulunur, gerektiginde yavru bakimina da yardim eder ama oflaya poflaya yapar bunu. yapmak istemez. gece cocuk zirladiginda "hatun kalk sen bak" der. "anasi sen degil misin, dogurmayaydin" der. "sira sende" der. sira kendisinde bile olsa "ben sabah erken kalkiyom, ise gidiyom, size bakabilmek icin kopek gibi calisiyom" der. der oglu der. disinin yavrusuyla ilgilendigi sure, erkegin varliginda veya yoklugunda degismez genellikle. burada kafanizin karismasi gerekiyor. "erkek eve para getirmezse disi nasil cocukla ilgilenecek, nasil ayni sure vakit gecirecek yavrusuyla" sorusunu soranlar hala benimle. sizin icin acikliyorum.

erkegin varliginda yiyecek ve siginak bulmayi (gunumuz sartlarinda market alisverisini ve ev kirasini) erkek ustlenir. erkek butun dis isleri halleder, devamliligi saglar. disi ise bebegin bakimini ustlenir ve yuvanin (evin) temizlik duzen vs islerini halleder. camasir yikar, utuler, yemek yapar, bebegin boklu bezini degistirir falan. boyle bir senaryoda disinin yavrusuyla gecirdigi vakit 18 saat olsun. kalan zamana da iste vakit buldugunca ev islerini, yemegi, temizligi ve uykuyu sigdirmaya calisir. erkegin yavrusuyla gecirdigi vakit peki? 1, tas catlasin 2 saat.

peki ortadan erkegi kaldiralim. disi hem evin ic islerini yapmali, hem de kira ve market alisverisini yapmali diyelim. gunluk hayati nasil olacak ben soyleyeyim size. 18 saat bebegiyle ilgilenecek, kalan zamana da iste vakit buldugunca ev islerini, yemegi, temizligi, uykuyu ve `is hayati`ni sigdirmaya calisir. temizlikten zaman kirpar, uykusundan zaman kirpar, 2 gunde bir yemek yapar, ama yavrusuna ayirdigi vakit degismez (teorik olarak tabi. pratikte bu kadar olmayacagini ben de biliyorum).

peki bu bizi strict monogamy yapar mi, yoksa fareler gibi "zorda kaldigimizda yavru bakimina ve ese yardim eden, ama aslinda bunu yapmayi hic de istemeyen" canlilar miyiz? bence oyleyiz. firsat buldugumuzda hemen baska denizlere yelken acmak, baska ciceklerden bal toplamak istiyoruz. hayir demeyin simdi, cogu genc erkek bu sekilde dusunur cunku hayatinin en guclu ve verimli donemindedir. spermleri kalitelidir, fiziksel olarak gucludur ve kendine guveni zirvededir. yeterince uzun bir kaldiracla dunyayi yerinden oynatabilecek durumdadir. bu da pelinsuya asik erkek bireyin gamzelerin bacaklarini dikizlemesine, gizemlerin memelerini kesmesine, mervelere gidip gelmesine sebep olacaktir.

komers ve brotherton'a gore, memelilerdeki monogaminin en yaygin ortak ozelligi disilerin yalniz veya kucuk basibos gruplar halinde dolasmasiyla ortaya cikan "erkek hegemonyasi"dir. erkek, yalniz bir disi gordugu zaman onu sahiplenir, baskasina vermez. baska bir disi gordugu zaman onu da sahiplenir, onu da baskasina vermez. eskiden yag ve seker az bulundugu icin nasil ki vucut bunlara karsi "aa ne guzel tadi var, aa negzel yumusaciik" falan gibisinden mekanizma gelistirdiyse erkek de disiye karsi boyle mekanizma gelistirmis olmali. "aa negzel disi, hemen alayim. aa bu daha guzel, bunu da alayim ama eskisini atmayayim"

peki hayvanlardan, tek eslilikten, cocuk buyutmekten bahsettik zibilyon saattir. bu "ortak yasamin" ve "tek esli" olmanin toplum uzerine etkisi ne. oncelikle bu konuda google'a sorgu girince "esra erolun evlilik programi yararli mi degil mi" diye yazi cikiyor. benim derdim programlarla degil evliligin kendisiyle.

