estrus

Durum: 238 - 13 - 2 - 0 - 17.06.2018 21:20

Puan: 3561 -

10 ay önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Kanıt ortaya çıkana kadar kararı ertelemek gerçekten iyidir. / Bir defa başlayınca yarım bırakılmaması gereken şeyler vardır. Örneğin; tıraş olmak, sevişmek, entry girmek... / Yarayla alay eder yararlanmamış olan...
  • /
  • 24

köpek

can yoldaşım.
hayatta tahammül sebebim.
eve koşarak gitme sebebim.
uyurken izlediğim meleğim.
nefesini, kalp atışlarını, esneyişini, su içişini, koşuşunu, göz kırpışını bile başka hiçbir şeye değişmeyeceğim.
sevdiğim, sevgilim, canımın parçası, evladım, hem de 'ben doğurdum onu' sanrılarımı besleyecek kadar evladım.
gittiğini düşünmek istemem, sakın gitme, oldu mu boncuğum.

ben asıl köpeğimle yaşadığım şu olayı anlatmak için gelmiştim. bir kaç gündür evimizde karıncalar gezinmeye başladı. karıncaları severim, hayatta dokunmam, yerlerden ekmek kırıkları, şeker, ne bulurlarsa alır giderler. işinde gücünde zararsız hayvanlar. neyse efendim, geçen gün köpeğim mama kabında 1 adet mama bırakmış. normalde asla arkasında kırıntı bırakmaz. bir saniye sonramızın ne olacağı belli değil diye düşünen ve o derece carpe diem iştahlı bir köpektir. dili ulaşamadı herhalde dedim, üzerinde durmadım. akşama doğru baktım mama, karınca topu olmuş. bir grup mamayı parçalarken öbür grup taşıma işini yapıyor. içimden dedim ki, ne güzel köpeğimin ulaşamadığı mama kaç karıncanın işine yaradı. o kadar yanılıyormuşum ki ulaşamama varsayımı hakkında. köpeğim ertesi gün yine 1 adet mama bıraktı, bir sonraki gün ve bir sonraki gün de bunu yapmaya devam etti. iki değil, sıfır değil, hep bir mama olacak şekilde. her akşam karınca topunu ve parçalana parçalana yarıdan az kalmış mamayı görünce o kadar müthiş hissediyorum ki. bu kadar küçük ayrıntılar işte, büyük farklar yaratan. bana öğrettiği yüzlerce dersten sadece bir tanesi bu anlattığım. her cana böyle davranır, 9 yıl oldu beraberiz, kimseyi incitmedi. o kadar temiz yüreklisin ki, bunu nasıl düşündün sen, karıncaları nasıl izliyorsun öyle masum.

böyle bir köpekle hayatlarımız kesiştiği için ne kadar şanslı olduğumu her geçen gün daha iyi anlıyorum. başta köpekler olmak üzere tüm hayvanlara bakış açımı değiştiren, beni büyüten, olgunlaştıran, şimdiye dek tanıdığım en masum can. bana o kadar çok ders verdi ki.

köpek; anlatmakla bitmez, deniz derya, sevgisi sonsuz, sabrı sınırsız.
en büyük şanssızlıkları kendine zarar verebilecek insanlarla karşılaşmaları.
en büyük dileğim her bir masum canın kötülükten korunması.

erkek olmanın avantajları

üriner sistem ile gastrointestinal sistem çıkışlarının (kadına göre) birbirinden uzak olması, bunun sonucu olarak daha az üriner sistem enfeksiyonu geçirmeleri.

