carnivore

Durum: 1915 - 13 - 8 - 0 - 19.04.2019 23:26

Puan: 18708 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yönetici.

Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.
  • /
  • 192

sıvı sıvı seviyesi

anevrizmatik kemik kistinin mri bulgusu.
çok hoş ve tanımlayıcı bir görüntü


pelvis grafisinde görülen soda şişesi

oral yoldan alında bir dert, rektal alınsa başka bir dert.
açıklaması yok. girdi yani. pıt etti.

ayrıca bir çeşit intihar yöntemidir.

bu başlık üzerine internetten bayağı bir grafi baktım. genelde bira şişesi kullanılmış. kıçına bir şey sokacak kadar cesur ama kıçında bir şey patlar diye korkak olan bu tip insanların grafisinde şişe üzerinde hava sıvı seviyesi bulunmamaktadır.

barbar

ilkel insan. kabile veya küçük toplulukta yaşayan ve ilkel kültürne devam eden insanlar.
sözcük ilk olarak yunanlılar tararfından kullanılmıştır. yunan olmayan toplulukları tanımalmıştır. sonrasında antik romada sık kullanılmış ve romalı olmayan kelt, iberyalı, berberi gibi kavimleri tanımlamıştır. bizans imparatorluğunda ise türkler barbar olarak nitelendirilmiştir.

o dönem kafa yapısına uygun olan ırkçı yaklaşımlar bunlar.


evet. barbarın bir kullanım alanı ise insanlara zarar veren insanlar , örneğin haydutlar için kullanımıdır ki bu bence en güzel kullanımlarından birisidir.

komünizm ve sosyalizm farkı

komunizm ve soyalizm birbirini destekleyen ideolojiler olduğu için birbiri ile karışmaktadır.
komunizm totaliter bir yönetim şekli iken, sosyalizm eşit geliri hedefleyen ekonomik bir sistemdir. yani birisi yönetim şekli iken diğeri ekonomik bir sistem.

tıpkı liberalizm ve kapitalizm gibi.

hindistan

hint avusturalya levhasının kuzey bölgesinde bulunan coğrafi bölge. evet . yanlış duymadık. hindistan bir zamanlar okyanusta yüzen sakin bir ada iken günün birinde asya kıtası ile çarpışıp dünyenın en büyük dağ dizisinin yani himalayaların oluşmasına neden olmuş.

yarımada kabaca hint okyanusu ile çevrilidir ancak daha da ayrıntıya girecek olursak batıda arap denizi güneyde laccadive denizi ve doğuda bengal denizi ile çevrilidir.

bereketli ırmakları ve bol yağış alan coğrafyası sayesinde insanlar bu bölgede çok eski çağlardan beri yerleşmişlerdir. bir çok büyük ülke burada kurulmuştur. tarihin bir çok zengin devleti yine burada yer almıştır.
günümüzde en son imparatorluğu olan bitanya sömürge imparatorluğu buradan çekilirken bölgede birbiri ile savaşan müslüman pakistan ve hindistan adı ile iki devlet bırakmıştır. bölgenin doğusundaki doğu pakistan eyaleti ise pakistandan çok uzak olduğu için bangladeşe dönüşmüştür.

şu an insanlar arasında gelir farkının oldukça yüksek olduğu, insan hayatının neredeyse hiç olduğu bir bölge haline gelmiştir.

clay

metropol

koloni imparatorluğunun baş şehri. ispanya için mexico nun en büyük şehri eski aztek şehri olan mexicodur. ispanya sömürge imparatorluğu için mexico sömürgesinin metropolü mexicodur.

sihizm

hindistan bölgesinin kuzeyi 1400 lü yıllarda siyasi olarak bir bütünlük taşımıyordu. bölgede bir çok irili ufaklı devlet yer alıyordu. bu devletler genelde kuzeybatıda islam anlayışını benimsemişken güneyde hinduizm inancını benimsemişti. doğuda bengal ve arakana doğru gittikçe budizm de görülmeye başlıyordu.
işte böyle karışık bir coğrafyada 1500 lü yıllarda yeni bir öğreti olarak sikhizm doğmuştur.
sikhler 16. yüzyıldan günümüze kadar kuzey ve kuzeydoğu hindistanda önemli bir dini etnik grup olmuşlardır.