her zaman oldugu gibi yabanci kaynaklara bakacagiz yine. bu sitede bazi grafikler var, amerikan toplumunda yapilan ailelerin ne dusundugunu gosteren. mesela evli ciftler (bosansin veya bosanmasin) 70% civarinda cocuk sahibi olmanin onemli olduguna inanirken hic evlenmemis bireylerin 35% kadari cocuk sahibi olmanin onemli oldugunu dusunuyor. hirsizlik ve tekrarlayan market soygununda intakt ve evli ailelerin cocuklariyla evli olmayip birlikte yasayan iki biyolojik ebeveynin cocuklarinin suca karisma orani hemen hemen birbirine yakin, fakat ebeveynlerden biri uvey oldugu zaman (evli olsun veya olmasin) suc orani artiyor. bu da aslinda evliligin cok da supersonik bir kurum olmadigini gostermeye yeter bir isaret.

kaldi ki, birlikte yasayan bireyler (evli olmayan) birbirlerine karsi cok daha fazla serbest alan birakan ve saygi duyan bir benimseyis icerisindeyken evlilik icin imza atildiktan sonra bu kisisel alana saygi ve kisisel ozgurlugun dokunulmazligi yerini dominansiye ve yer yer agir mudahalelere birakiyor. bu "imzaya olan guven" her iki tarafi da cok agir yipratiyor. suslu yazilisini bir kenara koydugumuzda ortaya cikan anlam su: evlenmeden birlikte yasayan adam kaybetme korkusuyla esinin uzerine titrerken evlendikten sonra "bastim nikahi artik benimdir, hicbir yere gidemez" moduna burunuyor. adam dedigime bakmayin, cinsiyet ayrimi yapmadan yaziyorum. sevismeyi bilmeden olu balik gibi yatan disiler beklentilerini ars-i ala'ya dokunacak derecede yuksek tutuyor (sevismek burada bir odul mekanizmasi) ya da gunun 18 saati isyerinde yolda orda burda olup esine gereken ilgiyi gostermeyen erkek birey seks bekliyor.

her iki tarafin da beklentileri cok buyuk, fakat beklentiler karsilanmayinca husran daha da buyuk oluyor. erkek "sahiplenmek" ister, ama bu sahiplenmek oyle kol kanat germek gibi degil pek. kolelestirmeye yakin bir sahiplenme. yemegini hazirlasin, kiyafetlerini yikasin, evi temiz ve duzenli tutsun, erkek istedigi zaman da seks yapsin. pretty much like that. ye ic sevis durtusu.

disi ise luks ve renkli bir hayat ister. hayvanlarda da gerci bu boyle. disi, erkegin en renklisini, en guzel tuylusunu, en guzel oteni, en guclusunu vs secer. aslanlar ya da tukanlar parayi icat etmedi henuz tabi heheh. insan disisi de boyle. en guzel sarki soyleyeni veya en guzel saci olani degil en kasli olani, en zengin olani seciyor. cunku biliyor ki para=guc. sectigi es ne kadar paraya sahipse, ne kadar gucluyse o kadar rahat edecek. daha buyuk ev, daha guzel araba, marka elbiseler, mucevherler, hatta belki hizmetciler vs.

peki bu evlilikte disinin gorevi ne? erkegin istedigi yemek, temiz kiyafet, evin temizligi duzeni vs hep hizmetciler tarafindan yapiliyorsa, evlendigi kadin ne yapacak bu adamin gozunde. geriye sadece seks kaldi degil mi :) erkek ise gidip daha cok para kazanir, kadina daha cok para verir. kadin o parayla mucevher alir, gezer tozar, yeni hizmetciler alir, cocugu varsa bakici alir, kocasiyla vakit gecirmez, geciremez. ikili sadece seks icin bir araya gelir. aradaki cekim biter, "evlilik aski oldurur". ondan sonra "kudret benimle hic ilgilenmiyosun, gunde 5dk sadece, o da belki" gibisinden tartismalar yerini "eskiden her gun 5 dakikaydi simdi haftada bir kez, o da ne zaman isten vakit bulursan kudret!" kavgalarina birakir. kadin duygusal olarak kendini doyurmak, sectigi es tarafindan ilgilenilmek ister; ama erkek bireyimiz daha cok calisip daha fazla para kazandigi zaman, disiyi daha luks ve daha konforlu yasattigi zaman gorevlerini yaptigini dusunur. sonra da ayrilirlar, olan yavrucagimiza olur.

