estrus

Durum: 249 - 7 - 0 - 0 - 24.07.2018 10:02

Puan: 3735 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Kanıt ortaya çıkana kadar kararı ertelemek gerçekten iyidir. / Bir defa başlayınca yarım bırakılmaması gereken şeyler vardır. Örneğin; tıraş olmak, sevişmek, entry girmek... / Yarayla alay eder yararlanmamış olan...
  • /
  • 25

carpe diem

anı yaşa,
anı yakala,
anın tadını çıkart,
yarın yokmuş gibi bugünden zevk al, şekillerinde tanımlanabilir.

iyi, hoş, güzel ama yarın yokmuş gibi düşünemiyorum, sorumluluklarım var diyorsanız en azından önümüzdeki ay veya yıl yokmuş gibi davranın, gerçekten fark yaratıyor. bu da modifiye carpe diem olsun.

(bkz:ölü ozanlar derneği)

ankara'nın bağları

zamanının nasıl ötesinde bir şarkı ise artık...
eskimiyor, aynı tat, aynı lezzet, öyle bir şarkıdır.

evde yalnızken de gider, düğünde kalabalıkken de
çayla de gider, kahveyle de
çekirdekle de gider, fıstıkla da
şehir içi yolculukta da gider, şehirler arası da
üzgünken de gider, sevinçliyken de
ankarada da gider, diğer şehirlerde de
arabayı kenara çekip dans ederken de gider, uçağı acil indirip pistte dans ederken de
tamam biraz ileri gittim
ileri giderken de gider, geri giderken de

buyrun, sözleri;
ip attım ucu kaldıda
darakda gücü kaldı
ben sevdim eller aldı
içimde acı kaldı
ben sevdim eller aldıda
içimde acı kaldı

ankaranın bağlarıda
büklüm büklüm yolları
ne zaman sarhoş oldunda
kaldıramıyon kolları

elmayı yüke koydunda
ağzını büke koydum
aldın yari elimden
boynumu büke koydun
ankaranın bağlarıda
büklüm büklüm yolları
ne zaman sarhoş oldunda
kaldıramıyon kolları

astarda urganım varda
yün basma yorganım var
o yar senin derlerse
on koyun kurbanın var
o yar benim derlerse
on koyun kurbanın var
ankaranın bağlarıda
büklüm büklüm yolları
ne zaman sarhoş oldun
kaldıramıyon kolları

arabadan inip dansetmek

prezi

oldukça görsel, kullanımı kolay, sunum hazırlama ve dilediğiniz yerde sunma imkanı veren programdır.
sunum konusunda; kendi fikirlerinizi, kalıplara sığmak zorunda olmadan gerçekleştirme şansı vermesinin yanı sıra başkalarının parlak fikirlerini görüp, bilgiye hoş şekilde ulaşabilirsiniz.
kendisi tamamen ücretsiz. (profesyonel kullanım için pro'ya yükseltmek istenirse ücret ödenebilir.)

papatyayla aşk ölçümü

paralel evrende;
sağ kol-seviyor
sol kol-sevmiyor
sağ bacak-seviyor
sol bacak-sevmiyor
kafa-seviyor
aşkım seviyormuşsun beni

sanal güzellik

sanal rağbet sebebidir.

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

öteki dünyada, akşam vakitleri,
fabrikamızın paydos saatinde
bizi evlerimize götürecek olan yol
böyle yokuş değilse eğer
ölüm hiç de fena bir şey değil.

