daisy

Durum: 725 - 24 - 7 - 0 - 18.12.2018 10:03

Puan: 6977 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

ofansif, sana dusman, ona dusman, kendine dusman
  • /
  • 73

eda baba

ilk gordugumde hermonie granger sanmistim. her sey seninle guzel sarkisini cok guzel yorumluyor bence.

2018

bok gibi bi seneydin kardes, bit de kurtulalim artik. gelen gideni aratmaz ins.

sosyal medya hesabı olmayan genç

insanlarin egolarini tatmin etmek icin mecralardan mecra begendigi bi donemde inatla direnebildigi icin takdire sayan, ayakta alkislanmasi gereken insan.

'neyim ben ... falan mı'

son birkac haftadir twitterda maruz kaldigim igrenc akim.

kisi kucucuk bir aciyla benzedigi unluyle fotografini yanyana koyar, 'neyim ben xx'in turk hali mi??' vb bi paylasimla paylasir, baskalarinin da 'ohaa aynisi resmen,, yok ya sen ondan guzelsin' benzeri soylemleriyle egosunu tatmin eder. birtakim cevrelerse twiti alintilayarak 'yok artik ne alaka..' vb yorumlar yaparak kisiye saldirabilir.

acikcasi benzese de benzemese de insanlarin bu kendini ovdurme isteginden asiri midem bulandi. bu insanlara instagram artik ne kadar yetmiyorsa millet her yere afedersiniz ama g.tunu basini atmaya basladi. bunun yeri bu degil diyor, uygun kelimeleri mute'layip onlari uc hayirla ugurluyorum.

nükleer başlıklı kız

baskalari tarafindan bilinmesine sasirdigim liseliyken cokca dinledigim grup..

ağrı kesici manyağı olmak

benim sadik yarim buscopan+dikloron..

(bkz:dismenore magdurlari)

tıbbiyeli itiraf

kucuk cocuklarla kar tatili duasina ciktik.. zira sinavi anca kar tatiliyle yetistirebilirim.. nolurdu ha nolurdu sanki tatil olsa.. allahim..

altın kelebek

serenay sarikayanin gorup gorulebilecek en ama en kotu tisortle (oyle bir tisort ki cebine marlboro koysa siritmayacak okeyci dayi tisortu) katildigi toren. izlemedim ama o fotoyu gordukten sonra bir sey kaybetmedigimi fark ettim

edit: ayrica tirtolugunu en iyi komedi dizisi odulunu cocuklar duymasin'in almasiyla anlayabilirsiniz

her şeyin üst üste gelmesi

ozellikle regl donemindeyken daha cok basima gelen durum. sinir katsayim daha da artar ve icimden bagirarak aglamak gelir. en az ikisi okulla hocalarla, en az biri arkadaslarimla, en az biri ailemle ve en az biri kullandigim teknolojik aletlerle ilgili olmak uzere cesitli kombinasyonlarda olur. bak dusununce bile sinirlendim.

mezar taşına yazdırmak istenenler

ulan hepiniz ordaydiniz be!!!!111!!!
  • /
  • 73

tıbbiyeli itiraf

upuzuun zamandır yalnızım; kendimin seçtiği fakat bir o kadar da memnun olmadığım bir durumdayım.hiç bir arkadaşım ömürlük olmadı.hani şu birbirinin ciğerini bilen tiplerden.çoğunlukla sıkıldılar benden dümdüz bir insan olduğum için ya da okul bitince benimle de işleri bitti.yeni girdiğim ortamlarda da ha keza öyle. hiç kimseyle oturup paylaşabilecek bir şeyler bulamıyorum ya da takatim yok bilmiyorum.sevgilim varla yok arası bir şey zaten.(bkz:uzak mesafe ilişkisi)sevmeme ve onun da sevdiğini düşünmeme rağmen doğru düzgün bir şey konuşamıyoruz ya da konuşmak istemiyoruz ne ben ne o.daha da kötüsü onu bile içimdekileri söyleyecek kadar yakın göremiyorum.ailemi zaten hiç saymıyorum bile.onlarla bir ara aynı çatıyı paylaşmak dışında kendime hiç bir zaman yakın hissedemedim hiçbirini.o yüzden uzakta olsalar bile yokluklarını aramam.kendimi her şeyden izole ettim ama hiç kimsenin haberi yok.herkese mutluyum numarası yapıyorum.ama yaptığım hiç bir şeyden, hiç kimseden zevk almıyorum.bu dünyada benim için yaşamaya değer hiç kimse ve hiç bir şey yok.filmin sonunu da biliyorum sanırım.