seni seviyorum demenin farklı yolları

1. i love you
2. ek het jou lief
3. ich liebe dich
4. unë të dua
5. mən səni sevirəm
6. maite zaitut
7. я цябе кахаю
8. আমি তোমায় ভালোবাসি
9. volim te
10. обичам те
11. မင်းကိုချစ်တယ်
12. gihigugma tika
13. ndimakukondani
14. miluji tě
15. 我爱你
16. jeg elsker dig
17. aku cinta kamu
18. Ես սիրում եմ քեզ
19. mi amas vin
20. ma armastan sind
21. ik hou van je
22. mahal kita
23. minä rakastan sinua
24. je t'aime
25. ik hâld fan dy
26. rwy'n dy garu di
27. quérote
28. હું તને પ્રેમ કરું છુ
29. მიყვარხარ
30. እወድሃለሁ
31. mwen renmen ou
32. aloha wau iā 'oe
33. volim te
34. मैं तुमसे प्यार करता हूँ
35. ıs breá liom tú
36. te amo
37. jag älskar dig
38. ég elska þig
39. わたしは、あなたを愛しています
40. ខ្ញុំ​ស្រលាញ់​អ្នក
41. ನಾನು ನಿನ್ನನ್ನು ಪ್ರೀತಿಸುತ್ತೇನೆ
42. t'estimo
43. мен сені жақсы көремін
44. Мен сени сүйөм
45. 사랑해
46. ti tengu caru
47. tha gaol agam ort
48. ez te hez dikim
49. kocham cię
50. es mīlu tevi
51. aš tave myliu
52. ech hunn dech gär
53. szeretlek
54. tiako ianao
55. Те сакам
56. ഞാൻ നിന്നെ സ്നേഹിക്കുന്നു
57. inħobbok
58. Би чамд хайртай
59. jeg elsker deg
60. men seni sevaman
61. eu te amo
62. te iubesc
63. я люблю тебя
64. oute alofa ia oe
65. kea u rata
66. මම ඔයාට ආදරෙයි
67. Волим те
68. Ľúbim ťa
69. waan ku jeclahay
70. Ман туро дӯст медорам
71. ผมรักคุณ
72. я тебе люблю
73. anh yêu em
74. mo nifẹ rẹ
75. Σε αγαπώ
76. ve daha nice dillerde...
77. ve daha nice jestlerle...
78. hadi bu entry vesile olsun.
79. git, hissettiğine, seni seviyorum de.
80. evet şimdi.

böyle başlıklar görünce duramıyorum.
(bkz:ben bunu daha önce de yaptım)
(bkz:huy)
(bkz:tıpçıyım demenin 101 değişik yolu)
(bkz:#75030)

tus

hep 50 puan aldığım için beni etkilemeyen sınav.

cemal safi

sende kalmış şiiri ile gönlüme giren, ankaraya güzellemeleri de hoşuma giden pek sevdiğim şairdir.
 spoiler!
bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
saçlarına hasreti tanımayan ellerim,
rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim
tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.

allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
sanki her noksanımı mecburum itirafa,
hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

gel tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
kelime-i şahadet getirmem için gerek,
son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

börülce


bir çeşit baklagildir. fasulye gibi tazesi ve içinden çıkan tanelerin ayrılmış hali olan kurusu vardır. zaten fasulyeye şekil olarak da benzemektedir. bana sorarsanız yemek yiyeni izleyen gözlere benziyor börülce. epey lezzetli olduğunu düşünüyorum.
(bkz:black eyed peas)

black eyed peas

bundan 10 yıl önce kliplerini ve şarkılarını severek dinlediğim müzik grubu.
o zamanlar sevdiğin şarkının klibini televizyonda yakaladın mı bütün gün mutlu gezerdin.
yalnız sonradan grubun isminin "börülce" olduğunu idrak etmem pek zor olmuştu, evet börülce*

tecahül-i arif

tecahül (cahil) ve arif (kavrayışı güçlü) kelimelerinden meydana gelmektedir. bilipte bilmezlikten gelme sanatıdır.
bahsi geçen sanatla ilgili hoş bir örnek;
şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
benim mi allahım bu çizgili yüz?
ya gözler altındaki mor halkalar?
neden böyle düşman görünürsünüz,
yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

(bkz:cahit sıtkı tarancı)

yazarların çocuklarına düşündüğü meslekler

aşk tanrıçası

  • /
  • 24

tıp fakültesinde sözlü sınava gireceklere tavsiye

primer olarak kendinize güvenin.

sekonder olarak hocanın bening olmasına güvenmeyin.

dahiliye sınavına giriyorsanız susmayın, cerrahi sınavına giriyorsanız konuşmayın.

konuyu hep bildiğiniz yere getirmeye çalışın.

her hastalığın ayırıcı tanısında 2 şey (enfeksiyon, malignite) muhakkak olabilir,bunları unutmayın.

giyiminize özen gösterin ama çok fazla da abartmayın sonuçta düğüne gitmiyorsunuz, içeride cenaze havası da esebilir.

uykusuz kalmayın, hocanınız sizin göz kapaklarınızın pitotik olduğunu görmesi kalmanız için predispozan faktördür.

tek kişi giriyorsanız odaya girerken selam vermeyi unutmayın, bir "merhaba" bile sizden önce çıkan arkadaşın gergin geçen sınav havasını dağıtabilir.

