elizabeth

Durum: 210 - 7 - 1 - 0 - 20.07.2019 02:19

Puan: 2474 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Anlaşılamayan.
  • /
  • 21

şu anda hissedilen en güçlü duygu

tatminsizlik.. yaptığım her şeyden sonra bir boşluk hissediyorum..

tıp fakültesi girişine yazılması gereken söz

giriş var, çıkış zor.

başka insanların yaşamına karışmak

söyleyen kişi hangi mevkide olursa olsun genellikle cahillikle orantılı bulduğum eylem. bir de bence çoğunlukla kendi isteklerini yerine getiremeyip besledikleri hıncı başkalarına aktarmaya çalışanlar yapıyor.

insanı hayattan soğutan şeyler

bir anlık da olsa insanı yaşama isteğinden alıkoyan şeylerdir.
-sevdiğim biriyle tartışmak, özellikle annemle
-bütün siyasetçilerin iğrenç, sürekli çığırtkan sesleri
-tüm yaşlı kadınlarımızın gittikçe bozulmuş postür ve sinirleri, huysuzlukları
-geçim sıkıntısı
-yeni şeyler keşfetmek için okuduğum kitaplardan bile tatmin olamamam
-sözlü sınavlara girip karşıdaki insanın diline bağlı olmak

tıbbiyeli itiraf

bugün yine annemle tartıştık sözlük. baya da sesim çıktı bu sefer. artık dayanamadım ben de çıkıştım. tatilimin canına okudu yine sağ olsun. ne zaman dışarı çıkacak olsam arkadaşlarımla filan burnumdan getiriyor nedense. kendisiyle gezerken hiç sesi çıkmıyor. niye bu kadar sorun ediyor, anlayamıyorum. üstelik şehir dışında okuyorum. öyle çok aşırı dışarı da çıkmam aslında. bir değişik bir tuhaf. kendim kadın da olsam bıktım bu orta yaş kadınların huysuzluğundan. annem de olsa artık tiksiniyorum.

yazarların tıbbiyeli sözlükte yazma sebepleri

yukarıdakilerin neredeyse hepsi. multifaktöriyel.

yemeksepetinde kuryeye rica notu bırakmak

ilk gördüğümde çok şaşırmıştım. bu kadar küçük ama mantıklı bir kutucuğun bırakılması baya hoşuma gitmişti. enteresan. (swh)

ne kadar zengin olsanız da yapmayacağınız şeyler

herhangi bir kıyafete, çantaya, ayakkabıya, aksesuara bir asgari ücreti yatırmam.

geceye bir söz bırak

yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe..

en son okuduğunuz kitap

kendine ait bir oda - virginia woolf
  • /
  • 21

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

mecburi hizmete gidecek hekimlere tavsiyeler

hiç kimseye güvenmeyin ve kesinlikle keriz gibi gittiğinizin ilk 6 ayında araba almak için kredi çekmeyin. sonra borç batağında ne tus için istifa edebiliyorsunuz ne rahat rahat gezip para harcayabiliyorsunuz. çok hayati bir tavsiye herkes söylemez bakın.

kaçıranlar için tekrar ediyorum alelacele araba kredisi çekip borca girmeyin.

değersizlik hissi

tıp fakültesi hayatının minik özeti

kadın üniversitesi

yemin ederim hayret ettiğim durumdur. ulan koskoca japonya'da o kadar ilgi çekecek ve ülkeye uygulandığında inanılmaz fayda sağlayacak şey varken bir bu mu dikkatinizi çekti? yemin ederim vizyonsuzluk diz boyu.

edit: sevgili eksileyen yazar arkadaşlar sadece eksilemeyin fikrinizi de yazın en azından, belki biz yanlış düşünüyoruzdur aydınlatmış olursunuz hem.