kendini sevilmeye layık görmemek

günümüzde normal bulduğum eylem. sevgiyi para verip beslemek zanneden ailelerden geliyoruz. kaçımız babasına seni seviyorum deyip sarıldık? kaç kere sarıldık? sizi bilmem de ben yapamadım. annemle oyun da oynamadım hiç, dizine yatıp saçlarımı okşatamadım, yanına yatıp uyuyamadım. ablamla kavga etmediğim bir günüm bile olmadı. okul hayatlarımız zaten malum herkes kendi dalgasında, kimse kimseyi umursamıyor.
birisi bana iyilik yapınca ben korkuyorum. samimi davranınca geri duruyorum, ne çıkacak arkasından diyorum. yapılan iyiliği misliyle ödemem gerekiyor gibi geliyor. niye beni seviyor gibi yapıyor ki diyorum, ne gereği var değer vermediğini zaten biliyoruz. gün geliyor diyorum ki ben mükemmelim onlar çirkin, sonra bi bakıyorum bir paçavrayım sevilmeye nasıl layık olayım.

ben senin en çok

bir ümit yaşar oğuzcan şiiridir. okuyunca yiaaa demekten alıkoyamamıştım kendimi, güzel sevmiş.

ben senin en çok sesini sevdim
buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
bana her zaman dost, her zaman sevgili

ben senin en çok ellerini sevdim
bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
nice güzellikler gördüm yeryüzünde
en güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

ben senin en çok gözlerini sevdim
kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

ben senin en çok gülüşünü sevdim
sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
unutturur bana birden acıları, güçlükleri
dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

ben senin en çok davranışlarını sevdim
güçsüze merhametini, zalime direnişini
haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
tüm çocuklara kanat geren anneliğini
nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

ben senin en çok bana yansımanı sevdim
bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

her şeyin üst üste gelmesi

çoğunlukla başıma gelen durumdur. hatta bu kötü olayları listeleyip aralarında hangisi en kötü yarışması yapmıştım bi defa, hepsi kazandı çünkü her biri farklı kategorilerde en kötü durumlardı.son 3 yıldır falan bitmiyor bu hâl, ohal bitti buhal bitmiyor sözlük deliricem*

tusdata vs tustime

tıbbiyeli itiraf

sürekli can sıkan meselelerden konuştuğumdan dolayı insanlar benimle pek konuşmak istemiyor, insanları güldürdüğün ve onları mutlu ettiğin sürece sana katlanıyorlar, kimsenin mutsuzluğa tahammülü yok. bazen ben de kendime sinir oluyorum, neden mutsuzluk bu kadar olağan bir durummuş gibi geliyor diye. sanırım hayatta mutlu olamayacağımdan eminim, her konuya şüpheci yaklaşırken bu konuda net olmam da bir muâmma...

uzun yazı okuyamamak

sosyal medyanın etkisinin büyük olduğu durumdur. 140 karakterlik (gerçi şimdi 280 oldu) tweetler ve fotoğraf altındaki birkaç satırlık yorumları okumak bunu tetikliyor. bir de zaman tünelinde aşağı doğru aktıkça konudan konuya geçiş yapıyoruz, bu da beynin tek bir konu üzerine uzun süre odaklanma yetisini köreltiyor bence.

kamyon arkası yazıları

ileride güzel günler göreceğiz demişlerdi
daha ne kadar gideceğiz

insanın kalbinin sesini dinlediğinde olabilecekler

                      

kendine has monoton bir hayatın var. okul, iş, ev, yurt, sokaklar.. kulağında kulaklıklar binlerce kez geçtiğin yerlerden tekrardan geçiyorsun her seferinde. sabah, akşam, gece, ayaz.. etrafına bile bakmıyorsun, bir an önce ulaşmak istediğin yerde olmak istiyorsun. ağaçlar, gökyüzü, yıldızlar ve kaldırımlar.. hissettin değil mi? tam kalbinin oralarda bom'boş bir şeyler. ne yapıyorum ben? nereye gidiyorum? oysa sıkıldın bu monotonluktan. kanatlanıp özgür olmak istiyor ruhun, hiçbir şey düşünmeden, tüm sorumluluklardan sıyrılarak..