ayrica "evli olma hali"nin verdigi guvence, o imzaya sirtini yaslama cok beter bir durumdur. taraflar nedense profesorluge erismis akademisyen gibi, bir anda butun cabalarindan vazgecer, gotu gobegi salar, uretkenlikleri duser, insanliga katkilari azalir. hele ki cocuklari olursa daha da beter, dunyanin butun amaci bunlarin cocuklarina hizmet etmekmis gibi, balkona cikip arsizca "ali'nin karni aciktiiii" diye bagirabilirler heheh. ilgili video: video

velhasil, yoruldum ulan yazmaktan. 3 saat gecmis ben bu entrynin yazimina baslayali. evliligin toplumsal etkilerine deginemedim ama onu sonra editler daha da genisletirim. ozetle evlilik zararli bisey. evlenmeyin iste.

kaynaklar
1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/nbk97287/
2. http://www.reed.edu/biology/professors/srenn/pages/teaching/web_2007/kwmn_site/index.html
3. http://www.jstor.org/stable/50898?seq=1#page_scan_tab_contents
4. http://www.curiosityaroused.com/nature/10-monogamous-animals-that-mate-for-life/
5. http://mentalfloss.com/article/55019/10-monogamous-animals-just-want-settle-down
6. http://animals.nationalgeographic.com/animals/photo-ark/pictures/monogamous-animals/#/photo-ark-monogamous-prairie-vole_94135_600x450.jpg

vajinal doğum yasaklansın

daha bu millet ne kadar saygi duyacak doktora muhendise avukata ogretmene ben anlamiyorum. sorsan hepsi kutsal, hepsi olmazsa olmaz. ulan bi doktor da ciksin desin ki "yau kardesim aslinda sihhi tesisatcilar olmazsa biz ayvayi yeriz." ya da bi muhendis cikip desin ki "ciftci olmasa olur geberip gideriz". varsa yoksa "ben olmasam hepiniz olur gidersiniz" dusuncesi. yalan mi, sapkayi onunuze koyup tarafsizca dusunun.

dunya saglik orgutunun aciklamasini refere edip, "sezaryen dogum oranim 15% orani asmadi" deyip uzerine vajinal dogum yasaklansin demek de ayri bir abes. bu ne perhiz bu ne lahana tursusu. ha bu entrynin altinda yatan sebebi sozlugu su son 2-3 gundur takip etmis olanlar iyi biliyordur ama bilmeyenler icin acik acik yaziyorum: got korkusu. koru hastanesine yapilan agir linc sonucunda "acaba bi hata yaparsam beni nasil linc ederler" korkusu var. baska bisey degil bu. ki hastaneye yapilanlar sonuna kadar hakli.

insan hayatiyla oynuyorsunuz. yapilan meslekten dolayi saygi duyulmasi, beyli hanimli hitap edilmesi, indirimler/ucretsiz hedeler, el ustunde tutulmak, ortamlarda "ben cerrahim hayat kurtariyorum ehehe mehehe" demek falan guzel seyler tabi, ben olsam ben de derim orasi ayri, ama yapilan hatanin geri gelmeyecegi de asikar. motor ustasi degilsiniz, motor ustasi olsaniz tam tamir edemediginiz arabayi geri getirirler, motoru soker bastan tamir edersiniz. ama ameliyat ettiginiz insani tekrar acip "ay ben yanlis yapmisim dur bidaha ameliyat edeyim" diyebilir misiniz. ya da kaybettiginiz hastayi geri getirebilir misiniz (yaktiginiz motoru belki geri getirebilirsiniz. belki)

bu yuzden hataya yer yok mesleginizde. insanlarin tahammulsuz olmasi da bu yuzden. eyyorlamam bu kadar.