profesör adınızı yanlış söylese dahi onu doğru kabul edin,hocalarla ağız dalaşına girmeyin.

sınavın prognozu kötü gidiyorsa hocalar yüzünüze tükürse de "bir serinlik geldi, iyi oldu ha" diyebilecek kıvamda olun.

duanın ehemmiyetine güvenen biriyseniz, dua edin.

sınav öncesi ne çeşit ritüeliniz olursa olsun yapın, istavroz çıkardınız diye kimse sizi sınavdan çıkarmaz.

sınav esnasında hocaların yaptığı esprilere gülün, gülmek için aksiyon potansiyeliniz yüksek olsa da.

son olarak sınava geç kalmayın, erken girmeyin, hocalar kulak memesi kıvamına gelince bilmeseniz dahi geçebilirsiniz.

iş bu entry gözleme dayalı sonuçlar neticesinde yazılmıştır.

tüm arkadaşlara başarılar.

börülce

off of of dediğim başlıktır.yapılır mı bu be.daha kaç gün var börülcenin çıkmasına.haşlıyacaksın karagöz börulceyi sonra hemen buzlu suya atıcaksın ki rengi yeşil kalsın.sonra buzdolabında soğutacaksın.yemeye yakın çıkarıp üstüne bol sarımsaklı limon sosu dökeceksin.en son edremit zeytinyağını gezdireceksin.yerken aman parmaklara dikkat.

gülücük

binlerce tatlı sözden daha etkili, yapmacık olmayan insanların yüzünden insanın içine akan huzur.

beycilik

beycilik kazanacak
şaka bir yana birbirinizi sevin sayın hanımcılık beycilik boş

yazarların çocuklarına düşündüğü meslekler

görünce allah aşkına okulu bitirip kendiniz tam meslek sahibi oldunuz da evlenip çocuk yaptınız da bir ona meslek bulmanız mı kaldı diye tepki verdiğim başlık
bu kadar mı çok seviyorsunuz bu hayatı sadece soruyorum

schrödinger'in kedisi

bende bunun saat versiyonu var. saat sadece ben bakarken çalışıyor. ben bakmazken çalışıyor mu durmuş mu emin olamıyorum. bir süre sonra bakıyorum geri kalmış, ama bakarken tiktak ilerliyor. herhalde hareket duyarlı.

saati bimden almıştım.

yürüyen merdivenin sol tarafında ısrarla beklemek

kranyal tomosunu çekseniz diffüz kortikal atrofiyi en iyi şekilde görebileceğiniz insanların yolcu trafiğine emboli atmasıyla oluşturduğu tam obstrüksiyon tablosuna sebep olan eylem. uyardığınız vakit afedersiniz diyip oto embolektomi yapanlarına sözümüz yok, olur dalgınlıktır ancak ısrarcı olup hödö hödö! diyenleri yok mu lütfen mümkünse sokağa çıkmayın, nolur ya, arka taraf şişti dostum bu nasıl bir invazyondur.

sözlük yazarlarından genç tıbbiyelilere öğütler

"hayatımı yaşayamıyorum, sistemin köpeeee olduk, gençlik akıp gidiyor" kafasından kurtul. sistem dayattığı için değil kendin için, donanımlı bir birey olmak için emek ettiğinin farkında ol. öğretim yanında eğitimini ihmal etme. bir hobin olsun. nereye gidersen git bavuluna at mesela bir mayo. belki suya ihtiyacın olur bir şehirde. hayattan kopmaya başladığında motivasyonunu yeniden sağlayacak bir uğraşın olsun. her şey meslek değildir, her şey para, kariyer, çevre değildir. geniş zamanları bekleme. ilk adımı sen at, ne olur ki en fazla rezil olursun. kime? kim ki onlar? cehennem başkalarıdır. sırtında bir cehennemle yaşama. hayata bir kez geldiğini asla unutma. bir anneye sahipsen onu hiç üzme. ona sarıl. gerçek sevgi sadece o kucakta. en azından bu yaşıma kadar öyleydi şükretmek için sağlam bir pankreasın olduğunu en kötü zamanlarında bile hatırla. herkesle iyi olmak zorunda değilsin unutma. o zaten biraz sahtekarlık ister. boşver seni sevmeyenler de olsun. bu zaten gerekli.
nasıl bir mucize olduğunu farkında ol küçüğüm.
öptüm.

sonuç bekleyen ablan.

