estrus

Durum: 271 - 1 - 0 - 0 - 14.05.2019 22:05

Puan: 4510 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Kanıt ortaya çıkana kadar kararı ertelemek gerçekten iyidir. / Bir defa başlayınca yarım bırakılmaması gereken şeyler vardır. Örneğin; tıraş olmak, sevişmek, entry girmek... / Yarayla alay eder yararlanmamış olan...
  • /
  • 28

yazarların utandıkları anlar

lisede biyoloji öğretmenimi uzun zaman sonra gördüğümde, heyecanla tebrik etmiş ve bebeğin analı babalı büyümesini temenni etmiştim. meğer hamile değilmiş.

siz siz olun birisi kendi ağzıyla hamileyim bile dese o konuyu bir daha açmayın.

chuando tan

1966 doğumlu, kendine fazlasıyla iyi bakmış, singapur'lu fotoğraf sanatçısı.
incelemek isteyenler için; https://www.instagram.com/chuando_chuandoandfrey/?hl=tr

ben hala gördüklerime inanamamaktayım, bu sebeple sık sık acıp kendisini inceleyeceğim mecburen.

genç görünmek

cilt sağlığı başta olmak üzere genel beden sağlığının uzun dönemde iyi durumda olduğunun göstergelerindendir.
en önemli belirleyicilerinden birinin su tüketimi olduğunu düşünüyorum.
bu konuda uzak doğulu insanların yadsınamayacak bir üstünlükleri var. bize bir sunum hazırlasalar ne yiyorlar nelere dikkat ediyorlar, ilgiyle dinleriz.
(bkz:chuando tan)

1 nisan

şaka günüdür. şimdiye kadar hiç şakalanmamıştım. bugün ilk defa bu heyecanı yaşadım, gerçekten güzel oluyormuş.
tabii ki öyle kırıcı, aşağılayıcı şakalar yapmaya gerek yok, kıvrak zekalarımızın dans ettiği kaliteli şakalarla 1 nisanlarımız çok eğlenceli geçebilir.

zevk alınan ufak sapıklıklar

yapınca hoşa giden, keyif veren ve bu sebeplerle tekrar yapılmak istenen ama bir o kadar da absürt eylemlerimizdir.

köpegim elimi yalarken dilini tutmak, bunlardan biridir.
bir diğeri ise puding, muhallebi gibi soğuyunca üzerinde kabuk oluşturan tatlıların kabuklarını dudaklarımla vakumlamak ve kabuk basınca artık dayanamayıp çatlayınca tatlının akışkan alt kısmını o çatlaktan emmek.

birsen tezer

birsen hanım ne yapıyorsunuz bize, aklımdan çıkmıyor sesiniz, jestleriniz, mimikleriniz. hani o ''balıkesir''e girişiniz, aklımı başımdan aldınız. yanaklarıma değmeden düşer gözümün yaşı derken gözyaşlarımı gördünüz. şarkı biterken küçük bir öpücük ile selam verdiniz. sizi dinlerken göz yaşlarımı tutmam mümkün mü?

hala varmış kalbimde canlı yerler, bunu hissettirdiniz ve ben bir kez daha anladım ki, sizi dinleyipte duygulanmazsam manevi olarak ölmüşüm demektir. o zamana kadar ağlayabilmek çok güzel. kıymetiniz, günümüzde size gösterilen ilgi ile paralel değil. varsın olmasın, gönlünüz ferah olsun.

carmen sandiego

google maps'in eglenceli oyunu. google maps'i açmanız yeterli, indirilmeden oynanıyor. görevimiz bize ihbar edilen suçluyu yakalamak. harita üzerinde londra'dan başlayan heyecanlı yolculuğumuz, dünyanın farklı şehirlerinde insanları sorgulayarak, bizi yavaş yavaş suçluya götürüyor. uçağımıza atlayıp olay yerine gitmeli, şahitleri dikkatlice dinlemeli ve ipuçlarını birleştirmeliyiz.

