diastol

Durum: 274 - 20 - 2 - 2 - 31.05.2020 01:23

Puan: 3728 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Bütün derinlikler sığ, sözcüklerin hepsi iğreti.
  • /
  • 28

ruj

günlük yaşantımda kullandigim 2 makyaj malzemesinden bir diğeri. bence makyajda en dikkat çeken ve hoş duran kısım. çook fazla çeşidi olsa da ben dudak tonuma yakın bir ton kullanıyorum günlük hayatta. özel bir günde kırmızı-bordo tarzı rujlarla efsâne bi görünüm elde edebilirsiniz. tabii bu sırada göz makyajını abartmamak koşuluyla.
ah ve tabii ki çilekli lipglossları da unutmamak gerek onlar benim caaanım yau yiyesim geliyo çok tatli

yazarların tercih ettiği kahveler

ya sert kahveleri nasıl içiyorsunuz ya of ben de içmek istiyorum ama çok acı geliyor:( içerken böyle suratim şekilden şekle giriyor. bana gelincee sütlü karamelli şekerli falan yumuşacık kahveler seviyorum ben çünkü çok tatlılar heheö

platoniğe hislerini söylemek

ya gerçek sevgili istesek yapardık zâten arkadaşlar saçmalamayın. platoniklik müessesesi, karşı tarafın haberi olmaksızın sürünmekten ibâret olmalıdır. davamıza ihânet etmeyin lütfen aaa.

geceye bir şarkı bırak

tamino

bi entrye 2 tane link koyamıyormuşum :/
bu da ikinci

çok kısa oldu sözlerini de yazıyım

something hides in every night
brings desire from the deep
and with it comes a burning light
to keep us from our sleep

and as the full star tries his best to make the white pearl shine
glances of a new day have arrived
and though he's not alone, he fears to never love another
and leave his heart forever with her smile

haa-aah
habibi, light is burning
as ı am burning
habibi, light is burning
as ı am yearning

something died within a soul
left the eyes to rust
and every time it is recalled
ıt covers all in dust

haa-aah
habibi, light is burning
as ı am burning
habibi, light is burning
as ı am yearning

and meanwhile, a whole lot goes down
somewhere in the darkness, us together for a while
you loved it then, so did ı
a feeling deep inside you wants to love it all again

now don't leave it there, just give it a chance
ıf only ı'd forget you after one last dance
but you're everywhere, yes you are
ın every melody and in every little scar
ah yes you are, you are

habibi, light is burning
as ı am burning
habibi, light is burning
and ı am yearning

tamino

1996 doğumlu, tam adı tamino moharam fouad olan yarı belçikalı yarı mısırlı müzisyen. sesinde yoğun bi hüzün barındırıyor. şarkıları da oldukça iyi. dinleyiniz efendim. en bilinen 2 parçasını koyuyorum

ölürüm sana

çok iiii şarkı.net. yalnız klipte kızın gözünü bağlayıp bisikletle gezdirme sahnesi beni çok gerdi. düşünüyorum da kimsenin bisikletine binmem o şekilde galiba ahajjdjd güzel bi güven testi olabilir aslında

kâkül

açılması gerektiğini düşündüğüm başlık. alnın üzerine düşen saç tutamı. her ne kadar doğrusunu kâhkül sansam da yazılışı bu şekildeymiş. bugünlerde çoğu hemcinsimin aklından geçiyordur kesmek. ben karantina başlarında kesmiştim(bunu yapmak tek benim aklıma geldi sanıyordum ahahjsjs sonra baktım ki herkes teker teker kâkül kesiyor) neyse işte ilk kestiğimde pek cesur değildim uzun ve seyrek bi kâküldü. fakat dün uzadığını fark edip yeniden kestim bu sefer tam istediğim gibi oldu. diyeceğim şu ki eğer böyle bir şey yapmayı düşünüyorsanız (gerekli videoları izleyip düzgün kesebileceginize inaniyorsanız) kesin dostlarım. hatta çok düzgün olmasa da fark etmez. her şekilde çok güzel olduğunuzu unutmayın:*

so far away

dinlenilmesi gereken avenged sevenfold şarkısı. grubun ölen bateristi için yazıldığı söyleniyor.