ps. eksi sozlukte vajinal mikrobiyotaya maruz kalmakla immun sistem arasinda biseyler yazmistim. buraya kopyalamaya useniyorum isteyen okusun. bi de spf-gf mice ile ilgili makale koydum, o da okunasi.

edit. genc doktorlar rahatsiz olmus sjshjsjdgs. dogrulari soyleyince hosunuza gitmedi di mi. ağlayacaksanız oynamayalım

marketteki ürünü tüketip ambalajını kasadan geçirmek

gorgusuzluktur. parasini vermeden, senin olmayan bir seyi yiyip icmek hirsizliktir. "ama ben parasini veriyoruuummm" romantikligi bu durumu degistirmez.

ha ben yapmiyor muyum, evet yapmiyorum tabi amk. yapsam boyle der miydim *

edit. insan vucudu gunlerce susuz kalmaya yetecek donanimda bir yapi. 5 dakika su icmeden durabilirsiniz. suyu sabunu bahane etmeyin bosuna.

cocugunu iyi egitememis ailelerin sorumlusu da market kasiyeri degildir. vicik vicik her yeri cikolata olmus ambalaji kasiyer cocukcagizlarin ellerine tutusturuyorsunuz, sonra barkod bulacam diye evirip ceviriyorlar, hatta eli avcu bulas bulas bulasik oluyor. kimsenin sumuklu cocugu yuzunden ellerini cikolataya bulamak zorunda degil insanlar.

ayrica ulan ne kadar bencil yaratiklarsiniz ya. cukunuzun keyfine sevismeden once bile "lan ya hpv varsa, ya hiv varsa, ya hastalik kaparsam" diye kirk turlu dusunup elalemin insanina yaladiginiz su sisesini nasil tutturabiliyorsunuz aklim almiyor. ikiyuzluluk boyle birsey iste.

tıbbiyeli itiraf

aglama duvarina cevirmissiniz burayi yine amina koyim ya. arakanda oldurulen muslumanlara bu kadar agladinizhdbdnfmglhlh tutamadim kendimi

cok uzun yazmayin su itiraflari lan. okurken next next next yapasim geliyor. bi de paragraf yapin amk. meydan larousse gibi entry girip enter tusunu kullanmadan cikiyonuz isin icinden, okurken kanser oluyorum. yapmayin soyle.

bi de bi de sey, depresif kizlar eklesin bisey deniycem.

diş hekimlerindeki tripler

vay amk adamdaki egoya bak. daha tip 1. sinifta; okulunu bitirmis meslegini eline almis, abisi/ablasi yasindaki dis hekimi ezikledi diye "ben tip kazandim doktor bey diyeceksiniz!!1!!11!1" triplerine girmis, bi de fan toplamak icin sozluge yazmis. iyi yapmis disci. evet disci *

edit. tekrar okudum, degisen bisey yok. adam beyin cerrahligini eziklemis, yazar cevap verememis gelmis burda sizlanmis. rezalet puanim 0.72/10

edit 2. saygisindan cevap vermemis. rezalet puanimi guncelliyorum. 0.12/10 daha buyuk rezalet lan. dilin tutulsun abin ablan yasindaki adama karsi, burda klavye arkasindan onun goremeyecegi bi ortamda arkasindan salla. bordo klavyeli seni gidi *

edit 3. tanim girmeyi unutmusum. tanim: olmayan triplerdir.

edit 4. ben bu entryyi duzenleyip yayinlamayi unutmusum. duzenledim. yayinladim. kisisel hakaret yok bunda canlar.

topuklu ayakkabı

stilettodur. aksini iddia eden mantar topuklu sandalettir.

ayrica allah askina, su stilettolari pantolon altina giymeyin. nasil ki takim elbisenin altinda adidas superstar giyilmezse kot altina da stiletto giyilmez. resmi kiyafetlerinizin altina giyin sunlari. yazik ediyosunuz.

stilletto: https://pelininayakkabilaricdn.r.worldssl.net/uploads/urunresimleri/thumb/8-cm-siyah-suet-stiletto-ee1f.jpg
mantar topuklu sandalet: https://img.mecrea.com/upload/original/image5750450acd1b5.jpg

içerik kuralları - iletişim