akrabalar

yaşınız küçükken hepsini seversiniz, bilmezsiniz dünyayı, bilmezsiniz
sonra büyürsünüz, bir bir silersiniz, ne kadar kötü olabileceklerini deneyimlersiniz
sağa sola küfürler ederlerken, insanlıktan dem vururlarken, insana ne kadar benzemediklerini görürsünüz
sokakta, okulda, markette, restoranda gördüğünüz diğer pisliklerden bir farkları yoktur, anlar (nedense?) üzülürsünüz,
kan bağına sığınarak sizden iğrenç taleplerde bulunmaya cesaret edebilirler, onların tabiri ile çakallardır, bununla övünürler, bu bile anlatır ne denli aşağılık olduklarını
böyle hissedeceğimi sanmazdım, siz de bunları bir gün hissedersiniz, hatta bazı akrabalarınız sizin hakkınızda böyle hisseder, ne yapalım insan bu, iğrenç geldi pislik gidiyor.

wgtow

açılımı 'women going their own way' olan topluluktur.

''artık, tanrıçaların saçma standartlarını tutturmak istemiyoruz, ve üzüntü içinde küçük hanımlar olarak görülmemize de gerek yok.''
''tek istediğimiz kalıplar yerine insan olarak görülmek.''

erkeklerin ilgisini çekmek yerine yapacak işleri olan kadınlara ithafen.

(bkz:mgtow)

mgtow

açılımı 'men going their own way' olan topluluktur.
aynı zamanda bir düşünce tarzı diyebiliriz.
bir diğer deyişle duygusal rölanti.
kadınların ilgisini çekmek, onları etkilemek için çabalamak yerine başka idealleri olan, bunlara kafa yoran erkekleri tanımlıyor.
buna ihtiyacınız olduğunu biliyorum.
bizim de var.
(bkz:wgtow)
(bkz:wgtow arkadaş aranıyor)
(bkz:mgtow arkadaş aranıyor)
  • /
  • 25

akrostiş yazmak

istenilen kelimenin baş harflerini alt alta getirerek şiir yazmaktır.

tekdüze bir hayat yaşıyoruz sanıyorlar
ırmaklar çağlar içimizde, bilmiyorlar.
bir tıpçının yetişmesi kolay mı ki?
böyle güvensiz bir ülkede, düşünmüyorlar.
iyilik bizde kalsın, aman
yardım için burdayız, her zaman
en güzel zamanlarımızı, gençliğimizin
lime lime harcadık, sağlık için,
insan için, insanlık için.

hanımcılık

kendisinden ne anladığımıza bağlı olarak değişen kelimedir. eğer her dediğinize laloş gibi kafa sallayan, kendine ait fikri olmayan ve sizin haricinde bi dünyası olmayan erkeklerden bahsediyorsak benim anladığım hanımcılık bu değil hatta şahsım adına tahammül edilir şey değil. lakin partnerini önde tutmak, kibar davranmak, ince ruhlu olmak, onu incitmemeye özen göstermek, hayatın müşterek olduğunu unutmayıp onun fikirlerine değer vermek, onu her şeyden sakınmak ve çok sevmekse hanımcılık dediğimiz bence hanımcıları sevelim, koruyalım, ileri nesillere taşıyalım..

dünyanın en zor hissi

dostoyevski'yle bana göre, kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.

bir insanda olmazsa olmaz özellik

köpek

athena şarkısı.



ayrıca benim bebeğim. şimdiye kadar hep kedi insanı olduğumu düşünürdüm, ama bir köpeğim olunca aynı zamanda köpek insanı da olduğumu anladım. bu kaday minnoş bir yayatık olabiliy miçin çen ya* bir aydır görmüyorum kendisini fotoğrafını açıp sevmeye başladım, ana yüreği işte* kocaman olmuş görmeyeli. kardeşim beni bu kadar sevmedin deyip kıskanıyordu bir ara, hayvanları çok severim ama bu kadar baglanacağımı ben de tahmin etmemiştim* bekle beni minik bebeğim, büte kalmazsam yanına geliyorum. inşallah kalmam allahım aminaminamin.