eğer siz de benim gibi ara ara haritayı açıp dünya ve uzayda yolculuklar yapmayı seviyorsanız, biraz aksiyon eklenmiş bu haline bayılacaksınız.

inside no. 9

kara mizah sevenler muhteşem bir dizi ayağınıza gelmiş, kaçırmayın. gelmiş diyorum çünkü benim de çok geç haberim oldu bu diziden ama her bölümü adeta bir film gibi olan bu diziyi heyecanla tavsiye ediyorum. izleyin, izleyin ki gelin üzerine konuşalım.

dizi şuanda 4.sezonunu (24.bölümünü) bitirmiş ve yeni sezondan ufak bir sürprizle başlamıştır. 5.sezonun 0. bölümü olarak yayınlanan bu bölüm hakkında hiçbir şey söylemeyeceğim çünkü her bilgi spoiler niteliği taşıyor. ayrıca birinci sezondan başlayıp devam etmek zorunda değilsiniz, her bölümün kendi içinde anlam bütünlüğü var. her bölümde bir takım ortak özellikler var, bir tanesini sanırım isimden tahmin edersiniz, diğerlerini de izledikçe sevinçle öğreneceksiniz.

oyunculuklar, ingiliz aksanının güzelliği, senaryo ve tabii ki kara mizahın olmazsa olmazı 'ters köşe'leri diziyi muhteşem yapıyor. izlediğim her saniyesine değdi diyebilirim.

tofi

"thin on the outside fat on the inside" ın kısaltması olan tıp terimidir.
bir başka deyişle iç yağlanma.

bitter çikolata günü

10 ocak gününde kutlanmaktadır. bahanemiz hazır, afiyet olsun.
  • /
  • 28

carpe diem

her komite carpe diem diyerek farmayı eliyordum(tıpçının carpa diemi başka olur).ve içerden bildiriyorum yıl içinde çok fazla carpe diem dediğim için finalde muhtemelen buna a diem buna b diem diyerek geçicek.yatırım tavsiyesi değildir

carpe diem

sözlüğümde carpe diem eşittir anı yaşa. iyi veya kötü o an bir daha yaşanmayacak, aynı hisleri hissedemeyeceksin, zevkini çıkarmalısın o zaman. o
"an"da üzülüyor musun? dibine kadar üzül, en iyi nasıl üzülünürse fazlasını yap. mutluluk verici bir an mı? göklere çık, bulut ol, nasıl mutlu olunur kendine göster. carpe diem budur.

aşkın ömrü

kişisel farklılıkları birlikte getiren süre. bendeki ömrü, 2 saniye falan.
hormonların verdiği coşku işte. senin duvardaki bir karartıyı büyütüp büyütüp hayalete çevirmen. tamamen senin hayal dünyanın genişliğine bağlı bir durum.

sevmek bir ömür sürer, sözlük.
duvardaki şey başta karartı ise, sonda da karartıdır. ben o karartıyı seviyorum, çünkü hayalet beni korkutuyor.

zevk alınan ufak sapıklıklar

balmumu eritilip yapılan mühür videoları izlemek diye örnek verebileceğim:



genel olarak tüm mühürler ve ilgili her şey. kaşe o kadar zevk vermiyor fakat ıstampamühür kullanmaya bayılıyorum. küçükken, belediyede çalışan teyzemin yanına gidip bütün mühürler ve kullanılmayan kağıtları alıp saatlerce oynardım. ehem, belki iki ay önceki ziyaretimde de bunu yapmış olabilirim... pişman mıyım, asla!

köpek

şu aralar sürekli gülümseme sebebim.
üst komşumuz bir köpek sahiplenmiş, henüz bir hafta oldu. sanırım minicik bir köpek, havlaması öyle komik ki hav değil de hiv şeklinde çıkıyor. bu da beni çok güldürüyor. * hatta sabah saat 6-7de havlamaya başlıyor ve enerjimi alan alarm sesi yerine minik bir hayvanın sesiyle uyanmak da beni çok mutlu ediyor. iki senedir alt komşumuzun 17-18 yaşındaki genç çocuklarının birbirlerine ettiği iğrenç küfürleri duymaktan öyle rahatsızdım ki... köpek sesi bir ilaç oldu küfür duymaktan yorulan kulaklarıma.
biraz da gülümsemek için bahane mi oldu ne?