dikkat! hüzün içerebilir:(

here comes the rain again

hypnogaja versiyonu aşırı iyi olan şarkı. zaten bu şarki nasıl başkasının olur anlamıyorum. bi de son günlerde sürekli bu çalıyor kafamın içinde. dolayısıyla söylüyorum da. ama korkarım ki kafamdaki sesler gibi duyulmuyor söylediklerim dışarıdan ahahahja sorry komşular
  • /
  • 28

ruj

benim de bir miktar takıntılı olduğum bayıldığım bebekler. mor, kırmızı, evde sürmelik maviler*, bordo, kahverengi, turuncumsu nudelar, minnoş pembeler, mat, metalik, saten, parlak bitişli rujlar, glosslar derken efendim bir anda kendinizi kaybederken bulabilirsiniz. en son en sevdiğim bebeklerimden birini sözlü mekanında kaybettim. üroloji olunca gidip soramadım da* hala yasını tutuyorum.
ama şuna dikkat etmek gerek, bu rujları ister istemez yiyoruz. mümkün olduğunca ne olduğu belirsiz markaları kullanmamak ve yemekten önce iyice silmek lazım. bunun dışında her gün kullanılan ve haliyle en çok yenme potansiyeli olan* lip balmların içerinde paraben gibi zararlı kimyasallar olabiliyor. dikkat edip temiz içerikli ürünleri kullanmakta fayda var. temiz ve doğal içerikli rujlar da var tabi ama onların renkleri duruşları o kadar tatmin edici görünmüyor. bir de mineral rujlar var, belki içeriği daha temiz olabilir.
denersem yazarım*

züppe etkisi tabanlı internet entelliği

şimdi size oldukça ilginç bir meseleden bahsedeyim.

sözde aşırı entelektüel elit dinsiz camianın yeni hobisi, yakın çevrelerinde artan ve popüler olan taslaman eleştirilerine mukâbil taslaman’ın balonunu şişirmek. komikliklerinizi ibretle okuyorum.

bu kontra-etki aslında sadece taslaman özelinde değil. yakın dönemde şengör eleştiri ve övgülerinde de zıt-benzerini tecrübe ettik. mekanizma tam olarak, sözde pek elitler tarafından, kendileriyle yakın olunan ancak âvâm olan kitleler arasında kimin savunusu yükselirse onu gömme veya aynı çevrede kimin eleştirisi artarsa onu şişirme şeklinde işletiliyor. burada eleştirilerin ya da övgülerin doğruluğundan/yanlışlığından birincil olarak bahsetmiyorum. yani, sözde aşırı elitimiz, eleştireceği varsa da çok kişi eleştirdiği, eleştiriler popüler olduğu için eleştirmiyor. öveceği varsa da çok kişi övdüğü için övmüyor. eleştiriler popülerken övgüyü, övgüler popülerken eleştiriyi yapıyor. 10 kişilik bir grupta 9 kişi nereye kayarsa bu diğer 1’i kendini zıt tarafa atmaya eğilim gösteriyor yani.

şimdi işin aslına gelelim. evet, bu esasında tam da tahmin edeceğiniz üzere bir çeşit cognitive bias. züppe etkisi diyelim buna. bunu bireyci nitelikleri ve esasında ortalama/sıradan olan; fakat seçkin insan gibi davranma arzusu ön plana çıkanlarda daha çok deneyimleriz. ekonomide de karşılığı vardır. hatta yanılmıyorsam literatüre ilk kez ekonomiden girdi, oradan hop kognitif psikolojide tanımlandı. kabaca, ekonomik olarak orta sınıfta yer alan; ancak kendini ekonomik açıdan seçkin görmek isteyen insanların alım güçlerinin ötesinde, irrasyonel bir biçimde lükse düşkünlüğüne vurgu yapar. pratik değeri olan ürünler yerine garip nitelikleri olan, nadir veya pahalı bir ürün alma isteği gibi. henüz temel ihtiyaçlarını karşılamamış orta sınıftan, bazen lüks için böyle ilginç bir çaba görürüz. seçkin insanın lükse harcamadığı parayı orta sınıfın harcadığını çoğu kez tecrübe ederiz. işte ekonomideki bu etkinin, tam da entelektüel alandaki tezahürüdür bu durum.