aşık olduğunu anlama kılavuzu

söylediği her sözü dinlerken gözleriniz parlıyorsa, göz bebeklerinin içine bakıyorsanız, içinde kaybolmak, içine girmek istiyorsanız aşıksınız. sevdiğiniz kişinin gözbebeklerinin derinliklerine bakarsınız, ruhuna değmek istersiniz, sadece görmesin beni, aynı zamanda hissetsin istersiniz. sarılmak istersin, kemiklerini kırana kadar, kaburgaları kaburgalarıma değene kadar sarılmak...

tıp fakültesinde sözlü sınava gireceklere tavsiye

primer olarak kendinize güvenin.

sekonder olarak hocanın bening olmasına güvenmeyin.

dahiliye sınavına giriyorsanız susmayın, cerrahi sınavına giriyorsanız konuşmayın.

konuyu hep bildiğiniz yere getirmeye çalışın.

her hastalığın ayırıcı tanısında 2 şey (enfeksiyon, malignite) muhakkak olabilir,bunları unutmayın.

giyiminize özen gösterin ama çok fazla da abartmayın sonuçta düğüne gitmiyorsunuz, içeride cenaze havası da esebilir.

uykusuz kalmayın, hocanınız sizin göz kapaklarınızın pitotik olduğunu görmesi kalmanız için predispozan faktördür.

tek kişi giriyorsanız odaya girerken selam vermeyi unutmayın, bir "merhaba" bile sizden önce çıkan arkadaşın gergin geçen sınav havasını dağıtabilir.

profesör adınızı yanlış söylese dahi onu doğru kabul edin,hocalarla ağız dalaşına girmeyin.

sınavın prognozu kötü gidiyorsa hocalar yüzünüze tükürse de "bir serinlik geldi, iyi oldu ha" diyebilecek kıvamda olun.

duanın ehemmiyetine güvenen biriyseniz, dua edin.

sınav öncesi ne çeşit ritüeliniz olursa olsun yapın, istavroz çıkardınız diye kimse sizi sınavdan çıkarmaz.

sınav esnasında hocaların yaptığı esprilere gülün, gülmek için aksiyon potansiyeliniz yüksek olsa da.

son olarak sınava geç kalmayın, erken girmeyin, hocalar kulak memesi kıvamına gelince bilmeseniz dahi geçebilirsiniz.

iş bu entry gözleme dayalı sonuçlar neticesinde yazılmıştır.

tüm arkadaşlara başarılar.

börülce

off of of dediğim başlıktır.yapılır mı bu be.daha kaç gün var börülcenin çıkmasına.haşlıyacaksın karagöz börulceyi sonra hemen buzlu suya atıcaksın ki rengi yeşil kalsın.sonra buzdolabında soğutacaksın.yemeye yakın çıkarıp üstüne bol sarımsaklı limon sosu dökeceksin.en son edremit zeytinyağını gezdireceksin.yerken aman parmaklara dikkat.

gülücük

binlerce tatlı sözden daha etkili, yapmacık olmayan insanların yüzünden insanın içine akan huzur.

beycilik

beycilik kazanacak
şaka bir yana birbirinizi sevin sayın hanımcılık beycilik boş

Toplam entry sayısı: 249

bilinçaltımızın cezalandırma sistemi

normalde bilinçaltımızın görevleri; basit uyarıcı-tepki gerektiren eylemleri hazırlamak, temel bilgileri sunmak, nesneleri tanımak ve sık tekrarlanan hareketleri yerine getirmektir.

konumuz ise kişinin öğrenilmiş kalıpların dışına çıkmasını istemeyen bilinçaltının, kimi zaman hoş sonuç vermeyen cezalandırma davranışıdır. örneğin anneye bağırdıktan sonra odaya giderken ayağın masaya çarpılması. beyin kesinlikle kendini ve o masanın uzaydaki yerini milimine kadar hesaplıyor ve daha önce onlarca defa hatasız olarak o eylemi gerçekleştirirken bu defa çarpası geliyor.

