dahaiyisinibulanakadarbu

Durum: 123 - 0 - 0 - 0 - 09.08.2017 16:55

Puan: 2229 -

4 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 13

anatomi atlasını sansürleyen doktor

bir sürü karaktersiz yazarı gün yüzüne çıkarmış başlıktır.
gördükleri her kötü olayı, beğenmedikleri her durumun suçunu dindarlara atmayı görev bilenler yine iş başındalar.
kendi sapıklıklarını örtmek için başkalarını öne atmaktan başka yapacakları bir şey yok çünkü.
bir insan anatomi atlasını sansürlüyorsa ya şehvet duymuştur ya da utanmıştır;
1.si kendini fikirsel olarak yeterince geliştirememenin sonucudur orada neden bulunduğunu kanıksıyamamıştır.
2.si çevresinin ona bakışından utanmıştır bu da tıbbiyeye yeni gelmesinden buranın farklı bir ortam olduğunu henüz anlamamasından kaynaklıdır, bazılarının bakıp gülmesi de aynı şekilde çünkü hak verirsiniz ki tıbbiye normal hayattan çok farklıdır (insanların en mahrem yerlerini bize açması gibi)
ve en uzak ihtimal;
3.'sü günah olduğunu düşünmüştür bu da dini yanlış veya eksik anladığındandır.

islamda hoşgörü yoktur

bak diyoruz ki bu dünyaya sınava gelmişiz madem öyle doğru cevaptan başka şıkların olması da gayet normal değil mi?
allah'a hoşgörüsüz diyorsun çünkü senin bahsettiğin hoşgörü çok abes bir durum;
sen istiyorsun ki herkes keyfine buyruk yaşasın ama allah hoşgörülü olsun kimseye kızmasın.
durum böyle olsa allah'ın diğer isimlerine gölge düşer hatta diğer isimlerine gerek kalmazdı.
gelelim yok sen türkiyede doğdun diye cennetliksin diğerleri değil anlayışına;
ben cennetliğim diyen müslüman görmedim eğer ki diyen varsa yanlış yapmış bence.
bizim türkiye'de doğmamız bize bir torpil değil, neden olsun bizim anlayışımız zaten herkesin adil bir sınava girdiği inancına dayalı.
adamlar peygamberin mucizesini görüp de inanmamışken şimdi sen bana yok bir hindu türkiyede doğsa müslüman olurdu cennete girerdi diyemezsin çünkü gaybı da senin benim bilmediğimi de allah bilir ben buna iman ettim.

özünde iyi insan olmak

özünde iyi olmak bir affedilme itemi olmamalı bence.
iyilik yapmadıkça ya da kötülük yaptıkça anlamsız bir özelliktir.

cumali ceber

görünce utanıyorum ya, insanlar bu kadar da aşağılanmaz ki.
acaba filmi kendileri izleyince 'vay be güzel film yapmışız' diyebiliyorlar mıdır?
diyemiyorlardır elbette; bu yaptıkları sadece 'sizin aptallığınız sayesinde para kazanıyoruz hahaha' demek

islamda hoşgörü yoktur

nasıl bir tek taraflı bakıştır bu ya!
cehennem varsa cennet de var sonuçta.
seçim hakkı da sende zaten.
sen şimdi sana gitme denilen yoldan gidip de çukura düşersen suçlu kim olur acaba?

veysel karani

yemen'de peygamberimizi görmeden müslüman olan veysel karani peygamberimizi görmeyi çok istemiş.
onu görmeye gitmek için yaşlı annesinden izin istemiş.
annesi de çok yaşlı olduğundan işleri kendi başına çeviremeyeceğinden izin vermiş ama demiş ki;
-git ama eğer evde yoksa hemen geri gel.
bütün zorluklara rağmen hemen yola çıkan veysel karani peygamberin evine gelince onun evde olmadığını öğrenip ağlayarak geri annesinin yanına dönmüş.
sonradan bu olayı haber alan peygamberimiz mübarek hırka-i şerifini ona göndermiş.
bu olaydandır ki ' ana sözü dinlemek peygamber hırkası giydirir ' gibi güzel bir deyiş oluşmuştur.
not: yanlışım varsa affola hikayeyi bildiğim kadarıyla yazdım.