nasıl anlarız?

bu sözde elitlerimize göre insanların entelektüeliteleri, zekâları gözlemsel olarak kolaylıkla belirlenebilir meselâ. etiket yapıştırılabilir. sözde elitimiz sosyal medyada paylaşılan bir yorum, metin, gün içerisinde yaşantısında anlatılan bir konu ya da ilgi alanlarından o insan hakkında hemen bir zekâ tayini yapar, çevreyi buna göre gözler. kendince bir entelektüellik skalası (tier) oluşturur. bu durum tıpkı ekonomik orta sınıf insanın insanları sürekli gözleyip kıyafetlerden zengin/fakir yorumu yapması gibidir. sözde elitimiz, kendisini avel ya da âvâm gibi gösterecek davranışlardan bilhassa kaçınır. orta sınıfın bir kısmının kendini fakir gösterecek şeyleri inanılmaz dert etmesi gibi. örneğin, sözde elitimiz, çok başarılı ve muhtemelen çok zekî insanların davranışlarına acayip derecede kafayı takar. “yahu bu adam şöyle başarı almış, nasıl böyle bir söz söyler?” sözde elitimizin en sık dile getirdiği laflardandır. tıpkı, ekonomik orta sınıfın “yahu şu adam ne kadar da zengin, oturduğu eve bak.“ lafını ettiği gibi. yani ekonomik orta sınıfın lüks ihtiyacı da düşünsel orta sınıfın “elitlik” ihtiyacı da gün içinde kendini sürekli hissettirir. halbuki ekserîyetle sözde entelektüel elitimizin, yani ortalama arkadaşımızın, kafaya taktığı şey, en hafif tabiriyle o başarılı ve muhtemelen gerçekten çok zekî olan has elitimizin çükünde bile değildir.

şu taslaman örneğini biraz açarak ilerleyelim. yazının başında taslaman eleştiri ve övgüsünün dinsizler arasındaki yerinden girmiştik. kendisi bir dinsiz için bünyesinde eleştirilebilir sayısız falso barındırıyor. o nedenle taslaman eleştirileri beklendiği gibi artarken, yine aynı grup içerisinde, olasılıkla yine eleştirileri bulunan küçük bir grup, yani sözde elit(ler)imiz, eleştirileri olmasına rağmen, bulunduğu çevreye göstereceği kognitif reaksiyon neticesinde taslaman’ı övme ihtiyacı hissediyor. eleştiriler civarda popüler olduğunda, kendisinin de esasında henüz demediği 9 tane eleştirisi varken, taslaman’ın kıyıda köşede kalmış ne kadar gereksiz, ayrıntı, değinilmemiş lâkin pozitif görülebilecek özelliği varsa, adeta “ilk ben dedim, ben sizden farklı şey söyledim” diyebilmek istercesine ufak tefek detayları ön plana çıkarıyor; düşünce omurgasının en kemikli, kalın, eleştirilmesi gereken noktalarına popülerliğinden ötürü ya söz söylemiyor ya da nadir görülen bazı vakalarda da bu eleştirilere bakıp bu kez bu eleştirileri gömmeye uğraşıyor. her türlü bu kognitif reaksiyonu gösteriyor yani. şengör’de de tersi oldu örneğin. dinsiz çevrede artan övgü popülerliğine istinaden yine sözde elitlerimiz arasında övülebilir niteliklerinin yanında çok değinilmemiş eleştirilebilir noktalarından şengör gömme furyası başladı.

bu nedir ne değildir öyleyse?