ama nasıl çarpmak? ne kendine zarar vermeye kıyabiliyor ne de davranışı cezasız bırakmak istiyor.
yine kişinin kendi yargılarına göre hatalı bulduğu davranışı sergiledikten sonra yemek yaparken elini kesmesi, kafasını dolabın kenarına çarpması bunlardan. normal zamanda da bıçak elimizden kayıp kendimizi kesebiliriz ama büyük ihtimalle ciddi yaralanırız. burada sanki arada bir mıknatıs varmış gibi o bıçak yine milimiyle ceza için ayarlanıp o eli kesiyor. çoğu zaman şaşıp kalıyoruz bu olay nasıl gerçekleşti, ben bunu nasıl yaptım diye.

amacının iyi olduğuna kuşku yok, bedeni ve ruhu korumaya çalışır ama bazen yanlış kararlar verip gereksiz yere cezalandırma yapabiliyor. emin değilim ama kesin süperegonun da parmağı var.

estrus ile uzak doğu müzikleri

22 aralık cuma gecesi 23.00-00.30 saatleri arasında tıbbiyeli radyoda yapmayı planladığım, katılmanızdan mutluluk duyacağım yayındır.

yeni bir kaç dil öğrenmeye geliyor gibi geliniz, önce herkes 'çang, çing, çong' diyor gibi hissetseniz de kısa zamanda dillerinin ahengine ısınacağınızı düşünüyorum. eğlenceli vakit geçirmek dileğiyle.

ekleme: yayınıma vaktini ayırıp katılan, beni yalnız bırakmayan, sıcacık desteğini gösteren herkese çok teşekkür ederim. parçalarda dil de önemli bir faktör olduğu için, duygularınıza dokunamazsam diye endişelenmiştim ama önyargısız geldiniz ve beni çok mutlu ettiniz. herkese teşekkür ederim.

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

kısaltmaları açmaya bayılmak


günümüzde çokça kullanılan, her alanda karşımıza çıkan kısaltmaları, açarak ufkun genişletilmesinden hoşlanılması durumudur. çok seviyorum, sana doyamıyorum.
ingilizceden bir kaç örnekle çeşitlendirmek isterim;
cd: compact disk
dvd: digital video disk
am: ante meridian
pm: post meridian
bc: before christ
fm: frequency modulation
gprs: general packet radio service
usb: universal serial bus*
www: world wide web
http: hypertext transfer protocol
html: hypertext markup language
lan: local area network
sım: subscriber ıdentity module
gsm: global system for mobile
wlan: wireless local area network

textbook sahiplenmek

onu ilk defa tenha bir kitapçının soğuk rafında görmüştüm. gerçekten o gün onunla karşılaşacağımı içten içe biliyordum. tertemiz kapağı, kuşe kağıda basılmış okunaklı harfleri vardı. fakat epey kalındı, bir an ürperdim; ya sahiplenip hepsini okuyamazsam ne olacaktı. bu sorumluluğu alabilecegime inanmıştım, ben artık büyümüştüm. onu sıcacık evime götürmek için kitapçıyla akıl almaz bir pazarlık yaptım. ve işte o benimdi. eve giderken sık sık poşetinden çıkartıp kendisini kontrol ediyordum. ilk gecemizde birbirimize sarılarak uyuduk, bu ilk defa oluyordu. ertesi gün masada uzanmak istedi, ben de öyle yaptım. gözlerimi üzerinde gezdirdim, mutlu oldu; sayfaları hışır hışırdı. çayı, kahveyi ve kırıntılı yiyecekleri hiç sevmez ille de başbaşa olalım isterdi. birlikte çok mutlu günler geçirdik, bana çok şeyler öğretti. bugün, her bitişinde birlikte yeniden başlayabilmenin verdiği güvenle hayatımıza devam ediyoruz. ıyi ki sahiplenmişim onu. siz de textbook sahiplenin, ne kadar okuyabilecekseniz o kadar sahiplenin. fakat alıp soğuk raflara terketmeyin, sizlere ogretecekleri şeyler var.