the matrix



bilim kurgunun babası olan yapım.. duyduğum bir tabir göre dayısı milletvekili olan bir yapım.. yani ciddi süper bir film..

robotlarla yaptığı tüm savaşları kaybedip üstüne üstlük güzelim dünyanın da içine edip daha sonra robotların enerji kaynağı olan insanların bir bilgisayar simülasyonu içerisinde yaşadığın anlatır.
bir korku ütopyasıdır kendileri.

scatman

ski ba dop bo dop bop


resmen anlamsız ama sebepsiz mutluluk ve enrji kaynağı 1995 yapımı bir şarkı.
  • /
  • 192
  • /
  • 52

sıvı sıvı seviyesi


hindistan


the matrix


scatman


acid


krakow tekniği


stapler


what the fox say


devil may cry


kifflom


  • /
  • 52

carnivore

sözlükte moderator olduğunu yeni oğrendiğim bir yazar arkadaşımızdır.

'clay' isimli yazara açmış olduğum nick-altına kendisi bir entry girerek dikkatimi çekmiştir. entrysinde, nick-altısı açılan yazar hakkında kişisel duygu ve düşüncesini içeren bir yazı beklerken, clay'in türkçe'deki sözlük anlamını yazarak beni dumura uğratmıştır.

buradan kendisine bir öz eleştiri yapmasını isterim. sen bu sözlük platformunun moderatörüsün dostum.
sözlüğe değer katan yazarlarınıza bir iki cümle de olsa içinden gelen bir iki kelamı dökebilmelisin.

senin nick-altına gelip carnivore'nun türkçe anlamını yazmakla sana en güzel cevabı verebilirdim belki ; ama bunu benden bekleme. çünkü bunu yaparsam senden farkım kalmaz.
haydi selametle...

toksik yağ sendromu

kanola başlığında bitkinin orjininden bahsetmiştim. şimdi kanola bitkisinin yağı besin olarak kullanılırken korza bitkisin yağı toksik etkileri sebebiyle endüstride kullanılmakta. bu bitkiler farklılaşmış olsa da yağları aynı, zeytinyağına benziyor. zeytinyağı pahalı kanola ucuz korza ise daha da ucuz. haliyle suistimale açık.
düşünmüşler demişler ki biz bu toksik olan korza yağına anilin eklersek kötü kokar tadı da kötü olur böylece ayırt edilir. kimse suistimal etmez.
şimdiye kadar her şey yolunda.
1982 yılında ispanya’da, san sebastián şehrindeki bir firma tarafından bu yağ ithal ediliyor ve sevilla şehrinde bir rafineride bu yağların kötü kokmasını ve tadılmasını sağlayan anilin maddesi illegal olarak ayırılıyor. malum bu bitkinin yağı zeytinyağına çok benziyor. daha sonra firma bunu pazara sürüyor. satın alan aileler bu yağı salata yapmada ve yemek pişirmede kullanıyor. dananın kuyruğu burada kopuyor bu kolza yağına bağlı çok ağır seyirli bir sendrom ortaya çıkıyor. hastaların bir bölümünde ölüme yol açmakla birlikte çok büyük bir bölümünde ise tüm yaşantılarını etkileyen otoimmün nörolojik, psikiyatrik hastalıklara, kas ve eklem patolojilerine sebep oluyor. bu sendrom, otoimmün hastalıkların 2-4 ay gibi çok kısa süre içerisinde bile gelişebileceğini göstermiştir aynı zamanda. kimilerinde bugün skleroderma hastalarında gördüğümüz bulgular ortaya çıkmıştır.

hastalığa anilin’in ayırılma işleminde kullanılan kimyasalların neden olduğu düşünülüyor. 600 kişinin ölümüne yol açtığı için büyük bir trajedi olarak değerlendirliyor.

kısacası ucuz etin yahnisi...

mazlum

neden bu saçma oyunu oynuyormuşuz bilmiyorum ama çocukken bilgisayar başına toplanıp hırsla tokatlardık. hatırlayanlar artılasın duygu seli oluşturalım..