eleştiriler ya da övgüler, doğru ya da yanlış noktalara parmak basıyor olabilir. binâenaleyh konumuz bu değil. o nedenle bir dinsizin, dinî inanışları olan bir insanı çevresinden gelen eleştiriler popülerken övmesi ya da bir dinsizin artan övgü popüleritesi içerisinde ufak noktaları bastıra bastıra eleştirmesi, teknik açıdan sorunlu ya da hatalı prosesler barındırmak zorunda değil; ancak, bahsettiğim üzere meseleye hâkim olan ve durumu kavrayan insanlar için pek bir keyifli. çünkü süreci esas yöneten, eleştirilen ya da övülen kişinin kendisi değil; sözde elitimizin sevimliliği. bunda ciddi bir problem görmüyorum. liboşluğum bu günler için var. son dönemde türeyen bu internet entelliği garâbeti beni hiç eğlendirmiyor değil. ancak artifisyel oldukları ya da konunun altında yatan nedenlerden en az birinin bu olduğu, kabak gibi sırıtıyor.

aslında burada sözünü ettiğimiz kognitif etkinin dışında, başka süreçler de işin içine dâhildir. teknik terimlere girmeden sade sade ifade edelim. insanlar, gruplaşma eğiliminde. zihinsel olarak da davranışsal olarak da. birinci etki burada: dinsizler ve dinî inancı olanlar. her ne kadar bu iki ayrı grup birbiriyle zıt olsa da bu grupların kendi içlerindeki bireylerin arasındaki mücâdeleler daha bir nefes kesicidir. bu etkiyi görmek için gruplararası niteliklerin zıt olması, esasında meselenin özüne doğrudan etki etmiyor. yani dinsizler arasında deneyimlenen kognitif biasleri görebilmek için dinî inancı olan grupla aralarındaki mücâdele doğrudan önemli değil. apaçık örneğini verdiğim üzere, taslaman’la birlikte, dinsiz olan şengör de bu prosese dâhil. o nedenle ikinci etki; bizâtihî kendi grubunda beliriyor. örneğin, mobilya sektöründeki firmaların kendi aralarında en iyi olma mücadelesine girip kendilerini yemek sektöründeki bir firmayla bir yarışma içerisinde görmemesi gibi. mobilya sektöründen bir firma, yemek sektöründen bir firmanın kendisinden daha fazla kazanmasını sıklıkla dert etmez. ama mobilya sektöründen başka firmalar çok ufak miktarlarda bile kazanmaya başladığında bunu kendisi için bir tehdit olarak görür. veya yine bu mobilya sektöründe iyice popüler olup ayağa düşen bir ürün tasarımını göz önünde bulunduralım. en azından bir firmanın bu popüler ürün tasarımının dışına çıkıp, bunları bir şekilde değersizleştirip bunlar yerine farklı bir ürün koyma girişimini tecrübe edebiliriz. bu zıt davranış da aynı sözde elitimizin davranışı gibi az sıklıkta izlenir. malî ve ekonomik alanlarda bunlara benzer mücâdeleler, kendini bir kognitif bias olarak düşünsel süreçlerde de belirli oranlarda gösteriyor. dinsizler arasındaki sözde elitlerimiz de, kendini o grupta zıtta çekiyor. birnevî grup içi mücâdele hamlesi.


velhasıl taslaman da şengör de mobilyalar da bu meselenin piyonu. tüm bu meselelerin özü, kendi grubunda en iyi olmak, ön plana çıkmak; farklı bir grupta olmadığı için de o grupla kendini böyle bir sürecin içinde görmemektir. grup içi mücâdelede de sözünü ettiğimiz ilk kognitif bias deneyimlenir. istediği başarıya, farklılığa, “elitliğe” ulaşamadığını hissedemeyen sözde elitimiz, buna mukâbil sıklıkla hırs dolar, kendi grubundan diğer insanları hazmedemez; süreci daha da komikleştirir. tıpkı spinal şokta alt reflekslerin şiddetlenerek geri dönmesi gibi sekteye uğrayan zihinsel süreçleri, sözde elitimizde kognitif biasleri daha da belirgin kılarak kendisini daha da sevimli bir sürece sürükler. qed

çocuğa tıbbi isim vermek

erkek: koronay

kız: pandesu

tartışma programına çıkılacak yazar dörtlüsü

şâyet konu tartışma ise, sözlük târihinde adı ciddi tartışmalarla anılan yazarların seçilmesi gereken dörtlüdür. dolayısıyla sözlüğün eski efsâneleri bu dörtlüde yer almalıdır. vereceğim isimlerin nick altlarına bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız -ki nick altında tartışma esnâsında yazılan çoğu entry sonraları silinmiştir, bunlar yalnızca bugüne kalanlardır. sözlüğün açıldığı günlerden bugüne hâlen aktif yazan en eski birkaç yazarından biri olarak ikinci nesillerin büyük kısmı ve üçüncü nesiller vay anam vay neler dönmüş serhat ya derken, ben bu tartışmalara anbean tanık olmuş, kısmî olarak iştirâk etmiştim.

evet isimleri sayalım. nick altlarından further reading yapabilirsiniz.