tıpçıyım demenin 101 değişik yolu

öncelikle 1. "tıp öğrencisiyim" diyebilelim.
daha sonra;
2. ı am a medical student
3. je suis un étudiant en médecine
4. ıch bin ein medizinstudent
5. jestem studentem medycyny
6. unë jam një student mjekësor
7. mən tibb tələbəsiyəm*
8. ıkasle medikua naiz
9. студэнт-медык,
10. আমি একজন মেডিকেল ছাত্র
11. ဆေးဘက်ဆိုင်ရာကျောင်းသား,
12. aku dadi mahasiswa medis
13. usa ako ka estudyante sa medikal
14. ndine wophunzira wa zamankhwala
15. 我是医学生
16. jsem lékařský student
17. jeg er en medicinsk studerende
18. saya seorang mahasiswa kedokteran
19. Ես բժշկական ուսանող եմ
20. ma olen meditsiinitöötaja
21. ık ben medisch student
22. ako ay isang medikal na estudyante
23. olen lääketieteellinen opiskelija
24. ık bin in medysk studint
25. rwy'n fyfyriwr meddygol
26. eu son un estudante de medicina
27. હું તબીબી વિદ્યાર્થી છું
28. მე ვარ სამედიცინო სტუდენტი
29. የሕክምና ተማሪ ነኝ
30. mwen se yon elèv medikal
31. ni likita ne
32. he kanaka lapaʻau wau
33. ja sam medicinski student
34. मैं एक मेडिकल छात्र हूं
35. kuv yog ib tus menyuam kawm ntawv kho mob
36. ndingumfundi wezonyango
37. abụ m nwa akwụkwọ ahụike
38. ıs mac léinn leighis mé
39. soy un estudiante de medicina
40. jag är en medicinsk student
41. sono uno studente di medicina
42. Ég er læknisfræðingur
43. 私は医学生です
44. ខ្ញុំជាសិស្សពេទ្យ
45. ನಾನು ವೈದ್ಯಕೀಯ ವಿದ್ಯಾರ್ಥಿಯಾಗಿದ್ದೇನೆ
46. sóc estudiant de medicina
47. Мен медициналық студентмін
48. медициналык студент
49. 나는 의대생이다
50. tha mi nam oileanach meidigeach
51. ez xwendekarek derman im
52. ຂ້ອຍເປັນນັກຮຽນແພດ
53. medical discipulus*
54. esmu medicīnas students
55. aš esu medicinos studentas
56. ech sinn e medizinesche studenten
57. orvosi diák vagyok
58. mpianatra mpitsabo aho
59. Јас сум студент по медицина
60. ഞാൻ ഒരു മെഡിക്കൽ വിദ്യാർത്ഥിയാണ്
61. saya seorang pelajar perubatan
62. jiena student mediku
63. he akonga hauora ahau
64. मी वैद्यकीय विद्यार्थी आहे
65. Би бол эмнэлгийн оюутан
66. म एक मेडिकल विद्यार्थी हुँ
67. jeg er en medisinsk student
68. men tibbiyot talabasiman*
69. ਮੈਂ ਇਕ ਡਾਕਟਰੀ ਵਿਦਿਆਰਥੀ ਹਾਂ
70. eu sou um estudante de medicina
71. sunt student la medicină
72. Я студент-медик
73. o aʻu o se fomaʻi maʻi
74. ke seithuti sa bongaka
75. මම වෛද්ය ශිෂ්යයෙක්
75. ndiri mudzidzi wezvokurapa
76. Ја сам студент медицине
77. som medicínsky študent
78. sem študent medicine
79. ke seithuti sa bongaka
80. waxaan ahay arday caafimaad
81. murid médis
82. mimi ni mwanafunzi wa matibabu
83. Ман донишҷӯёни тиббӣ ҳастам
84. நான் ஒரு மருத்துவ மாணவன்
85. ฉันเป็นนักศึกษาแพทย์
86. నేను వైద్య విద్యార్ధిని
87. Я студентка медичного профілю
88. tôi là sinh viên y khoa
89. mo jẹ ọmọ akeko iwosan
90. hoyydaaa dil bitti
91. internüm intern
92. altıncı sınıfım
93. dönem 3 yolun yarısı eder
94. stajyer gibi ortasındayız okulun
95. preklinik cağımızdaki cevher
96. yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
97. gözünün yaşına bakmadan gider
98. 112 hasta mı getirdi, ne var?
99. benim mi allahım kan gazı sırası?
100. ya iki aydır devam eden ağrılar?
101. devanızı yalnız acilde mi bulursunuz, buz gibi poliklinik hastası olduğunu bilen hastalar?