gece

gündüzden daha acımasız olandır.

estrus

yazmaya ara verdiği dönemlerde onun yazılarını arıyor gözlerim hep. ve eminim böyle düşünen tek kişi değilim sözlükte. çok iyi bir gözlemci, yorumcu. üslubu ve esprileri kaliteli. keşke hep yazsa, daha çok yazsa ve hatta en çok o yazsa dedirten kıymetli yazarımız.

ikarus

yazamıyor, okuyamıyor, çalışamıyor, gülemiyor, ağlayamıyor, uyuyamıyor. plan yapamıyor, yemeklerin tadını alamıyor, yürümek istemiyor, heyecanlanamıyor. yemek yapmak için çekmeceleri açamıyor. ayakkabısını bağlamak istemiyor, yağmurda terlikle geziyor. boyuna ütü yapıyor, kırışık istemiyor. kalemlerini hasta yakınlarına veriyor ıslak mendille silmeden kullanıyor. pişmemiş etleri yiyor. yalandan gülmeye atp üretmiyor. dizi izleyip ne izlediğini bile bilmiyor. sürekli bi şeyleri unutuyor. oturup saatin akrep yelkovanını takip edebiliyor. yaş hesaplamak zor geliyor onu da sistemden bakmak istiyor. yeni şeylere tahammül edemiyor. hayal kuramıyor. göremiyor, görmezden geliyor. bi de anlatamıyor işte, anlatamıyor.... sonradan imha olacak şeyleri buraya bırakıyor. derealize oldu herhalde.

dahası eskisi gibi olacağına inanmıyor.
belki de sadece tembeldir.
evet evet
hep öyledir
:)))))
(((((:
:))))
((((:
:)))

16 eylül 2018 sözlüğe gelecekten gelen yazarlar

işte aradığım sözlük dedirten olay. bir sözlük düşünün ki mükemmel bir algoritma ile hangi yazarın saat kaçta gireceğini öngörüyor.. *

barones ve habbarul ile bayram özel yayını

bu akşam 22.30'da sesli radyoda sizlerle olacağımız sürpriz yayındır.

Toplam entry sayısı: 271

bilinçaltımızın cezalandırma sistemi

normalde bilinçaltımızın görevleri; basit uyarıcı-tepki gerektiren eylemleri hazırlamak, temel bilgileri sunmak, nesneleri tanımak ve sık tekrarlanan hareketleri yerine getirmektir.

konumuz ise kişinin öğrenilmiş kalıpların dışına çıkmasını istemeyen bilinçaltının, kimi zaman hoş sonuç vermeyen cezalandırma davranışıdır. örneğin anneye bağırdıktan sonra odaya giderken ayağın masaya çarpılması. beyin kesinlikle kendini ve o masanın uzaydaki yerini milimine kadar hesaplıyor ve daha önce onlarca defa hatasız olarak o eylemi gerçekleştirirken bu defa çarpası geliyor.

ama nasıl çarpmak? ne kendine zarar vermeye kıyabiliyor ne de davranışı cezasız bırakmak istiyor.
yine kişinin kendi yargılarına göre hatalı bulduğu davranışı sergiledikten sonra yemek yaparken elini kesmesi, kafasını dolabın kenarına çarpması bunlardan. normal zamanda da bıçak elimizden kayıp kendimizi kesebiliriz ama büyük ihtimalle ciddi yaralanırız. burada sanki arada bir mıknatıs varmış gibi o bıçak yine milimiyle ceza için ayarlanıp o eli kesiyor. çoğu zaman şaşıp kalıyoruz bu olay nasıl gerçekleşti, ben bunu nasıl yaptım diye.

amacının iyi olduğuna kuşku yok, bedeni ve ruhu korumaya çalışır ama bazen yanlış kararlar verip gereksiz yere cezalandırma yapabiliyor. emin değilim ama kesin süperegonun da parmağı var.