basarinin en cok mutluluk veren sey olmasi

arkadaş nasıl bir klinik gözlem nasıl bir değerlendirme yapmışsa pek de sağlıklı sonuçlar elde edememiş
- çünkü başkasının mutluluğuna kendince değer vermek pek de sağlıklı sonuç ortaya koymaz bence -
bana en çok mutluluk veren şey arkadaşlarımla geç saatlere kadar muhabbet etmek, vakit geçirmektir.

aynı cihetle en mutsuz olduğum anlar da uzun soluklu yalnızlıklar olmuştur.

küçükken yanlış sanılan şeyler

ya başlık hatalı ya da entryler..
başlık küçükken yanlış sandığınız ama büyüyünce doğru olduğunu anladığınız şeyleri ifade ediyor; yazılan entryler küçükken doğru bilinen ama büyüyünce yanlış olduğu anlaşılan şeyler üzerine yazılmış.swh

cahilliği ele veren cümleler

'şeytan da melek değil miydi zaten'

gavur denince zoruna giden ateist

elbette zoruna gider çünkü bu bir hakaret gibi söylenir.
ama ne gerek var böyle şeylere adam alınıyorsa söyleme bu bir zaruriyet değil ki.
başkalarına hakaret ederek onları aşağılayarak islamın nasıl güzel ve hak bir din olduğuna inandırabiliriz ki?
bu arada @2'nin entrysi de bir o kadar safsata ve hakaret dolu.
yani iki zıt görüş var ben ikisine de zıttım.swh
  • /
  • 13

tevazu

(bkz:kibirliye karşı kibir sadakadır) hadis şerif

cüneyd-i bağdadi hz. nin de bir sözü var:
“tevazu göstermeye çalışmak da kibirdir. çünkü kendinde bir varlık hisseden tevazu göstermeye çalışır. gerçek tevazu ehli, kendinde bir varlık hissetmez ki, tevazu göstermeye çalışsın. onun tevazuu tabiidir, yapmacık değildir.”

sözlük niklerinden meslek tahmini yapmak

@dahaiyisinibulanakadarbu bence arkadaş reklamcı

sabır

"bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonraya da kalmaz. işte sabır bu kader sırrına ermektir.
yani işi bir dakika öne alma aceleciliğinden ve bir dakika sonraya bırakma tembelliğinden kaçınma ve korunma iradesi demektir sabır..."

sezai karakoç

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

1) ilk iki insandan olan çocukların büyüdüğünde evlenmesi ve sonucunda doğan çocukların hastalıklı olacağını söylemek tabi ki bir doktora yakışmaz. ilk insanlardan söz ediyoruz, daha mutasyonların olmadığı epigenetik faktörlerin oluşmadığı dönemler. kabul edilmelidir ki bunların meydana gelebilmesi için zaman gerekir.

2) evet islam dini dinamiktir. yasaklar dönem dönem değişmiştir. mesela yahudilere azgınlıkları sebebiyle bir zamanlar helal olan şeyler sonradan haram kılınmıştır.

3) tabiidir ki ilk zamanda nüfusun çoğalması amacıyla böyle bir yasak konulmamıştır, yasağın olmamasıyla birlikte zaten aile bilinci, kavramı da gelişmemiştir. mesela kuran'da adem ailesi diye bir tabir göremezsiniz. nasıl ki küçük bir çocukta cinsellikle ilgli bilinç oluşmuyorsa burda da buna benzer bir durum var.

bu ve buna benzer konuları açıp da bir açık bulduğunu ya da insanlarda şüphe oluşturduğunu sanan yaratılmış kişiler yüce allah'ın lütfüdür ki bize bunları gösterip imanımızı artırıyor.

tasavvuf

islâmʼın hedeflediği “kâmil bir insan” olabilmek için, dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp yaşamak îcâb eder.

gerçek tasavvuf, islâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir. bu ise meşhur tâbiriyle; “şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet” bütünlüğü içerisinde islâmʼı idrâk etmeyi gerekli kılar. buna tipik bir misal olması kabîlinden ifâde edelim ki;

şerîatte, doyduktan sonra yemek israftır.
tarîkatte ise, doyuncaya kadar yemek israftır.
hakîkatte, kifâyet miktarını, allâh’ın huzûrundan gâfil olarak yemek israftır.
mârifette de, bütün bunlara ilâveten, nîmetlerdeki ilâhî kudret ve esmâ tecellîlerini tefekkür etmeden yemek israftır. zira yaratılmış her varlık, yaratıcıʼsının sonsuz kudret ve azametine birer delil mâhiyetindedir.