tüm bu düşünceler tam göğsümün ortasında acı çektiriyor bana. akıtamadığım her gözyaşı fazlaca baskı yapıyor bu içimdeki boşluk'a. görmek istemiyorum. gözlerimi kapatmalıyım. savaşmak çok yorucu.

ne oldu böyle dünyaya? zaman bizi nasıl bir boşluk'a sürükledi?

Toplam entry sayısı: 725

noldu ya foton gitti

inci kadribegic

"trakya üniversitesi tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisi iken hücre konusunda çalışmak için tam 193 laboratuara başvuru yaparak reddedildi ve pes etmedi. yaptığı 194. başvuru ile koç üniversitesi tıp fakültesi’nde kök hücre çalışmalarına başladı. akabinde mıt david koch cancer ınstitute de kök hücre çalışmalarına katıldı. 2012 nobel fizyoloji ödüllü dr. shinya yamakana’nın kurucusu olduğu (cıra)-kyoto üniversitesi 2016 yaz stajı seçmelerine katılarak dünya çapında yapılan binlerce başvuru arasından ilk 16’ya kadı ve tam burslu kabul edilen ilk türk tıp fakültesi öğrencisi oldu. çok sayıda ulusal ve uluslararası kongrede konuşmacı ve moderatör olarak yer alarak, ödüller aldı."

trakya universitesinde tip okuyan ve azmiyle takdirimi kazanmis ablamiz. kendisini selpak'in "on yargilari silelim" reklaminda gorunce baya sevindim. dilerim bi gun kendisiyle karsilasma sansim olur.

19 mayıs'ta stadyumda gösteri yapmak

lisedeyken benim de icinde bulundugum ve acayip gurur duydugum durum.
daha lise 1deyken benim gibi 768 kisiden olusan kizli erkekli bi karma gosteri yapmistik, bir kalp, bandirma vapuru ve guvercin olusturmustuk, inanilmaz guzel olmustu. kostumlerimiz aluminyum folyoya sarilmis uzaylilara benziyordu ve bir oraya bir buraya kosturuyorduk. derslere girmiyor, gunesin sicaginda alistirma yapiyorduk, ust donemler bizi izlerken inanilmaz haz duyuyorduk. o gun geldi catti, herkes fonlu saclarla orda, aileyi tembihlemisiz bizi izleyin diye. herkes inanilmaz heyecanli ve bir o kadar da gururlu.

ustunden 8 yil gecmis, bugun anmak icin aradim ve bir video buldum, gozlerim doldu. ne emeklerle ugrasmisiz kac ay ve gercekten guzel bi seyler cikmis ortaya. kizli erkekli bi seyler yapabildigimiz guzel gunlerden. buraya da link birakiyorum, belki izler guzel gunleri hatirlarsiniz.

https://www.dailymotion.com/video/xdd3m2

okulun popüler öğrencisi

liseliler icin irdeleyecek olursam;
erkekse genelde kolej mezunu olup yabanci dili iyidir, giyim konusunda kuralci degildir, agggbi seklinde konusur, metalci/rockcidir, iyi basketbol oynar ve genelde gitar calar(tercihen okulun muzik grubunda).

kizsa genelde uzun duz saclidir, envai cesit renkli kalemleri ve guzel bi yazisi olmasina ragmen dersleri cok da basarili degildir ve cogunlukla starbucksta takilir, hatta okula termoslarindan getirir.

her iki cinsiyet icin instagramda takipcileri coktur, telefonlari genellikle son modeldir.

instagram kullanmamak

günümüz dünyasında başarmanın görece zor olduğu durum.

instagram her yerde. dizilerde, filmlerde, restaurantlarda, belediye afişlerinde. önü alınamıyor bi türlü. ve bu dünyaya kapılmamak elde değil.

