falan filan

Durum: 167 - 0 - 0 - 0 - 20.03.2020 22:30

Puan: 1590 -

5 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

çok eğilme ki kamburun çıkmasın
  • /
  • 17

tıbbiyelilerin okullarındaki online eğitim

merakla bekliyoruz. özellikle 4 ve 5. sınıf stajları nasıl olacak göreceğiz bakalım.

açlık ve yoksulluk sınırı

pis fakirler düşünsün ekmek bitince pasta yiyorum.

kırşehir tıp

her köye tıp fakültesi açarsan olacağı bu .

ülkede oy verecek parti kalmaması

varmıydi ki detirden başlık. önceden vardı da şimdi mi yok. siyaset demek koltuk demek. bizde biri bir koltuğa oturunca yapışıyor kalkmayı bilmiyor. yerinde kalmak içinde yapmadığı üç kağıt fırıldak kalmıyor tabi haliyle

dr. ebru kılıç güneş

umarızki son olur demekten öte bir adım atıp doktorlar olarak ortak hareket etmediğimiz sürece daha çok dayak yiyip öldürülecegiz malesef

batının ahlakı

batıyı beğenmiyorsanız doğudan da örnek alabilirsiniz mesala jopanya

türkiye uzay ajansı

yeni indiri gandi yapma kapısı açılmıştır bazı arkadalara

her göğüs ağrısını kalp krizi sanmak

mantıklı olandır malpraktis yapma olasılığını düşürür

hüseyin nihal atsız

vaktıyle bir atsız varmış var osun
ölüm yıl dönümğnde saygıyla anıyoyuz.
peşin edit ilerde ilave yapılacak malum sınavlar

tükenmez kalem

adının tükenmez olduğu ama çokta güzel tükenen. tükenirken de ömrümü da yanında tüketen kalem. her sınav dönemi 3 5 7 alalh ne verdiyse tüketiyoruz efendim
  • /
  • 17

unvan endüstrisi

ilk defa ord.prof.dr.tevfik sağlam tarafından dile getirilmiş, yapılan işten çok unvanlara önem verildiğini anlatan durumdur.
paşamız şöyle bir makale yazmış zamanında

unvan endüstrisi
"biz türkler eskiden beri unvan pek düşkünüzdür. osmanlı devletinde askeri rütbelerin yanında bir de mülki rütbeler vardı. bu rütbelerin ne zaman kurulmuş olduğunu bilmiyorum. benim yetiştiğim abdülhamit zamanında protokolde aşağıdan yukarıya şu rütbeler vardı: hamise, rabia, salise, saniye, sınıfısanisi, saniye mütemayizi, üla sınıfısanisi, sınıfıevveli, bala, vezirlik... bunun dışında yine siviller için mirülümera, mirimiran, rumeli beylerbeyi payesi gibi ayrı bir seri, din adamları için başka bir rütbe zinciri vardı. devlet kapısına giren bir memur genel olarak en aşağı rütbeden başlar, ömrü boyunca bu rütbe basamaklarını aşabildiği kadar aşardı.

mülki rütbeler makama mahsus değil şahsi idi. bulunduğu dairenin inhası üzerine padişahın iradesi ile verilirdi. rütbenin yükselmesi çok defa bir usule kaideye bağlı değildi. memurun bazen iktidarına ve çalışmasına ve çok defa iltimasa dayanırdı. sıraya uymadan verilen rütbeler de vardı. mesela padişaha veya bir nazıra damat olan gence birden bala rütbesi, padişahın hoşuna giden bir hafiye bir jurnalciye birden yüksek bir rütbe verildiği görülürdü.