büyük velîlerden şâh-ı nakşibend hazretleri, çoğu zaman yemek pişirip sofra kurma işlerinde bizzat hizmet ederdi. yemek hazırlanırken ve yenirken, kalben uyanık olup bir an bile gâfil kalmamaları için, talebelerine devamlı tavsiyelerde bulunurdu. müridleriyle birlikte yemek yediğinde, onlardan biri, bir lokmayı ağzına gafletle götürse, derhâl onu yumuşak bir lisanla îkâz eder ve bir lokmayı bile allâhʼı unutarak yemelerine gönlü râzı olmazdı.

yemek; zâhiren bir ibadet değildir. fakat allâhʼı zikrederek yenilen her lokma, ibadetlerde feyz ve huşûya vesîle olur. allahʼtan gâfil bir şekilde yenilen lokmalar ise, kalbe kasvet, gaflet ve hantallık verir.

“yemek” misâli üzerinden verdiğimiz bu islâmî hassâsiyetleri, âdeta bir şablon gibi, ibadet hayatından âile hayatına, komşuluk münâsebetlerinden ticârî ve iktisâdî faaliyetlere kadar, akla gelebilecek bütün beşerî davranışlara tatbik edebilmekle, gerçek mânâda “tasavvufî derinliğe” ulaşılabilir.

tasavvuf nedir?

tasavvuf; cenâb-ı hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır.

tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi yüce bir ufka taşımanın diğer adıdır. yani dâimâ ilâhî kameraların gözetimi altında bulunduğumuzun farkında olarak, bu şuur ve idrâk ile yaşamaktır.

tasavvuf; bir arınma disiplinidir. allahʼtan uzaklaştıran her şeyden sakınarak “takvâ”ya erebilme yoludur. nefsânî ihtirasları dizginleyip rûhânî istîdatları inkişâf ettiren bir mânevî terbiyedir.

tasavvuf; peygamber efendimiz’e vâris olmuş gerçek mürebbîlerin elinde; nefsin tezkiye, kalbin tasfiye edildiği mânevî bir mekteptir.

tasavvuf; nefse karşı sulhü olmayan bir cenktir.

tasavvuf; ilâhî takdîre her hâlükârda rızâ göstererek allah ile dâimâ dost kalabilme mârifetidir. hayatın med-cezirleri ve acı-tatlı sürprizleri karşısında, gönül dengesini korumaktır. varlıkta şımarmayıp yoklukta daralmamaktır.başa gelen cefâları, ilâhî bir imtihan bilip, bunları kendisine bir tezkiye (mânevî arınma) vesîlesi kılabilme olgunluğudur. şikâyet ve sızlanmayı unutarak dâimâ hamd ile şükreden “güzel bir kul” olabilme mahâretidir.

tasavvuf; maddî-mânevî bakımdan kendini ikmâl etmiş mü’minlerin, diğergâm bir gönülle mahlûkâta yönelerek, onların mahrûmiyet ve ihtiyaçlarını telâfî mes’ûliyetidir. yaratan’dan ötürü yaratılanlara şefkat, merhamet, muhabbet ve hizmetin, tabiat-ı asliye hâline gelmesidir.

tasavvuf; kitap ve sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip hayatın her safhasında yaşamaktır.

hâsılı tasavvuf; allah rasûlüʼnü aşk ile yakından tanıyabilme, oʼnun yüce karakter, şahsiyet ve ahlâkından nasîb alarak, dîni, özüne ve rûhuna uygun bir tarzda yaşayabilme gayretidir.

bu nevî düsturlarla tezat teşkil eden ve ölçüsünü kur’ân ve sünnet’­ten almayan ne varsa -her ne kadar tasavvufa izâfe edilirse edilsin- bâtıldır.

peki tasavvuf ne değildir?

diye makale devam ediyor merak eden buyursun;

tasavvuf nedir ?

risale-i nur

ıslamın ülkemizde ki zor yollarında dik duran yiğitlerinden bir alimin güzel bir eseridir.
kürdi diyerek hemen stigma-damga- yapmak hoş değildir.

binlerce talebe yetiştirerek islama , ülkemize fayda vermiştir. günümüzde risaleler yurt dışında bile talep görmektedir. farklı dillere çevrilmiş, çok güzel betimlemeler, somut anlatımlarla hizmet etmektedir.


tabi ki islam'ın i'sine bile karşı olan birileri bize ait herşeyi karalamak isteyecektir. buna şaşırmamak gerekir.
yüce yaratanı bile kabul etmeyen birinin, işine gelince şirk gibi kavramları kullanması ayrıca manidardır.