rondo alla turca


wolfgang amadeus mozart'a ait mükemmel bir şaheser. "türk marşı" olarak da bilinir. o yüzyıllarda avusturya imparatorluğu ve türk imparatorluğu arasında macaristan'daki sınır boyunca zaman zaman askerî, zaman zaman da kültürel tarafları olan bir ilişki, iletişim ve etkileşim sonucu türk askeri müzikleri orta avrupa'da tanınır hale gelmiştir. bu müziklerden esinlenerek mozart bu şaheserini ortaya koymuştur.

fenike alfabesi

akdeniz dünyası'ndaki neredeyse tüm alfabelerin (arap, yunan, etrüsk, latin, ibrani, kiril ermeni alfabeleri) kökenini oluşturan ve kullanıldığı devirde ise sadece bir sami dili olan fenikece'yi yazmak için kullanılan alfabedir. ön kenan (proto-canaanite) alfabesinden türemiştir. aslında bu da köken olarak bir hiyerogliftir. çünkü harflerin adları, belki de hatırlaması kolay olsun diye belirttiği sesle başlayan kelimelerden biri, şekilleri ise o adın belirttiği kavramdır.
en dikkat çekici olanlar a sesi veren alef (arapça elif harfinin ve latin a harfinin de atası) fenike dilinde öküz demektir. r sesi insan başı, n sesi yılan şeklinde, m dalga şeklinden türemiştir.

fenike alfabesi yunan dünyasında kullanılmaya başlandıktan sonra yunanlar kendi seslerine göre yunan alfabesini oluşturmuşlar, bu da ilk dönemlerinde etrüsk alfabesini etkilemiştir. etrüsk alfabesinden de latin alfabesi doğmuştur.
arap ve ibrani alfabeleri ise yine fenike alfabesinin bir diğer evrilmiş biçimi olan arami alfabesinden türemiştir.

biscolata nirvana

bilen bilir pek abur cubur düşkünü değilimdir. şeker de sevmem. ama biscolata'nın içine ne koyuyorlar bilmiyorum, her seferinde bir modelini keşfedip zevkten dört köşe oluyorum. reklam alsam bu kadar övmezdim herhalde...

ya bir de lokmalık küçücük ambalajlara sarmışlar, bu son, bu son diye diye götürüyorum.

heyecandan tanım yapmayı unuttuk iyi mi. bir çeşit çikolatalı gofret efenim.

daa

çok güçlü bir doğu karadenizlilik itemidir. uzaklarda olan bir şeyi işaret etmek için de mesela "dey daa" kullanılır. yerlisine normal gelir bilmeyeni şaşırtır, gülümsetir.

hayat kadını

geçen sene dersaneden döndüğüm her akşam istisnasız gördüğüm bir kadını hatırlatan başlık. altındağ,ulus taraflarını bilen bilir. oteller gırla, hayat kadınları yollardadır akşam yedi sekiz gibi bir kadını görürdüm hep elinde sigara çok koyu bir makyaj her an bir yerleri açılan kıyafetiyle kapanan bir binanın betonunda otururdu. otobüsle yanından geçerken de bir sürü insan döner bakardı kadına. tabii ki alışık olduğumuz şeyler değil bakmalarını anlıyorum ben de bakardım ilk başlarda garipseyerek içten içe. sonradan kadını arar oldu gözlerim her görüşümde aynı yıkık tavırla sigarasını içerdi bir gün tam önünden geçerken otobüs durdu. adamın teki geldi yanına kadının boynuna gömüldü dokundu falan en son bir şeyler söyledi kadın istemedi belli ki omuz silkti göz devirdi adam da gitti. sonra başkası geldi laf attı gitti kadın baktı öylece. nedense kalbime işledi kadının o omuz silkişi.. herhangi bir adamın gelip laf atıp gitmesi diğerinin taciz etmesi ve onun bu olanlara sadece omuz silkmesi... bilemiyorum çok zor olmaları onlar için hayat.