estrus ile uzak doğu müzikleri

22 aralık cuma gecesi 23.00-00.30 saatleri arasında tıbbiyeli radyoda yapmayı planladığım, katılmanızdan mutluluk duyacağım yayındır.

yeni bir kaç dil öğrenmeye geliyor gibi geliniz, önce herkes 'çang, çing, çong' diyor gibi hissetseniz de kısa zamanda dillerinin ahengine ısınacağınızı düşünüyorum. eğlenceli vakit geçirmek dileğiyle.

ekleme: yayınıma vaktini ayırıp katılan, beni yalnız bırakmayan, sıcacık desteğini gösteren herkese çok teşekkür ederim. parçalarda dil de önemli bir faktör olduğu için, duygularınıza dokunamazsam diye endişelenmiştim ama önyargısız geldiniz ve beni çok mutlu ettiniz. herkese teşekkür ederim.

köpek

can yoldaşım.
hayatta tahammül sebebim.
eve koşarak gitme sebebim.
uyurken izlediğim meleğim.
nefesini, kalp atışlarını, esneyişini, su içişini, koşuşunu, göz kırpışını bile başka hiçbir şeye değişmeyeceğim.
sevdiğim, sevgilim, canımın parçası, evladım, hem de 'ben doğurdum onu' sanrılarımı besleyecek kadar evladım.
gittiğini düşünmek istemem, sakın gitme, oldu mu boncuğum.

ben asıl köpeğimle yaşadığım şu olayı anlatmak için gelmiştim. bir kaç gündür evimizde karıncalar gezinmeye başladı. karıncaları severim, hayatta dokunmam, yerlerden ekmek kırıkları, şeker, ne bulurlarsa alır giderler. işinde gücünde zararsız hayvanlar. neyse efendim, geçen gün köpeğim mama kabında 1 adet mama bırakmış. normalde asla arkasında kırıntı bırakmaz. bir saniye sonramızın ne olacağı belli değil diye düşünen ve o derece carpe diem iştahlı bir köpektir. dili ulaşamadı herhalde dedim, üzerinde durmadım. akşama doğru baktım mama, karınca topu olmuş. bir grup mamayı parçalarken öbür grup taşıma işini yapıyor. içimden dedim ki, ne güzel köpeğimin ulaşamadığı mama kaç karıncanın işine yaradı. o kadar yanılıyormuşum ki ulaşamama varsayımı hakkında. köpeğim ertesi gün yine 1 adet mama bıraktı, bir sonraki gün ve bir sonraki gün de bunu yapmaya devam etti. iki değil, sıfır değil, hep bir mama olacak şekilde. her akşam karınca topunu ve parçalana parçalana yarıdan az kalmış mamayı görünce o kadar müthiş hissediyorum ki. bu kadar küçük ayrıntılar işte, büyük farklar yaratan. bana öğrettiği yüzlerce dersten sadece bir tanesi bu anlattığım. her cana böyle davranır, 9 yıl oldu beraberiz, kimseyi incitmedi. o kadar temiz yüreklisin ki, bunu nasıl düşündün sen, karıncaları nasıl izliyorsun öyle masum.

böyle bir köpekle hayatlarımız kesiştiği için ne kadar şanslı olduğumu her geçen gün daha iyi anlıyorum. başta köpekler olmak üzere tüm hayvanlara bakış açımı değiştiren, beni büyüten, olgunlaştıran, şimdiye dek tanıdığım en masum can. bana o kadar çok ders verdi ki.

köpek; anlatmakla bitmez, deniz derya, sevgisi sonsuz, sabrı sınırsız.
en büyük şanssızlıkları kendine zarar verebilecek insanlarla karşılaşmaları.
en büyük dileğim her bir masum canın kötülükten korunması.

