dr amigdala

Durum: 800 - 8 - 4 - 0 - 11.02.2020 23:35

Puan: 8485 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

"Seyret bakalım. Sev kendini. Dünyanın bir çivisini de sen çıkart seyirlik gözlerinle. 'Ötekini' sevmedikçe, el uzatmadıkça bütün sevgilerden yoksun kalacaksın oysa.."
  • /
  • 80

düşün ki o bunu okuyor

diğer yarım neredeyse bulsun artık beni.

iq'su düşük insana laf anlatmanın zorluğu

kendi dizlerime vurmuşluğum vardır sinirden. anlatamayacağını bilse de kabullenemeyip kendini yıpratmaya devam ediyor insan.

buzdolabı yaygınlaşmadan önce kullanılan eşya

onu bilmem ama, biz lisede yatılı okurken -20leri gören güzel memleketimde, evden getirdiğimiz kumanyaları pencerenin dışına koyardık. çoğu zaman donardı.

hekimoğlu

buram buram house'un çakmasıdır.

amigdala'nın evde ne varsa çorbası

3 haftalık diyet serüvenimin sonlarına doğru deneme yanılma yoluyla uydurduğum bir çorbadır. tarifini canım sözlük arkadaşlarımla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.*
malzemeler
●1 kapya biber
●1 büyük domates
●1 orta boy soğan
●2 3 diş sarımsak
●brokoli
●karnıbahar
●havuç
●parates*
●mercimek
●kimyon
●karabiber
●tozbiber
●çörek otu
●tuz
● 1 yk domates salçası
●1 yk zeytin yağı

tüm malzemeleri düdüklü tencereye koyuyoruz. üzerini biraz geçecek kadar su ekliyoruz. kapağı kapatıp düdüklüden ses gelene kadar yüksek ateşte pişirip ses gelince altını kısıyoruz. 20 dakika da böyle pişiriyoruz. altını kapatıp soğumasını bekledikten sonra blenderden geçiriyoruz. çorbanız hazır afiyet olsun.*

sözlükle ilgili sevilen şeyler

her daim dertleşebilecek birilerini bulabilmek.

akşam ezanı okunmadan eve girme zorunluluğu

çocukken sahip olmadığım yasaktı. gece 11.30 12 ye kadar sokakta oyunlar oynardık. şimdilerde annemde başlayan nerdesin kimlesin sorularına karşıysa çıldırmamak elde değil.

türk siyasetinin çıkmazları

bir insanı tanımak için yapılması gerekenler

bir insan 3 yerde tanınır: ticarette, yolculukta, komşulukta... demiş büyükler.

lustral

uzun zamandır kullandığım için hiçbir şey hissedemememe sebep olan ilaç. evet bir çok şeyi sayesinde atlattım ama bu duygusuzluk hali artık sıkıcı bir hal almaya başladı. ben de artık birşeylerden zevk almak istiyorum ama ilacı bırakınca eskisi gibi olmaktan da çok korkuyorum.
  • /
  • 80

memleketi tanımlayan bir cümle

amigdala'nın evde ne varsa çorbası

sözlükle ilgili sevilmeyen şeyler

sarkazm yaptığını sanan ekşici dilini sık görür olmak.
hiç tanışılmamış yazarların samimiyetle yazdıklarıyla dalga geçilip, sürekli cevap niteliğinde entryler yazılması.
hep ama hep 15-20 entryli kişilerin sözlük ölü demesi ama 1 kere olsun sözlüğü bilgi arşivine dönüştürecek bir şey yazmaması. armut pişip ağzınıza düşecek besbelli.
bazı yazarların sadece geceye şarkı bırakma botu olarak çalışıp kendilerine bakmadan gerçekten yazarlık yapanların hevesini kırması.
her haltı eleştirmek ama hiçbir şey katmamak.
sürekli yazar engelleme ne zaman gelecek diyen bazı tiplerin aslında insanları mesajlarda deli gibi taciz etmesi ve sürekli arabulucu konumunda onlarla uğraşmak zorunda olmak.
kendimce rahatlamak için yazdığım yazılardan kendilerine alınacak şeyler çıkaran birilerinin sürekli olması.
birileri hakkında bilgi vermem için rahatsız edilmem ve ısrarcılık... sanki bu işten para alıyormuşum gibi maruz kaldığım küstahça hareketler.
uzun zamandır ne yazarlık ne yöneticilik yapıyorum. artık umrumda da değil. sörry.

kokoreç

yenilen yerden ziyade yenilen usulün (??!) önemli olduğu yiyecek.

istanbul ayrı yapar kokoreçi, ankara ayrı, izmir apayrı. izmirliler bildiğim kadarıyla közde pişirir, yağa sinen is ve kömür daha lezzetli kılar yediğiniz kokoreçi. ayrıca kimyon (ve belki bir-iki bahart daha) dışında hiçbir şey eklemezler.