insan kalitesindeki gözle görülür azalma

türkiye'de şöyle bir geriye baktığımızda olan durumdur. ya tamam biz halkımızı seviyoruz, insanımıza değer veriyoruz. ama bu demek değildir ki yaşamımızda her şey bayağılaşsın, her işte ve kurumda cahillik geçer akçe olsun...
ne derseniz deyin, son 50 yılda doğru düzgün bir nüfus politikası oturtulamadığı gibi, artan genç nüfusu da ideal ve medeni cumhuriyet bireyleri haline dönüştürecek güçlü bir eğitim standardı belirlenemedi.
*televizyonlarda ve yeni nesil yerli sinemasında komiklik olsun diye kendini zorlayarak şiveli, argolu ve kaba konuşan kişilerin yaptığı programlar alkış alıyor gülünüyor. ben birkaç yeni komedi filmi izlemeye çalıştım, 5-6 dakika dayanamadım bile. bu bayağı esprilerin güldürdüğü kişiler varsa pes doğrusu!
türkçe'nin düzgün diksiyonu alay konusu, şamata yapılırken, kaba saba şiveler kabul edilir oldu.
*müzik: kültürümüzde yeri olmayan "arabesk müzik" adlı zehri yaşamımıza soktuklarından beri kan kaybediyoruz. ayrıca asıl eğilmemiz gereken konu olan türk halk müziği, sistematik biçimde yok ediliyor. bu ulusal bilincimizi de kaybetmemiz ile yakından ilgili
*giyim/kuşam- kıyafet: sosyal hayatta, sokakta ve işte paspal bir şekilde dolaşan insan sayısı çok fazla. saç sakal birbirine karışmış, kirli bir görünüm sergileniyor. bu nasıl kabul görüyor anlamıyorum.
*bilimsel düşünce ve tarih bilinci: her medeni ve gelişmiş ülke, kendi vatandaşlarına güçlü bir tarih bilinci, yeterli yabancı dil bilgisi, matematik ve fenne dayalı çağdaş eğitim veriyor. ya zaten burada bırak tarihi, adam kendi ülkesinin basit coğrafi bilgilerini bilmiyor. matematik, fizik konusunu hiç açmayalım bile. bu konuda uzun konuşmaya bile gerek yok.
en büyük sorun bilgilerin az öğretilmesi değil, aksine yüklü bir miktarda yanlış ve/veya eksik bilginin, dogmatik düşüncelerle bezenerek ve ezberletilerek öğretilmesi.
*pek çok alanda zaten artık liyakat örselenmiş durumda.
*kendine güvenen/kendisine saygı gösteren insan sayısındaki azalma: bir insan ancak kendine güvenirse ve kendine saygılı olursa etrafına da saygılı olabilir. tersinden söylersek kendisini sevmeyen insan, etrafındaki insanı da sevmez. türkiye'de bencil insanlar arttı. bu bencil insanların en önemli özelliği de aslında kendilerinden de nefret eden "psycho"lar olmalarıdır. kişiliği yarım kalmış insanlar gün geçtikçe artıyor. bu da eğitimdeki serbest düşüşün, cehaletin ve ulusal bilinçteki azalmanın erozyonun bir sonucu.
bu toplum ahlaken, zihnen, siyaseten çürüyor arkadaşlar, makro olarak bu sonucu çıkarabiliriz.

tıbbiyeli kitap kulübü

hep yapmak istediğim ancak sınavlardan vakit bulamadığım bir aktivite efendim. böyle bir olayı -daha önce de yazmıştım- biz arkadaşlarla kendi aramızda yapıyorduk. ne kadar çok o kadar iyi diyerek buraya da böyle bir başlık açmaya karar verdim.

olay çok basit. her ayın son günlerinde okuduğumuz kitap isimlerini liste şeklinde burada paylaşıyoruz. eğer özel olarak tavsiye ettiğimiz kitap olursa yazabiliriz. ya da kitap hakkında yorumlar, beğenmediğiniz yerler... kısaca "tıbbiyeli kitap kulübü" işte! dilerseniz kitapların fotoğraflarını da üst üste çekip buraya atabilirsiniz. belki daha da güzel olur. bugün de ayın son günü olması vesilesiyle çok iyi denk geldi. sizlerle benim bu ayki kitaplarımı paylaşmak isterim.

dipnot: dediğim gibi bu olayı arkadaşlarla daha temel bir şekilde gerçekleştiriyorduk. ancak bu fikrin bu denli gelişmesinde instagram ve youtube'da gördüğüm dr.dodo'nun çok büyük -baya büyük- katkısı oldu. ona da bu vesileyle teşekkür etmiş olayım.

haziran 2019:

*hüseyin rahmi gürpınar - kuyruklu yıldız altında bir izdivaç
*hüseyin rahmi gürpınar - mürebbiye
*hüseyin rahmi gürpınar - efsuncu baba
*şinasi - şair evlenmesi
*agatha christie - on küçük zenci
*anthony burgess - otomatik portakal
*josé saramago - körlük

hoşlanılan dişinin adanalı çıkması

erkek kişisinin en şanslı olduğu durumdur. yatıp kalkıp dua etmesi gerekir.

vatandaş acil diyorsa acildir

sağlık bakanımız ahmet demircan tarafından telaffuz edilen bir talihsiz bir söz.

bakanımız "vatandaş acil diyorsa acildir bana göre acil olmayabilir ama o acildir ona acil gibi davranacaksınız." demiş.

tamam sağlık konusunun oy getirdiği aşikâr da bir doktor olarak hem de sağlık bakanının bu tür açıklamalar yapması ne kadar doğrudur bilemiyorum.

acile gelen ottan boktan şikayetleri olan hastaları acil durumunuz yok diye gönderdiğimizde ben acilim, sağlık bakanı vatandaş karar verir sen kimsin diyerekten doktorun üstüne yürürse bunun vebali günahı kimedir?

hadi onu geçtim 5-10 kişi birden ben acilim diye sıraya girerse hepsi vatandaş hangisinin demesine göre acilliğe karar vereceğiz? belindeki bıçağı, silahı olana mı ben bilmem kimin yakınıyım diyene mi, üstünümüze yürüyene mi yoksa hastalar arasında müsabaka düzenletip kim kazanırsa ona mı öncelik vereceğiz.

sözün özü sağlık gibi önemli bir konuda makamı mevkisi ne olursa olsun demeç verilirken lafın nereye gideceği, nasıl kullanılacağına dikkat edilerek konuşulmalı.

takılınan taşa atarlanmak

ilkel bir davranıştır. temeli yaşamın en erken yaşlarına dayanır. çocuğu takılıp düşünce dağa taşa suç atan ebeveynlerin eseridir.