textbook sahiplenmek

onu ilk defa tenha bir kitapçının soğuk rafında görmüştüm. gerçekten o gün onunla karşılaşacağımı içten içe biliyordum. tertemiz kapağı, kuşe kağıda basılmış okunaklı harfleri vardı. fakat epey kalındı, bir an ürperdim; ya sahiplenip hepsini okuyamazsam ne olacaktı. bu sorumluluğu alabilecegime inanmıştım, ben artık büyümüştüm. onu sıcacık evime götürmek için kitapçıyla akıl almaz bir pazarlık yaptım. ve işte o benimdi. eve giderken sık sık poşetinden çıkartıp kendisini kontrol ediyordum. ilk gecemizde birbirimize sarılarak uyuduk, bu ilk defa oluyordu. ertesi gün masada uzanmak istedi, ben de öyle yaptım. gözlerimi üzerinde gezdirdim, mutlu oldu; sayfaları hışır hışırdı. çayı, kahveyi ve kırıntılı yiyecekleri hiç sevmez ille de başbaşa olalım isterdi. birlikte çok mutlu günler geçirdik, bana çok şeyler öğretti. bugün, her bitişinde birlikte yeniden başlayabilmenin verdiği güvenle hayatımıza devam ediyoruz. ıyi ki sahiplenmişim onu. siz de textbook sahiplenin, ne kadar okuyabilecekseniz o kadar sahiplenin. fakat alıp soğuk raflara terketmeyin, sizlere ogretecekleri şeyler var.

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

yazarların çocuklarına düşündüğü meslekler

estrus ile uzak doğu müzikleri

22 aralık cuma gecesi 23.00-00.30 saatleri arasında tıbbiyeli radyoda yapmayı planladığım, katılmanızdan mutluluk duyacağım yayındır.

yeni bir kaç dil öğrenmeye geliyor gibi geliniz, önce herkes 'çang, çing, çong' diyor gibi hissetseniz de kısa zamanda dillerinin ahengine ısınacağınızı düşünüyorum. eğlenceli vakit geçirmek dileğiyle.

ekleme: yayınıma vaktini ayırıp katılan, beni yalnız bırakmayan, sıcacık desteğini gösteren herkese çok teşekkür ederim. parçalarda dil de önemli bir faktör olduğu için, duygularınıza dokunamazsam diye endişelenmiştim ama önyargısız geldiniz ve beni çok mutlu ettiniz. herkese teşekkür ederim.

hanımcılık

son zamanlarda ortaya çıkan naif bir akım. örneğin çinde bir kişi eşinin ayağı burkulduğu için onun topuklu ayakkabılarını giyip, sandaletlerini ona vermiş. tabiki bu uç bir örnek, yalnız bu örneğe göre bu akımı değerlendirmek doğru olmaz.

genel düşünüş olarak eşinin gönlünü hoş tutmayı istemek diyebilirim. cinsiyet ayrımı yapmaya gerek yok, aynı şekilde beycilikten de bahsedebiliriz. burdan yapacağımız çıkarım kişinin sevdiği, değer verdiği, onun acısını kendi bedeninde hissedebildiği, empati yapabildiği kişi için yapabilecekleri olmalıdır. bu iki kişi arasındaki emek meselesidir ve dışarıdan anlaşılmayabilir, anlaşılması da elzem değildir.

yazarların garip huyları

muhakkak açıklaması olduğuna inandığım fakat nedenini aydınlatamadığımız huylardır.
çocukken kendimi sarma harcıymışım gibi büyük bir battaniyeye (battaniyede yaprak oluyor bu durumda) sarardım. en son tırtıl gibi olurdum ve o şekilde sürünmeye çalışırdım. epey eğlenceli gelirdi.

kurban kesmek

o sarsılmaz sandığınız değerleriniz, dininiz, inandıklarınız... bir an için düşünün hiçbiri aslında hiç var olmamış olabilir.
emin olmayın, hep kuşku duyun, yaptığınız yanlış olabilir, unutmayın.