ihanete maruz kalıp kimseye güvenmemeyi düşünmek

testiyi kırdıktan sonra alınan, duygusal bir tavır. aşırı bir tepki olduğu için bir süre sonra güvenme özlemi çekip döngüyü başa sardırma olasılığı yüksektir bu tavrı alan kişinin. bir aşırılığı ancak başka bir aşırılık karşılayabilir. bu tavrı almadan önce herkese güvenilmeyeceğini değil, herkesin güveninizi kolayca elde etmemesi gerektiğini düşünün. bu yere düşüp de bir daha yürümeyeceğim demek gibi bir şey. yapmanız gereken neden düştüğünüzü bulmak, bir daha düşmemek için yürümemek değil. doğru tavrı aldıktan sonra yine maruz kalabilirsiniz ancak daha zor kazık yersiniz artık. her şeyi mükemmel hâle getiremeyiz ancak yapılabilecek en iyi şeyi yapabiliriz.

davud yıldızı

dövmemin bir parçasında bulunan simgedir. tepkiler ise hep anti semitik tarzda. okumamisi kadar okumuşu da cahil olan ülkemde davud yıldızınin tek anlamı "israil bayrağı". kimse de bu simgenin başka anlamı var mı ne zamandan beri yahudiler bunu işaret olarak kullaniyor araştırmaz.

Toplam entry sayısı: 1915

ece ceyda güdemek

bugün intihar etmiş olan bir tıp doktoru asistanı...
çukurova üniversitesi tıp fakültesi pediyatri bölümünde asistanlık yapmakta olan meslektaşımız geride bir not bırakarak intihar etmiş...
gerizekalı ve insan haklarına aykırı bir şekilde olan çalışma koşullarını da dile getirerek intihar etmiş..

umarım bölüm hocalarının tamamı, insan haklarına aykırı koşullara neden oldukları için "intihara sebebiyet verme" suçundan yargılanıp suçlu bulunur.. (nöbet, 24 saat tutulur. ertesi gün insan, insan olduğu için dinlenmelidir örneğin)

tatlı seferleri

bir hafta önce trileçecilerin süngeroğullarna düzenlediği seferdir..

hava kapalıydı,
yağmur yağacak gibiydi, iki ordu için de bu durum iyi olmayacaktı. bilinir ki yağmur altında oklar oldukça etkisizleşir. iki ordunun da kanatları atlı okçulardan oluştuğu için bitirici darbe kanatlardan gelmeyecekti. ancak trileçeoğulları hafif zırhlı süvarileri ile büyük bir akıllılık yapmış gibiydi. çünkü klasik atlı okçu birliklerinin yakın dövüşte hafif zırhlı birliklere karşı hiç bir şansı yoktu.

her iki tarafın komutanları karşı tarafın ritmik bir yürüyüş yapmasını sağlayan davul seslerini duyuyordu. "tam" "tam" "tam"...

trileçenin sağ kanadında hafifi süvarilere ek olarak atlı oku birlikleri vardı. her iki tarafın diğer tüm kanatları atlı okçulardan oluşuyordu. bu birlikler eski bir çok savaşta kanat hakimiyetinin ele geçirir geçirmez merkeze yardıma koşuyordu. bu diyarda bilinen bir çok savaş bu şekilde sonlanmıştı. ardından dağılmış düşman birliği askerlerinin bir bir sinek gibi avlamak kalıyordu.

her iki ordunun da mevcudu yaklaşık 20 25bin dolayındaydı. daha önceden bir çok kez görülmüş bir savaş olacaktı.

süngeroğulları kumandanı yanında bulunan komutana işaret etti. merkez piyade birliğinin arkasındaki okçular birden ortaya çıkmaya başladı. okçu birlikleri generali bir ok fırlattı. ok düşmanın yakınına bile düşmedi.. erken davranmışlardı. menzilleri dışındaydı düşman.
süngeroğlu piyadeleri büyük bir kalkana sahip ağır zırhlı birliklerdi çoğunlukla.. süvarileri doğudan , piyadeleri batıdan esinlenerek oluşturmuşlardı. bu onlara ne kadar güç sağlasa da önemli bir şekilde birliklerin hızı azalıyordu.

trileçe piyadeleri ise büyük oğunlukla hafif zırhlı piyadelerdi.

vadinin ortasında her iki ordu karşı karşıya duruyordu. etraf büyük dağlarla çevriliydi. bölge toprakları süngeroğullarının elinde olduğu için bölge coğrafyasının trileeciler çok da iyi bilmiyordu ama buna benzer bir vadide şu ana kadar binlerçe savaş meydana gelmişti. bu savaşlar dillerden dillere aktarılan hikayeler ya da zamanında büyük bir çok alimin yazdığı kitaplardan biliniyordu.