bizim (ümmetin) maksadımız allah'a vuslattır. kimimiz risale takip eder, kimimiz tasavvuf yolunu tutar. kimimiz camiye gider, kimimiz bir vakıftan birileri ile islam kardeşliğini tadar.

hedefe varan her yol bizimdir allah'ın izni ile...

alim

bir alanda ileri ihtisas yapmış ve sözü dinlenir hale gelmiş kişi. bazıları öyle noktalara gelir ki, eğitimini aldığı ilimde otorite haline gelir, ona yön verir ve hatta bazen eksik yönlerini giderir, yeni yöntemler geliştirir.

şimdi gelelim bugün sözlükte yayılmaya başlayan islami alimleri küçük görmeye yönelik başlatılmış akıma. yok efendim bu adam şu konuda şöyle saçmalamıştır. yok bu adam bizden daha mı iyi bilecek. biz zeki insanlarız, hele kur'an okuyalım, onlardan daha iyi anlarız. o bize yeter. vs vs.

e şimdi mübarek kardeşlerim sorarım size, bu dini bize getiren nebiye de mi itaat etmeyelim. sahabiler böyle mi davrandılar. sen bize allah kelamını getirdin, hele bize bırakta biz okuyup anlayalım. ilahi mesaj herbirimize özel olarak indi. izin ver anladığımız gibi yaşayalım mı dediler.

hayır, hayır. asla böyle davranmadılar. allah rasulünün hayatını takip ve taklid etmişler. anlamadıklarını sormuşlar, öğrenmişler. ona itaatte kusur etmemeye çalışmışlar. ona en sadık, en itaatkar olan kayınpederi hz ebubekir ise ebubekir sıddık olmuş. allah katında peygamberlerden sonra en değerli kul olmuştur. hal böyle iken gelin allah'a ve rasulüne kulak verelim.

"... resul size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve allah'tan korkun..." (haşr, 59/7)

" benim ümmetimin alimleri, israiloğullarının peygamberleri gibidir."

"alimler benim varisimdir."

bunlar ve nice ilmi ve alimi öven hadisler temel alınarak islam aleminde alimler hep el üstünde tutulmuş, onlara saygı duyulmuştur. edeple ağırlanmış, hürmetle uğurlanmışlardır. en nihayetinde bu insanlar dinin toplumda diri kalmasına, peygamber efendimizin sünnetinin unutulmamasına hizmet ediyorlardı. allah onların hayat rotasına öyle bir yol çiziyordu ki, çocukluklarından itibaren buna yönelik eğitim alıyorlar ve bütün çabaları ümmet adına, islam adına oluyordu. insanlar içtima-i hayatlarına devam edip aile, iş, arkadaş, akraba ilişkileri doğrultusunda hayatlarını sürdürürken, bu insanlar kendilerini bu yola vakfetmişlerdi. toplumdaki rolleri vefat etmiş olan yüce nebi'nin kendi zamanındaki rolü gibiydi. o(s.a.v.)'na getirilmiş olanı nesilden nesile aktarmak, toplumda ve dahi dünya insanlarında farkındalık oluşturmak, bu ilimlere karşı ilgi uyandırmak ve dini en güzel şekliyle temsil etmek. işte o güzel insanın yüzü suyu hürmetine ilim ehlinden olanlara islami çevrelerde hep büyük bir ilgi olmuştur. zaman içerisinde bu ilgiyi suistimal edenler elbet oldu. bilgisini ve nüfuzunu yanlış işlere kullananlar oldu. bunu istemeyerek yapanlar olduğu gibi, kasıtlı olarak yapan münafıklarda oldu. tıpkı asr-ı saadette dahi peygambere göz göre göre yalan söyleyen münafıklar olduğu gibi...

lakin allah'a şükür ki ümmet ekseriyetle bu adamlara itimat etmemiş, yolundan gitmemiştir. yahut kendini kandıranları farkedince onlardan yüz çevirmiş, istisnai örneklere bakıp da islama en büyük hizmetle meşgul olan ilim ehline saygısını yitirmemiştir.

nasıl ki her insanın sağlıklı yaşamak için yapması gerekenleri okuması, öğrenmesi ve bunları uygulaması gerekiyor. aynen öyle de her müslümanın dini sorumluluklarını öğrenmesi, bunun için araştırması, okuması ve bunları uygulaması gerek. nasıl sağlığı için okuyan araştıran her insan bir doktor seviyesinde olamıyor çünkü asli yolu bu değil, aynen öyle de her okumuş, araştırmış bilinçli müslüman da bir islam alimi olamıyor.

