gap junction

Durum: 170 - 37 - 6 - 1 - 17.06.2019 01:28

Puan: 2804 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Kitap kokusu ve taze sıkılmış portakal suyunu severim.
  • /
  • 17

üst dönem tavsiyeleri

çoğunlukla dikkate alınmaması gerekendir. ha aralarından çok yardımcı olanları da çıkmıyor mu, çıkıyormuş fakat bana hiç denk gelmedi maalesef.

öğretmenliğin yangelip yatma yeri olması

saçmalığın daniskası. ilk olarak "üç ay tatilleri var yav" diye sallayanlar için, öyle bir şey yok arkadaşım. eğitim öğretim dönemi başlamadan önce ve bittikten sonra yaklaşık ikişer hafta (o ayki iş günleri bitimine kadar) katılımı zorunlu olan seminerleri oluyor. ayrıca önümüzdeki seneden itibaren yaz tatili süresi de kısalacak çünkü dönem içine eklenecek olan tatiller sebebiyle okulların kapanması daha geç bir tarihte olacak anladığım kadarıyla. ki bu dönem içindeki tatillerde de bilin bakalım ne olacak? evet, yine seminerler. boş geçmeyecek yani.

tatil konusunu bir kenara bırakırsak, öğretmen maaşları ülkedeki yoksulluk sınırının altında. buna rağmen inanılmaz bir sabır ve emek söz konusu. çok yakından gözlem şansı bulmuş biri olarak söylüyorum ki, ben 1 gün bile öğretmenlik yapamazdım herhalde. durdan sustan anlamayan bir sınıf dolusu çocuğa, çocuğundan ayrı "her şeyin doğrusunu en çok ben bilirim"ci velisine, yok efendim "öğrencilerle birlikte proje yapalım hobarey zaten her şey güllük gülistanlık, neden 40 dakika içerisinde sınıfta atomu parçalayacak icatlar üretemeyelim ki" diyen sistemin dayattığı saçmalıklara, daha sayamayacağım bir sürü yıpratıcı politika ve insanlara katlanmak kesinlikle kolay değil. öğretmenliğin insanüstü bir sabır gerektirdiğini ve çok ama çok fazla, en az hekimler kadar saygı duyulası bir meslek olduğunu düşünüyorum.

her meslekte işini sevmeyen, doğru düzgün yapmayan insanlar var. hatta böyle hekimler de görüp duymuyor muyuz? fakat biri çıkıp bunun üzerinden "doktorlar da parayı alıp paso yatıyor ha, bana bırakın 6 ayda cerrah uzman profesör ordinaryus doktor olurum" derse şayet, yine hekimliği de öğretmenlik kutsal mesleğini savunacağım gibi savunurum. kaldı ki şu ülkede, toplumun gözündeki itibarı düşürülmeye çalışılan ve de yıldırma politikaları uygulanan meslekler de en çok öğretmenlik ve hekimliktir diye düşünüyorum.

hacek

bartonella eklenirse habcek halini alabilen kısaltmadır.

dışarda çok ses var içerde uzay

adamlar grubunun "kendime çaylar" isimli şarkısında geçen bir söz. bir yandan da kafamın içinin güzel bir özeti olduğunu düşünüyorum. bir başka özet için: #110943

şarkı için:


introvertliğim veya içe dönüklüğüm sebebiyle, sohbeti beni en çok saran ortamlarda bile genellikle dinleyici konumunda oluyorum. havada uçuşan düşünceleri, kafamdakilerle karşılaştırıp iç dünyama dalıyorum. çoğu zaman, günlük önemsiz konuşmalar sırasında fikrimi belirtme ihtiyacı duymuyorum çünkü, ne bileyim, gerekli olduğunu düşünmüyorum sanırım. zaten düşünce akışımı hayatımdaki birkaç insan dışında çoğu kişi takip edemiyor. bu yüzden çağrışımlarım çoğunlukla daldan dala atlama şeklinde, anlam bütünlüğü olmayan bir zincir seviyesinde algılanıyor karşıdakiler tarafından. buraya kadar çok sorun değil çünkü dışarıdaki çok sese, içerideki uzayı açıklamak için genellikle yeterince motivasyonum olmuyor. harcayacağım efora değmez diye düşünüp vazgeçiyorum herhalde. ama birazcık canımı sıkan bir nokta var ki, ikili ilişkilerimde duygularımı karşı tarafa yeterince yansıtamıyorum. en basit örnekle, 1 saat kadar önce abimle aramızda geçen konuşmayı ve aklımdan geçenleri elimden geldiğince aktaracağım:

abim kendi çektiği deniz manzaralı bir fotoğraf paylaşmıştı.