istanbul usulünde köz üstünde pişen kokoreçin dışıdır, içi tam pişirilmez. sac üzerinde ince ince kıyılır, bir yandan da sacda pişirilir. içinde domates olur (hatta yeşil biber atan da gördüm. utanmasalar yumurta kıracaklar üzerine). baharatınızı kendi arzunuza göre eklersiniz.

istanbul usulü olan domatesli biberli kokoreç biraz daha sulu olur, domates biber de kokoreçin tadını kısmen maskeler. biraz kyk yurdu kantinindeki çakma tantuniye benzer (bol domates, az et). ilk kez yiyecekler için belki de istanbul usulü yemek daha mantıklı olabilir. izmirlilerin yöntemini ben pek sevemedim. "aynı paraya daha fazla malzeme" mantığından yola çıkarak istanbul usulünü tercih etmeye devam edeceğim *. ehem, şakası bile acıktırıcı.

her ne usul olursa olsun (isterseniz marketten alıp evinizde, tavada yapın), kokoreç yemenin değişmez iki kuralı vardır.
1. kokoreç ekmeği, kokoreçin pişirildiği közde ısıtılır, sonra da kokoreçin yağına banılır. kokoreç yağlıdır arkadaşlar, hem de çok yağlıdır. o yağı ekmeğe emdirmezseniz ekmek kurur, çıtır çıtır olur, yerken dilinizi damağınızı parçalar. ekmeği hiç ısıtmazsanız da olmaz.
2. ilk kokoreç geldiği anda hemen aynısından ikinciyi sipariş verin. ilk geleni yiyesiye ikinci hazırlanır, biter bitmez peşine ikinciyi yersiniz. aynı anda sipariş verirseniz biri soğur, bir şeye benzemez. bittikten sonra sipariş verirseniz çok beklersiniz, hevesiniz kaçar.
bonus kural: kokoreçle açık ayran içilir. kola içenleri falan gördüm, yapmayın.

ps. bütün bilgilerim gibi bu da yanlış olabilir. yanlış olduğunu iddia edeni düelloya davet ediyorum! yiyelim birlikte bi kokoreç, doğrusunu öğretsin madem.

kütüphanede yer bulmak

bizim gibi karma kampüslerde kütüphaneler sadece diğer bölünlerin vize final döneminde ağzına kadar dolar.ondada kütüphaneyi işgal etmek sevgili çiftlerin hakkına girmektir.adamlar orda bi sevgilisiyle notların üzerine yatıp bakışmasın mı sen ders çalışcan diye muhabbet etmesinler mi sen çalışcan diye allahın sapı .gençler aylardır bu günü bekliyor kütüphane fantazisi için bi zahmet evinde çalış vasat adam 1 haftaya gitcekler zaten

kadın ve erkek eşit değildir

bir kere erkekler tam bir gelişmemiş hayvandır, kadınlar da bunların çocuk doğurabilen v2.1 halidir.
eşit oldukları şey : patolojik düzeyde bencil birer pislik olmaları

tıbbiyelinin aşk hayatı

hoşlanılan kişiye soğuk davranmak

sevdiği kişiye silgi atan liselinin büyüyünce sergilediği davranış.

tıbbiyeli itiraf

freni patlamış bir kamyon gibiyim artık. yola çıktım, yoldan da çıktım. ne sağıma bakıyorum ne soluma, yuvarlana yuvarlana bir yerlere varmaya çalışıyorum. o yerlerin benden haberi yok. benim yaşamaya mecalim yok

alışveriş yapmak isteyip yapamamak

paran yoktur zamanın vardır, zamanın yoktur paran vardır. *bir tıpçının dramı: neredeyse hiç zamanınız yoktur*

Toplam entry sayısı: 800

sevgi

"sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti..durursam bir daha kurtulamam..ziyanı yok, gülüşü yeter bize..yüreğim kaydıysa günah mı?..çamura saplansam yardıma gelir misin?..elini tuttum sıcacıktı, yüreği elindeymiş gibi..elinden tutuversem benimle gelir mi?seninim işte, alıp götürsene beni..elveda asya, elveda selvi boylum al yazmalım, elveda..bitmemiş türküm benim.."

tatlı seferleri



birileri şanlı trileçe ordumuzun yenildiğini düşünmüş, üstüne bir de aralarına sızdırdığımız ajanlarımızı hain sanmış. stratejimiz planladığımız gibi gidiyor halkımız endişelenmesin, her şey yolunda. o yüzden şanlı trileçe ordusu komutanlarımız ve silah arkadaşlarımızla bir hatıra fotoğrafı çektirdik, halkımızla paylaşmak istedik.

edit:ilk koyduğum fotoğraf daha şanlı olsa da bu konuya alet edilmemesi gerektiği için değiştirdim.