estrus ile uzak doğu müzikleri

22 aralık cuma gecesi 23.00-00.30 saatleri arasında tıbbiyeli radyoda yapmayı planladığım, katılmanızdan mutluluk duyacağım yayındır.

yeni bir kaç dil öğrenmeye geliyor gibi geliniz, önce herkes 'çang, çing, çong' diyor gibi hissetseniz de kısa zamanda dillerinin ahengine ısınacağınızı düşünüyorum. eğlenceli vakit geçirmek dileğiyle.

ekleme: yayınıma vaktini ayırıp katılan, beni yalnız bırakmayan, sıcacık desteğini gösteren herkese çok teşekkür ederim. parçalarda dil de önemli bir faktör olduğu için, duygularınıza dokunamazsam diye endişelenmiştim ama önyargısız geldiniz ve beni çok mutlu ettiniz. herkese teşekkür ederim.

hanımcılık

son zamanlarda ortaya çıkan naif bir akım. örneğin çinde bir kişi eşinin ayağı burkulduğu için onun topuklu ayakkabılarını giyip, sandaletlerini ona vermiş. tabiki bu uç bir örnek, yalnız bu örneğe göre bu akımı değerlendirmek doğru olmaz.

genel düşünüş olarak eşinin gönlünü hoş tutmayı istemek diyebilirim. cinsiyet ayrımı yapmaya gerek yok, aynı şekilde beycilikten de bahsedebiliriz. burdan yapacağımız çıkarım kişinin sevdiği, değer verdiği, onun acısını kendi bedeninde hissedebildiği, empati yapabildiği kişi için yapabilecekleri olmalıdır. bu iki kişi arasındaki emek meselesidir ve dışarıdan anlaşılmayabilir, anlaşılması da elzem değildir.

yazarların garip huyları

muhakkak açıklaması olduğuna inandığım fakat nedenini aydınlatamadığımız huylardır.
çocukken kendimi sarma harcıymışım gibi büyük bir battaniyeye (battaniyede yaprak oluyor bu durumda) sarardım. en son tırtıl gibi olurdum ve o şekilde sürünmeye çalışırdım. epey eğlenceli gelirdi.

kısaltmaları açmaya bayılmak


günümüzde çokça kullanılan, her alanda karşımıza çıkan kısaltmaları, açarak ufkun genişletilmesinden hoşlanılması durumudur. çok seviyorum, sana doyamıyorum.
ingilizceden bir kaç örnekle çeşitlendirmek isterim;
cd: compact disk
dvd: digital video disk
am: ante meridian
pm: post meridian
bc: before christ
fm: frequency modulation
gprs: general packet radio service
usb: universal serial bus*
www: world wide web
http: hypertext transfer protocol
html: hypertext markup language
lan: local area network
sım: subscriber ıdentity module
gsm: global system for mobile
wlan: wireless local area network

hanımcılık

son zamanlarda ortaya çıkan naif bir akım. örneğin çinde bir kişi eşinin ayağı burkulduğu için onun topuklu ayakkabılarını giyip, sandaletlerini ona vermiş. tabiki bu uç bir örnek, yalnız bu örneğe göre bu akımı değerlendirmek doğru olmaz.