ben: aa burası neresi?
abim: x sahilini üstten gören bir yer
ben: güzelmiş

o sırada aklımdan geçenler: yazın abimle buraya gelirdik. ne güzel, o istediği zaman yine gelebiliyor. denizi de cam gibi, hem temiz hem de dalgasız. o zamanları çok özledim, yolda dinlediğimiz şarkıları şimdi gözlerimi kapatarak dinleyip orada olduğumu hayal ediyorum. keşke gerçekten orada olsam. ama sınavlarım bitmek bilmiyorken tatil hayalleri benim neyime... içim sıkılıyor, huzursuzum, çok bunaldım artık. bir an önce bitse de aileme, denize, tatilime kavuşabilsem. hatta hayatımın geri kalanını orada geçirsem ne güzel olur. çok özlüyorum...*

ama abim bu düşüncelerimi bilmiyor. birçok insan olaylar ya da kendileri hakkında gerçekten ne düşündüğümü bilmiyor aslında. çünkü nasıl anlatacağımı bilmiyorum. sevgimi sözlü olarak ifade eden biriyim fakat ağzımdan çıktığı anda kulağa çok çiğ ve samimiyetsizmiş gibi geliyor. bu yüzden en yakınımdaki birkaç kişi dışında sevdiğim insanlara bunu söyleyemiyorum ve muhtemelen hissettiremiyorum da. of bunları yazarken bile yoruldum. iç uzayımı dışarıya açmak kolay değil benim için. bazen keşke -kısıtlı bir süreliğine- düşüncelerimi belirli insanlara okutabilsem diye düşünüyorum. böylece anlatmaya çalışmak zorunda kalmazdım.

edit: yazıyı paylaşır paylaşmaz abim aradı. bazı insanlarla olan iletişim için her zaman konuşmaya gerek yok sanırım.

bayram tatilinde finale çalışmak

of öğrencilik hayatım boyunca yaşadığım en boktan şeydi. en. ne bayram olduğunu anladım, ne ailemi doğru dürüst görebildim, ne de adam gibi ders çalışabildim. tatilde miyim değil miyim anlayamadan günler bitti zaten. hala daha saçma sapan sınavlara çalışıyorum yemin ederim bıktım. vokal kordlarım yırtılana kadar çığlık atıp koşarak uzaklaşmak ve bir daha asla sınav yüzü görmemek istiyorum. bitirdiniz beni be, tükendim.

en güzel kitap isimleri

- olasılıksız*
- kurtlara söyle eve döndüm
- bir ikea dolabında mahsur kalan hint fakirinin olağanüstü yolculuğu
- eyfel kulesi kadar kocaman bir bulutu yutan küçük kız
- derin sularla şeytan arasında

humus

ilk denememde tahini birazcık fazla kaçırmış olsam da, biraz önce mükemmel kıvamda yaptığım yiyecek.*

tarif refika'nın yemek okulu'ndan:
- 400 gram haşlanmış nohut
- 5 çorba kaşığı tahin
- yarım limonun suyu
- 6 küp buz (buz yoktu ben azıcık soğuk su kullandım)
- 2 diş sarımsak (ben 1 diş tercih ettim)
- 2 çorba kaşığı zeytinyağı

capri sun

çeşitleri arasında en sevdiğimin super kids olduğu içecek. diğerleri gibi pek yaygın bulunmadığı bir dönem, kutu kutu alıp eve getirmiştim. babam görüp kızmasın diye nereye saklayacağımızı şaşırmıştık.*

instagram

satranç

stefan zweig ile tanışmamı sağlayan güzelim kitaptır. lisede derslerden çok bunaldığım bir anda* bu kitabı keşfedip son satırına kadar müthiş edebi bir tat alarak okuduğumu hatırlıyorum. sıkıcı ve didaktik kitaplardan sonra bu minik ama bir o kadar da derin öykü bana çok iyi gelmişti.