1. inekmatur

özet: sözlükte zamânında islâm, evrim, ateizm, politika konularında ciddi tartışmalar çıkmasına neden olmuştu. sol görüşleriyle bilinirdi. evrim, islâm ve güncel siyâset hakkında sözlükte tartışma yaratan pek çok entrynin sâhibidir. sözlük târihinin en çok eksilenen entryleri arasında birden fazla entrysi vardır.

skiller:

bilgi yükü:
★★★★★★☆☆☆☆
tartışma yaratma potansiyeli:
★★★★★★★★★★
ofans:
★★★★★★★★★★
defans:
★★★★☆☆☆☆☆☆
nihâyetinde tartışmaların altından alnının akıyla kalkma yeteneği (kısaca, taşşak):
★★★★★☆☆☆☆☆

tartışma yaratan entrylerinden örnekler:
(bkz:#13114)
(bkz:#14198)
(bkz:#22060)
(bkz:#23206)

âkîbeti: sözlükte onlarca tartışma, yazılı kavgaya varabilen atışma yarattı. bir gün ansızın sözlükten gitti, bir daha da sözlüğe uğramadı.

2. aynali tahir

özet: islâm husûsundaki literatürü sağlam bir yazardı. sözlükte islâmla alâkalı terminolojik ve târihsel konular çerçevesinde açılmış başlıkların büyük kısmında kendisi vardır. islâm'da ensestten pedofiliye, mûcîzelerden dönemin yaşam tarzlarına pek çok târihsel mâlûmât paylaşmıştır. üslûbca fazla saldırgan değil; ancak pek çokları için rahatsız edicidir. yazdıkları, sözlüğü birbirine katmıştır. o da sözlükte eskidir. nâdiren de olsa geliyor ancak artık yazmıyor.

skiller:

bilgi yükü:
★★★★★★★★☆☆
tartışma yaratma potansiyeli:
★★★★★★★★★★
ofans:
★★★★★☆☆☆☆☆
defans:
★★★★★★☆☆☆☆
taşşak:
★★★★★★★★☆☆

tartışma yaratan entrylerinden örnekler:
(bkz:#41517)
(bkz:#44463)

âkîbeti: hâlen yazar; ancak yazmıyor. nâdiren 6 ayda bir sözlüğe gelip gidiyor.

3. zerdusck

özet: inekmatur'un zıt kutbunda yer alan sivri dilli, dobra bir yazardı. politik mevzûlarda tartışma yaratan birçok entrynin sâhibiydi. sağ görüşlü, seksist ve ırkçı olduğu söyleniyordu.

skiller:

bilgi yükü:
★★★★★☆☆☆☆☆
tartışma yaratma potansiyeli:
★★★★★★★★★★
ofans:
★★★★★★★★☆☆
defans:
★★★★☆☆☆☆☆☆
taşşak:
★★★★☆☆☆☆☆☆

tartışma yaratan entrylerinden örnekler:
silindiği için bulunamadı. konuya ilişkin son yazısı: (bkz:#33486)

âkıbeti: adı sürekli kavgalarla anılan şahıs, son olarak entrylerde kendisi hakkında yazılan küfüre gösterdiği reaksiyon akabinde sözlükten banlandı. tüm entryleri silindi. son olarak eylül 2019'da sözlüğe @zerdusckkk adıyla yeniden geldi ancak kalıcı olmadı.

