doktor mcs

Durum: 153 - 0 - 0 - 0 - 15.03.2018 00:22

Puan: 3687 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Ilimsiz din kör, dinsiz ilim topaldır.
  • /
  • 16

sosyal medyanın rabbi

adına ister sosyal medya, ister sanal medya diyelim, sosyal-sanal- medyanın da, sahibi, hesap sorucusu olan bir allah vardır.

sanal diye kimsenin dedikodusunu yapma, iftira atma hakkına sahip değiliz mesela, sanal diye insanları aşağılama hürriyetimiz yoktur mesela, sanal diye kimsenin kutsalına sayıp sövme, hakaret etme hakkımız yok mesela...

inanırız ki, rabbimiz sosyal medyada yapıp ettiğimiz iyi ve kötü işleri de soracak ...

allaha inanmayan bir kişi ise, adına ister etik, ister ahlak desin. kimsenin inancını, ayetini, hadisini aşağılamaya hakkı yoktur. bunu yapmaya dini bir engeli olmayabilir. fakat hic olmazsa azıcık insaf ve vicdan ehli olsunda, hakareti bıraksın. anlamadığı herşeye yorum yapmaya çalışmasın, bazı şeyleri anlamayabilecigini düşünsün...

sosyal medya, kimseye kimsenin inancını, dilini, vatanını, yani kutsalını aşağılama hakkı vermez.
birilerini zorla bir dine sokmuyorlar. inanmayanlarda da zorla bak bu din diye başlayıp, hakaret etme , iftira atma çabasına girmemelidir.
selam ile...

spam ayetler

anlamsız diyen kişinin, beyninin anlamaya yetmediği ayetlere yapılmaya çalışılan karalamadır.

(bu gibi ayetler bu ayette verilmek istenen mesajın ne kadar önemli olduğunu belirtir. ısrarla üzerinde durup düşünmeye teşvik edilen ayetlerdir.)

sözlük yazarlarının cenazelerinde çalınmasını istediği şarkı

ölmek üzeresin, belki bir kaza, belki bir hastalık kılıfıyla geldi ölüm...

ömür takviminin son yaprağını yazıyor melekler, marketlerde ara toplam deyip bir hesap çıkarıyor ya kasiyer, melekler bir ara toplam çıkaracak. son hesabı birebir rabb'in alacak.

bir allah dostu pazarda gezerken bir bakmış ki almayı düşündüğü şeylere parası yetmiyor, başlamış ağlamaya, benim bu dünya da evde ki hesabım bile çarşıya uymazsa ahirette neylerim...

acaba o zaman giderken kabre, davulda çalsalar, ağıtta yaksalar farkeder mi benim için?

dünyanın 1 günü ahiretin bin yılından daha kıymetlidir, çünkü ahirette artık sevap kapısı kapanmıştır derler.
belki "son pişmanlık neye yarar ?" şarkısı konu bütünlüğü için iyi gidebilir ama
birileri varlığımızı güzelliklerle ansın, iyi şahitlikte bulunsun da , şarkı çalınsa da dinleyecek halim olacağını sanmam.

anatomi fizyoloji harikaları

bu başlıkta fakültede duyduğumuz, kitaplardan okuduğumuz insan vucudu harikalarını birbirimizle paylaşalım istedim. anatomiden fizyolojiden biyokimyadan nereden olursa artık.

hayrete düşüren bu bilgiler sınavlarda çıkmasa da nasıl mükemmel bir vücudumuz olduğunu hatırlatacak belki de kıymetini bilmemize vesile olacak.

-guyton'da barsakların mikrovulluslarin katkısıyla besin emilim alanını 250 m2 olarak okumuştum.

-barsaklardan emilen aminoasitlerin %50 si besinlerden %25 i sindirim sıvısı besinlerinden %25 i dökülen mukozal hücrelerden kaynaklanır. (fizyo tus kitabı)

-akciğer de alveolar oksijen değişim alanı yaklaşık bir tenis sahası kadar. (fakültede gögüs hast. hocamızdan) yaratan, göğsümüze tenis sahasını sığdırmış haberimiz yok!