ne kadar etkilendiysem, satranç'tan sonra yazarın diğer kitaplarını da okumam gerektiğini düşünüp o güne kadar çevrilenleri almıştım. yeni çeviriler geldikçe onları da hemen alıp okuyorum. şu ana dek hiç hayal kırıklığına uğramadım.

bir ikinci tanım: abim ve ben oynarken yengemin, bebiş yeğenime "oğlum babanın vezirini yemişler" demesi üzerine hepimizi* güldüren oyundur.
  • /
  • 17

geceye bir söz bırak

“istemez de koşmaz at yağmur çamur hikaye
gönlün yoksa gönlümde köşkler olur harabe”

sağlıklı beslenmenin pahalı olması

sosyoekonomik düzey azaldıkça obezite oranının artma sebeplerinden biri. sağlıklı beslenmenin pahalı olması insanları her şeyden önce gelen bir şeyden mahrum etmektir. her insan önce sağlıklı olmak ister yüksek fiyatlarla bunu imkansız kılanlar pasif bir şekilde toplumları hastalıklara ve sonuç olarak ölüme itmekte. burada badem sütünden falan bahsetmiyorum kaldı ki şu anda inek sütü bile oldukça pahalı. fiyatlar yükseldikçe menüler sebze protein karbonhidrat yağ dengesinden yalnız karbonhidrata ve sağlıksız yağlara kaymakta. uzun yıllardır ülkemizde gözlemlenen ve şu anki kalp damar cerrahisi kliniklerinin hasta arka planını dolduran bir şey: fakir ülkede margarin güzellemesi. tereyağı ve zeytinyağına ulaşamayan aileler kahvaltıda kaşık kaşık, yemeklerde kalıp kalıp margarin tüketmek "zorunda". yani avokado, kaliteli su, hormonlu tavuk vs. bunlardan daha da basit düşünülmesi gereken bir şey çünkü bu yaşadığımız toplumun uzun süredir başına bela olan bir şey. 2 çocuk düşünün bunların öğle yemeğinde ikisinin de karnı doyuyor, birinin dengeli öğün yiyerek diğerinin abur cubur yiyerek. aç değil, sağlıksız.

cerrahpaşa tıp fakültesi

geçen sene 52. dönem mezunlarını vermişken bu sene 192.leri uğurladığını görünce hakkında zaman makinesini icat ettiği yönünde şüphelerim gelişen bir tıp fakültesidir.

uzunyolunyolusu ile gecenin demi

dem neydi? biraz durup nefes almaktı. zamanı dinlemekti. yavaşlamaktı. gelin alalım çaylarımızı bırakalım kendimizi gecenin demine. rengine kokusuna varalım, unutalım, hatırlayalım, dinleyelim, söyleyelim, çalalım. perşembe akşamı saat 10'da türk müziği konseptiyle ve sürprizleriyle bizim radyomuz tıbbiyeli radyoda. hepinizi bekliyor olacağım.

öğretmenliğin yangelip yatma yeri olması

offf gidip öğretmen olun o zaman diye cevaplayacağım başlığımsı saçmalıktır

üniversite eğitimi almış bir insan bu cümleyi böyle kurabiliyorsa biz serviste vizit atarken polde bekleyen hastaların bizi geç kaldı diye şikayet etmelerine ağzımızı açıp tek kelime edemeyiz. sonuçta doktor değiller bilmiyorlar. dışarıdan bakan binlerce göze göre biz de ayda 50 bin lira kazanıp nöbetlerde çekirdek çitliyoruz değil mi?

sen de öğretmen değilsin bilmiyorsun. 7 sülalen öğretmen olsa, öğretmenlerin her türlü şartlarına ve içinde bulundukları sisteme sonuna kadar vakıf ve yıllarca süren büyük gözlemler sonucu bu kanıya varmış olsan dahi, kendi ayaklarınla yürümediğin bir yoldakinin adına böyle konuşmamalısın.