alimlere bu şekilde sert karşı çıkan insanlar gözümde şunu canlandırıyor: "doktora ne gerek var kardeşim. bak işte bizim ayşe teyzeyi sakat bıraktılar. güven olmaz bunlara. hem bak bizim hatice ablanın da karnı ağrıyormuş. şu ottan hergün çayına bir tutam atmış. iyileşmiş. ben de aynını yapacağım. doktorlar sürekli para derdinde. ufak bir şeye ameliyat diyorlar. neme lazım." bakınız bu insan ne kadar tanıdık geldi değil mi? halbuki bu işin içinde olan bizler hata ettiğini anında farkediyoruz. hem tıbba güvenmeyerek. hem çevredeki birkaç örnekle tüm doktorları aynı kefeye koyarak. hem birbirine benzer her hastalığın tedavisinin aynı olacağını düşünerek. vs vs. işte burada ümmetin fikir önderlerine yaşadığınız, duyduğunuz bir kaç hadiseden dolayı böyle öfkeyle bakmanız bana bu örnekteki insanları anımsatıyor. alim diyoruz. yani islami her konuda bilgili. islam ilimlerini öğrenmiş. hadis, fıkıh, kelam, usül, tefsir ve daha 9 farklı ilmi tahsil etmiş. belki kur'anı hıfz etmiş. kendisine herhangi bir konuda soru sorulabilir, ciddi meselelerde fikrine danışılabilir insan...

hele okuduğu ayetlere mana yüklemek, kendince anlamak gibi şeylerden bahsedilmiş. insan bu konuları neresinden tutsa elinde kalıyor. ben sadece tek bir tarafından ele alayım. günümüzde yanlış bir şekilde çeviriye meal deniliyor. eğer islamı anlamak için kur'an yeter derken ki kastınız o meallerse iyi bilin onkar kuru birer çevirim ve o haliyle içerisinde çelişkiler olan bir kaynak. hem de yazarının niyetine göre bazılarında kasten yanlış çeviriler mevcut. sadece bunu okuyarak ateist olanlara şaşmamalı. ve hatta anlayışla karşılıyorum çünkü ben de bu çizgiye çok defa geldim ilk meal okuduğum dönemlerde. çünkü insan bir noktadan sonra anlamadığı şeyler üst üste gelmeye başladıkça ilginç duygular yaşamaya başlıyor. bir de bu meseleleri iyi niyeti elden bırakıp ya yıllarca kandırıldım mı öfkesiyle araştırmadan ele alınca ortaya çıkan sonuç beni şaşırtmıyor. halbuki meal bir alim elinden çıkan, ayetin öncesi ve sonrasını aktaran, maksadını ifade eden yani doyurucu şekilde kur'an-ı öğrenmeyi sağlayan kaynaklardır. aslına bakılırsa bunun şu anki karşılığı tefsirlerdir. ve evet tefsir size yeter. çünkü saydığımız tüm ilimlerin suyunun sıkılmış halidir tefsir. içerisinde çeviri, nüzul sebebi, hangi meselelerde bu o ayetle hareket edildiği, o ayetin hükmünü kaldıran başka ayet olup olmadığı vs. kısaca her konuyu kapsar ve zaten o sebepten ciltlerce olur.

ciltlerce olan bu tefsirlerin tefekkürü elden bırakarak sadece okunması dahi çok uzun zaman alırken, alimlere gerek yok demek kendini de aslında çok büyük bir yükün altına sokmak demektir. herkese bir islam alimi kadar islamla münasebet ihtiyacı doğurur ki o vakit başka meselelerde geri kalan bir toplum olmak kaçınılmaz olur. alimin zaten bana göre en önemli rolü budur. kendi hayatını ortaya koyarak toplumu bu büyük yükten kurtarır ve sohbetler ve kitaplar ve soru cevap şeklinde herkesin ihtiyacına göre gereken bilgiye ulaşmasını sağlar.