doğanın doğal bir besin zinciri var, bu doğru. eğer kurban keserken aramızdan bir kişinin bile içi acıyorsa (ki bir çoğumuz fazlasıyla acı çekiyoruz, özellikle çocukları gözlemlemenizi tavsiye ederim. şimdilik paylaşılmış psikoz yaşayan künt erişkinleri bir kenara bırakalım, zira onların düşündüğünü pek görmedim) yaptığımız işte doğal olmayan bir şey var demektir. öyle ki yavru bir aslan, annesini avlanırken sadece taktiği öğrenir, insanın çocukları gibi gözyaşı dökmez.

umarım bir tür bizden daha güçlü olacak şekilde evrilir ve aynı şeyleri bizlere yaşatır.

tanım: yaşayan, kalbi atan, acı hisseden sağlıklı bir canlının, insan tarafından (sorgulamadan) inandıkları doğrultusunda, kesici bir aletle, beden bütünlüğüne ve yaşama hakkına kast edilerek öldürülmesidir. artık yaşamaz olmasıdır. pişman dahi olunsa artık telafi edilemez olmasıdır.

seni seviyorum demenin farklı yolları

1. i love you
2. ek het jou lief
3. ich liebe dich
4. unë të dua
5. mən səni sevirəm
6. maite zaitut
7. я цябе кахаю
8. আমি তোমায় ভালোবাসি
9. volim te
10. обичам те
11. မင်းကိုချစ်တယ်
12. gihigugma tika
13. ndimakukondani
14. miluji tě
15. 我爱你
16. jeg elsker dig
17. aku cinta kamu
18. Ես սիրում եմ քեզ
19. mi amas vin
20. ma armastan sind
21. ik hou van je
22. mahal kita
23. minä rakastan sinua
24. je t'aime
25. ik hâld fan dy
26. rwy'n dy garu di
27. quérote
28. હું તને પ્રેમ કરું છુ
29. მიყვარხარ
30. እወድሃለሁ
31. mwen renmen ou
32. aloha wau iā 'oe
33. volim te
34. मैं तुमसे प्यार करता हूँ
35. ıs breá liom tú
36. te amo
37. jag älskar dig
38. ég elska þig
39. わたしは、あなたを愛しています
40. ខ្ញុំ​ស្រលាញ់​អ្នក
41. ನಾನು ನಿನ್ನನ್ನು ಪ್ರೀತಿಸುತ್ತೇನೆ
42. t'estimo
43. мен сені жақсы көремін
44. Мен сени сүйөм
45. 사랑해
46. ti tengu caru
47. tha gaol agam ort
48. ez te hez dikim
49. kocham cię
50. es mīlu tevi
51. aš tave myliu
52. ech hunn dech gär
53. szeretlek
54. tiako ianao
55. Те сакам
56. ഞാൻ നിന്നെ സ്നേഹിക്കുന്നു
57. inħobbok
58. Би чамд хайртай
59. jeg elsker deg
60. men seni sevaman
61. eu te amo
62. te iubesc
63. я люблю тебя
64. oute alofa ia oe
65. kea u rata
66. මම ඔයාට ආදරෙයි
67. Волим те
68. Ľúbim ťa
69. waan ku jeclahay
70. Ман туро дӯст медорам
71. ผมรักคุณ
72. я тебе люблю
73. anh yêu em
74. mo nifẹ rẹ
75. Σε αγαπώ
76. ve daha nice dillerde...
77. ve daha nice jestlerle...
78. hadi bu entry vesile olsun.
79. git, hissettiğine, seni seviyorum de.
80. evet şimdi.

böyle başlıklar görünce duramıyorum.
(bkz:ben bunu daha önce de yaptım)
(bkz:huy)
(bkz:tıpçıyım demenin 101 değişik yolu)
(bkz:#75030)

sevgilinizden ayrıldığınızda ilk yaptığınız şey

yaran yanlış okumalar

"derbi hakemi"ni, "darbe hekimi" diye okuyarak gerçekleştirdiğimdir. spordan çok uzak bir insan değilim ama gündemden etkileniyorum leyla.

aşk

açık, şevgilisupangleşukulekelebek, korkusuz

içerik kuralları - iletişim