ha bir de... "yan gelip" olacaktı o.

verona rupes



16 şubat 1948'de gerard kuiper tarafından keşfedilen uranüs'ün en büyük 5. uydusu miranda'da bulunan güneş sistemi'mizin bilinen en büyük uçurumudur. yaklaşık 20.000 metrelik bir derinliği olduğu düşünülen bu uçurumun dünyamızdaki en büyük uçurum olan kanada'ya ait baffin adası'nda bulunan 1250 metre derinlikteki mt thor ve 381 metre yükseklikteki empire state ile karşılaştırması aşağıdaki gibidir.



bu da mt thor

vega

kuğu takımyıldızı'ndaki deneb ve kartal takımyıldızı'ndaki altair ile beraber (bkz:yaz üçgeni) ni oluşturur.

barones frozbit

3 yıla yakındır sözlükte yazan ve bilemediğim bir tarihten beridir yöneticilik görevini de sürdüren, yaklaşık 2-3 ay önce de bireysel tanıma imkanı da bulduğum pek kıymetli bir insan, meslektaşım ve arkadaşımdır. sırf sözlükte bulunduğu vazifenin gereklerini yerine getiriyor diye dün gece yaşanan olay ve maruz kaldığı çirkin durumdan dolayı çok çok üzüldüğümü ve kızdığımı belirtmek isterim.

daha önce benim de kaç defa girdiğim entryler kurallara uygun değil diye geçici olarak kaldırılıp tarafıma bilgisi verilmişti. ben de düzeltebildiklerimi düzeltip tekrar koydum, gerçekten başlık ile alakasız olduğunu fark ettiğim entryleri de temenni sildim. hayır yani bunu yapabilmek çok mu zor anlayamıyorum? niye herşeyi hemen kişisel algılayıp ego meselesi haline getiriyorsunuz? bu yönetici arkadaşlarımız her gün bu şekil onlarca olayla uğraşıyorlardır yazık degil mi? kaldı ki geçici uzaklaştırmalarda yönetim ekibi topluca oy birliğiyle karar veriyor zaten. gidip de gözüne bu arkadaşımızı kestirip (ki ben bu konuda tamamen barones'ten yanayım, sırf arkadaşım olduğundan değil gerçekten haklı olduğunu ve yapması gereken şeyi yaptığını düşünüyorum) anonim hesap arkasına saklanarak ağza alınmayacak küfürler edip üstüne tehdit etmesini çok çirkin ve kabul edilemez buluyorum.

son yazdığı giride sözlüğe veda mahiyetinde bir yazı yazmış. umarım anlık bir öfke ve hayal kırıklığı ile alınmış geçici bir karardır. daha önce bir entryde yazdığım gibi, kendisi sözlüğün dinamosudur ve sözlükte hep görmek istediğim bir iki kişiden biridir.

bu kararından vazgeçirmek için işime yarayacak birşey bulur muyum diye çok sevdiği muse grubuyla alakalı biraz google'dan aratınca grup solisti matthew bellamy' nin bugün doğum günü olduğunu farkettim (allah'ın sevgili kulu mode on)

matt'in 41. yaş günü hatırına sözlüğü, radyoyu ve biz yazarları bırakma sevgili barones frozbit.

antares



akrep takımyıldızı'nda bulunan güneşimizin 700 katı büyüklüğünde 980 milyon km çapa sahip bir kırmızı dev ve ona eşlik eden güneşin 7 katı büyüklüğünde olan mavi bir yıldızdan oluşan ikili yıldız sistemidir. gökyüzünde geceleri sarı-kırmızı bir renkte görüldüğü için hep mars ile karıştırılmıştır o yüzden roma mitolojisinde savaş tanrısı olan mars'ın yunan mitolojisinde karşılığı olan ares'ten ismini almaktadır (anti-ares). bu yıldız o kadar büyüktür ki güneşimizin yerinde olsaydı dış sınırları mars'ın yörüngesinin ötesine uzanırdı (mars'ın yörünge çapı yaklaşık 456 milyon km'dir) bu yüzden anti-ares ismi cuk oturmuş diyebiliriz. akrep takımyıldızının tam ortasında olduğu için "akrebin kalbi" de denilir gökyüzündeki en parlak 15. yıldızdır.