-kalbimizin her hucresine depolarizasyon esnasında 3 milyon na iyonu giriyor.(farma hocamız)

daha neler neler var acep...

türkiye'de yaşayıp amerika'yı beğenmemek

trthaber'de az once dinlediğim bir haber üzerine yazıyorum.

amerikada 2015 yılında polis tarafından 1146 silahsiz kişi öldürüldü.
fbi raporlarına göre 2016da silahsiz 1080 kişiyi öldürdü. siyahi amerikalıların yaptığı gosterilerin nedenini büyük ölçüde benzer şiddet ve ölüm olayları oluşturuyor.
bir örnekte bıçakla üniverste girişine gelmiş birisi, bıçağı bırakmıyor. polis başka bir seçenek kullanmıyor 21 yaşındaki genci o anda vurup öldürüyor.
dur ihtarına uymayan biri öldürülebiliyor.

sunucunun dediğine göre bu şekilde ölümlerden sorumlu olanlar, ciddi cezalar almıyor.

ideal bir imam hatip lisesi

-sayısını artıracağım diye kalitesi yerle bir edilmeyen,

-mezun olanın maddi ve manevi ilimlerle dolu iki kanatlı olarak okuldan çıktığı,

-ailelerin 'bari imamhatip lisesine gitsin' diye değil, 'bu çocuk çok zeki imam hatibe bu gitsin' dediği lise.

türkiye'de yaşayıp amerika'yı beğenmemek

dünyanın her tarafına zulüm dağıtan kendi kârı nerde ise orada olup kimseyi umursamayan ülkeyinin neyini beğensin insanlar. tabi bazıları kendini amerikan sayıyorlar ve o zulumler onları ilgilendirmiyorsa o ayrı.

yoksa amerikayı beğenmemek demek gidip orada ki herşey kötü biz çok iyiyiz demek değil.

ayrıca osmanlıyı bu kadar diplere batirmaya çalışmak için çok çalışmaya gerek yok, elin batılısı bile osmanlının adalet ve düzenini bizim sözde dirsek çürütmüş aydınlarımızdan! iyi biliyor.

bakkal amca bir din ver bana!

cengiz numanoğlu'na ait bir şiir;

bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram;
içinde hem komedi, hem de birazcık dram. 
öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın, 
her yerde 'ahlâk' diye, karşımıza çıkmasın... 

ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma, 
ama bayram gelince, karışmasın rakıma.
bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler, 
''ne yani.. biz müslüman değil miyiz?'' desinler.. 

bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı, 
ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı, 
arasında bir dilim, kaşar yaşar olmalı, 
böylece kalplerimiz, hidâyetle (!) dolmalı... 

bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz, 
neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz 
eğer fetvâ verirse, şu senin 'süper beyaz', 
belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz... 

bakkal amca bir din ver; zorda "allah" diyelim, 
açılınca kapılar, "haydi yallah" diyelim. 
Âlimler ehli cümbüş, fetvâlarda varyasyon, 
biraz budist felsefe, biraz reenkarnasyon... 

bir din ki; insanları, hayallere daldırsın, 
tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın. 
eroslar, afroditler, sokaklarda çıldırsın, 
ve bu çılgın tanrılar, şeytanları yıldırsın... 

açılsın sahillerde, beş yıldızlı mâbedler, 
diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler... 
bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım, 
kadehleri duayla, birbirine vuralım... 

ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!) 
memleketin şu hali, ne olacak soralım. 
ilerleyen saatte, dansöz çıksın masaya, 
allah rızası(!) için, pamuk eller kasaya... 

ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün, 
ellerimiz dansöze, merhametle sürülsün. 
cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun, 
böylece irticaya, büyük darbe vurulsun... 

* * * 
bakkal amca, bir din ver; açık olsun tâvize, 
rahatlatsın bizleri, tatlı baksın fâize. 
madem ki fâiz dedik, hazır girdik damardan, 
bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan..

piyangolar, totolar, birer hayır kurumu, 
bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu, 
gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar, 
yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar... 

bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini, 
Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini. 
bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi, 
korkarım kalmayacak, zekât verecek kişi... 

lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet, 
dalgalı kura geçsin, edep, hayâ, haysiyet. 
körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar, 
ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar... 

bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın, 
kubbesi, minaresi, aman derim batmasın, 
temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın, 
bundan sonra azrail, kapımızı çalmasın (!) 

dostlarım! sanmayın ki; taş devrinden gelirim, 
bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim. 
istedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün, 
güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün...