hayatın en güzel zamanları

zigotken.
bölüne bölüne yuvarlana yuvarlana geçiyordu zaman.
şimdi ne bir yere invaze olabiliyorum, ne de bir etkileşimim var.

eskisi gibi tat vermeyen şeyler

doğal olarak hiçbir şey. günümüzle veya çağ ile alakası pek yok, insanla alakası var. tat vermeyen şeylerin değişmesiyle ilgili çağı suçlayabiliriz ama, tat alamayan biziz. bu bizi o tadı aramaya itiyor. mesela aşk. birinin gülüşüne aşık olursunuz, ona her bakışınızda o aşık olduğunuz gülüşü ararsınız. belki aynı şekilde güler o kişi ama siz yine de ararsınız, aşk denen de budur, aşk aramaktır. ama bulursan veya bulamayacağını idrak edersen aşk biter.

bir şair bütün ününü belki bir şiirine borçludur. her şiirinde ararsın şairin o şiirini. nafile, bulamazsın. her şiiri o şiir için okursun. şaire o şiir için saygı duyarsın. ünlenirse şair o şiirindendir. ararsın, ararsın her şiirinde. şair şanslıysa bulamazsın.

nerede o eski bayramlar demeyen büyük yoktur herhalde. onların büyükleri de öyle diyordu. aslolan değişim ve arayış. taklit edilmeyen bir değişim ve arayış ama. yoksa ona ne değişim denir ne de arayış.

Toplam entry sayısı: 238

bilinçaltımızın cezalandırma sistemi

normalde bilinçaltımızın görevleri; basit uyarıcı-tepki gerektiren eylemleri hazırlamak, temel bilgileri sunmak, nesneleri tanımak ve sık tekrarlanan hareketleri yerine getirmektir.

konumuz ise kişinin öğrenilmiş kalıpların dışına çıkmasını istemeyen bilinçaltının, kimi zaman hoş sonuç vermeyen cezalandırma davranışıdır. örneğin anneye bağırdıktan sonra odaya giderken ayağın masaya çarpılması. beyin kesinlikle kendini ve o masanın uzaydaki yerini milimine kadar hesaplıyor ve daha önce onlarca defa hatasız olarak o eylemi gerçekleştirirken bu defa çarpası geliyor.

ama nasıl çarpmak? ne kendine zarar vermeye kıyabiliyor ne de davranışı cezasız bırakmak istiyor.
yine kişinin kendi yargılarına göre hatalı bulduğu davranışı sergiledikten sonra yemek yaparken elini kesmesi, kafasını dolabın kenarına çarpması bunlardan. normal zamanda da bıçak elimizden kayıp kendimizi kesebiliriz ama büyük ihtimalle ciddi yaralanırız. burada sanki arada bir mıknatıs varmış gibi o bıçak yine milimiyle ceza için ayarlanıp o eli kesiyor. çoğu zaman şaşıp kalıyoruz bu olay nasıl gerçekleşti, ben bunu nasıl yaptım diye.

amacının iyi olduğuna kuşku yok, bedeni ve ruhu korumaya çalışır ama bazen yanlış kararlar verip gereksiz yere cezalandırma yapabiliyor. emin değilim ama kesin süperegonun da parmağı var.

estrus ile uzak doğu müzikleri

22 aralık cuma gecesi 23.00-00.30 saatleri arasında tıbbiyeli radyoda yapmayı planladığım, katılmanızdan mutluluk duyacağım yayındır.

yeni bir kaç dil öğrenmeye geliyor gibi geliniz, önce herkes 'çang, çing, çong' diyor gibi hissetseniz de kısa zamanda dillerinin ahengine ısınacağınızı düşünüyorum. eğlenceli vakit geçirmek dileğiyle.

ekleme: yayınıma vaktini ayırıp katılan, beni yalnız bırakmayan, sıcacık desteğini gösteren herkese çok teşekkür ederim. parçalarda dil de önemli bir faktör olduğu için, duygularınıza dokunamazsam diye endişelenmiştim ama önyargısız geldiniz ve beni çok mutlu ettiniz. herkese teşekkür ederim.