güneş bulutların arasında çok silik bir şekilde görünüyordu. öğle vakti olmalıydı. ortam hiç olmadığı kadar soğuktu.. bir kaç saat sonra buralar daha önce de bir çok kez görüldüğü gibi kan gölüne dönecekti.

trileçe tarafından savaş borularının sesi tüm vadide yankılandı. birlikler daha önce o bölgeye deneme amaçlı ok atılmamışçasına cesur ve emin adımlarla ilerliyordu. ve süngeroğulları okçularına emir geldi, hazır ol, ateş!!
o anda inanılmaz bir olay oldu. bir anda yağmur başlamıştı.. oklar düşman askerlerine yaklaşmadı bile. trileçe komtanı burnunun ucuna düşen iki damla çiseden sonra askerlerine yürü emrini vermişti. yağmurun dakikalar içerisinde yağacağını biliyordu.

bu durum karşısında şaşkına dönen süngeroğulları piyadeleri de ritmik bir şekilde yürümeye başladı. o anda trileçe piyadeleri arkasında saklanan okçu birliği bir anda durdu. konumunu aldı ve oklarını ateşledi.
süngeroğulları piyadeleri apar topar kalkanlarını siper etti, ok yağmuru pek etkili olmasa da bir çok asker orada dahaca savaşamamışken can verdi.

o arada bulutların arasından güneş kendisini gösterdi. süngeroğulları okçuları gökkuşağına doğru hedef alıp oklarını fırlattılar.. her ne kadar trileçe orduları siper alsa da küçük kalkanlarının çevresinden bir çok ok askerleri etkisiz hale getiriyordu.

bunu gören trileçeler sağ kanattaki süvarileriyle birlikte süngeroğullarının sol kanadına ani bir şekilde ilerledi.

her iki piyade grubu da karşı karşıya gelince savaş resmen başlamıştı...


süngeroğulları merkezde galip geliyor gibiydi. bir çok askeri ağır zırhlarının faydasını görmüştü ama sol kanarlarına yapılan hücum.. o kanat çökerse trileçe süvarilerinin tüm piyadeleri avlaması içten bile değildi.. düzenli bir piayede birliğinin kanattan alacağı bir atlı hasarı kadar kötü bir şey olamazdı bir savaşta.. ama sol kanat çöküyordu.

sağ kanatlar ise hala birbilerine doğru yürüyordu.. savaş dahaca orada başlamamıştı.

trileçe sağında hafif zırhlı süvariler, atlı okçuları bir bir avlıyordu. bu kanatta süngeroğulları biraz daha kayıp verirse kanat çekilecek ve savaşın bir mikatar lehlerinde giden kaderi değişecekti.

sünger sağı ile trileçe solu da karşı karşıya geldi. karşılıklı ok atışları ile mücadele orada başlamıştı..

bir anda süngeroğulları komutanı sinsi bir gülümseme ile ufuğa baktı.. beklediği şey zamanında gelmişti.. düşman neredeyse tüm birliklerini cepheye sürmüştü. düşman karargahından siyah dumanlar yükseliyordu.. evet, oralarda bir şeyler yanıyordu.. bunu gören trileçe komutanı savaş alanından kork ile ayrıldı.. çünkü ordugahı basan askerler kendisini kolaylıkla avlayabilirlerdi.. cephedeki trileçelerin ise komutanlarının katığındna haberi yoktu.. canını dişine takarak tüm askerler savaşıyordu.

ordugahı yapmalamış olan atlılar bir anda merkez piyadeleri arkadan vurdular.. bunu gören trileçe sol kanadındaki birlikler taraf değiştirerek süngeroğullarına geçmişti. bu devirde taraf değiştirme sık görülüyordu. bu geçişin bedelini ileriki bir dönemde süngeroğulları o birlikleri yanına alarak ağır ödeyeceklerdi. bir kere ihane eden daha sonra tekrar eder. unutulmamalıydı.

bunu gören trileçe hafif süvarileri korku ile savaş alanından ayrıldı..
savaşın sonucu belliydi..
süneroğulları 3000 kadar asker kaybederken trileçe sol kanadındaki tüm birlikle birlikte 8000 asker kaybetmişti..