her mülki rütbenin bir de resmi lakabı vardı. mesela rabia rütbesindeki bir adama "fütüvetlu efendi", bir müemayize "izzetlu beyefendi" bir üla sınıfısanisine "saadetlu efendim", üla sınıfıevveli "saadetlu efendim hazretleri", bala'ya "atufetlu efendim hazretleri", vezir ve müşirlere "devletlu efendim hazretleri", sadrazamlara "fahametlu devletlu", sadrazam mazullerine "ülfetlu devletlu", şeyhülislamlara "semahatlu devletlu efendim hazretleri" diye yazılırdı.
...
mülki rütbelerin aylıkla bir münasebeti yoktu. buna göre bir rütbenin sahibine sağladığı şeref bir unvan ve lakap, padişah tarafından verilen bir berat veya ferman, bir de üniformadan ibaretti. böyle olmakla beraber bu rütbeler pek makbuldü ve peşinden koşulur bir nimet sayılırdı. çoğu geçim sıkıntısı içinde bulunan memur aldığı bir rütbe veya nişan ile avunur ve çok defa cehlini ve kudretsizliğini bu unvan ile örttüğünden dolayı pek sevinirdi. devlet de maddi refahını sağlayamadığı için memura rütbe ve nişan dağıtarak onları oyalardı.
...
1908 ihtilalinden (ikinci meşrutiyet) sonra bu rütbeler kökünden kaldırıldı. fakat yüzyıllardan beri mevcut olan şatafatlı unvan hasreti gönüllerden büsbütün çıkmadı. ve son 20-30 yıl içinde tekrar teperek geniş ölçüde arttı. bunun en önemli sebebi fikrimce şudur: türkiye'de bilim ve şahsi meziyet hiçbir zaman geçer akçe olmamıştır. bunun için eskiden olduğu gibi yeni nesiller de şahsi kudret eksikliğini unvan ile kapatmak hevesine düşmüşlerdir... unvan yarışı memleketimizde hızla gelişen adeta bir unvan endüstrisi haline gelmiştir...
....
(makalenin devamında tevfik sağlam, kendi zamanında gözlemlediği kadarıyla profesörlük makamının enflasyona uğradığından meziyetli meziyetsiz birçok profesör olduğundan bahsediyor)
....
(devam ediyor)"buna karşın bilimin ve şahsi meziyetin geçer akça olduğu bir memleketten iki örnek vereyim. fransa'da bundanönceki kuşağın en büyük kalp hastalıkları üstadı dünya şöhretine sahip vaquez, ölümüne pek yakın bir zamana kadar bizdeki doçente karşılık gelen "profesör agrege" olarak kalmıştır. yine fransa'da birkaç yıl önce ölen edouard rist yalnız memleketinin değil dünyanın sayılı verem üstatlarından biri idi. ölünceye kadar doktordan başka hiçbir akademik unvanı yoktu ve bu onun ilmine ve şahsiyetine herkesin derin bir saygı gösterdiği büyük bir otorite olmasına mani olmamıştı..."

sosyal medyada önüne geçilemeyen tıp nefreti

https://twitter.com/ucede/status/904706246951006208

gördüğümde şok olduğum, bu nasıl bir nefret ve eziklik diye düşündüğüm tweet'le başlıyorum. sözlükte yazmaktan ziyade okuma eğilimindeyim ama bu konu hakkında dolup taştım. bu tür, tıpçının tıp okudugunu sosyal medyada belli etmesi'nin anti tezini oluşturmaktadır. şuradan başlayım:

1-tıpçılar günde 20 saat çalışan manyaklar, daha konuşamıyorlar,ne dediğimi bile anlamıyorlar.
kardeş farkında mısın bu adam en kötü 10 bine girmiş bir insan ve buraya girmek için ygs'ye de giriyor. orada da iyi bir derece yapmak için özellikle türkçe'yi iyi yapması gerek. çoğu tm'de de kendini denemiş ve 3 bine rahat girmiş insanlar. senin toplamda yaptığın türkçe netinden daha fazla net yapmıştır. nasıl sözel becerisi olmayabilir?

2. üç beş soru fazla yapsaydım ben de tıp okurdum ama okumak istemedim.
bunu diyen kimselerduymasın üniversitesi ziraat mühendisi ikinci öğretim oluyor genelde. o soruları yapınca puanı 300 kadar artıyor sanırım. modası geçiyor artık bu lafın da, yeni bahaneler uydurun bence. iki üç soru fazla yapsaydım fakülteye giriş sırasında ancak dört kişinin önüne geçebilirdim.

3. herkes size diz çökün istiyorsunuz, her şeyi. okuyorsan oku, kitabını s..., doğu'da köpek gibi çalışacaksın zaten vb.
bir aşamadan sonra gitgide küfürleşmeye başlıyor. çünkü her lafa s,keyim, amk, xxx'e s,çayım diyince aşırı komik oluyor, herkes buna ölüp bitiyor. mizahın bokunu çıkarmayı ilke edinmiş kişiler bununla övünüyorlar. hayattaki en büyük başarın ne desem metrobüste oturdum der. zorunlu hizmete gelince bu okula girmiş insan bunu yapacağını biliyor zaten, senin çalışacağın koşullar benimkinden daha mı iyi olacak sanıyorsun?

4. her yerde tıp okuduğunuzu gözümüze sokmayın, bize ne
havadan nem kapanlar oluşturuyor büyük bir kısmını. yapanları zaten pek çok insan itici buluyor. kırk yılda bir okuluyla ilgili bir şeyler yapsa da burnumuza sokuyor, burnu havada bunların... ama sen dandik bir dersinden kalınca uff napıcam, acayip zor :( yatay geçiş için hangisini önerirsiniz acil! sen deçukura düşmüşsün zaten ne halt yersen ye, hayatın kölelikle geçecek. bir insana yardımcı olmanın, onun hayır duasını almanın, manevi tatminatın ucundan geçemeyeceksin.