şimdi benim canım kardeşim. sadece bir çeviri okuyarak, başkasına ihtiyacın olmadan bu dini anlayabileceğini, hayatına tatbik edebileceğini düşünüyorsan hiç durma yollar senin. ama sana göre akılsız davranan ben, bu işi ehline bırakmayı ve onun yolundan gitmeyi daha uygun ve faydalı görüyorum. aklıma takılan, soru olarak gelen, çelişki de kaldığım durumları da ulaşabildiğim kaynaklardan araştırıyor ve kendimce teyit ediyorum. ki her seferinde bu alimlere itiraz ettiğim noktalarda araştırmalarım sonunda haksız olduğumu görüyor hatta çoğunda yanlış anlamış olduğumu farkediyorum. ha bir de kardeşim sana bir örnek vereyim,

hz ömer kur'an-ı kerime tümüyle anlamayı ve hayatına tatbik etmeye karar verir. va sadece bakara suresini tam manasıyla anlayıp, yaşaması için 10 sene çabalar.

velhasıl islam çok ayrıntılı bir yaşam rehberidir. bu nedenle yüzde yüzlük bir durum yerine mizan vardır. faydalı işlerin zararlı olanlardan fazla olmasına bakılır. herkes kendine göre bir noktasına tutunur ve yıldız gibi parlar. allah rasulü her noktada yıldız olmuş ve bu konuda kendisi şunu söylemiştir.

"hud suresi beni yaşlandırdı." hud suresinde o mübareği bu kadar yıpratan ayetse ;
"emrolunduğun gibi dosdoğru ol" dur.

lütfen bu yola hizmet eden alimlerimize hakarete varan söylemlerden uzak duralım. eleştiri herkes için geçerlidir ama iyi niyeti elden bırakıp peşin hükümlü olan arkadaşlar beni ziyadesiyle üzdüler.

edit: ey peşinen malignleyen yüce şahsiyet. daha yazar olarak ben gözden geçirme okumamı tamamlamadan eksiyi bastığına göre derdin okumak, anlamak değil. taraf tutmak. eyvallah. ben alimler ve allah dostlarının yanındayım o vakit. ve evet allah'ın bana gösterdiği yöntemle sana diyorum ki:

" senin yolun sana, benim yolum bana."

dahaiyisinibulanakadarbu

bazen entrylerine denk geliyorum ve gerçekten nick'inin hakkını fazlasıyla veren bir yazar. ben kendimi pek fazla ifade edemediğimi düşünürüm ama kendisi hem çok bilgili hem de bildiklerini çok iyi ifade edebiliyor. bazı başlıklara telepati yöntemiyle kendisi çağırdığım doğrudur.

tevazu

günümüz insanında kalmayan bir duygu.

tevazu mu o da ne tam tersi yapılan iyiliği başa kalkan, göstere göstere yapan bir toplum olduk.

kimse aynada kendine bakmadan mükemmel sanıyor. oysa hepimiz kusurluyuz. tevazu göstermedikçe bu kusurumuzu kapatamayız.

dahaiyisinibulanakadarbu

ruh ikizim dediğim, entryleri ile beni benden alan süper yazar

Toplam entry sayısı: 123

bekaret

bence gayet de önemlidir, bu kadar sene keyfine buyruk yaşayıp istediği kişiyle beraber olmuş bir insanla bir ömür geçirmek istemem.
yok bu devirde bakir/bakire olan mı var diyenler de herkesi kendi gibi bildiğinden böyle konuşuyorlar ve evlilik öncesi yapılan bu pis işi normalleştirmeye çalışıyorlar, hayır arkadaşım normal bir şey değil bu.
belki bekaret sadece bacak arasından ibaret değil ama bacak arasını koruyamayan zihnini nasıl korusun.
sırf zevk için kendini gelecekteki eşine saklayamayan bir insandan allah korusun beni ve benim gibi düşünenleri.

islamın bitmiş olduğu gerçeği

kendini çok zeki zanneden geleceğe yönelik boş tahminler yapıp ilerde çekeceği azabı düşünmekten kurtulmaya çalışan ateist zırvaları.
(bkz: bi bitmediniz)

evleneceği kızda bekaret arayan erkek

benim anlamadığım evleneceği kızın bakire olmasını isteyen kişileri önüne gelenle yatan ahlaksız şerefsiz biri gibi göstermeye çalışıp sonra da 'bunlar namusu bacak arasında arıyor' 'bunlar önüne gelen her kızla yatmak için can atıyor' diyenler
şimdi mantıklı düşünmek lazım bekaret önemli kendini evleneceğin kişiye sakla diyen mi önüne gelenle yatıp kalkmak istiyordur yoksa bekaretin ne önemi var biz cinsel ilişkimizi yaşayalım sonra git istediğinle evlen diyen mi?
gelelim bekaretini koruyan kızlara bunca sene kendini evleneceği kişiye saklamış her türlü pislikten uzak durmuş bir kızın evlendiği erkeğe verebileceği daha güzel bir hediye olabilir mi ki