savaşın galibiyeti kesin süngeroğullarıydı.

neon pembesi

erkeğin sulcus calcarinus civarında nöronu olmayan bölge. dolayısı ile asossiasyon alanına bakınca oradan soruyor wernickeye neon pembesi nedir diye.. tık yok wernickede. yine iş sulcus calcarinusa kalıyor. pembe o diye. wernicke ile vizual korteks anlaşıyor. mutlu mesut fasikulus arkuata olayı broca ya söylüyor. broca bey de gidiyor motor kortekste eli buluyor.... hikaye sıktı be.

testiküler feminizasyon

testosteron-t
dihidro testosteron - dht
östrojen - e
müllerian inhibiting faktör - mif
öncelikle bizim gonad gelişimi ve vücuda etkisini bilmemiz gerkiyor.
embriyomuzun ilk haftalarında gonadal tomurcuk barsaktan ordan burdan göçerek intraabdominal bölgeye geliyor. bunun ardından bu gonadın kaderini belirleyen esas gen y kromozomu üzerinde sry başta olmak üzere bir çok gen. bu genler olmazsa gonadımız dişi olur.
y kromozom üzerindeki genler etkisinde kalan tomurcuğumuz testis yönünde farklılaşmaya başlar. bu aşamada iki önemli hücre grubumuz oluşur. sertoli ve leydig.
sertoli hücremiz mif salgılayarak paramezonefrik kanal oluşumunu önlerken , leydig hücremiz t salarak iç genital yapının erkek olmasını sağlar.(prostat vb.)
t ise 5 alfa redüktaz etkinliği ile dht ye dönüşür. dht ise dış genital yapının oluşmasını sağlar. bu arada dht ve t nin reseptörleri aynı.
bebişimiz eğer androjen duyarsız olacak olursa ne olur.
t ve dht reseptörlere bağlanamaz ancak mif etkin olarak çalışır. ne uterus ne de prostat oluşur. içeride sadece inguinal kanalın internal ringinin ağzında bekleyen bir testis olur.
dışarısı ise dht etkinliğini görmediği için vulva, vajen alt 2/3 halini alır.
peki bu bebeğimiz böyle doğdu, biz bu bebeği bir kız çocuğu gibi büyütürüz. ergenliğe girer. akslar çalışmaya başlar ve testisler uyanır. (testiste spermler sıcaktan dolayı hararet yapmış ve bozulmuştur. artık birer seminom olma yolunda ilerlemektedir.)
bu kız çocuğumuz t sentezler, t ye cevap alınamaz ve çılgınlar gibi t sentezi başlar. fazla t periferik doku aromataz enzimi sayesinde e ye dönüşür ve memeler çıkarç
dişi fenotip oluşmasının nedeni budur.
bize bu kız çocuğu şehirde yaşıyorsa adet görememe, köyde yaşıyorsa infertilite ile gelir.
tanıyı koyar koymaz o testisler alınmalıdır. yoksa seminom gelişir.. seminom masum bir tümor olmasına rağmen profilaktik paraaortik lenf nodu radyoterapisine ne gerek var..

kendini doktordan üstün sayan hemşire

intörnseniz bile eline order verdiğinizde susan kişidir..
ha başıma bir kere geldi.. intörn orderini uygulamam dedi, tutanak tuttum ve sert bir uyarı aldı..

size gıcıklığına bir şeyler yapmaya çalışana parça parça order verin..

(bkz:order)

tıpçı esprileri

insanlıktan soğutan anlardandır bu espiriler..

sf le kınıyorum diyip kaçıyorum.. özür dilerim sözlük.

ece ceyda güdemek

bugün intihar etmiş olan bir tıp doktoru asistanı...
çukurova üniversitesi tıp fakültesi pediyatri bölümünde asistanlık yapmakta olan meslektaşımız geride bir not bırakarak intihar etmiş...
gerizekalı ve insan haklarına aykırı bir şekilde olan çalışma koşullarını da dile getirerek intihar etmiş..

umarım bölüm hocalarının tamamı, insan haklarına aykırı koşullara neden oldukları için "intihara sebebiyet verme" suçundan yargılanıp suçlu bulunur.. (nöbet, 24 saat tutulur. ertesi gün insan, insan olduğu için dinlenmelidir örneğin)

sözlüde hocaya asla söylenmeyecek şeyler

kusura bakmayın ama bunu demek zorundayım.. başıma geldi yani..
bizim sistem apayrıydı.. sözlü yoktu, osce diye bir saçmalık vardı..
böyle sonav kamera kaydı altında falan oluyor. itiraz edeceksen de kamera kaydıyla itiraz ediyorsun..