4. israel real terrorist

özet: özellikle sözlükte bir dönem hâkim olmuş birinci nesil islâmcı tayfanın göze batan, yıldız isimlerindendi. ateizm karşısında önde gelen bir tevhîd savunucusu, bir islâm neferiydi. doğrudan tartışma başlatma potansiyeli düşük olsa da, inandığı değerleri savunmaktan vazgeçmemiştir. îdâm savunusuyla sözlükte çıkış yapmıştır. bu dörtlünün muhtemelen en az dikkat çeken ismiydi; ancak gözümde underrated'dir o nedenle listemde yer verdim. çıktığı bu onurlu sanal cihâd yolunda bir gece ansızın kayıplara karıştı.

skiller:

bilgi yükü:
★★★★☆☆☆☆☆☆
tartışma yaratma potansiyeli:
★★☆☆☆☆☆☆☆☆
ofans:
★★★★★★☆☆☆☆
defans:
★★★★★★★★☆☆
taşşak:
★★★☆☆☆☆☆☆☆

tartışma yaratan entrylerinden örnekler:
(bkz:#27537)

âkîbeti: kayıp. âkîbeti bilinmiyor.

son not: ismi zikredilebilecek daha pek çok yazar var ancak zihinde ilk canlananlar böyle.

tıbbiyeli itiraf

telegramdan dil öğrenmek için birkaç ingilizce ve almanca grubuna, bir de kitap okuma gruplarına katılmıştım. ama türk veya dünyanın herhangi bi milleti (hiç fark etmiyor) o kadar kanserleştiler ki an itibariyle telegramı sildim. insanlar etikten tamamen yoksunlar artık o kadar iyi anladım ki. bir de kendi erkeklerimize abaza, diğer milletlerinkine efendi diyoruz hayır arkadaşlar bizde ne kadarsa onlarda da öyle. yeni, yabancı insanlarla tanışmayı istiyordum hala da istiyorum ama kanser gibi çoğalıp bırakmadıkları için vazgeçtirdiler beni. ayıp yahu

19 mayıs 1919

tarihi bir gün!
101 yıl önce bugün bir komutan indi bandırma vapuru'ndan, elinde bir meşaleyle. samsun'a ayak basar basmaz meşalesindeki ateş büyümeye başladı, zamanla da kocaman bir alev hâline geldi. işte o alev o gün bugündür hâlâ yanıyor; sonsuza kadar da yanmaya devam edecek.
bu vatan için kanını akıtan, canını hiçe sayan bütün şehitlerimize sözümüz var çünkü. artık huzurla uyuma sırası sizde. ruhunuz şâd olsun. hiçbir zaman unutulmayacakınız.

yaşlı bakım teknikeri

ileride kurmayı düşündüğüm yaşlı bakım merkezinde vicdanlısından çokça bulundurmak istediğim çalışanlar olacaktır.

sürekli yatılı kalınan değil çocuk kreşi formatında sabah gelinip sosyalleşilip akşam tekrar ailesi ve torunlarının olduğu aile ortamına dönülecek.

profesyonel ve vicdanlılarının çok da kazanacağını düşünüyorum.beyaz melek filmindeki içler acısı tablo özel sektör ve profesyonellerle değiştirilebilir.

halkımızın aşırı naif olması

ya gerçekten çok naif çok iyi niyetli halkımız hatta hep iyi niyetinden kaybediyor.

https://www.instagram.com/p/CASjhYrgqzz/?igshid=1t3zhj2cpkwco

mevzuat bilgi sistemi

bilmemneyin teknikerlerinin ne iş yaptığı hakkında bilgi sâhibi olmak isteyenlerin ayrı ayrı başlıkları gezmek yerine tek kaynaktan görevlere ulaşabileceği sistemdir. zıkkımın kökünün teknikerlerine kadar kimin ne yaptığı detaylarına kadar anlatılmaktadır.

burada:
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=19696&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

sanâyi ustası

hayat üniversitesi mezûnu, sanayide hemen her türden sök-tak işini hâlleden kalifiye adamlardır. gayriresmî gazetede yayımlanan görevleri şunlardır;

a) arabalar başta olmak üzere pek çok mekanik âletten anlar ve onları tâmir eder.

b) ingiliz anahtarı kullanmayı bilir.

c) çırağı ayak işleri için kullanma yeterliliğine sâhiptir.