5. google'dan araştırınca çokbilmiş oluyoruz, bakmayınca bizi cahil yerine koyuyorlar.
sol kolunun dirseğinde sivilce çıktı diye üstün becerilerinle yaptığın araştırmalar sonucu kanser olduğunu öğrendin. bu konuda en iyi bilgiy ialmak için de 57 farklı doktor gezdin. hepsi krem yazıp yolladı, bana sen diye hitap etti, gereksiz ilaç yazdı, ne dediğimi dinlemedi bile(ya o kadar google'dan araştırdım benden iyi bilemez!) . sonra kimsenin sallamadığı ergen yuvası ekşi sözlük'te hekime dair her maddeye entry yazma işlemiyle kahramanımızın hikayesi sonlanıyor. onu kimse mutlu edemez sonuçta.

6. siz doktor değilsiniz. doktor, doktora eğitimini tamamla...
zaten çoğu doktor kendisine hekim demeyi tercih ediyor sivri zeka. zaten doktor'un da ilk anlamı hekim, tdk'ya gidip bak süper araştırmacı.

aklıma gelmeyen daha neler vardır neler...azalarak bitersiniz umarım.

muhaliflik adına terör örgütlerini destekleyen zihniyet

anlamadığım, anlamayacağım ve destekleyenlerin de türk halkının nezdinde ilk seçimde sandıkta dersinin verileceğini düşündüğüm zihniyettir.

öyle ya da böyle bu kadar badire atlatmışken, hâlâ içeride dışarıda onlarca musibet tepemizde iken hatta teşbihte hata olmasın ikinci bir kurtuluş savaşı içinde olmamıza rağmen hükümet muhalifliği adına fetö olsun, hdp olsun, pkk olsun terör örgütlerini destekleyen kişileri idrak etmekte zorlanıyorum.

hele ki atatürkçü geçinenler atatürk'ün bu tür konulardaki duruşunu menemen ve dersim olaylarını okuyarak hiç mi örnek almazlar. birazcık akıl, fikir, izan ve tabi her şeyden önemlisi vicdan..

Toplam entry sayısı: 167

günün sözü

mustafa kemal ingilizleri yenene kadar tanrıyı da ingiliz zannederdim
mahatma gandhi

sizin maaşınız bizim vergilerimizle ödeniyor

o kafayla gidersek kamuda calisanlarin si*tiginin parasini bile vergilerden odeniyor si*mayin kardesim o zaman mi diyelim yani

çukurova üniversitesi tıp fakültesi

omrumu çuruttugum yer ve yarın 7. komıte var şuna şuraya yazayım da ilerde gülerken sövecek bir şeyler olsun

üniversite

bir cok bolum icin
universite=issizligi 4 yil ertelemek. baska bi amaci yok.

79 organ

vücudumuzda 79 organ varmış son bulunun mezenterle bu sayıya ulaşılmış
ayrıntılı bilgisi olan tıbbiyeli kardeşler aydınlatsın lütfen
79 sayısının kaynak

aynali tahir

sevgilisiz yaşayabilen insan

oyle başlık açmış kı sankı oksijensiz yaşıyoruz :)

ay ışığı altında okula gitmek

saattelerin geri alinmamasi ve ayin yarim olmasin dolayi 07:10 basima gelmis olaydir

tıp fakültesindeki tartışmasız en zor dönem

en zor dönem içinde bulundugun dönemdir
geçmiş dönemler geçmiş gitmiş iyi kötü bir şekilde kolay görünür göze
gelecek dönem ne kadar zor deseler içinde yaşamadan o zorlugu anlamaz insan

organik hoşaf

yeni milli icecegimiz trt de duzenlenen bir fikrin mi var programinda portatif fizik tedavi cihazini gecerek finale kalmis. finalde de alzheimer cipini gecerek yarismayi kazanmis. bu dahiyane fikirden sonra yarismaya katilacak arkadaslara fikrim organik deve sidigi kesin tutar

tayt giyen kızın asıl amacı

ısterse ciplak dolasir size giren cikan ne arkadasya

atatürk

mustafa kemal pasanin soyadi. anlami: turkun atasi degil atasi turk. demektir

en yakın arkadaşın ev arkadaşı olamamak

en iyi arkadasindna iyi bir ev aradasi olmayabir.. disarda ne kadar iyi anlasiyor olsa bilr insna kapin iceri girince bir cok sey degisiyor

hüseyin nihal atsız

vaktıyle bir atsız varmış var osun
ölüm yıl dönümğnde saygıyla anıyoyuz.
peşin edit ilerde ilave yapılacak malum sınavlar

çipli kimlik kartı

hukumetin tum halki fisledigi yeni sistem merek ediyorum o kadar parmak izinin guvenligini nasil saglayacak
Henüz takip ettiği biri yok.

içerik kuralları - iletişim