 

cengiz numanoğlu
(1997)

sabah ezanı

birçok insan uyurken yapılan bir davet, haydi namaza, haydi kurtuluşa deyip, sonra namaz uykudan hayırlıdır diye seslenen çağrı.

neden böyle zor bir vakitte, uykunun en tatlı anlarında çağırıyor acaba bizleri...

fedakârlık istiyor, bu çağrım senin için ne kadar değerli diyor heralde. ve herkese de nasip olmuyor...

arif bir zata sorarlar 'efendim teheccüd namazına nasıl kalkabilirim?'
verdiği cevap çok manidar; 'gündüzleri o'na (allah'a) isyan etme ki, geceleri seni huzurunda bulundursun...'

doktor duası

'allah'ım şifasını vereceğin hastanı karşıma çıkar'
  • /
  • 16

çağımızın sevgisiz insanları

doğru bir başlık, sevgisiz merhametsiz, bencil insanlar...
bana dokunmayan yılan bin yaşasın kültürü... hastanede sokakta, fakultede; hayatın her yerinde malesef

oysa okuyunca bizim kültürümüz (islam kültürü) tam bir sevgi, merhamet kültürü, neler kaybetmişiz neler.

mesela osmanlı da fakir kızlar için çeyiz vakfı kurulmuş,
göçmen kuşlara bakım vakfı, fakirlere, yetimlere hayatın her alanına el atılmış. o güzelliklerden sözde modern olan bencil dünyamıza hikayeler kalmış.

sevgi, sadece karşı cinse yönelik değil aslında. her nesneye yönelik olmalı, sadece insana olunca bile eksik olduğunu şu kıssadan anlamak gerek;

beyazıd-i bistami hazretleri diye bir allah dostu olarak bilinen biri varmış. bir gün caminin yakınında oturmuşken kedi gelmiş yanına bir süre sevmiş kediyi, sonra kendi kendi cübbesinin üzerinde uyumuş. o da öylece izlemiş.

sonra ezan okunmaya başlamış fakat kedi hala uyuyor. o zaman yaptığı şeyi ders olarak okutsak yeridir. kediyi uyandırmadan cübbesini kesiyor ve camiye gidiyor...

işte bir böyle güzel insanlardaki sevgi kapasitesine bakalım bir de dönüp bizim halimize bakalım...

ama ümitsizlik yok, öze dönüş var!..

hayatın anlamı

insanların genelinin sorgulamaktan kaçtığı konu,huzurlarini kaçırmak istemiyorlar çünkü. ama şu evrende diğer her canlıdan üstün olarak bize verilmiş bir 'akıl' nimeti varsa eger,hayatın anlami da sorgulanmali pek tabii. mesela:
sorgulamanın temeli insanın dünyaya ilk gelişine kadar inmeli. bu dünyaya neden geldik? bizi kim gönderdi? buraya ne yapmaya geldik? amaç ne? ureyip gitmekse mesele,neden tüm canlılardan farklı olarak hayatın anlamini sorgulama,bu kadar derin dusunebilme yetimiz var?
ve belki de en onemli sorgulama: bir yaratıcı var mı gerçekten. arkadaşlar şurda bizbizeyiz, tıp okuduk veya okuyoruz,lisede fizik,biyoloji gördük. o kadar zekice tasarlanmış bir sistem var ki karşımızda: insan vucudu. ve bu tek bir sistem.hayvanlar bitkiler,kainat,uzay, sonsuz evren,atmosferdeki dengeler, gezegenler arası dengeler, sistemler arası dengeler... nolur kimse çıkıp "evrim, kendi kendine oluştu" falan filan demesin. her ne ise, sorgulamamizin en can alıcı noktasına gelelim: bir yaratıcı varsa eğer -ki varlığı şüphe götürmez bir gerçek- bu yaratıcı bizi neden yarattı? ve bu yaratıcı bizimle konuşmuş olabilir mi? evrende hiçbir şey boşuna olmadığına göre ve bu mükemmel yaratılış boşuna olmayacağına göre yaraticinın bir amacı olmalı ve eger bizden beklediği bir şey varsa bizimle konuşmalı. peki,yaratıcı bizimle vahiy göndererek konuşmuş olamaz mı? kur'an'la mesela?
ve eger iddia ettikleri gibi,gercekten peygamberler ve kitaplar allah'tan geldiyse, araştırmaya-ogrenmeye-sorgulamaya değmez mi? eger iddia ettikleri gibi gerçek hakikat islam ise ve biz o hakikati görmezden gelirsek bize verilmiş hayatı boşa geçirmiş ve hüsrana uğramış olmaz miyiz? eger böyle bir şey yoksa biz bir şey kaybetmiş olmayız ama eğer varsa,çok şey kaybetmiş oluruz. bu yüzden uzun uzun düşünmeye değer bir konudur hayatın anlamı.

"gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.“

şeriatçı

şeriatın uygulanmasini savunan kişi. peki nedir şeriat?islamın getirdiği hükümlerin genel adıdır.
dolayısıyla, allah'a ve rasulune iman eden herkes şeriatçıdır aslında. çünkü kur'an'da geçen " yoksa onlar, hâlâ islâm'ın karşıtı cahiliye kanunları ile mi yönetilmek istiyorlar? şüpheden uzak, doğru ve gerçek bilgiyi tanıyarak kabul edip inanmış bir toplum için allah'tan daha güzel kanun koyucu olabilir mi?"(maide suresi,50.ayet) ayetine inanan bir müslüman allah'ın yasalariyla yonetilmek ister aslında. yani her müslüman bir şeriatçıdır.
bu yazıyı neden yazma gereği duydum?amacım sözlükte tartışma çıkarmak değil. ancak gördüm ki şeriatçı kavramı ışid veya benzeri radikal örgütler ve onlar gibi düşünenler için kullanılır hale gelmiş. bilen bilmeyen herkes ona buna şeriatçı diyerek hakaret ettiğini veya karşıdaki kişiyi küçük düşürdüğünü zannediyor. yanlış bilinen bir kavram doğru ogrenilmis olsun.

müslüman olmak

hayatımda taşıdığım en güzel sifattir: musluman. gurur duyarım bana rabbimin verdiği bu isimden. dindar bir ailede yetismedim.
deisttim bir zamanlar. neredeyse hiçbir sınırlama olmadan yaşardim günahlara dalardim. ama hep bir huzursuzdu içim, "bu dunyaya ne icin geldik, ne yapiyoruz, nereye gidiyoruz ,bizi buraya kim koydu, bizi yaratan neden yararttı?..."benzeri sorular sorardim kendi kendime. hele ölümü uzun uzun düşünürdüm. bu hayatın kisaligi ve ölümün yakınlığı ve bilinmezligi kacirirdi tadimi. bocaladim bocaladim..aradım aradım bulamadım...ve bir ramazan gecesi dua ettim: "allah'ım tanrım veya her kimsen.bizi sen yarattin biliyorum. ama seni anlayamiyorum,seni tanimiyorum.birçok yol gosteriliyor sana giden. hangısi dogru ben bilmiyorum. ey yaraticim,eğer gercekten bir din gonderdiysen beni o yola ilet sen doğru yolun ne oldugunu bana goster çünkü ben bulamiyorum..." bu samimi duamdan iki hafta sonra filan tevafuk bir arkadaşla konuştuk,çok alakasiz bir yerden konu islama geldi arkadaş anlattı anlattı ve üç saatlik konuşmanın ardından kalbim allah sevgisiyle doldu öyle bir duygu ki bu tarif edemem."ben müslüman oluyorum" dedim namazı öğrendim dinimi ogrenmeye ve uygulamaya başladım... elhamdulillah üç yıl oluyor hala müslümanım. allah ayırmasin. ben hayatımın anlamını buldum. öyle işte sözlük bu da değişik bir yaşam öyküsü.

Toplam entry sayısı: 153

çağımızın sevgisiz insanları

doğru bir başlık, sevgisiz merhametsiz, bencil insanlar...
bana dokunmayan yılan bin yaşasın kültürü... hastanede sokakta, fakultede; hayatın her yerinde malesef

oysa okuyunca bizim kültürümüz (islam kültürü) tam bir sevgi, merhamet kültürü, neler kaybetmişiz neler.

mesela osmanlı da fakir kızlar için çeyiz vakfı kurulmuş,
göçmen kuşlara bakım vakfı, fakirlere, yetimlere hayatın her alanına el atılmış. o güzelliklerden sözde modern olan bencil dünyamıza hikayeler kalmış.

sevgi, sadece karşı cinse yönelik değil aslında. her nesneye yönelik olmalı, sadece insana olunca bile eksik olduğunu şu kıssadan anlamak gerek;

beyazıd-i bistami hazretleri diye bir allah dostu olarak bilinen biri varmış. bir gün caminin yakınında oturmuşken kedi gelmiş yanına bir süre sevmiş kediyi, sonra kendi kendi cübbesinin üzerinde uyumuş. o da öylece izlemiş.