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

kısaltmaları açmaya bayılmak


günümüzde çokça kullanılan, her alanda karşımıza çıkan kısaltmaları, açarak ufkun genişletilmesinden hoşlanılması durumudur. çok seviyorum, sana doyamıyorum.
ingilizceden bir kaç örnekle çeşitlendirmek isterim;
cd: compact disk
dvd: digital video disk
am: ante meridian
pm: post meridian
bc: before christ
fm: frequency modulation
gprs: general packet radio service
usb: universal serial bus*
www: world wide web
http: hypertext transfer protocol
html: hypertext markup language
lan: local area network
sım: subscriber ıdentity module
gsm: global system for mobile
wlan: wireless local area network

textbook sahiplenmek

onu ilk defa tenha bir kitapçının soğuk rafında görmüştüm. gerçekten o gün onunla karşılaşacağımı içten içe biliyordum. tertemiz kapağı, kuşe kağıda basılmış okunaklı harfleri vardı. fakat epey kalındı, bir an ürperdim; ya sahiplenip hepsini okuyamazsam ne olacaktı. bu sorumluluğu alabilecegime inanmıştım, ben artık büyümüştüm. onu sıcacık evime götürmek için kitapçıyla akıl almaz bir pazarlık yaptım. ve işte o benimdi. eve giderken sık sık poşetinden çıkartıp kendisini kontrol ediyordum. ilk gecemizde birbirimize sarılarak uyuduk, bu ilk defa oluyordu. ertesi gün masada uzanmak istedi, ben de öyle yaptım. gözlerimi üzerinde gezdirdim, mutlu oldu; sayfaları hışır hışırdı. çayı, kahveyi ve kırıntılı yiyecekleri hiç sevmez ille de başbaşa olalım isterdi. birlikte çok mutlu günler geçirdik, bana çok şeyler öğretti. bugün, her bitişinde birlikte yeniden başlayabilmenin verdiği güvenle hayatımıza devam ediyoruz. ıyi ki sahiplenmişim onu. siz de textbook sahiplenin, ne kadar okuyabilecekseniz o kadar sahiplenin. fakat alıp soğuk raflara terketmeyin, sizlere ogretecekleri şeyler var.

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

estrus ile uzak doğu müzikleri

22 aralık cuma gecesi 23.00-00.30 saatleri arasında tıbbiyeli radyoda yapmayı planladığım, katılmanızdan mutluluk duyacağım yayındır.

yeni bir kaç dil öğrenmeye geliyor gibi geliniz, önce herkes 'çang, çing, çong' diyor gibi hissetseniz de kısa zamanda dillerinin ahengine ısınacağınızı düşünüyorum. eğlenceli vakit geçirmek dileğiyle.

ekleme: yayınıma vaktini ayırıp katılan, beni yalnız bırakmayan, sıcacık desteğini gösteren herkese çok teşekkür ederim. parçalarda dil de önemli bir faktör olduğu için, duygularınıza dokunamazsam diye endişelenmiştim ama önyargısız geldiniz ve beni çok mutlu ettiniz. herkese teşekkür ederim.

hanımcılık

son zamanlarda ortaya çıkan naif bir akım. örneğin çinde bir kişi eşinin ayağı burkulduğu için onun topuklu ayakkabılarını giyip, sandaletlerini ona vermiş. tabiki bu uç bir örnek, yalnız bu örneğe göre bu akımı değerlendirmek doğru olmaz.

genel düşünüş olarak eşinin gönlünü hoş tutmayı istemek diyebilirim. cinsiyet ayrımı yapmaya gerek yok, aynı şekilde beycilikten de bahsedebiliriz. burdan yapacağımız çıkarım kişinin sevdiği, değer verdiği, onun acısını kendi bedeninde hissedebildiği, empati yapabildiği kişi için yapabilecekleri olmalıdır. bu iki kişi arasındaki emek meselesidir ve dışarıdan anlaşılmayabilir, anlaşılması da elzem değildir.

yazarların garip huyları

muhakkak açıklaması olduğuna inandığım fakat nedenini aydınlatamadığımız huylardır.
çocukken kendimi sarma harcıymışım gibi büyük bir battaniyeye (battaniyede yaprak oluyor bu durumda) sarardım. en son tırtıl gibi olurdum ve o şekilde sürünmeye çalışırdım. epey eğlenceli gelirdi.