geçen yaz açtım, kullanmaya başladım bi süre ve sonra kapattım. aslında bu dünyaya girmekten korkuyordum ancak takıldığım facebook ortamlarında yaşıtım çok az insan kalmıştı, geride ölü bir sessizlik ve sürekli siyasi paylaşımlar vardı. ben de içimdeki merak dürtüsünü bastırmak için girdim bu ortama ve keşke girmeseydim.

gerçek bir bağımlılık. bi story atıyorsun hoop kim beğenmiş, kaç kişi beğenmiş. sürekli sayfayı yeniler hale geliyorsun.
kapatmamın bir diğer sebebi de insanların artık instagram için yaşaması. geçenlerde kuzenimin 'farklı bi yere gidelim, instaya atacak fotom kalmadı' demesiyle bi kez daha anladım bunu. hava atmak için önlüklü, stetoskoplu fotolar, yurtdışında geziyorum fotoları, arkadaşımın doğum günüsü ve onu çok seviyorum(yersen) fotoları, ben hep starbucksta takılırımfotoları, çok güzelim yeni ruj aldım fotoları, çok sportifim mac fitten çıkmam fotoları vs vs of of say say bitmez.
bu ortama dayanamadım. insanlar sürekli kendilerini beğendirmek, egolarını tatmin etmek istiyor. like sayısı beklediğinden az gelince morali bozulanı bile gördüm. bilmiyorum çok tuhaf bi yer.

hazır yaz gelmiş ve boş boş otururken geri dönesim geliyor. çünkü bi yanım insanlar nerde ne yapıyor merak ediyorum, dedikodu yapacak malzeme arıyorum, en nihayetinde ben de bi insanım. ama bi yandan korkuyorum. çok çabuk mutsuz olan bi insanım ve o an olmak istediğim bi yerde başka biri varsa muhtemelen çabucak sinirlenirim. ben evde kös kös oturuyorken deniz fotoları görsem içim gider. neyse dürtüleri bastırmaya devam.
keşke hiç bu dünyaya girmeseydim, çünkü tünelin ucu bomb*k bi yere çıkıyor.

necdetersoz

adi ve soyadi ile nick almasi bana sanki surekli takim elbiseyle dolasiyormus izlenimi yaratiyor.

birine kibarca gerizekalı demek



biricik yuksek islevli sosyopatim sherlock biraz kaba ama olsun.

noldu ya foton gitti

mektup arkadaşlığı



akla yukardaki umut sarikaya karikaturunu getirmistir.

tıbbiyeli itiraf

hickimsenin en yakin arkadasi degilim be sozluk, en yakin uc arkadasim vardi hepsini kaybettim. kimse bi yere giderken ay daisy de olsun o cok sever diye dusunmuyor, kimse benle okul dersler disinda konusmuyor, hicbir yere davet edilmiyorum, kimsenin instagram fotografinda iyi ki varsin diye kalpler koydugu biri degilim. bazen oyle cok imreniyorum ki.. benim en iyi arkadaslarim ders slaytlarim ve fosforlu kalemlerim sanki.

mavi tik

karsidaki mavi tiki kapatmissa ve yazdiginizi okuyup okumadigini anlayamiyorsaniz karsi tarafa ses kaydi yollayin. eger ses kaydini acarsa mavi tik oluyor. #iyibilgi

kadir mısıroğlu


fazla soze gerek yok bence.

iyi parti

nedense ismi bana sönükmüş gibi gelen, başında bir kadın genel başkan olması açısından takdir edilesi ancak mhp'den çok bi farkı olduğunu zannetmediğim için benden oy alamayacak yeni parti.

tıbbiyeli itiraf

yeniyil arefesinde regl oldum yav. millet rengarenk isikli cam agaclarinin storysini atarken ben sicak su torbaminkini aticam galiba. alacaginiz olsun caggnim overlerim, cagggnim uterusum.

erkeklerin kadınlara çekici gelen özellikleri

haci hocayi andirmayacak uzunlukta sakali, dislerinin duzgunlugu, gulerken kisilan gozleri, marka takintisi olmamasi, ruhani bi olgunluga erismis olmasi, beni anlamasi, fikirlerime saygi duymasi, koruyup kollamasi, kendi ayaklarim ustunde durabilmem icin desteklemesi

içerik kuralları - iletişim