sonra ezan okunmaya başlamış fakat kedi hala uyuyor. o zaman yaptığı şeyi ders olarak okutsak yeridir. kediyi uyandırmadan cübbesini kesiyor ve camiye gidiyor...

işte bir böyle güzel insanlardaki sevgi kapasitesine bakalım bir de dönüp bizim halimize bakalım...

ama ümitsizlik yok, öze dönüş var!..

kurban bayramı

rabbi için fedâkârlık yapanların bayramı.

allah, hazret-i ibrahim’i,oğlu ismâil’ı kurban etmekle imtihan etti. baba-oğul, ilahi emre tam bir teslîmiyet gösterdiler. biri, oğlunu kurban etmeye; diğeriyse babası tarafından kurban edilmeye giderken, allâh’a itaat ve teslîmiyetlerini bozmaya çalışan şeytanı beraberce taşladılar. (bu taşlama; şeytanın inançlarını bozup onları vazgeçirmek için verdiği vesveselere karşı manevi olarak yapılan taşlamadır. hac ibadetinde de bu anılıp, şeytan taşlanır.)

dolayısıyla kurban ibadetinin özü, allah’a, kayıtsız-şartsız, cân u gönülden teslim olup emrine itaat etmektir.
kurbanda hak katına yükselerek kabul görecek olan da, kulun bu gönül kıvâmıdır.

manevi amaçlardan uzak, sadece adet yerini bulsun, etimiz olsun diye kesilen hayvanlar hiçbir zaman kurban kıvamına ulaşamaz.

“onların ne etleri ne de kanları allâh’a ulaşır; fakat o’na sadece sizin takvânız ulaşır…” (el-hacc, 37)

bâzı gâfillerin kurban ibâdetini küçümsemesi veya benimsememeleri, -en hafif ifâdeyle- cehâlet; ona “kanlı bayram” gibi çirkin yakıştırmalarda bulunmalarıysa, ucu küfre sarkan son derece mahzurlu sözlerdir.
her varlıklı mü’min, kurban kesmek mecburiyetindedir.

rasûlullah sas. şöyle uyarmıştır;
“bir kimse, mâlî imkânları müsait olduğu hâlde kurban bayramında kurban kesmezse, namazgâhımıza yaklaşmasın!” (ibn-i mâce, edâhî, 2)

öte yandan, kurbanlık hayvanlara da güzel davranmak, onları ürkütmemek, susuzsa su içirip rahatlatmak ve kesim yerine güzelce götürmek gerekir. kurbanı, keskin bir bıçakla kesmek ve ona hiçbir şekilde eziyet etmemek gerekir. efendimiz sas. de hayvanların görmeyeceği bir yerde bıçakların güzelce bilenmesini emretmiş ve şu tembihlerde bulunmuştur:
“biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!” (ibn-i mâce, zebâih, 3)

“allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir… (kurban) kestiğiniz zaman kesmeyi en iyi şekilde yapı¬nız! her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!” (müslim, sayd, 57; tirmizî, diyât, 14/1409)

bayramınız mübarek olsun

sabır

"bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonraya da kalmaz. işte sabır bu kader sırrına ermektir.
yani işi bir dakika öne alma aceleciliğinden ve bir dakika sonraya bırakma tembelliğinden kaçınma ve korunma iradesi demektir sabır..."

sezai karakoç

ülkeden siktir olup gitmek

bkz:sen buralara hiç ait olmamıştın ki be gülüm!
vatan ve devletten hep garanti beklenilmez; gün gelir darbe olur sen vatanın garantisi olursun, gün gelir bomba patlar kardeşine siper olursun.

her giden can yaksada içimizi; "bizi toprağa gömdüler, fakat tohum oldumuzu bilmiyorlardı!.." aliya izzet begoviç

doktor egosu

malesef doğru;
ilim küçük insani şımarır, vasat insanı şaşırtır, büyük insanı alçak gönüllü yapar. #molla cami

tıp okuma nedeni

ben doktor olacam derse biri bana ?

abi bu çile, 3 günlük dünya da para pul için çekilmez...

ama eğer niyet doktorluk ile insana, yaratılmışa hizmet edip, hem insanları hem kendini mutlu etmek ise daha güzel bir meslek aklıma gelmiyor...