`seni, seni tanımazken bile aldatmadım` demiş olmaz mı?
hem o gün geldiğinde bence bekaret önemsiz diyip kızların kendini eşine saklamasına hakaret etmiş olmaz mıyız?
ve evet bu yazdıklarım elbette ki erkekler için de geçerli.
yani arkadaşlar evlilik öncesi cinsel ilişki normal ve doğru bir iş değil, normalleştirmeye çalışmayınız,

10 ekim 2016 tıbbiyeli sözlük sivil darbesi

ya arkadaş bu nasıl bir riyakarlıktır
adam akıllı şunu yapanlar banlanır diye bir kural koyamadınız ya da varsa aklınızda öyle bir kural uygulayamadınız ama sözlüğün en çok entry giren yazarı sözlükten soğudu diye adamı banladınız
bundan önce de birçok insan illa ki birileri yüzünden sözlükten soğudu onlar neden banlanmadı bir şey yapacaksanız herkese yönelik yapın
yani şu platformun bir çizgisi olsun beğenmeyen gelmesin yarın birileri benden hoşlanmadı diye banlanacaksam ve bu size adil gelecekse yazıklar olsun

sözlüğün 6. ayı şerefine nik6 doldurma haftası

sol frame'de nick'ini göremeyenleri derin bir kedere boğan başlık

bekaret

bence gayet de önemlidir, bu kadar sene keyfine buyruk yaşayıp istediği kişiyle beraber olmuş bir insanla bir ömür geçirmek istemem.
yok bu devirde bakir/bakire olan mı var diyenler de herkesi kendi gibi bildiğinden böyle konuşuyorlar ve evlilik öncesi yapılan bu pis işi normalleştirmeye çalışıyorlar, hayır arkadaşım normal bir şey değil bu.
belki bekaret sadece bacak arasından ibaret değil ama bacak arasını koruyamayan zihnini nasıl korusun.
sırf zevk için kendini gelecekteki eşine saklayamayan bir insandan allah korusun beni ve benim gibi düşünenleri.

evleneceği kızda bekaret arayan erkek

benim anlamadığım evleneceği kızın bakire olmasını isteyen kişileri önüne gelenle yatan ahlaksız şerefsiz biri gibi göstermeye çalışıp sonra da 'bunlar namusu bacak arasında arıyor' 'bunlar önüne gelen her kızla yatmak için can atıyor' diyenler
şimdi mantıklı düşünmek lazım bekaret önemli kendini evleneceğin kişiye sakla diyen mi önüne gelenle yatıp kalkmak istiyordur yoksa bekaretin ne önemi var biz cinsel ilişkimizi yaşayalım sonra git istediğinle evlen diyen mi?
gelelim bekaretini koruyan kızlara bunca sene kendini evleneceği kişiye saklamış her türlü pislikten uzak durmuş bir kızın evlendiği erkeğe verebileceği daha güzel bir hediye olabilir mi ki

`seni, seni tanımazken bile aldatmadım` demiş olmaz mı?
hem o gün geldiğinde bence bekaret önemsiz diyip kızların kendini eşine saklamasına hakaret etmiş olmaz mıyız?
ve evet bu yazdıklarım elbette ki erkekler için de geçerli.
yani arkadaşlar evlilik öncesi cinsel ilişki normal ve doğru bir iş değil, normalleştirmeye çalışmayınız,

agirelekci

bugüne kadar nick6 açılmaması umursanmadığı anlamına gelmez buna delil istersen de ben varım.
ben gayet diğer yazarları olduğu gibi bu arkadaşı da umursuyor ve yazılarının devamını bekliyorum
eğer dinlemeyi bilirsen herkesten bir şey öğrenilebileceğine inandığımdan tüm yazarların edep çerçevesi içindeki yazılarının okunması gerektiğini düşünüyorum.
yoksa kendi gibi düşünmeyenleri okumayan, aşağılayanlardan olmayın çünkü siz kaybedersiniz de kaybettiğinizi bile bilmezsiniz

islamın bitmiş olduğu gerçeği

kendini çok zeki zanneden geleceğe yönelik boş tahminler yapıp ilerde çekeceği azabı düşünmekten kurtulmaya çalışan ateist zırvaları.
(bkz: bi bitmediniz)