ç) uygun tornavidayı uygun deliğe denk getirir ve tornavidayı etkili bir biçimde döndürür.

d) meslekte belli bir kıdemi devirdikten sonra ayak işlerinde hizmet vermesi için çırak yetiştirir.

Toplam entry sayısı: 274

çocuklarla diyaloglar

kardeşim 5 yaşındaydı ve el işi yapıyorduk kağıtlarla. yıldız çizmiştim bir sürü, onları kesiyordu. dedim ki "dikkatli kullan makası, parmaklarına dikkat et keserken" önce parmaklarına baktı sonra yıldıza.."benim parmaklarıma mı yıldızın parmaklarına mı" dedi allahimm yiyesim geldi o an. cidden çocuklar dünyanın en mâsum varlıkları.
bi de şey, yanlışlıkla yıldızın bi parçasını da kesmişti, tepkisini ölçmek için"hihhh naptın eyvah" gibi aşırı bi tepki vermiştim. bana dedi ki "boşver ya böyle şeyleri kafana takma" lan?!

her şeyin üst üste gelmesi

çoğunlukla başıma gelen durumdur. hatta bu kötü olayları listeleyip aralarında hangisi en kötü yarışması yapmıştım bi defa, hepsi kazandı çünkü her biri farklı kategorilerde en kötü durumlardı.son 3 yıldır falan bitmiyor bu hâl, ohal bitti buhal bitmiyor sözlük deliricem*

anlarsın

aklıma ümit yaşar oğuzcan'ın bir gün anlarsın şiirini getiren başlık.

uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
ne çarşaf halden anlar ne yastık.
girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
onun unutamadığın hayali,
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
vurursun başını soğuk taş duvarlara.
büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
duyarsın,
ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
niçin yaratıldığını.
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
dolar gözlerin, için burkulur.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
sevilen gözlerin erişilmezliğini.
o hiç beklenmeyen saat geldi mi?
düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
uzanır, gökyüzüne ellerin.
ama çaresiz,
ama yorgun,
ama bitkin.
bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

bir gün anlarsın hayal kurmayı;
beklemeyi, ümit etmeyi.
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
lanet edersin yaşadığına...
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
o zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

sütlü kahve

bunu nedense kahveyle sütün uzlaşması olarak düşünürüm hep. birisi acı, koyu ve keskin. diğeri ise beyaz ve soft. sütlü kahve ise ortası, çok güzel. içtiğim en güzel uzlaşma.

seni düşünmek

nâzım hikmet ran'ın 1945 yılında kaleme aldığı şiir. tadı damakta kalacak kadar da kısa, fakat etkili. aynı zamanda ezginin günlüğü'nün ilk albümüdür.

seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.

patatesle dünyayı aydınlatmak

patatesten cips, kumpir, kızartma vb. yapılmasından daha az dikkatimi çeken durumdur. mesela benim bi patatesim olsa ve yemek-aydınlanmak olmak üzere iki seçeneğim olsa ben o patatesi karanlıkta yerim..üzgünüm bilim, seni yerim..

unutulamayan küçüklük anıları

bir bahar sabahıydı, 5-6 yaşlarındaydım. köydeydik babaannemin evinde, ve anneannemlerle arasında çok uzun olmayan bi mesafe vardı. sanırım yumurta almak için anneanneme gönderildim. aldım, kendi başıma hoplaya zıplaya gidiyorum eve. sonra tam evin önüne geldim(büyük bi bahçenin içinde ev, balkonu yoldan tarafta) arkamdan bisikletli bi adam geldi dedi ki tam olarak "kızım ben senin babanın arkadaşıyım, evinizi biliyorum gel götüreyim seni" hâlbuki ben tam bizim balkonun önündeydim ama şans işte tam o an babam balkondan çıktı, dedim ki "aa amca bak babam balkona çıktı" adam babamı görünce öyle bi kaçtı ki... tabi bunu evde aileme anlatınca öğrendim her şeyi, çocuğum ben nasıl görebilirdim ki o adamın gözlerindeki kötülüğü, kararmış kalbini... o gün yaşadığım kader miydi tesadüf müydü bilmiyorum ama hayatımın en büyük şansı olabilir babamın balkona çıkışı, bu sâyede şu an hayattayım sonuçta. aksi hâlde ne olabileceğimi bilmiyorum, düşünmekte istemiyorum.

birini sevdiğini anlamak

kardeşim anaokulunda henüz, elif diye de bi arkadaşı var sınıfında. dedi ki "oyunları kaybettiğim zaman herkes bana gülüyor ama elif hiç gülmüyor." bu, sevginin en mâsum hâli olmalı..