sesi serotonin salgılatan şeyler

1 yaşındaki yeğenim. ses şu: theyyjeeee. * ben ablama abla dediğim için annesine abla dediği doğrudur.*

artık herkesin aynı şeylere gülmesi

insanlığın(insan olmanın) yavaş yavaş yok oluşunun göstergesi olduğunu düşündüğüm eylemdir. herkes aynı giyiniyor, aynı konuşuyor, aynı şeyi seviyor, aynı şeye ağlıyor, gülüyor.... evet ben de dahil birçoğumuz bu sürü psikolojisine kapılmış yaşayıp gidiyoruz. bir kırılma noktası olacak mı, olacaksa ne zaman olacak gerçekten merak ediyorum.

tibbiyeli sözlük trileçe severler derneği

bugün resmen kurulan dernektir. katılımlarınızı bekliyoruz.*

tıpçı psikolojisi

her sınavdan önce bölümüne lanet eden, sınav olmadığı zamansa tıbbı ne kadar sevdiğini sık sık farkeden, bunların ikisini de tercih dönemlerinde olan farklı liselilere karşı farklı zamanlarda dile getirip insanların kafasını karıştıran dengesiz bir psikolojidir.

sözlükte kendi başına eğlenmek

sözlüğün tadı tek başına çıkmaz. böyle eğlenenler gitsin günlük yazsın. ben entry gireceğim sen gireceksin öbürü girecek.. okuyacağım, okuyacaksın,oylayacağız favlayacağız.. öyle tadı çıkar yani.

hoşlanan kadının adım atmama nedenleri

1.geçici heveslerle uğraşmak istemeyip gerçek aşkı bekliyordur.

2.karşıdaki kişi bu adımları anlamayacak bir odunsa da uğraşmak istemiyordur.

3.hoşlandığı erkeğin sevdiği başka birisi vardır.

4.reddedilmekten korkuyordur.

*

karşı cins için rekabete girmek

asla yapmam dediğim nadir şeyler arasındadır. karşımdaki kişi beni bir şık olarak görüyorsa boşveririm. kimsenin şıkkı olmam. siz de kimsenin şıkkı olmayın arkadaşlar.
(bkz:gurur>aşk)

diyanetin kredi çekmek caizdir fetvası

“ey iman edenler! ribayı öyle kat kat arttırılmış olarak yemeyin.” (al-i imran, 3/130) 

 “allah alış-verişi helal, faizi ise haram kılmıştır.” (bakara, 2/275)

“faiz yiyenler kabirlerinden ancak kendilerini şeytan çarpmış kişi gibi kalkarlar.” (bakara, 2/275)

 “ey iman edenler, allah’tan korkunuz ve eğer gerçek müminler iseniz faizden (henüz alınmamış olup da) kalanı bırakınız. eğer böyle yapmayacak olursanız allah ve peygamber ile savaş halinde olduğunuzu biliniz. şayet tevbe ederseniz anaparalarınız yine sizindir. böylelikle ne zulmetmiş ve ne de zulme uğratılmış olursunuz.”(bakara, 2/278,279)


insanın aklıyla mı yoksa kuranla mı dalga geçiyorlar bilmiyorum. islamda faiz kesin olarak haram sayılmasına rağmen insanımız neyi zorluyor merak konusudur.

kadın olmanın caiz olmaması

yakında verilmesi beklenen fetvadır.

üreme kotası

acilen getirilmesi gereken kotadır. nüfusu azaltmak için savaşmak yerine bu kota getirilmeli ve tüm savaşlar son bulmalıdır.
(bkz:üreme sevdası)

intihar

gerçekleştirebilen insanlara karşı içimde bi tık engelleyemediğim saygı oluşan eylemdir.

tıbbiyeli itiraf

bugün geçen bayram anneannemin evindeki misafirlere ikram edilenlerden arakladığım sigarayı içtim. 6 aydır kitaplığımda içip içmemekte kararsız olduğum bu çöpü saklıyordum. paket almadım çünkü amacım sigaraya başlamak değil, nasıl bir şeymiş tadına bakmaktı.
(bkz:ilk sigara)
edit: bu arada bir kereden bir şey olmuyor arkadaşlar bir daha içmedim. eğer siz de merak ediyorsanız deneyip tiksinebilirsiniz.

yalnız yürümeyeceksin

toplum/aile/çevre baskısıyla genellikle küçük yaşlarda başörtüsü kullanmaya zorlanmış; bazıları için şiddet, bazıları için psikolojik baskı vb. süreçler atlatılarak kendileri olmaya karar vermiş bir grup özgür ruhlu kadının kurduğu sitedir. amacı kendileri gibi bu baskıya maruz kalmış kişilerin yalnız olmadıklarını, başka yerlerde başka insanların da onlar gibi bu haklı mücadeleyi verdiklerini onlara bildirmek, umut olmak, cesaretlendirmektir. bana göre bu genç kadınların yaptıkları büyük bir devrimdir. kendilerine,ailelerine, topluma karşı...
http://www.yalnizyurumeyeceksin.com

içerik kuralları - iletişim