kısaltmaları açmaya bayılmak


günümüzde çokça kullanılan, her alanda karşımıza çıkan kısaltmaları, açarak ufkun genişletilmesinden hoşlanılması durumudur. çok seviyorum, sana doyamıyorum.
ingilizceden bir kaç örnekle çeşitlendirmek isterim;
cd: compact disk
dvd: digital video disk
am: ante meridian
pm: post meridian
bc: before christ
fm: frequency modulation
gprs: general packet radio service
usb: universal serial bus*
www: world wide web
http: hypertext transfer protocol
html: hypertext markup language
lan: local area network
sım: subscriber ıdentity module
gsm: global system for mobile
wlan: wireless local area network

hanımcılık

son zamanlarda ortaya çıkan naif bir akım. örneğin çinde bir kişi eşinin ayağı burkulduğu için onun topuklu ayakkabılarını giyip, sandaletlerini ona vermiş. tabiki bu uç bir örnek, yalnız bu örneğe göre bu akımı değerlendirmek doğru olmaz.

genel düşünüş olarak eşinin gönlünü hoş tutmayı istemek diyebilirim. cinsiyet ayrımı yapmaya gerek yok, aynı şekilde beycilikten de bahsedebiliriz. burdan yapacağımız çıkarım kişinin sevdiği, değer verdiği, onun acısını kendi bedeninde hissedebildiği, empati yapabildiği kişi için yapabilecekleri olmalıdır. bu iki kişi arasındaki emek meselesidir ve dışarıdan anlaşılmayabilir, anlaşılması da elzem değildir.

sevgilinizden ayrıldığınızda ilk yaptığınız şey

icat edilmesi beklenenler

doğazararsayar
şöyleki bu cihaz herkese doğar doğmaz takılacak ve kişinin egzos-sigara kullanımı ile yaptığı hava kirliliği + naylon vb kullanimi + müsriflik + su kirliliği + yangına sebebiyet verme + çevreyi korumama + canlılara zarar verme +... gibi gibi gibi zararları farklı katsayılarla çarpılarak toplanacak. kişi bu cihazdan puanını görebilecek. örneğin o puan 100 ü geçince kişi ağrı hissetmeye başlayacak, 200 ü geçince dayanılmaz ağrılar hissedecek, 300 ü gecince de ölecek. böylelikle kişi doğayı korumazsa sıkıntılı yaşayacağını ve yaşamayı hakedemeyecegini özümseyerek yaşayacak.

textbook sahiplenmek

onu ilk defa tenha bir kitapçının soğuk rafında görmüştüm. gerçekten o gün onunla karşılaşacağımı içten içe biliyordum. tertemiz kapağı, kuşe kağıda basılmış okunaklı harfleri vardı. fakat epey kalındı, bir an ürperdim; ya sahiplenip hepsini okuyamazsam ne olacaktı. bu sorumluluğu alabilecegime inanmıştım, ben artık büyümüştüm. onu sıcacık evime götürmek için kitapçıyla akıl almaz bir pazarlık yaptım. ve işte o benimdi. eve giderken sık sık poşetinden çıkartıp kendisini kontrol ediyordum. ilk gecemizde birbirimize sarılarak uyuduk, bu ilk defa oluyordu. ertesi gün masada uzanmak istedi, ben de öyle yaptım. gözlerimi üzerinde gezdirdim, mutlu oldu; sayfaları hışır hışırdı. çayı, kahveyi ve kırıntılı yiyecekleri hiç sevmez ille de başbaşa olalım isterdi. birlikte çok mutlu günler geçirdik, bana çok şeyler öğretti. bugün, her bitişinde birlikte yeniden başlayabilmenin verdiği güvenle hayatımıza devam ediyoruz. ıyi ki sahiplenmişim onu. siz de textbook sahiplenin, ne kadar okuyabilecekseniz o kadar sahiplenin. fakat alıp soğuk raflara terketmeyin, sizlere ogretecekleri şeyler var.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

başlığın formu, entryler, seviye... yazık gerçekten. şaşırmadım çünkü çoktan görmüştüm tıp öğrencilerinin ve doktorların bu saygısız tutumunu. öğretim var da eğitim yok. ayrıca evlenmek sanki her şey. o evliliği sevgi-saygı-sadakat-anlayış çerçevesinde yürütebilmek kimsenin diline vurmuyor ama cinsiyetçi ve saygısız bir şekilde atıp tutarken herkesin enerjisi yerinde. ülkemizde boşanma oranları ortada, bir de bahsettiğim ve sayamayacağımız mutsuz/yürümeyen evlilikler de var ki böyle olacaksa olmasın. vakti geldiğinde, şartlar olgunlaştığında olur, olmazsa da olmaz. bu hayatta yapacak, yapılması gereken daha başka çok şey var.

içerik kuralları - iletişim