genel düşünüş olarak eşinin gönlünü hoş tutmayı istemek diyebilirim. cinsiyet ayrımı yapmaya gerek yok, aynı şekilde beycilikten de bahsedebiliriz. burdan yapacağımız çıkarım kişinin sevdiği, değer verdiği, onun acısını kendi bedeninde hissedebildiği, empati yapabildiği kişi için yapabilecekleri olmalıdır. bu iki kişi arasındaki emek meselesidir ve dışarıdan anlaşılmayabilir, anlaşılması da elzem değildir.

sevgilinizden ayrıldığınızda ilk yaptığınız şey

icat edilmesi beklenenler

doğazararsayar
şöyleki bu cihaz herkese doğar doğmaz takılacak ve kişinin egzos-sigara kullanımı ile yaptığı hava kirliliği + naylon vb kullanimi + müsriflik + su kirliliği + yangına sebebiyet verme + çevreyi korumama + canlılara zarar verme +... gibi gibi gibi zararları farklı katsayılarla çarpılarak toplanacak. kişi bu cihazdan puanını görebilecek. örneğin o puan 100 ü geçince kişi ağrı hissetmeye başlayacak, 200 ü geçince dayanılmaz ağrılar hissedecek, 300 ü gecince de ölecek. böylelikle kişi doğayı korumazsa sıkıntılı yaşayacağını ve yaşamayı hakedemeyecegini özümseyerek yaşayacak.

textbook sahiplenmek

onu ilk defa tenha bir kitapçının soğuk rafında görmüştüm. gerçekten o gün onunla karşılaşacağımı içten içe biliyordum. tertemiz kapağı, kuşe kağıda basılmış okunaklı harfleri vardı. fakat epey kalındı, bir an ürperdim; ya sahiplenip hepsini okuyamazsam ne olacaktı. bu sorumluluğu alabilecegime inanmıştım, ben artık büyümüştüm. onu sıcacık evime götürmek için kitapçıyla akıl almaz bir pazarlık yaptım. ve işte o benimdi. eve giderken sık sık poşetinden çıkartıp kendisini kontrol ediyordum. ilk gecemizde birbirimize sarılarak uyuduk, bu ilk defa oluyordu. ertesi gün masada uzanmak istedi, ben de öyle yaptım. gözlerimi üzerinde gezdirdim, mutlu oldu; sayfaları hışır hışırdı. çayı, kahveyi ve kırıntılı yiyecekleri hiç sevmez ille de başbaşa olalım isterdi. birlikte çok mutlu günler geçirdik, bana çok şeyler öğretti. bugün, her bitişinde birlikte yeniden başlayabilmenin verdiği güvenle hayatımıza devam ediyoruz. ıyi ki sahiplenmişim onu. siz de textbook sahiplenin, ne kadar okuyabilecekseniz o kadar sahiplenin. fakat alıp soğuk raflara terketmeyin, sizlere ogretecekleri şeyler var.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

başlığın formu, entryler, seviye... yazık gerçekten. şaşırmadım çünkü çoktan görmüştüm tıp öğrencilerinin ve doktorların bu saygısız tutumunu. öğretim var da eğitim yok. ayrıca evlenmek sanki her şey. o evliliği sevgi-saygı-sadakat-anlayış çerçevesinde yürütebilmek kimsenin diline vurmuyor ama cinsiyetçi ve saygısız bir şekilde atıp tutarken herkesin enerjisi yerinde. ülkemizde boşanma oranları ortada, bir de bahsettiğim ve sayamayacağımız mutsuz/yürümeyen evlilikler de var ki böyle olacaksa olmasın. vakti geldiğinde, şartlar olgunlaştığında olur, olmazsa da olmaz. bu hayatta yapacak, yapılması gereken daha başka çok şey var.

içerik kuralları - iletişim