mesleğimizle cenneti satın almamız lazım, yoksa gerisi boş :)

doktor egosu

malesef doğru;
ilim küçük insani şımarır, vasat insanı şaşırtır, büyük insanı alçak gönüllü yapar. #molla cami

musab ra.

peygamberin (sas.) güllerinden biri.
40 yıl yaşamış fakat binlerce insanın 400 yılda yapamayacağını samimiyetiyle (ihlas) yapmış.

müslüman olmadan evvelki hayatı lüks içinde; mekkenin en zenginlerinden ve en yakışıklı delikanlılarından.

müslüman olunca tüm bu lüks hayatı bırakıp, hayatını allah ve rasulüne adar. müşrik olan ailesini elinin tersi ile iter.

peygamber efendimiz kendisini medineye gönderir islamı anlatması için. samimi olarak ölümü göze alıp gider (o devirde kimse dininden kolayca vazgeçmez) ve 1 yıl sonra geldiğinde; 'medine'de islamın girmediği hiçbir ev kalmadı' der.

kendisini o zaman öldürmek isteyenler olur; onlara dediği 'önce beni dinle eğer kabul etmezsen yap ne istersen'
ihlas ile tüm kapıları açar.

uhud savaşında kendisi ile beraber 70 kişi şehid olur. üstünü örtecek kadar bile elbisesi yoktur. başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açık kalır. sonra peygamber emri ile ayakları otlar ile örtülecek ve defnedilecektir.

bunları anlattıktan sonra sesleniyor bir alim; "peki şimdi islamı 3-5 konudan ibaret sayanların mus'ab'ı kim olacak ?"
allah kendisinden razı olsun.

aynali tahir

nedense hep islami kavramlar hakkında konuşan biri, yarası neden bu kadar büyük merak etmiyor değilim.
sadece islam hakkında konuşmak için mi üye oldu acep diye sorsam yeridir.

konuşsun sıkıntı yok fakat kafasına göre aşırı ve yanlış yorumlar katıyor.

ayrıca giriye göre bazen allah'ı reddediyor bazen bu islamda şirk diye birşeyler yazıyor. madem allah'a bile karşısın, o şey şirk olsa bile neden seni rahatsız etsin ki ?
sonuçta şirk allah'a ortak kosmaktir. onun hakkını yemektir.


kendisine allah yardım etsin, islamı nereden öğrendiyse gerçekten yazık etmiş...

dedikoduyu terk vs ibadet

“çok iyi hatırlıyorum. çocukluğumda da ibadetlere çok düşkündüm. geceleri kalkar, ibadetle meşgul olurdum. bir gece babamın yanında oturuyordum. bütün gece gözümü yummamış, kur’ân-ı kerîm’i elimden bırakmamıştım. bâzı kimseler ise etrafımızda uyuyorlardı.

babama:
«–şunların bir tanesi bile başını kaldırıp iki rekât teheccüd namazı kılmıyor; sanki ölü gibi uyuyorlar.» dedim.

bu sözüm üzerine babam kaşlarını çattı ve:
«–oğlum! başkalarının dedikodusunu edeceğine, keşke sen de onlar gibi uyusaydın!» karşılığını verdi.”

şeyh sâdî şirazi'nin gülistan adlı eserinde naklettiği, kendisinin nasıl bir mânevî terbiye ile yetiştiğinin de işâretlerini veren bir hatırası.

yani o dedikoduyu terk diyor!

nureddin yıldız hoca

tıbba müslümanca bakış diye 11 ders(50'şer dk.) yapan ve yüzlerce tıbbiyelinin sevdiği takip ettiği adam'dır.
kendisini biraz takip edenler ne amaçla çalıştığını anlarlar.
atılan iftaraların kendisini daha da güçlendirdiği adamda diyebiliriz.

turkmsic

kendileri çok düşünceli bir topluluktur! mesela üniversitelerin ahlakını nasıl yozlaştırırız çok düşünürler ya da birilerinin piyonu olarak oynarlar.
türkiyede en büyük halk sağlığı sorunu aids'miş gibi davranıp üniversite girişinde prezervatif dağıtırlar.
arada güzel şeyler de yapıyorlar diye çıkışmayın bırakın o kadar da yapsınlar.

gercek islamı bilmiyor

böyle ucuz tartışmalarla kendini tatmin etmeye çalışmak saçmadır. bu bunu yazanların içinde iman ile imansızlık arasında ki savaşı gösteriyor (dikkat! iman yok demiyorum), bu durum da işin içinden çıkamıyor ve böyle karalamalar yaptırıyor insana.