şimdi basit bir demir eksikliği anemisi sorusu.. anamnezi aldım,muayene tamam ama labpratuvar isteyeceğim , ferritini bulamıyorum..

sonunda nerde bu ... koduğumun ferritini dedim ve pediyatriden kaldım.. büte kaldım yani.. tamamen değil.

sözlü sırasında mümkünse sövmeyin.. siktir falan çekmeyin.

doktor duası

mesleğe geçmeden el açtım allahım sana
akıl sağlık mutluluk bol ineklik ver bana
çalışmazsam sınıf geçemem
okulumu bitiremem
tekrarları edelim
sınavları geçelim
malpraktisten koruyan allaha
her zaman dua edelim

tıbbiyede öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

dondurmanın sahlepten, sahlepin ise orkideden yapılması. (not, tıbbiye sıralarında bir arkadaşım demişti..)

osuruğun büyük kısmının akciğerden atılması.

rektumda ,gece uyurken altımıza yapmamamızı ama pısır pısır salmamızı sağlayan çok muhteşem reseptörlerin olduğu.

gerçekten tıbbiye sıraları insanın ufkunu genişletecek bilgileri insana sunuyor..

türbanlı polis

ben de üniversitemin makamlarından şortla stajerlik yapabilmek için izin almaya çalışmıştım da "sınıfta kalırsın" yanıtını almıştım.. ah ah... demokrasi bu mu şimdi..
benim şort giymeme izin vermeyenler üniversitede türban serbest olunca göbek atmıştı..
eşitlik istiyorum...

bedir savaşı

müslüman haydutların yapmak istediği bir kervan yağması sonucu meydana gelen küçük çaplı bir çatışmadır.
624 yılında olmuş ve toplam güç sayısı 2000 i bulmamış..(900 mekkeli, 300 müslüman yağmacı)
çatışma sonucunda ölenler ise onlarla ifade ediliyor.

islam tarihinde neden savaş olarak anlatılıyor bilmiyorum.. o tarihe kadar yüz binlerce kişinin savaştığı ve savaşın gerçekten bir sanata dönüştüğü savaşlar görülmüştü...

kendine müslüman diyen kervan yağmacısı eşkiyaların yaptığı bu vahşşet hiçbir zaman savaş olmayacak.

sünnet olmak

erkek penisinde prepisyum denen anatomik bölgenin vücuttan çıkarılması işlemi. histopatolojik incelemede normal olan dokunun vücuttan çıkarılması ilginçtir. çocuklar için büyük psikiyatrik travmalar yaratabilmektedir. uygun koşullarda yapılmayan ve uygun cerrahi prosedürler izlenmeyen saçma salak sünnet vakaları da vardır ki aileler sebepsiz bir biçimde buna izin vermektedir.

bu arada fimozis ya da parafimozis sünnet endikasyonu değildir. çok küçük bir insizyon ile parafimozis rahatlayabilir.

kadınlarda uygulanan işlem ise aşırı canice ve saçmadır.
ayrıca;
din, hiç bir cerrahi endikasyon oluşturamaz.

risalei nur

saçma bir kitap.. elime osmanlıca geçmişti bir tane.. yok taşlar şeytana fırlatılıyormuş da yıldız kayıyormuş da falan da filan.. osmanlıca olarak okuduğum azot, oksijen ve karbon teriminin geçtiği ilk yazı olabilirdi ama gerçeklikle hiç bir ilgisi yoktu.
gerçeklik ve realite.. bilimsel araştırma yapmadan yazdığın şeyi bilim var içinde diye yutturma millete..

güneydoğunun bir köyünde doktor olmak

ön yargılarımla vurulma ya da roket yeme gibi korkularla uzaktan baktığım ve seneye kuraya kalırsam kesinlikle içinde olmayacağım durum.

içerik kuralları - iletişim