çocuklarla diyaloglar

kardeşim 5 yaşındaydı ve el işi yapıyorduk kağıtlarla. yıldız çizmiştim bir sürü, onları kesiyordu. dedim ki "dikkatli kullan makası, parmaklarına dikkat et keserken" önce parmaklarına baktı sonra yıldıza.."benim parmaklarıma mı yıldızın parmaklarına mı" dedi allahimm yiyesim geldi o an. cidden çocuklar dünyanın en mâsum varlıkları.
bi de şey, yanlışlıkla yıldızın bi parçasını da kesmişti, tepkisini ölçmek için"hihhh naptın eyvah" gibi aşırı bi tepki vermiştim. bana dedi ki "boşver ya böyle şeyleri kafana takma" lan?!

tıbbiyeli itiraf

bi sorun var. ya etrafımdaki insanlar gelecek hayallerinden planlarından bahsediyor.evlilik, tatil, emeklilik falan işte. 40 yıl sonrayı bile hayal edebiliyorlar. ben düşünüyorum, olmuyor. bi bulanıklık, bi belirsizlik. yok, birkaç yıldan öteye gidemiyorum. sanki yaşamam gereken süreyi dolduracakmışım gibi. bi de şeyi fark ettim ben, insanlarla kurduğum diyaloglar o kadar boş ki, sadece o ânı geçiştirmek için cevap veriyorum. sonra yalnız kaldığımda düşünüyorum sözlerimi ama yok yani elle tutulur hiçbir şey yok. insanlara cevap verdiğim anlarda bile aklımda başka düşüncelerin dolandığını fark ediyorum. sonra kendimi kötü hissediyorum karşımdakinin söylediklerine odaklanmadığım için. sanki değer vermiyormuşum gibi. umarım geçiştirdiğimi anlamamıştır diyorum. hâlbuki o an bunu istemli yapmıyorum

şekerli çay içmek

çay içmek gibi vasat bi eylemi biraz olsun çekilebilir kılmak isteyenlerin gerçekleştirdiği eylemdir

tıbbiyeli sözlükte kutsallara hakaret edilmesi

trileçeye hakaret edilmesini kaldıramadığım durum..

tatlı seferleri

bahsettiğim gibi, trileçe ayrıştırıcı bi unsur olmamalıdır. kalıntısüngeri derneğinin kazandığından falan bahsediyor taraflı bir zât. lâkin şu bilinmelidir ki, varlığını bile trileçe'nin varlığına borçlu olan anti-trileçeciler anca kendilerini avutmaktadır. en başından beri mutlak kazanan bellidir. kişilerin, oluşumların hiçbir önemi yoktur. sana bir şey olmasın kutsal trileçe, sen vâr ol!

bu arada üstteki entry için: (bkz:cool story)

haydi söyle

kalben'in ibrahim tatlıses'ten daha iyi yorumladığı şarkı.

tibbiyeli sözlük trileçe severler derneği

trileçe, ayrıştırıcı değil birleştirici bi unsurdur benim gözümde. lâkin mâdem böyle bir dernek kurulmuş, hattâ trileçenin birleştirici gücünü kötüye kullanan, bu güzelim derneği yıkmak isteyen vasıfsız dernekler türemiş; o hâlde dostlarım, bu kuruluşa cânı gönülden destek veriyorum.
t: dâhil olduğunuzda, kendinizi daha önce hiçbir yere bu kadar âit hissetmediğinizi fark edeceğiniz şerefli kuruluş.
Henüz takip ettiği biri yok.

içerik kuralları - iletişim