1. si ben müslümanım iman ettim dedikten sonra, kabe kimsenin malı(!), kuran kimsenin anavatani vs. olamaz o benim kabem benim kuranimdir.

2. iman ettikten sonra islamı ne el kaide'den öğrenirim, ne işid'den ne akp den ne de cubbeliden. koskoca kuran ve peygamberim sas. varken salak olmak lazim onları kıstas almak için.

3. rabbim neyi nasıl emretmişse: cumaya gostererek git demişse gosterek yaşarım, sadakayi gizli ver demişse öyle yaşama gayretinde olurum.

4.
ben müslümanım ama kusursuz değil;
bir yanlış yaptığımda beni suçlayın islam’ı değil;
ben kusurluyum ama islam değil..

doktor mcs

(ebkz: #47596)
1- bugüne kadar yazdıklarım çok koymuş galiba kusura bakma.

2-nurettin yıldız hocaefendi ile ilgili 1 giri yazdım, evet nurettin hocayı seviyorum güveniyorum, allah rızası için gayretleri bizlere şevk veriyor. fakat senin bir giriden yola çıkıp beni damgalamaya çalışman ise senin ne kadar boş olup, girilerime diyebileceğin birşeyinin olmadığını gösteriyor.

3-belli kesimlerin nurettin hocayı pedofili meraklısı biri olarak göstermeye çalışması ile islamı işid'den ibaret göstermeye çalışanları aynı kafanın farklı versiyonları olarak görüyorum. nurettin hocanın 50 dk'lık 1 dersinin 10 saniyesini kesip iftira atmaya çalışanlara verdiği cevap sosyal doku sitesinde samimi insanları bekliyor. mesela bir dersinde de dediği saniyelik video üzerine trt diyanetin amblemini koyup sosyal medyada yaymaya çalıştılar, oysa dediği şey de farklı, anlatmaya çalıştığı da...

4-kadınların çalışması diyorsun, kadınların çalışmasından ziyade onları modern köle olmamaya karşı uyarıyor. mesela bir hanım efendi bencede fıtratına uygun işlerde çalışmalıdır, mesela eşitlik diyerek gaz veren kapitalist sistem de kadınlık zerafetini taşıması gereken hanımlar gidip taksi şöförlügü, geceleri saatlerce tekstil işçiliği bile yapmaktadır..
ayrıca nurettin hocanın kadın tıp öğrencilerine özel dersi vardır, çünkü tıp ilminde kadınların bulunması müslüman bir toplum için zorunluluktur. tekstil işçisi ya da markette kasiyerlik yapmak kadınları yıpratır, aile kavramını yıpratır... kadınlar çalışsın der ama modern köleliğe itilmesin, ev hanımlığını temizlikçi olarak görmesin... toplumun temeli olan ailenin özü olmayı küçük görmesin... cenneti kadının ayağına seren bir dini, kız çocuğunun utanilmasi gereken bir varlık olarak görüldüğü bir devirde ilk doğan kız çocuğu için kurban kesen bir peygamberi olduğunu unutmasın...

5- sana bunları yazmak benim zaman kaybı aslında fakat bir arkadaşım işin aslına yönelik birşeyler sordu, onun için yazdım.

6-belki sen beğeni toplayıp kendini tatmin etmek için yazıyorsun ama benim için yazdıklarımın beğenilmesi ile beğenilmemesi arasında bi fark yok...

izmir atatürk lisesi cumhuriyet balosu

komedi resmen. dans ederek atatürkü-cumhuriyeti yad ediyorlar. birinin dans etmesi ile umut dolacaksanız ne hale gelmişsiniz bir bakın. istiklal savaşı bu şekilde soyunup dans edenler tarafından kazanılmadı. yeri geldi imamlar komutan oldu. yeri geldi tarikatlar asker ocağı oldu. vatan tek yumruk olup savaştı. şimdi sizde bütün mukaddesatı bırakıp "yaşasın laiklik' diye diye soyunmayı bir iş sanıyorsunuz. şükür ki sizin gibi 3-5 kafa varda, güzel ülkemde arada kaynayıp gidiyorsunuz.

ama pardon modern dansmış! geç farkettim. adı modern olursa sıkıntı yok. hele sanat için olursa ohoo... herşey serbest...

allah akıl fikir versin.

içerik kuralları - iletişim