çünkü ebeveynlerin bu
davranışı çocukları, kendilerini mükemmel zannetmeye, hatalarını düşünmemeye ve suçu sürekli kendilerinde değil dış etkenlerde aramaya iter. oysa tek yapmaları gereken çocuğun iyi olduğundan emin olup, düştüğü yerden kalkmasına izin vermektir.

kaldı ki bırakın ufak bir sendelemeyi, yere kapaklanmakla bile rezil falan olunmaz. eğer bu kişiye rezil olduğunu düşündürüyorsa, kendine guvenini bir sorgulamayı gerektirir. çünkü karşı taraf öyle düşündüğü için rezil olmaz kişi. rezil olduğunu hisseden kendisidir.

(bkz:bence)
(bkz:entrylerimizin tanım içermesi gerekliliği)

Toplam entry sayısı: 210

çok güzelsin

rotasız seyyah mehmet genç'in yaptığı geziler esnasında tatlı bir projesi. kadınların önce normal bir fotoğrafını çekiyor. sonra onlara 'çok güzelsin' diyerek tekrar fotoğraflıyor. sadece kadınlar değil, herkes iltifat edilmeyi ister sözlük ve gerçekten insanlar güldükçe daha bir güzelleşiyor, onlar, etraftakiler, her şey..

ağlamak

akıtılan gözyaşlarıyla kalbi ve ruhu inceden temizleyen tertemiz, has eylem.

yapılan ve sonra pişman olunan şeyler

çok yaramaz misafir çocuğuna gizliden bir tane vurmak vurduktan sonra da çocuğun hunharca ağlamaya başlaması
not: o zamanlar ben de küçüktüm artık çocukları seviyorum

görüldüğü an kaçılması gereken insan modeli

+kendi dışında diğer insanların acılarını önemsemeyenler
+boş zamanlarını sadece dedikoduyla geçirenler
+oturup konuştuğunda bırak ufkunu açmayı seni olduğundan da geriye götürenler
+ve tabi ki yine çalışamadım diyen benim haricimdeki tıpçılar

aşk

gerçekten var olduğuna inandığım ama çok da sahtesinin bulunduğu yoğun duygu. etraf imitasyon dolu maalesef.

saniyelik salaklıklar

karşıdan gelen bir kişinin sana değil de arkandaki kişiye selam vermesi ve senin de o selamı kendineymiş gibi bir güzel alman, arkadakiyle birlikte el sallaman..

alınan en güzel iltifat

üç buçuk yaşındaki kardeşimin 'sen olmasaydın ben çok üzülürdüm' demesi.. eridim bittim resmen..

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

şu anda yapmakta olduğum hareketlerdir:
-ne kadar laf saydığım, saçma sapan dediğim türk dizisi varsa oturup onlardan küçük küçük bölümler izlemek.
-her üç dakikada bir bildirim gelmiş mi diye bakmak.
-sonra da şu halime bak diye ağlamak, dizlerini dövmek.

doğum günü

sene içinde olanlara itinayla katılınıp yazın ortasında olan benimkinin neredeyse hatırlanmadığı gündür sinir bozucudur küçüklüğünde ayrı bir hüzün günüdür

6 yılda en irrite olunan cümle

bunlar size teoriklerde anlatıldıı arkadaşlar hebele hübele

tıbbiyeli itiraf

bugün yine annemle tartıştık sözlük. baya da sesim çıktı bu sefer. artık dayanamadım ben de çıkıştım. tatilimin canına okudu yine sağ olsun. ne zaman dışarı çıkacak olsam arkadaşlarımla filan burnumdan getiriyor nedense. kendisiyle gezerken hiç sesi çıkmıyor. niye bu kadar sorun ediyor, anlayamıyorum. üstelik şehir dışında okuyorum. öyle çok aşırı dışarı da çıkmam aslında. bir değişik bir tuhaf. kendim kadın da olsam bıktım bu orta yaş kadınların huysuzluğundan. annem de olsa artık tiksiniyorum.

izmir marşı

fenerbahçe ile bütünleşen marştır

konya

konum olarak fikir olarak insan yapısı olarak nasıl bu kadar düz bir şehir olduğunu anlayamadığım şehirimsi..

tıpçıların çoğunun sığ olması

şaşırdığım özelliği taşıyan başlık. türkiye'nin genelde biraz daha nitelikli insanlarını ağırlayan bölüm olduğundan dolayı hayal kırıklığına uğratıyor beni. hayatları sadece komite, sınav olmuş; yaşadığı ülkenin gündemini bilmeyen, tıp dışında herhangi bir ilgi alanı olmayan kişilerdir. fazlasıyla üzücüdür. ülkenin biraz daha nitelikli kısmı olarak bunlar böyleyse normal halk nasıldır, dedirtir. umarım o gruba dahil değilizdir.

nazım hikmet

ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında bayılıyorum ya.

içerik kuralları - iletişim