yorgun dynein

yeni bir yazarımız ama yazdığı tüm entryleri silmiş. neyse ki terk eylememiş buraları daha.

dostlar, sevgili romalılar, rohanlılar yazarları küstürmeyin ne olur. zaten bir avuç kişiyiz

Toplam entry sayısı: 170

kendine nick altı girmek

instagram

sütlava

muhteşem ötesi, mükemmel tatlı.


çapa'da aynı isimli mini minnacık bir dükkanda satılıyor. baklava hamurundan yapılan tatlıya sütlü bir şerbet döküyorlar. ve normal baklavaya kıyasla çok daha hafif oluyor. şerbetli tatlı yiyemeyen bünyelerin baklava ihtiyacını karşılamasını sağlıyor kendileri. önerim doğrultusunda deneyenlerin hiçbirinden şu ana dek olumsuz yorum almadı.

bir de, gece gece akla düşmemesi gerekir.*

ilk görüşte aşk

20 yıl boyunca* inanmayan gap-j kişisini, yeni doğan yeğenini ilk kez gördüğünde kamyon çarpmışa döndüren olay.

çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum fakat bi de kendi çocuğum olsa nasıl bir şey yaşardım kim bilir. daha önce hiçbir canlıya bu kadar güçlü sevgi ve şefkat beslediğimi hatırlamıyorum.

gelecekteki sevgiliye mektup

aşkımız akut mu olacak kronik mi?

instagram

kendine nick altı girmek

sütlava

muhteşem ötesi, mükemmel tatlı.


çapa'da aynı isimli mini minnacık bir dükkanda satılıyor. baklava hamurundan yapılan tatlıya sütlü bir şerbet döküyorlar. ve normal baklavaya kıyasla çok daha hafif oluyor. şerbetli tatlı yiyemeyen bünyelerin baklava ihtiyacını karşılamasını sağlıyor kendileri. önerim doğrultusunda deneyenlerin hiçbirinden şu ana dek olumsuz yorum almadı.

bir de, gece gece akla düşmemesi gerekir.*

mühendis arkadaşların tıpı kötülemesi



ben ordinaryus profesör operatör uzman doktor md phd yüksek mühendis hakim savcı avukat ekonomist ceo diş hekimi diyetisyen psikolog...

çünkü puanım yetiyordu.

ilk görüşte aşk

20 yıl boyunca* inanmayan gap-j kişisini, yeni doğan yeğenini ilk kez gördüğünde kamyon çarpmışa döndüren olay.

çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum fakat bi de kendi çocuğum olsa nasıl bir şey yaşardım kim bilir. daha önce hiçbir canlıya bu kadar güçlü sevgi ve şefkat beslediğimi hatırlamıyorum.

sevgilinizden ayrıldığınızda ilk yaptığınız şey

ders çalışmak ya da faydalı okumalar yapmak.

ilk kez zihnimin bu kadar açık olduğunu hissettim. vücudumun %99u beyinden oluşuyor gibiydi. ben de oturup ders çalıştım. anlamadıklarımı da ona sordum hatta. verimli bir geceydi.

en havalı tıbbi terimler

pnömotoraks*

aralarında nickimi görüp şaşkın bi mutlulukla göz attığım terimlerdir. #51280

mühendis arkadaşların tıpı kötülemesi



ben ordinaryus profesör operatör uzman doktor md phd yüksek mühendis hakim savcı avukat ekonomist ceo diş hekimi diyetisyen psikolog...

çünkü puanım yetiyordu.

tıbbiyeli sözlük istanbul zirvesi

an itibariyle radyoda hortlattığım etkinlik.

negatif insan

"ya sonu düşündüğümden daha kötü biter ve ben üzülürsem" endişesiyle beklentiyi düşük tutmakla başlayan bu huyun minnoş bünyemde giderek kemikleşmesi sonucu dönüşüyor olabileceğim kişi.

içerik kuralları - iletişim