hemşire peşinde koşan umutsuz tip

buraya hemşire peşinde koşan umutsuz tip diye yazarsan bu senin hemşireleri aşağılaman demek, herhangi bir kızın peşinde koşmaktan hiçbir farkı yoktur bu durumun.
sanki diğer fakültelerden biriyle çıkmak daha bir mühim iş de onu beceremeyenler daha alt kademe olan hemşire peşinde koşar gibi bir anlam çıkıyor.
bu yüzden çok saçma bulduğum başlık sırf birilerini eleştireceğim diye bir mesleği böyle lanse etmek hiç hoş değil.
ayrıca böyle iğrenç tabirleri dışarda da kullanırsanız artık doktor arkadaşlarınız çekinip gerçekten sevdiği bir hemşireyle muhabbet edemeyecek hale gelir, yazık olur.

bekaret

bence gayet de önemlidir, bu kadar sene keyfine buyruk yaşayıp istediği kişiyle beraber olmuş bir insanla bir ömür geçirmek istemem.
yok bu devirde bakir/bakire olan mı var diyenler de herkesi kendi gibi bildiğinden böyle konuşuyorlar ve evlilik öncesi yapılan bu pis işi normalleştirmeye çalışıyorlar, hayır arkadaşım normal bir şey değil bu.
belki bekaret sadece bacak arasından ibaret değil ama bacak arasını koruyamayan zihnini nasıl korusun.
sırf zevk için kendini gelecekteki eşine saklayamayan bir insandan allah korusun beni ve benim gibi düşünenleri.

lgbti

korkun zararlıdırlar.
belki fiziksel zarar veremezler ama benim ahlak anlayışıma ters olduklarından çok da masum görmüyorum bu kavramı, kişileri.
masum görmemek bu kişileri öldürelim demek değil tabi ki sadece sevdiğim insanların böyle kişilerle muhabbetinin olmasını istememem demek.

tıbbiyeli sözlük öz eleştiri yapıyor

ya tek isteğim sırf entry sayısı fazla görünsün diye gereksiz tıbbi kelime tanımı yapan arkadaşları uyarın olmadı açtıkları başlıkları silin o da olmadı ayın en çok başlık açma ödülünü onlara verin ki dursunlar artık
buraya kimsenin salt tanım bilgisi öğrenmek amaçlı geldiğini de sanmıyorum (geliyorsa da gelmesin lütfen bu tip bilgileri daha doğru ve ayrıntılı öğrenebileceği binlerce kaynak var oraya gitsin)
eminim bu paylaşımları yapan arkadaşların da herhangi bir konu hakkında fikirleri vardır onu yazsınlar izlediği bir filmi anlatsınlar, bir kitap hakkında yorum yapsınlar, beğendikleri müzikten bahsetsinler, yaşadıkları bir olayı anlatsınlar, hayattan beklentilerini, yediği darbeleri yazsınlar yani fikir beyan etsinler

lgbti

psikiyatri dersi de aldım gen dersi de insanların cinsel kimliğini veya cinsel yönelimini değiştirmesinin birçok nedeni olabilir biliyorum.
ama bunları bilmem bu olayları `normal` olarak adlandırmama neden değil.
mesela intihar eden kişiye de normal olarak bakmam onun da altında bir sürü psikolojik etken olabilir ama yaptığı normal değil.
sadece dua ederim inşallah kimse böyle olmaz diye.
normal olan benim dinimin ve öğrendiğim fizyolojinin gösterdiği kadın erkek birlikteliğidir.
sizin bunu normal olarak gösterme çabanızı anlamıyorum bir çocuğa gidip de ister kızla ister erkekle birlikte ol ikisi de normal demek size doğru geliyorsa sizin insanlığınıza yazık.

evrim teorisinin meb müfredatından çıkarılması

evrim elbette eğitim müfredatından kalkmasın insanlar inanmasalar da buna neden inanılmış, ne gibi yanlışları var öğrensinler.
ama bazı aklı kıt arkadaşlar bunu savunacağım derken gelmiş dinime laf söylemeye çalışmış yok ona değil de yaratılışa mı inansın?
be gerizekalı, adamları sırf kendi düşüncelerine ters düşüyor diye müfredatı değiştrimekle suçluyorsun sen de eleştirirken aynısını yapıyorsun ve işin kötüsü bunu anlayamayıp hala kendini diğer insanlardan üstün sanıyorsun.

içerik kuralları - iletişim